Brayden evde ki sessizliğin üzerine pencereye yanaşarak kalın perdeyi eliyle hafifçe araladı. Kızı merak ettiğinden değil sadece yine başına bir iş gelirse diye endişeleniyordu.Araladığı perdenin arkasından yavaşça yüzünü güneşe vererek sahile baktı. İlk başlarda kızı göremese de daha sonra parlak sarı saçların gözünü kamaştırdığını farkederek perdeyi biraz daha araladı. Şimdi tamamen yüzen kızı görebiliyordu. Kıyıya doğru yüzen kızın bir süre sonra sudan çıkmakta olduğunu farketti. İlk önce kızın onuzlarını gördüğünde anında perdeyi bırakarak geri çekildi. Bu yaptığının kötü bir şey olduğu düşüncesi ile endişelenmişti. Bir süre bekledikten sonra perdeyi hafifçe tekrar araladı.
Şimdi genç kız üzerine giydiği toz pembe elbiseyle eve doğru yürüyordu. Kurulanmadan giyindiği için elbise ince vücuduna yapışmış ve güneşin altında kızın bütün hatlarını ortaya sermişti.
Aptal kız diye mırıldanarak perdeyi kapattı. Güneşin yakıcı ışıklarının değdiği yanağına hafifçe dokunarak ısıyı gidermeye çalıştı. Yanağının soğukluğuna alıştığı için bu durumu garipsemişti.
Tekrar çalışma masasına oturarak anlaşmalarla ilgili kağıtları okumaya ve iş yapabileceği yerlerin kağıtlarını imzalamaya başladı. Bir süre sonra kızı aklından tamamen çıkarmış vaziyette işine yoğunlaşmıştı.
Avery odasına girdiği zaman üzerinde ki ıslak elbiseyi çıkararak kuruması için koltuğun üzerine serdi. Daha sonra havluya sarılarak kurulanmaya çalıştı. Yatağın üzerine oturduktan sonra arkadaşının dediklerini düşündü.
Bilge kadının dediğine göre bir deniz kızı kalbinden isteyerek kıyıya çıkarsa vücudu insan formunu alırmış ve gerçek sevgiyi bulmadan da dönemezmiş.
Tanrım ne yapacağım ben diye mırıldanarak yatağa uzandı. Nasıl evime geri döneceğim . Ya da nasıl... aklına tekrar arkadaşının söylediği sözler geldi.
Evinde bulunduğun adamın seni sevmesini sağlayabilirsin arkadaşım o zaman denize geri dönebilirsin....
ahh bunun olmasının imkanı dahi yok. Asla dönemeyeceğim diye düşündü.
Üzerinde ki havludan kurtulup kuru bir elbise giydikten sonra odanın kapısını açtı. Karnı gurulduyordu ve mutfağa gitmenin en iyisi olduğunu düşündü sonuçta akşam yemeğine kadar bekleyemezdi. Mutfak kapısından içeri girerek hizmetçi kızla göz göze geldi. Yiyecek bir şeyler alabilir miyim çok acıktım diye nazikçe sordu.
Çalışan kız tepsiyle birlikte kıza bir kaç şey verdikten sonra gitmesi için bekledi. Avery mutfağa göz attıktan sonra burada yiyebilir miyim sizi rahatsız etmem sessizce yer giderim dedi.
Hizmetçi kız şaşırsa da bişe demedi ve sadece tabi ki diye mırıldandı.
Avery mutfak masasına oturarak sandviçten bir ısırık aldı. Bütün sandviçi bitirdiğinde yemek yapmakta olan kıza dönerek neredeyse bir haftadır buradayım ve adınızı bilmiyorum diye gülümseyerek sordu. Genç kız arkasını dönerken Joel Diye cevap verdi.
Tanıştığıma memnun oldum Joel. Ben de Avery dedikten sonra ne zamandan beri bu evdesin diye sordu. Genç kız elinde ki kaşığı bırakmadan genç kız kendimi bildim bileli leydim diye cevap verdi. Küçüklüğümden beri buradayım, ben yaşlı uşak Albert'in kızıyım leydim diye de ekledi.
