“Turan… O kadın Meryem’di.” Turan’ın yüzü bir anda sertleşti, dudaklarının kenarı titredi. “Ne saçmalıyorsun sen, Yiğit?” “Kardeşim, gözlerimle görmesem asla inanmazdım. Ama o kadın… Meryem’di.” Turan başını iki yana salladı. “Hayır. Yanlış görmüşsündür.” “Turan, yemin ederim… Meryem’di.” Turan’ın sesi bu kez daha sert, daha keskin geldi: “Lan ben onu toprağa gömdüm. Tabutunu taşıdım. Mezarına toprak attım.” Yiğit, derin bir nefes aldı. “Bak, yol boyunca düşündüm. Bunu sana desem mi, demesem mi diye. Ama gözlerimle gördüm.” “Hayır, yanlış gördün. Meryem öldü, tamam mı?” “Yarın birkaç adamı yollayalım, baksınlar.” Turan, direksiyona sertçe vurdu. “Hâlâ saçma sapan konuşuyorsun! Konuşma lan daha fazla!” “Sadece bakacağız. Başka bir şey yapmayacağız.” Turan’ın sesi kısılıp boğ

