15'- En Mutlu Gün, En Mutlu Dağlı

2914 Kelimeler
Yorgun gözlerini açtığında koca yatakta tek başına olduğunu gördü. Yan yastığın üstünde bir not ve bir beyaz gül vardı. Tebessüm ederek gülü alıp kokladı, ardından notu aldı. Uyandırmaya kıyamadım. Restoranda toplantıda olacağım. Eğer yanıma gelmek istesen duşunu al hazırlan, odadan çık asansöre bin, 1'e bas ve bana doğru yürü. Tek başına olsan da sakın korkma, kaybolursan ben seni bulurum. "Hıh, deli." Miskince doğruldu. Akşam olmuştu, saat dokuzdu ama uykusunu almıştı. Kalkıp duşa girdi. Kocasının izlerini su alıp götüremezdi, istese de yapamazdı artık. Duşun ardından saçlarını kuruttu tarayarak. Odaya geçip çantanın içinden siyah yakalı ve düğmeli elbiseyi alıp yatağın üstüne koydu. İç çamaşırlarını giyerek elbiseyi üstüne çekti. Saçını ortadan ikiye ayırıp ensesinin biraz üstünde topuz yaptı. Küpelerini taktı. Yüzü tek renk görünüyordu ve bunun için rimel çekerek kirpiklerini belirginleştirdi. Dudağına toz pembe parlatıcı sürdü ve bu sırada elinde ki boşluğu fark etti. Yüzüğü neredeydi? Hızla yatağa gidip yorganı açtı, yastıkların altına baktı, yatağın içini talan etti ama bulamadı. Yatağın çevresine, komodinlerin üstüne baktı ama yoktu. "Nerde ya?" Odanın içinde dört döndü ama bulamadı. Telefonunu alıp Gökmen'i aramayı düşündü ama gerek yoktu, odaya dönünce bulurdu nasılsa. Üzerine kot ceketini giyip ayağına siyah ince ipli topuklu sandaletleri giydi. İstanbul da hava ılımandı nasılsa, hoş otelde olacağı için kapalı ayakkabıya gerek yoktu. Odadan çıkarken gündüz Gökmen'in yaptığı gibi kartı çıkarıp aldı ve odadan çıktı. Elinde telefonu ve kartı varken asansöre doğru gitmeye başladı. Koridor boştu. Asansörün önünde durup düğmeye bastı, bir kat yukarıda olduğu için hemen gelmişti. Kapılar açıldığında içinde biri vardı. Erkek! Binip binmemek konusunda kararsız kaldığında çocuk kulaklığını çıkardı. "Buyurun" dedi kenara çekilerek. O kadar çekiniyordu bir an gerçekten korktu. Yine de cesaret ederek içine girip zaten bire basılı olduğu için arada mesafe bırakıp ellerini önünde birleştirdi. Kapılar kapanınca nefes alamaz olmuştu. Tanımadığı biriyle asansördeydi ve ister istemez panikti. "Fobiniz mi var?" diye sordu çocuk. Cevap vermek istemiyordu, o nedenle başını iki yana salladı. Asansör ineceği kata yaklaşırken put gibi durmuştu. Biraz sonra kapılar açıldı ve inecek olunca çocuk kolunu tuttu, irkilerek kolunu çekip korku dolu gözlerle baktı. " Korkma, burası değil diyecektim" dediğinde iki adam daha bindi asansöre. Dayanamayacaktı. Kapılar kapandı ve artık iyi hissetmiyordu. En dipte duruyordu ve gözü kat sayısını gösteren minik ekrandaydı. Üç, iki, bir. Sonunda gelmişti ve kapılar açıldı. İnsanları yararak çıkıp sağa sola baktı. Restoran ne taraftaydı? "Hanımefendi iyi misiniz? Hey sana diyorum iyi misin?" Nefes almakta güçlük çekiyordu. "Sana yardımcı olabilirim. Nereye gideceksin?" Sevda eli göğsünde dururken bir an için konuşamaz olmuştu. Çocuk kolunu tutarak kendine gelmesini sağlarken gözleri dolmuştu kadının. Ne kadar beceriksizdi, tek başına hiçbir şey yapamıyordu. "Bir şey söyle, yardımcı olacağım." "Restoran" dedi nefesi tutukluk yaparken. "Tamam sakin ol, bu taraftan" deyip yön verirken kolunu tutuyordu. Adım adım restorana giderken gözleri bir an evvel kocasını görmek istiyordu. Ufak tefek titrerken çocuk neye uğradığını şaşırmıştı. Restorana girer girmez zaten onu bekleyen gözleri karısını bulunca gülecek gibi olan Gökmen yanında ki çocuğu görünce ayağa kalktı. "Pardon" deyip seri bir şekilde üstlerine giderken karısının kolunu tutan elini kıracak gibiydi. Anında sinirden alev almıştı. Sevda'nın gözleri kocasını görünce rahatladı ama Gökmen gelip çocuğun eline vurarak çekti. "Elini kırarım" derken kısık tonda konuşsa da tehditvariydi. "Beyefendi sakin olun kardeşiniz-" "Ne kardeşi lan karım o benim" diyerek üstüne yürüdü. Bu sırada Sevda önüne geçti, konuşacak gücü yoktu henüz. "Öyle mi, yüzüğü yoktu" deyince ateş saçan gözlerini karısına çevirdi. Bir hışımla elini tuttu ve baktı. Gerçekten yüzüğü yoktu. "Yüzüğün nerde senin?" diye sordu sert tonda, Sevda irkildi. Çocuk bunu görünce her duyarlı vatandaş gibi araya girme ihtiyacı hissetti. "Hanımefendi sizi zorla mı tutuyor bu adam?" Gökmen delirdi. "Siktir git elimden bir kaza çıkmadan." "Ha-hayır" dedi en nihayetinde. "Teşekkür ederim, ben biraz panik oldum sadece" deyip kocasına döndü ve çocuğa öldürecekmiş gibi bakan kocasının yüzünü elleriyle tutup kendine çevirdi. "Özür dilerim ben panik oldum. Korktum. O da yardım etti sağ olsun." "Yüzüğün nerde?" diye sordu yüzüne eğilerek. "Bilmiyorum uyurken elimden çıktı galiba, aradım ama bulamadım." "Beni neden aramadın?" "Gökmen korkuyorum ama!" Gardını indirdi. "Tamam özür dilerim, benim hatam. İyi misin, neden korktun?" "Ne beceriksizim ya, yukarıdan aşağıya bile inemiyorum tek başıma. Üç kişi vardı, korktum işte." "Tamam bir şey yok korkma. Teselli olacaksa asansörlerde kamera var karım... Hadi gidip yüzüğünü bulalım." "Acıktım sonra arasak? Elimi bırakma yeter." Sarılıp alnını öptü, sonra bir süre sakinleşmesi için bekledi. Kısacık zamanda onu hiç bulamayacağını sanmıştı. Hep bu travmaları yüzünden, oysa her şey normaldi. Kimsenin ona bir şey yapacağı yoktu ama işte gel gelelim bunu kendine anlatamıyordu. " Hadi gel alnına evli yazacağım" deyince Sevda sesli güldü. Toplantının olduğu masaya geldiklerinde, "İyi akşamlar" diyerek kocasının çektiği sandalyeye oturdu. Kendi de yerini alınca az önce ki çocuğu buldu gözleri, bardaydı yanında biriyle. İş konuşmaya devam ederlerken Sevda için servis açtılar, usul usul yemeğini yerken konuşulanları dinliyordu. Epey bir zaman genel konulardan konuştular. "Bir şey içmek ister misin?" diye sordu Silan, Sevda'ya. "Su yeterli." "Onu demiyorum, şarap, şampanya falan." "İstemem." İmza atmak için zaman istedi Gökmen. Adamlar bir gün daha burada olduklarını söyledi ve toplantı bitti. Silan