Avery gülümseyerek bilmiyordum öğrendiğim iyi oldu diye cevap verdikten sonra sadece ikiniz mi çalışıyorsunuz yıllardır diye sordu. Genç kız bir an boşta bulunarak hayır leydim önceden bu ev çok kalabalıktı Lordumuzun başına gelenlerden sonra herkesi gönderdi. Sadece babamla ben kaldık diye cevap verdi. Sonrasında ise gözleri korkuyla büyüyerek tanrım yine çenemi tutamadım lütfen duymamış gibi yapın leydim Lordum bu söylediklerimi duyarsa işimden olurum Diyerek endişeyle konuştu.
Avery genç kızın ağlamaklı haline bakarak lütfen sakin ol Joel ben Lorda hiç bir şey söylemem merak etme diyerek kızı sakinleştirmeye çalıştı. Bu konuşma aramız da kalacak dedikten sonra kızın bahsettiği olayın ne olduğunu düşündü. Tekrar tabağında ki keki yemeye başlarken acaba tekrar sorsam mı diye düşünse de yemekleri karıştıran kıza bakarak vazgeçti. Daha sonra öğrenecekti şimdilik kızın üzerine gitmek istemeyerek meyve suyunda ki son yudumunu içti. Tepsiyi kıza verdikten sonra ben artık gideyim sana da engel olmayayım Joel diyerek kıza gülümsedi.
Gitmek üzere arkasını dönmüştü ki Joel kızı durdurarak çok yakışmış diye seslendi. Yakışan ne joel diye soran Avery kıza gülümseyerek baktı. Elbise leydim Lordun size verdiği elbiseler çok yakışmış dedikten sonra kıza baktı. Biliyor musunuz leydim, elbiseler lordun annesine aitti. O da sizin gibi çok güzeldi. Düşes genç yaşında öldüğünde lordumuz burada değildi. Bu acı onu derinden yaraladı. Genç kız yine söylememesi gerektiği şeyleri söylediğini farkederek üzgünüm leydim lütfen gidin hadi diyerek arkasını döndü.
Avery kızın sözleri üzerine mutfaktan çıkarak evin karanlık koridorlarında yürümeye başladı.İçinde büyüyen merak artık cevabı öğrenmek istemesine sebep oluyordu. Perdeler neden kapalı, bu ev neden bu kadar karanlık, neden herkes konuşmaktan kaçınıyor, ve geçmişte ne yaşandı.
Aklında bu sorularla kütüphaneye doğru yöneldi. Belki sıkıntısını giderecek bir şeyler bulabilirdi.
Kütüphanenin kapısını açarak büyük ve sessiz odanın içine baktı. Kimseler görünmüyordu. Bir kaç saat burada takılabilirim diyerek içeriye girip kapıyı arkasından kapattı. Ellerini raflarda dolaştırarak kitapların ciltlerine dokundu. Sanki hiç biri daha önce dokunulmamış gibi tertemiz ve parlaktı. Gözü biraz daha yukarılara kaydı. Siyah altın renginde yaldızları olan bir kitap gözüne çarptığında kitabın içeriğini öğrenmek için merakla doldu taştı. Oraya ulaşabilmek için etrafına bakınarak yüksek bir şeyler aradı.
Kenarda duran merdiveni gördüğünde yanına giderek istediği yere doğru taşıdı. Merdivenin üzerine çıkarak rafa uzandı. Boyu hala yetişmiyor olsa da parmak uçlarında yükselerek kitaba dokundu. Kitabı elleri arasına aldığında dudaklarından küçük bir çığlık koptu üzerinde durduğu merdiven sallanırken düşüyor olduğunu hissetti. Kısa bir an sonra kendisini sert bir şekilde yerde bulmayı beklerken erkeksi bir kokunun burnuna dolduğunu hissederek gözlerini açtı.
Kendi deniz mavisi gözleri Brayden'in grileriyle buluşurken utançla deri bir nefes vererek teşekkür ederim diye fısıldadı. Neredeyse düşüyordum derken adamın sözünü kesmesi ile bedeni kaskatı oldu. Çığlığını duymasaydım geçip gidecektim Avery seni bulduğum için şanslısın diyerek kızı kollarından aşağı indirdi.
Avery elbisesini düzelterek canım sıkılmıştı okuyacak bir şeyler arıyordum diyerek durumu anlatmaya çalıştı. Brayden kızın uzanmaya çalıştığı bölüme bakarak orada ki kitapları okuyamazsın italyanca onlar diye söylendi. Avery Brayden'in kendisine söylediği sözler karşısında biraz geriye çekilerek okuyamadığımı nereden çıkardınız Lord Brayden diye sordu.
Brayden kızın söylediği söz karşısında gözleriyle kızı baştan aşağı süzerek italyanca okuyabildiğini mi söylüyorsun diyerek kıza küçümseyen bir bakış attı. Avery kendisine güvendiğini belli edercesine elbisesinin eteklerinden tutarak bir dizini kırıp eğiliyormuş gibi yaptı. Lordum beni gözünüzde fazla küçümsüyorsunuz dedi. İtalyanca da dahil olmak üzere 7 dil okuyabiliyorum diyerek cevap verdi. Ayrıca konuşabildiğini belirtmeyerek adamın zaten anlayacağını düşündü.
Geçirdiği yıllar boyunca bir çok yerde bulunmuştu ve gittiği büyük denizlerde ki yaşam biçimine göre öğrenebildiği kadarını öğrenmişti.
Gerçekten 7 dil bildiğine inanmamı mı bekliyorsun yani diyerek raftan aldığı kitabın kapağını açtı. Rastgele bir sayfa açtıktan sonra oku diyerek kitabı kıza doğru çevirdi. Avery adamın kendisine inanmadığını farkederek açık olan kitaba baktı. Peki diyerek kitabını eline aldı.
Kitapta yazılana baktıktan sonra başını kaldırarak adamın gözlerine baktı. Gerçekten burayı mı okumasını istiyordu yani. Tekrar emin olmak adına bakışlarını Brayden'in yüzüne doğru kaldırdı. Gerçekten burayı mı okumamı istiyorsun diyerek sordu. Brayden sabırsızlandığını belli edercesine evet lütfen diyerek sırtını kitaplığa dayadı ve kollarını göğsünde bağladı. Kızın zaten okuyamayacağını düşündüğü için rahat bir şekilde açıp vermişti.
Genç kız kitabı elinin üzerinde destekleyerek okumaya başladı. Mi manchi come l'aria che respiro " İçime çektiğim hava gibi seni özledim." Pencereden içeri giren serin hava odanın içini doldururken genç kız devam etti. Ti penso sempre " Her zaman seni düşünüyorum " ... Avery boğazını temizleyerek duraksadı. İlk defa sıcakladığını hissederek tekrar okumaya çalıştı.
Voglio vederti stasera " Bu gece seni (rüyamda) görmek istiyorum " Brayden'in gözlerinden belli belirsiz bir parıltı geçti. Gördüğü rüyayı hatırlamıştı.
Tu sei una stella... La mia stella , " Sen bir yıldızsın... Benim yıldızım..."
Cara mia, ti voglio bene, "Sevgilim, seni seviyorum."
Avery kitabın kapağını kapatarak Brayden'in gözlerine tereddütle baktı. Genç adam yaslandığı kitaplıktan çekilerek Io ti appartengo e tu mi appartieni, "Ben sana aitim, sen de bana aitsin. " dedi. Daha sonra kızı düşünceler içinde bırakarak odadan dışarı çıktı.
Avery aklı karışmış bir biçimde kitabın kapağını açarak devamında böyle bir yer olup olmadığına baktı. Ya da atladığı bir bölüm olup olmadığını görmek için gözlerini sayfanın üzerinde hızlıca gezdirdi. Göremediği satırlarla huzursuz olarak kitabın kapağını kapattı.Kitabı masanın üzerine bırakarak odadan çıktı.