16. Bölüm

1104 Kelimeler
Bölüm 16 Yeni okulumun kapısını aralamanın vakti gelmişti, artık yeni bir düzen beni bekliyordu. Hiç tanımadığım insanların arasına gidecektim. Heyecan boyumu geçiyordu. Birazcık da korkuyordum değişimim çok fazlası ile mevcuttu ama yeni okul için yeterli olur muydu tedirgindim kafam çok karışıktı. Orada nice insanlar olacaktı belki concon tipler belki çok güzel kızlar belki de çok zenginler belki de sıradan samimi ben en bayıldığım insanlar topluluğu. Hazırlandım sabah kalkıp hemen okula gitmek için yola koyuldum. Metro ile merkeze gitmek çok zevk vericiydi. Okulumun heykel gibi bir yerde olması bana bir özgüven vermişti. Çünkü o koruma alanın dışına çıkmıştım iyice. O sosyal medya hesabımı kapatmıştım, orada ki çoklu insanlar grubu ile görüşmüyordum sadece sevdiğim bir takım insanları bırakmıştım onları da i********: denilen yeni bir sosyal medya platformundan takip etmeye başlamıştım. Yeni sayfa açmaya tam gaz hazırdım. Okula gittim ve sınıfıma girdim. Sınıfta en tatlı en havalı kız ile çok yakın olduk hemen adi Rukiye idi. Sevmiştim tatlı ve samimi birisiydi. Onunla sigara içmek için aşağı indik ama nasıl dönüleceğini bilmiyorduk. Bizim gibi yukardan inen birisi vardı ona sorduk nasıl geri gideriz diye o da bize yardım etti Sonra bize çay falan ısmarlamak istedi. Yanlış anlamadık arkadaş olmaya çalışıyordu. Kabul ettik. O çocuğun benim hayatımı baştan sona değiştireceğini bilmiyordum her şeyden habersizdim. Çok eğlenceli bir tipti zaten gülüp eğleniyorduk. Bayağı samimi olmuştuk tenefüs aralarında ful görüşüyorduk. Rukiye nin o sıralar erkek arkadaşı vardı ve okul çıkışları sürekli ona vakit ayırıyordu. Kerem de okul çıkışları yanıma geliyordu pisti batak okey atıyorduk arkadaş grubu ile. Sürekli yan yana olunca aramızda çok kuvvetli bir bağ oluşmuştu. Ben kerem ve furkan bu üçlü sürekli her an her yerde birlikteydi. Aşırı inanılmaz frekanslarımız tutmuştu. Çok gülüyorduk tüm okulun kıskandığı bir arkadaşlık ilişkimiz oluşmaya başlamıştı o kısacık zaman da. Furkan çok yakışıklı bir çocuktu ondan etkilenmemek mümkün değildi ama arkadaştık kendi duygularımı bastırmaya çalışıyordum o yüzden okulda bir iki kişiye gözümü dikmiştim. Hoşlandığım bir çocuk vardı sürekli onu kesiyordum. Okula her gün hazırlanıp gitmeye başlamıştım. Okulda ilgi çeken biri hâline dönüşmüştüm. Hayat çok garipti liseye ilk başladığım yıllar aklıma geliyordu bir kıyas yaptığım zaman aklım almıyordu bu değişimi. Ben eğlenceli ve samimi bir tip olduğum için onlar erkek olmasına rağmen benim yanımda çok rahat eğlenip gülüyorlardı. Gelemediğim zaman hemen beni arayıp bana ulaşıyorlardı. Birbirimizin vazgeçilmezi olmuştuk. Her sabah 15 dakika önce den okulda oluyordum. Hemen alt katta o çay bahçesi bizim mekânımızdı. Her sabah orada çay içiyordum ve Kerem gelirdi onunla biraz oturup yukarı çıkardık. Günler böyle eğlenceli şekilde geçmeye başladı. Kerem in arabası vardı O da arabasıyla arada bizi okula bırakıyor ya da gezdiriyordu. Kerem çok komik bir çocuktu onun enerjisi beni çok güldürüyordu. Istanbul gezisi yapılacaktı, ve herkes o geziye katılmak için can attı bende çok kararsız kalmıştım. Çünkü benim okul içinde tek arkadaşlarım onlardı. Sınıfta hiç bir kız arkadaşım yok desem yeriydi. Bende onlardan haber almadan adımı yazmamıştım listeye. Teneffüs olduğun da ise hemen yanıma gelip adımı yazdırdılar hep birlikte gidiyoruz diye. Heyecan sarmıştı beni. Hemen o gün alışveriş merkezine gidip kendime bir şeyler almıştım. Hazırlanıp Kerem ‘ ı beklemeye başladım. Otobüs gece haraket edecekti. Kerem de ben seni alırım birlikte geçeriz demişti ve gelip beni almıştı. O sırada Annem ile tanışmıştı. Sonra binip gitmiştik. Kerem bana çok