"Cidden benimle gezecek misin sen?" Kubilay'a bakıp gözlerimi devirerek "Bu dört oldu." dedim. "Ne yapayım? Hâlâ yanyana yürüyoruz ve sen hâlâ geri dönmedin. Şaşırtıcı." Gülerek inanmazcasına başını iki yana salladı. Sol koluna taktığı çanta düşmesin diye zıplatarak geri yerleştirdi omzuna. Daha sonra bana bakıp tekrar gülümsedi. "Nereye gideceğiz peki?" "Hava çok da soğuk değil. Bi parkta oturabiliriz." "Hava soğuk." dedi bana bakıp. İnanmıyor gibiydi hâlâ bana. "Param var, merak etme." "Ya neden her seferinde seni küçümsemek istiyormuşum gibi davranıyorsun?" diye sordum sonunda patlayıp. Tamam, kötü bi insandım. Hatta iğrenç. Ama değişmiştim işte. Neden anlamak istemiyordu? "İstemiyor musun?" "Bak biliyorum." dedim karşısına geçip. "Çok kırdım seni. Belki üzdüm. Ama artık arkad