onlarla kalkıp giderken kocasına döndü. Yüzü asıktı Gökmen'in, gözleri hâlâ çocuğun üstündeydi. Çenesini tutarak kendine çevirdi yüzünü. "Bir sorun mu var?" "Cık" yaptı ama olduğu belli oluyordu. "Niye asıldı yüzün?" Karısına dönerek kolunu onun sandalyesine koyup elini sırtına koydu. "Çocuk genç" dedi. "Hangi çocuk?" "Sana yardımcı olan çocuk!" "He, eee?" "İşte genç. Seninle yaşıt gibi" deyince Sevda gözlerini kıstı, dudakları aralık duruyordu. "Yani?" "Sende gençsin, benden epey gençsin. Ben üç çocuklu adamım, yaşım da otuz dört." "Yaşlı mısın kıskanç mı?" diye sordu Sevda gülmemek için kendini tutarak. "Bu komik değil." "Beni kıskandın mı?" diye sordu cevabını deli gibi merak ederek. Gökmen yüzünü önüne eğdi, kadının kucağında ki elini tutarak cevaptan kaçındı. Sevda yüzüne eğildi, cevap bekliyordu. "Evet"dedi söyleyerek." Kim olsa kıskanır Sevda. Sen hem gençsin, hemde çok güzelsin "dedi ağzı dolu dolu." Güzel kokuyorsun, güzel bakıyorsun, sesin bile güzel. Benim neyim var yaşım ve üç çocuğumdan başka?" "Sana inanamıyorum" derken kıskanılmış olmanın mutluluğu içindeydi aynı zamanda. "Yaşlı ve üç çocuklu bey, ben senin karınım." "Kardeşim sandı seni ya, aramızda ki fark belli oluyor." "Ne önemi var?" "Bak" dedi kararlı bir sesle. "Gün olur da başkasına aşık olursan bana dürüst ol bugün olduğun gibi. Dilin varmazsa seni istemiyorum de ben anlarım ama lütfen gururumu incitmeden yap bunu." Ellerini adamın yüzüne koydu. "Gökmen, ben kolay kolay insan tanımak istemem, kaldı ki birine aşık olmak mı? Yapma rica ederim. Kendini neden küçümsüyorsun? Çocukların var diye mi, ne olmuş? Ben önce çocuklarını sevdim bunu sakın unutma. İnsan istemediği yerde durmamalı elbette ama ben yanındayım ve hep öyle kalmak istiyorum. Zaman ne gösterecek bilemeyiz ama böyle kalmamı istiyorsan böyle kal olur mu? Aşkı bilemem ama sevgimi sana vermek istiyorum, hemde bunu kendi isteğimle yapıyorum. Korkmadan, kaçmadan ve pes etmeden seninle yürümek istiyorum. Ben burada mutluyum "derken gözünün içini kast etti, adam bunu anlamıştı. " Bende rahatsız olduğun bir şey görürsen söyle düzeltirim. Söyle ama tamam mı? " " Söylerim. Lütfen gülümse, balayındayız biz. " " Seni bir yere götüreceğim "dedi anında balayı moduna dönerek. " Nereye, galatayı mı?" "Galataya mı! Yok karım oraya gündüz gideriz, şimdi gece kulübüne gideceğiz." "Ha ne!" diye aşırı bir tepki verdi. Gökmen gülerek çenesini sıktı. "Evet, sana bir sürprizim var." "Bana mı?" "Tepkilerini yerim senin" deyip yanağını öptü. "Doyduysan kalkalım önce yüzüğünü bulalım ama." "Tamam ama" deyip telefonu ve kartı alarak kalktı ve elini tutan adama yine koşar adımlarla yetişti. "Ben hiç bilmiyorum orası nasıl bir yer. Okuduğum kitaplarda olduğu gibi mi acaba?" "Ne okuduğunu bilmiyorum ki." "Hani böyle kocaman, renkli ışıklı, son ses müzik falan." "Aynen öyle karım... Silan kapıda buluşuruz" deyin Silan baş parmak işaretiyle onayladı. Asansöre binip yukarıya çıktılar. Gökmen kartı alıp kapıyı açtı ve odada hummalı bir şekilde yüzüğü aramaya başladılar. Sevda'nın baktığı yerlere Gökmen de baktı ama görünürde yoktu. Yatağın kenarlarına bakmak için yatağı kaldırdı ve evet yüzük başlığın dibine düşmüştü. Rahat bir nefes vererek yüzüğü aldı. Bu defa karısının parmağına kendisi taktı yüzüğü, sonra elinin üstünü öptü. "Dikkat et, bir daha çıkmasın parmağından." "Normalde çıkmıyordu ama çok yaramazlık yaptın, kayıp gitti zaar." Böyle söyleyince son uzun sevişmelerinde kadını yatağın içinde nasıl evirip çevirdiğini hatırladı, midesi kasıldı. "Bunun için hiç utanmıyorum karım." "Utan denedim ki." Gökmen'in telefonu çaldı, böylece karısını dudağından öpemedi. "Efendim kızım" diyerek açıp sesi dışarıya verdi. "Ne yapıyorsunuz baba?" "Gezmeye gidiyoruz. Bir sorun yok değil mi?" "Yok yok, iyiyiz. Baran'ı yatırdım, ders çalışıyordum. Bir şey isteyeceğim senden." "Söyle kızım." "Bana parfüm alır mısın? Markasını yazacağım sana." "Alırım tabi de yok muydu? İzmir'den almadık mı?" "Onu almamışız ya, benimki de bitti. " "Tamam, başka bir şey istiyorsan yaz." "Bu kadar. Yarın sabah Sevda ablayı bizi götürdüğün yere götürsene, bayılır." "Adaya diyorsun." "Evet, biraz romantik ol." Sevda elini ağzına kapatmış gülüyordu. "Bir güne sığmaz hepsi ama." "Hım, o zaman tatlı yediğimiz yere götür." "Bak o olur." "Dönmek için acele etmeyin dedim ama canım sıkılıyor." "Sevda'yı çabucak getireyim yani?" "Onun önce bizim olduğunu unutma." "Yok ya serseriye bak." "Bu işler böyle. Adaya ara tatilde gideriz o zaman hep birlikte olur mu öyle?" "Olur canım olur." "Sevda ablaaaaa" dedi Özcan arkadan. "Efendim canım." "Canımız sıkılıyor, gel." "Yarın akşam geliyoruz, söz. Sen bir şey istiyor musun?" "Seni istiyorum, bu bana yeter" dediğinde gülüşü buruk bir tebessüme döndü. "Tamam, yarın akşam masal gecesi yapacağız." "Yaa evet, çok özledim seni." Gökmen oğluyla konuşması gerektiğini biliyordu da bunu nasıl yapacağını bilmiyordu. "Görüşürüz" deyip kapattılar. Sevda bir an önce orada olmak isterdi ama işte. "Yarın akşam kesin gidelim." "Gidelim canım." El ele tutuşup odadan çıktılar. Kapıya temizlensin yazısını astı, malum darmadağınık. Asansörle aşağıya indiler, sonra arabaya binip yola çıktılar. Silan arkada telefonuyla ilgileniyordu. Sevda "Silan" dedi arkaya dönerek. "Hı" diye cevap verdi, neyle meşgulse gözünü çekmiyordu. "Sen evli misin?" Bunu duyunca birden kaldırdı başını. "Ne evlisin be, ıy yok." "Değilsin yani?" Gökmen gülüşünü tutuyordu. Kadına kafayı taktı ya. "Değilim tabi ki. Ben geçici ilişkiler taraftarıyım, böyle hasar olmuyor." "İstanbul'da olunca tabi" deyip kocasına döndü. "Aynen tatlım, İstanbul'da olmak ve anı yaşamak muazzam bir şey. Tavsiye ederim." "Yavaş ol" dedi Gökmen. "Pardon siz evliydiniz değil mi? Unutmuşum." "Gözüne sokarım o telefonu." "Kızma canım benim senin için mutluyum" gibi bir şey yuvarlandı ağzından. Sevda iyice sinir oldu. "Sanki değilsin gibi!" "Niye olacak mışım ya, ayrıca sen nerden çıktın? Herkeste bir üstüne düşmeler falan. Şimdi ben arkadaşımla baş başa bir şeyler yapamayacak mıyım?" "Tek derdin bu mu? Arkadaşın hâlâ arkadaşın çünkü ama kast ettiğin bu değilse de üzgünüm yapamazsın." "Ne kast edebilirim Sevda, Gökmen benim abim gibi. Yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmedi ben buraya gelene kadar. Elbette arkadaşım, hatta tek dostum ve sana gıcığım kızım ayağını denk al." "Tamam" dedi ellerini kaldırarak. "Bir daha kocamla İstanbul'a gelmek için sana sorarım." "Lütfen." "Tamam" diyerek araya girdi Gökmen, karısının elini tuttuğunda Silan göz devirerek telefonuna döndü. Lokasyonu takip ederken gittiği yol bitince durdu. Vale olduğu için arabayı çalışır vaziyette bırakıp indi. Hızlıca karısını yanına varıp elini tuttu. "Bana bak" dedi Silan omzunu Sevda'nın omuzuna değdirerek. "Sana gıcık değilim." "Bende değilim merak etme, olduysam da geçti." Gökmen;"Heh şöyle, hadi bakalım." Kapıda ki görevliyi geçip girdiler. Gümbür gümbür müziğin kaynağına doğru yol alırlarken Sevda ağzı açık bir şekilde etrafa bakıyordu. Kitapta okuduğundan çok daha canlıydı. Kıpır kıpır enerjisi onu sarıp sarmalarken kocasının kolunu tuttu boşta ki eliyle. Kalabalıktı, bas müzik insanın beynini bile harekete geçiriyordu. Hâlâ etrafa bakarken yürümeye devam etti ne zaman durduğunu bilmeden. İnsanların içine doğru giderken adım atacak yer vardı neyse ki. Sahnede müzikle dans eden iki çocuğa takıldı gözleri. Sahnenin önünde en az onlar kadar coşkulu dans edenler vardı. "Story time" dedi Silan ve ön kamerasıyla kayıt yapmaya başladı. Gökmen karısının önüne geçmiş konuşmak için gözlerinin alışmasını bekliyordu. Şaşkın tavşan bakışları devasa mekanın içinde tut atarken değişen ışıklar gözünü alıyordu. Sonunda gözleri kocasını bulunca gülümsedi. Gökmen onun ellerini boynuna koyup beline sarıldı. "Seni birine getirdim" dedi kulağına. Ses çok yüksekti, bu yüzden bağırdı. "Kime?" deyince kenara çekilip arkasına geçti. "Bak" dedi bir locayı göstererek. "Beyaz tişörtlü" diye tarif etti. O locada tek beyaz tişörtlü olarak oturan adama baktı. Yüzü donup kaldığında gözünü bile kırpmadan o adama dalıp gitti. Senelerin verdiği hasretle gözleri dolarken "Dayım" dedi. Gökmen başını salladı ve elini bıraktı. Adam masadakilerle sohbet ediyor, yer yer gülüyordu. Gökmen'in onu bulmasını sağlayan kız hemen yanında oturuyordu ve adamın kulağına "sana bakıyor şu kadın" diye söyledi. Sevda dayısının gözleri onu bulunca iç çekti. Gözlerini kırpmadan iki yaş düşürdü yüzüne. Adam Sevda'yla göz göze gelince durup kaldı. Bu kız niye böyle bakıyor diye geçirdi içinden. Sonra bir gariplik fark etti ve başını omuzuna doğru eğdi. Bu sırada Sevda gülümsedi. Koca bir şaşkınlıkla ayağa kalktı adam. Dayısı Sevda'yı ne kadar değişmiş olursa olsun gülüşünden tanır. "Sevda" dedi ama sesini duymasa da bu belli olmuştu. "Sevda'm" deyip hızlıca ineceği yere doğru koştu. Bu sırada Sevda da onu takip ediyordu koşarak. Adam merdivenleri inip koşarken aynı şekilde gidiyordu Sevda çok kısa zamanda sımsıkı sarıldılar. "Sevda... Benim güzelim." "Dayı... Dayım." "Kurban olurum sana. Nerden çıktın sen?" deyip çekilip yüzüne baktı. Sevda saçını açmış, makyaj yapmış, biraz da olgunlaşmıştı ama çok iyi görünüyordu. "Gökmen getirdi." "O kim?" "Gökmen Dağlı, eşim" deyince adamın yüzü soldu. "Ne? O adam evli, ne diyorsun Sevda?" "Değil, yani benimle evli, of dayı ya buradayım işte." Kavuşmanın heyecanını geri çağırıp sarıldı. Uzun uzun sarıldılar. "Sen İstanbul'dasın!" Başını salladı Sevda. "Gözlerime inanamıyorum ya bebeğim hoş geldin." "Seni çok özledim." "Ben daha çok. Gel, gel benimle" deyip elini tuttuğunda geri dönüp kocasına baktı, Gökmen başını sallayınca dayısının peşinden gitti. Merdivenleri çıkıp soldan devam ederlerken gürültüsüz bir yere gidiyorlardı. Bu sırada Gökmen çıkıp locaya oturdu. Aklı Sevda'daydı. Ya dayısını bulunca onunla gitmek istemezse? Ya dayısı kal dersen ve o da kabul ederse? "Viski" dedi garsona. Gözleri gittikleri yerdeydi, parmağını ısırıyordu. Hal böyle olunca ne yapabilir ki? Fikrimi değiştirdim, kalacağım dese zorla mı götürecekti? İçi daraldı. İyi yaptığını biliyor da sonucunda Sevda'yı kaybetmek de vardı. "Otur tatlım" dedi dayısı. Koltuğa oturdular yan yana ama birbirlerine dönerek. "Nasılsın?" "İyiyim, sen nasılsın? Neler yapıyorsun?" "Bende iyiyim, çalışıyorum. Müdürüyüm buranın, gecelerim böyle." "Hiç değişmemişsin dayı, hâlâ çok yakışıklısın." "Yok be, yaşım kırk oldu, bak saçıma ak düştü. Asıl sen, ne kadar güzelsin. Seni son gördüğümde yüzünün solgundu ama şimdi hayret verecek şekilde ışıl ışılsın. Saçını açmışsın." "Aslında saçımı baş ağrısı yüzünden açtım, böyle de kaldım." " Olsun ya. Söyle bakalım Sevda, kuma mı gittin!?" "Bana kalsaydı gitmezdim ama kuma değilim. Gökmen'in eski eşi vefat etti. Dün resmi nikahımız kıyıldı, bugün de balayındayız." "Olduğun yerde iyi misin? Mutlu musun onu söyle bana. Hazır buraya kadar gelmişken göndermem seni." "Güvendeyim dayı, Gökmen iyi bakıyor bana." "Gerçekten mi? Bak bana yalan söylemene gerek yok. Mutluymuş gibi yapma bile." "Ne görüyorsan o." "Çok iyi görüyorum" dedi gülerek. "Bak seni buradan kaçırmam mümkün, benimle kalmak istersen başımın üstünde yerin var biliyorsun. Gerçekten söyle ama kalmak istiyor musun?" "İstemem dayı, Gökmen'in çocukları çocuklarım gibi onları bırakmam." "Sen anneleri değilsin." "Fark etmez ki, onların yanında huzurluyum, Gökmen'le mutluyum. Başka yerde yaşamam mümkün değil artık." "Aşık mı oldun sen?" "Öyle mi olmuşum?" dedi utanarak. "Olmuşsun güzel kızım. Mutlu oldum ama, seni bana kadar kendi elleriyle getirmiş baksana, senin mutluluğunu düşünüyor." "Ona kızma, ben çok iyiyim. Seni gördüm ya, yeter bana. Hatta bu artık devam edecek bile. Evimize gelirsin gönül rahatlığıyla, kimse bir şey demez, seni görmeme engel olmazlar. Bugün hayatımın en mutlu günü dayı" derken gözyaşlarını tutamadı. "Daha önce böylesi mutlu olmadım biliyorum." "Seni kısıtlamıyorsa, aksine bu evlilik seni özgürleştiriyorsa nasıl kızarım. Sen mutluyum diyorsun, bana diyorsun üstelik. Senin için nasıl mutluyum artık anlatamam. Daim olsun güzelim, hep mutlu ol." "Beni arayabilirsin istediğin zaman." "Telefonun da var!" "Evet." "Ya aramaz mıyım? Canım benim canım, çok özledim seni." Sarılıp hasreti susturdular. İki rahat gönüldü onlar. Gökmen bir büyüklük yapıp karısını hayatında ki en değerli insana getirmişti. "Gidelim de Ağamızın elini öpelim." "Ya dayı!" "Ağa eşi misin sen? Hanımağa mı oldun he?" "Of dayı ya." Kalkıp yeğenini kolunun altına alarak odadan çıktılar. Geldikleri yere geri dönerken Gökmen ayağa kalkmıştı ve anında göz göze geldi kocasıyla. "Kocam orada" dedi yanına gitmek için adım atarken. Dayısı da onunla birlikte gidiyordu. Yukarıya çıkıp locaya ulaştıklarında Semih ve Gökmen sıkıştı. "Hoş geldin Ağam." "Estağfurullah Dayı." Sevda katıla katıla güldü, bu ne yaman çelişkidir böyle. "Yeğenimi bana getirdiğin için çok teşekkür ederim Gökmen." "Rica ederim, sende istediğin zaman evimize gelip yeğenini görebilirsin Semih." "Kraaaaal. Oturun oturun, bir de yan yana göreyim sizi." Sevda kocasının yanına gidip onunla birlikte oturduğunda çaprazlarına oturdu Semih. Karısının yüzünden herhangi kötü bir sinyal olmadığı için sevinmiş, göğsüne yaslı duran kadının saçını koklayarak öpmüştü. " Ne içersin? "diye sordu yeğenine. " Bilmem. " " Sevda, istersen alkol alabilirsin"dedi Gökmen. "Emin değilim." "Eh Semih alkol ilkini sana bırakıyorum" dediğinde Semih şaşkın şaşkın kaldı. "Alkol! Sevda!" "Hayatının ilklerini sıraya dizdim, yapmadığı bir şey kalmayacak." "Aslanım. Hemen geliyorum" deyip kalkıp bara kadar gitti. Kocasına biraz daha sokulup şu an burada olduğu için mutlu olmanın minnetini sundu. "Teşekkür ederim Gökmen. Çok teşekkür ederim." "Kalmak ister miydin?" diye sordu yine de ondan duymak isterken. "İstemem, çok eskiden isterdim de şimdi istemiyorum." "Ödüm koptu" deyip sıkıca sardı. "Madem korkuyorsun, neden getirdin beni o zaman?" "Sen mutlu ol diye, bu bana pahalıya patlayacaktı belki ama senin bir seçeneğin olacaktı." Yüzünü kocasının yüzüne dönüp yanağını öptü. "Sen serseri bir ağasın." "Özümde iyiyim biliyorsun..." Gülüşürken onları izleyen Fatma Hanım'dan haberleri yoktu. Silan Mardin'e naklen yayın yapıyor çünkü. Fatma Hanım onları öyle görünce içi içine sığmaz olmakla birlikte duygu boşalması yaşıyordu. Gökmen ilk defa çok mutluydu,anne yüreği de bunu kutluyordu işte. Usulca telefonu kapatıp yaşlı gözlerini pencereye çevirdi. "Ya Yavuz Ağa, sen beceremedin ama ben yaptım. Şimdi ölsem de gözüm açık gitmem. Sen kızımın canına sebep oldun ama ben oğlumu yaşattım. İki dünya bir araya gelse oğlumu bir daha mutsuz etmem. Uyu bakalım, gittiğin yerde huzurlu musun acaba?" 🧚🏻‍♀️ Kitabıma yorum yapmayı ve beni takip etmeyi unutmayın...
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE