Bahçeden gelen sesler hepimizi korkutmuştu. Kapıda çok fazla adam olduğunu düşünüyordum. Adar Arslanoğlu’nun sesi çok sinirli geliyordu. Bütün evi yakıp yıkabilecek gibiydi. Ama sesi.. Ne yalan söyleyeyim, her kadın böyle karizmatik bir sesi her gün duymak isterdi.
Esma’ya baktığımda gözleri parlıyordu. Umduğu gibi olursa müstakbel kocası gelmişti. Nazin’i geri istiyordu ama imam nikahı kıyılmıştı bile.
“Kardeşi verin lan bana! Akif Çelebi! Çık dışarı!” Adar delirmiş gibiydi. Silah sıkıp duruyordu. Abim sakince kapıyı açmaya yöneldi. Gerilmiş gibiydi de ama emin değildim. Babam hemen onu durdurdu. “Saçma sapan hareketler yapma. Sen geride dur. Bu sinirle adamın karşısına geçersen hiçbir şeyi dinlemez öldürür seni. Avşin git sen aç kapıyı.” Babamı ikiletmeden hemen kapıya doğru gittim. Allah’a dua ederek kapının kolunu indirdim. Kapı açıldığı anda bir silah fark ettim. Bana doğrultulmuştu. Bana silah tutan biri vardı.
Bana silah tutan aşırı yakışıklı biri vardı.
Adar Arslanoğlu ciddi manada çok yakışıklı bir adamdı. Esmer, hatta bronz denilebilecek bri ten rengine sahipti. Dağılmış siyah saçlara ve aynı renk kaşlara sahipti. Bu renklere tezat olarak yemyeşil gözleri vardı. Yüz hatlarına uygun bir burun ve dolgun dudakları vardı. Şu an adamı dudaklarından dolayı çok kıskanmıştım. Benimkiler bile böyle durmuyordu be! Ama yine de bu yakışıklı adam bana silah doğrultmuştu!
"Sen her karşılaştığın insanın suratına silah mı tutuyorsun? Ne bu barbarlık?" Adar suratıma boş boş bakıyordu. Sanırım böyle bir şey beklemiyordu.
"Kız kardeşim nerede?" Bunu sorarken resmen tıslamıştı. Nasıl becerdi en ufak fikrim yoktu. "İçeride." Gayet sakin bir sesle cevap verdim.
"Bu ne rahatlık lan! Hem kardeşimi kaçırdınız hem de sorun yokmuş gibi davranıyorsunuz. Kafayı mı yediniz lan siz?!"
"Kimsenin kimseyi zorla alıkoyduğu yok Arslanoğlu. Bu konaktaki herkes kendi isteği ile burada. Buna Nazin de dahil."
"O Akif denen şerefsiz aklını bulandırıp kaçırdı kardeşimi!" Adar'ın ilk geldiğinde olduğundan daha yüksek çıkmaya başlamıştı. Sanırım onu sinirlendirmeye başlamıştım.
"Niye aklını bulandırsın abim? Nazin gayet aklı başında bir kadın. Hür iradesiyle buraya gelmiş olamaz mı? Mesela abimi sevdiğinden?"
"Sen nerede yaşadığını unuttun galiba kadın. Ne hür iradesi! Sonunun ölüm olacağını bile bile niye böyle bir şey yapsın?!"
"Sen mi veriyorsun kararı Adar Ağa? Ne zamandır büyüklerden birisin?" Adar cevap veremeden amcam yanıma geldi. "Yeğenimin kusura bakma Adar Ağa. Kendisi hepimiz gibi gergin."
"Yeğenin çok konuşuyor Ferman Bey. Başına iş açacak." Hemen cevap verdim. "Bugüne kadar bir sorun olmadı ağam." Amcam kolumu dürttü.
“Kardeşim büyüklere haber saldı. Onlardan cevap bekliyoruz. Büyükler ne karar verirse ona uyacağız."
"Haklısın bey amca. Onların sözü bizde kanundur. Fakat bu kız kardeşimi kaçıran adamı yaşatacağım anlamına gelmiyor. Kendi evimde ben uyurken Nazin'imi kaçırdı lan o herif!" Arkadan bir ses bağırdı. Abimin sesiydi.
"Siz de sorsaydınız lan o zaman Nazin'e! İstiyor musun diye sormadan hiç tanımadığı birine verecektiniz kızı. Siz bile tanımıyorsunuz lan o aileyi! Bilmiyor muyum bunları. İşinize geldiğinde biz kadınlara önem veririz demeyi biliyorsunuz ama Adar Ağa."
"Senin konuşmaya hakkın mı var lan? Ne biliyorsun bizim aramızdaki bağı?"
"Nazin ile arandaki bağı çok iyi biliyorum ben Adar Ağa. Ama sen onun beni sana anlatmasına fırsat vermeden başkasına vermeye kalktın! Abilik mi lan bu?!"
"Sana ne lan benim abiliğimden! Ben kardeşini kaçırmış olsaydım sen 'Tamam, olur.' mu diyecektin?! Yaptığımın aynısını yapmayacak mıydın?" Abim bu cümle üzerine daha da sinirlendi. Sanırım bir an benim Nazin'in yerinde olduğunu hayal etti.
"Ne oldu lan Akif ağa? Hayali bile rahatsız etti seni değil mi? Kız kardeşini kaçırdığımı düşünmek. Geri ver lan kardeşimi!"
"Senin kız kardeşin artık Allah katında benim karım Adar Ağa. Bu saatten sonraki bütün kararlar da büyüklere ve töreye aittir." Adar ağa cevap vermedi. Sanırım artık Nazin'i geri alamayacağısın farkındaydı. Nazin'in sesi geldi.
"Abi." Biz burada konuşurken o arkada ağlamıştı. Bu yüzden sesi kısık çıkıyordu.
"Ne abi Nazin? Yok senin abin falan!"
Nazin’in ağlaması şiddetlenmişti. Abisinin söyledikleri onu çok üzmüştü. “Kızın zaten üzgün olduğunu görmüyor musun be adam?"
“Sen ne diye hâlâ konuşuyorsun kızım. Başıma bela mısın anlamadım ki? Sana mı kaldı bunlar?”
“Kızım mı? Sensin kızım!”
“Hasbinallah!”
Babam kolumdan tutarak beni Adar’ın karşısından uzaklaştırdı. Kulağıma eğilerek “Daha fazla konuşma, canımı sıkma benim Avşin.” dedi. Babamla kapışmak konakta en sevdiğim hobilerden biriydi. (Zerşin hanımla kapışmaktan sonraki favorim hatta) Ama bu kaosun ortasında bunu yapmam da doğru olmazdı. O yüzden bu seferlik sözünü dinledim. "Adar Ağa, bırakalım kararı ağalar versin. Bu iş ne sana ne bana düşer. Gençler yapmışlar bir hata. Ölüm bile olsa sonu bu karar bizden çıkmasın." Babama cevap vermedi.
Adar kız kardeşine döndü. "Değdi mi yaptığına? Ölüm bile olsa sonu..Mutlu musun?"
"Akif'i seviyorum abi. Mutluyum."
Adar bu cümle üzerine hiçbir şey söylemedi. Durumun farkındaydı, kardeşini ikna etmek içinden gelmiyordu. Ya da kardeşinin sevdiği adama zarar vermek. En azından ben gözlerinden bunları okuduğumu düşünüyordum. Adar ağa hepimizin üzerinde gözlerini gezdirdi. Benim üzerimde sanki daha uzun tutmuştu gözlerini ama emin değildim. Son kez Nazin’e baktı ve arkasını döndü. Adamlarını da alarak arabalarına bindiler ve konağın önünden ayrıldılar.
Arkadan Esma'nın annesine Adar hakkında bir şeyler dediğini duydum. "Berdel kararı çıkması lazım anne. Bu adam ile evlenebilmem için tek yol bu. Başka türlü bu adam beni fark etmez bile." Esma hayatında ilk defa doğru bir şey söylemişti. Zerşin Hanım "Arslanoğlu konağına gelin gitmen için her şeyi yaparım. Gelecekteki hanım ağa sen olacaksın. Annene inanmıyor musun sen? Ben yüksek konumda bir ağaya varamadım ama sen varacaksın." dedi. Zerşin gerçek yüzünü hep belli etmişti zaten. Babamla neden evlendiği hep belliydi. Herkesi kandırdığını zannediyordu ama ben kanmamıştım.
Annem beni doğurduktan sonra ölmüştü. Bana hamileyken çok halsizmiş ama herkes hamilelikten dolayı böyle zannetmiş. Beni doğurduktan sonra her şey daha kötü olmuş. Hastaneye gidince gerçek ortaya çıkmış. Kanser tanısı konulmuş. Maalesef ki geç kalınmış. Ben 6 aylıkken vefat etmiş canım annem. Babamı çok severmiş. Amcamın eşi dışında kimsenin haberi yok ama bana ölmeden önce bir mektup yazmış. Bu mektubu bana Başak yengem verdi. Annem üzüntüden kanser olmuş, babam onu aldattığı için.Biricik aşkı olan babam, annemin en yakın arkadaşım dediği kadınlaymış. Zerşin ile. Her fırsatta evine gelen ona yardım eden kadın ile sevgililermiş. Kendi evinde bile aldatılmış güzel annem.
Berdel kararı Akif abimle Nazin'i kurtarırdı ama Esma'yı başımıza bela ederdi. Ya da belki de Adar Ağa'nın sözünden çıkamayacak olan Esma hiçbir şey yapamazdı.
.