Çağatay'ın iri başparmağı akan tek damla yaşı elmacık kemiğinin üstünde yakaladı. Tüm gece ağladığı kızaran göz aklarından belliydi. Gözlerinin yeşili koyulaşan kadını kendine çekmek istese de hem mevcut çıplaklığı hem de sabahın bu saatinde burada olması temkinli yaklaşmasına yol açtı. Beste'nin onu itham etmesi işine gelmezdi. "İşim acildi." - Görebiliyorum. "İçeri gel. Yorgun görünüyorsun ay parçam." Beste itiraz etmeden beton dökülmüş gibi hissettiği ayaklarındaki tonlarca ağırlıkla yürümeye başladı. Çağatay, onu nasıl bulduğunu sormayı erteledi. Aklında daha mühim sorular vardı ancak konuşulması gereken yer bir dövmecinin bekleme salonu değildi. O sırada tedirgin halde odada bekleyen Nilüfer, Çağatay'ın sesini duyunca tehlikeli bir durum olmadığını varsayarak salona geçti. Beste'

