Yorgunluktan ölür biçimde kapıdan içeri girdiğimde saat öğlen 12.00'yi gösteriyordu. Uykusuzluktan gözlerim acıyordu. Bir duş alıp yatağıma girmenin hayali ile yanıp tutuşuyordum. Abim arabayla İstanbul'a geçmişti. Bende sabah otobüse binip Ankara'ya dönmüştüm. Boran, odasının kapısında meraklı bir şekilde göründü. Beni görünce gevşeyip bir omzunu odasının kapısına yasladı ve yüzünde flörtöz bi gülüş peydah oldu. Şaka mısın ya? E biz eridik şimdiden. "Selam. Hoş geldin." Boğazımı temizledim. Bu adam bana âşıktı! Kendine gel kızım! Eğer âşık ise o da en az benim ona muhtaç olduğum kadar, muhtaçtır bana. Güçlü dur! "Hoş buldum." Üzerime doğru yürüyünce bir adım geri kaçtım. Bunu fark edince duraksasa da bana doğru yürümeye devam etti. Yüzünde pis bir sırıtış vardı ve ben ne yapacağımı