iyi davranıyordu görebiliyordum aramızda olan dostluk bayağı kuvvetli idi. Arabayı da Furkan'in ayakkabıcı arkadaşı ibo ya bırakıp toplanma yerine doğru gittik hep birlikte. Tüm okul oradaydı. Kalbim duracaktı her şey çok güzel di aynı rüyalar da olan gibi bir lise hayatım olmuştu. Benim böyle bir yaşantımın olması beni çok şok ediyordu. Çünkü bunların hepsi bir ara benim için imkansızlıktan ibaret olan şeylerdi. Otobüse bindik furkan kerem hemen arkama oturdular bende onların bir önüne oturdum gidene kadar bir sürü gır gır yaptık. Vapura bindik ve o sırada indik deniz havası almak için inip sigara çay muhabbeti yapmaya başladık. Yanımıza bizim sınıftan Furkan a yürüyen kızlar geldi benimle bir an da samimi olmuşlardı. Sırf onunla konuşmak için inanılmazdı ya. Tabi biz hemen çaktık davayı Furkan’a dönüp -Götür götür iyi parça dedim ve hepimiz yine gülmeye başlamıştık. Benim de hoşlandığım çocuk çok cool du. Her zaman ki gibi. Ama eğlenceli bir tipti. Bizim çocuklara ondan hoşlandığımı söylemiştim. Arada sıra da bakıp onu kesiyordum. Yolculuk müthiş eğlenceli geçiyordu sabahın erken sularında Istanbul da olmuştuk. Inanılmaz büyük ve kalabalık bir şehirdi beni az biraz boğmuştu hatta. Otobüs şoförü tam trip kolik bir adamdı. Bekle beni ağlama bize Koray Avcı nin en arabesk şarkısı ile Istanbul a sokmuştu. Herkes ölü balık gibi sağa sola bakmaya devam ediyordu. Sonra Istinye parkta yemek molası verildi ve takılmak için 2 saat müddet tanıdılar bize. Çok afili bir yerdi bir tane porsche ya da range rover altı araba yoktu. Içeri girer girmez unlu akımı ile karşılaşmıştık. Resmen kültür şoku yaşamıştım. Çok afili ve cool du. Hemen gözlerimiz yemek katını aradı bir burger gömüp kalkmak için. Gittik söyledik yemeği hemen yedik üçümüz. Hemen attık yemek yedikten sonra kendimizi dışarı bir sigara çay yapacak yer aradı gözlerimiz sonra hemen bahçeli bir yer gördük girip etrafa bakmadan oturduk. Yan masalara baktığımız da şarap ile tavuk yiyen, pizza ile rakı içen tuhaf tuhaf zengin kesim vardı. Birbirimize baktık çay içen yoktu çünkü. Garson masaya geldi o da bize tuhaf tuhaf bakmaya başladı. Fakir ve öğrenci olduğumuzu anlamıştı adam. Bizim yüzümüz de aşağılık bir ifade var tabi. - Abi üç çay alalım biz dedi Kerem. Sessizliği bertaraf etmeyi yine başardı. Garson bize iyice kıl oldu. Biz o masadan ayrılınca gülme krizine girmeye başladık. Halimize. Yarim saat bekledik o çayı ve sonunda o çay geldi açık soğuk ve yanında bir bayat kurabiye ile. Adam bizi o kadar ciddiye almamıştı. Kerem hemen -bu kurabiyenin bir numarası var parayı sokacaklar bize dedi. Biz gergin bir sekil de çayı içmeye devam ettik. Hesabı istedik. Garson iyice çıldırdı bizim bu tavirlarimiza. 3 çay a 60 tl istediler lan 60 tl. Hepimiz şok geçirdik. Nerede bizim eflatunda ki çay hem 1 tl hem de dünyanın en taze en sıcak çayı. Küfür ede ede bıraktık parayı içine. Kerem bir de adama sigara bıraktı bahşiş olarak. Tam salaktı ya bu çocuk. Hemen kalktık zaten giren girmişti bize popomuzun üstüne oturamıyorduk o çay parası öyle girmişti yani hepimize evlat acısı gibi de koymuştu. Dostluğumuz daha da pekişiyordu bu anılar birbirimize daha çok bağladı bizi. Her şey çok yolunda giderken biraz biraz sürtüşmeler çıkmaya başladı ufaktan ben anlam veremiyordum ama Kerem bana farklı davranmaya başlamıştı bir an da. Sürekli benimle kavga ediyor ve beni tersliyordu. Bende onlarla takilmama kararı almıştım çünkü kırılmıştım. Kırmıştı beni çok. Ama o sürekli pesimde idi. Ne olduğuna anlam veremiyordum ve Furkan da bana bir şey demiyordu. Her şey üst üste gelmeye başlamıştı. Sanki nazar değmişti. Tüm okulun bir an da diline düşmüştük.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE