bc

Karanlık Sınır +21

book_age18+
5
TAKİP ET
1K
OKU
billionaire
dark
forbidden
love-triangle
contract marriage
family
forced
opposites attract
mafia
heir/heiress
drama
tragedy
serious
mythology
cheating
rebirth/reborn
musclebear
love at the first sight
wild
like
intro-logo
Tanıtım Yazısı

Aslan fısıltıyla konuştu: “Bu hafta Mardin’e geri dönüyoruz. Sen

iyileşir iyileşmez yola çıkacağız.”

Derin titreyerek arkasına yaslandı: “Beni aileme mi vereceksin?”

Aslan onu kendine çevirdi, yüzünü avuçlarının içine aldı. “Sen’i

benden sadece ölüm alır Derin. Sen’i onlara vermeye değil,

benim olduğunu kanıtlamaya götürüyorum.”

Derin’in gözleri dudaklarına kaydı: “Ama biz düşmanız…”

Aslan dudaklarını Derin’in dudaklarına santimetreler kala

durdurdu: “En güzel savaşımız bu olsun o zaman.”

Derin’in kalbi deli gibi çarpıyordu. Aslan’ın elleri belinden yukarı

kaydı, parmak uçları omurgasında dolaştı. Derin’in nefesi

kesildi. Aslan onu duvara yasladı, dudaklarını boynuna gömdü.

Dişleri hafifçe ısırdı, Derin’in inlemesi odayı doldurdu. Elleri

Derin’in göğüslerine ulaştı, bluzunun düğmelerini tek tek açtı.

Kumaş yere düştü, Derin’in çıplak teni ortaya çıktı. Aslan’ın ağzı

göğüs uçlarına kapandı, emdi, yaladı. Derin’in elleri Aslan’ın

saçlarını kavradı, onu daha derine çekti. “Aslan…” diye inledi.

chap-preview
Ücretsiz ön okuma
TOPRAKSIZLAR =KAN VE KÖK
TOPRAKSIZLAR: KAN VE KÖK Toz ve Barut (20 Yıl Önce) Mardin sınırı, o gece göğün kandili sönmüş gibi zifiri karanlıktı. Gökyüzünde ne bir yıldız vardı ne de çöle can veren o serin rüzgâr. Sadece motor sesleri ve tekerleklerin altından kalkan toz bulutu sessizliği bozuyordu. Karadağlar ve Sancaktarlar, yüzyıllardır bu topraklarda birbirine sınır komşusu olan iki dev çınardı. Ancak o gece, kökleri birbirine dolanmış bu iki soyun dalları, bir daha asla birleşmemek üzere kırılacaktı. Farların aydınlattığı o dar alanda iki grup karşı karşıyaydı. Sancaktarların amcası, gözlerindeki delilikle öne çıktı. Kolunun altında, Karadağların kızı, Aslan’ın hamile halası vardı. Kadın, acı içinde inlerken namlunun soğukluğu şakağındaydı. Aslan’ın babası, dev cüssesiyle bir aslan gibi kükredi: "Bırak onu Sancaktar! Kan davasının da bir onuru olur, kadına el uzatmak namertliktir!" Cevap, karanlığın içinden gelen tek bir el ateş sesi oldu. Zaman o an durdu. Hala, karnındaki doğmamış mucizeyle birlikte bir toz yığını gibi yere yığıldı. Sancaktarların o dönemki genç oğlu, elindeki silaha dehşetle bakıyordu. Tetiği o çekmemişti, namlu soğuktu ama suç onun ellerine bir leke gibi yapışmıştı bile. Aslan’ın babasının gözleri kan çanağına döndü. Sesindeki acı, Mardin’in kayalıklarında yankılandı: "Canımızı aldın Sancaktar... Şimdi toprağın karnını seninle doyuracağız!" Kara Toprağın Karnı Hesaplaşma kısa sürdü. Karadağlar, Sancaktarların o masum ama "suçlu" ilan edilen gencini kıskıvrak yakaladı. Gece yarısı, ayın bile bakmaya utandığı bir vakitte, Aslan’ın babası elleriyle toprağı kazmaya başladı. Her kürek darbesi, bir kardeşin intikamıydı. "Kardeşimin ve doğmamış bebeğinin mezarı burasıysa, senin de mezarın burasıdır!" diye bağırdı baba. "Diri diri gireceksin o kara toprağa!" Genç çocuğun feryatları, üzerine atılan ilk toprak yığınıyla boğuldu. Karadağlar için Mardin o gece ölmüştü. Toprak artık bereket değil, ceset kokuyordu. Büyük Sürgün O gecenin sabahında Karadağlar için "Büyük Sürgün" başladı. Apar topar hazırlanan bavullar, kamyon kasalarına yüklenen hatıralar ve arkada bırakılan yanan topraklar... Kadınların ağıtları, motor seslerine karışıyordu. Aslan’ın babası, ceketini omzuna atmış, son kez köylerine, o kanlı sınıra baktı. Artık "Topraksızlar" olmuşlardı. Yıllar sonra bu anı hatırlayan Aslan, içinden şöyle geçirecekti: "İstanbul bizi kucağına değil, dişlerinin arasına aldı. Ama bilmedikleri bir şey vardı... Biz ölmeye değil, bu şehri öldürmeye gelmiştik". İstanbul’un Dişleri Arasında İstanbul’un tekinsiz, rutubetli ve karanlık sokaklarında, yıkık dökük bir evin önünde durdu kamyon. Küçük Aslan, babasının nasırlı elini sımsıkı tutuyordu. Mardin’in güneşinden sonra İstanbul’un gri gökyüzü ona bir hapishane gibi gelmişti. Karadağlar burada yabancıydı, "taşralı"ydı, "kimsesiz"di. Sancaktarların gazabı onları yurtsuz bırakmıştı ama gururlarını söküp alamamıştı. İstanbul’un en karanlık mahallelerinde, hayatta kalma savaşı başladı. Aslan, babasının limanlarda hamallık yaparken nasıl ezildiğini, ama akşam eve geldiğinde omuzlarındaki yükü nasıl bir onur gibi taşıdığını izleyerek büyüdü. Zirveye Kanla Yazılan İsim Yıllar geçti. O küçük çocuk, sokakların sertliğini bir zırh gibi kuşandı. Genç Aslan, liman depolarında, paslı konteynerlerin gölgesinde kendi ordusunu kurdu. Silah sesleri ve patlamalar, onun yükselişinin müziği oldu. Bir gece, eski bir liman deposunda, haritanın üzerine yumruğunu vurdu. "Artık kırıntılarla doymayacağız," dedi. "Bu şehrin kalbi limanlardır, kalbi biz sökeceğiz". İstanbul’un limanlarını tırnaklarıyla, kan dökerek, bedel ödeyerek tek tek ele geçirdi. Aslan Karadağ’ın Doğuşu Bugün, Aslan Karadağ 32 yaşında, kentin en korkulan baronu olarak anılıyor. Lüks bir gökdelenin en üst katında, şehre bir avcı gibi tepeden bakıyor. Elinde kehribar bir tesbih, parmakları arasında dönen her tanede geçmişin hesabını yapıyor. Gözlerinde 20 yılın yorgunluğu ve dinmeyen bir intikam ateşi var. Karşısında duran, geçmişin hayaleti ya da bugünün düşmanı Baran’a bakarak fısıldıyor: "Toprağından sürülen adamın evi olmaz Baran... Onun sadece fethedeceği kaleleri olur". Bir an duraksıyor, gökdelenin camına vuran yağmur damlalarını izliyor. Sesindeki ton, Mardin’in rüzgarı kadar sert: "Ve şimdi, Mardin’e dönme vakti geldi". Asıl Borç Karadağlar İstanbul’a kök salmıştı ama kökleri hâlâ Mardin’in kanlı toprağındaydı. Aslan, o hamile halasının mezarını, diri diri gömülen o gencin feryadını ve çalınan geçmişlerini hiç unutmamıştı. Limanlardan kazandığı altınlarla, silahlarla ve güçle şimdi geri dönüyordu. "Ekmek bulamadığımız o sokaklara, şimdi adımızı altın harflerle kazıdık," diye mırıldandı kendi kendine. "Sıra geldi asıl borca..." Mardin’in tozu, Barutun kokusuna karışmak üzereydi. Karadağlar geri dönüyordu; bu kez sürgün olarak değil, fatih olarak

editor-pick
Dreame-Editörün seçtikleri

bc

İNFAZ

read
4.9K
bc

Askerin Gelincik Çiçeği

read
35.1K
bc

KIRMIZI DOSYA : AŞK +18

read
28.1K
bc

Sessiz Çığlık

read
10.6K
bc

Askerin Yaralı Gelini

read
29.4K
bc

KIZIL ŞEYTAN (BERDEL) TAMAMLANDI

read
15.0K
bc

KARŞI KOMŞUM Bİ ROMEO

read
7.5K

Uygulamayı indirmek için tara

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook