BÖLÜM-1 PERİHAN
Perihan şirketin başında koltuğunda oturuyordu. Beyaz takım elbisesiyle kuğlar gibiydi adeta. Gözlüklerini takmış şirketin analizlerini inceliyordu. Asistanı Akel ise toplantı haberini vermek için patronunun odasına doğru gidiyordu. ‘Patron toplantı saati geldi.’ Perihan gözlüklerini çıkartıp toplantı salonuna doğru adımladı. Kendi şirketlerinden büyük bir şirketle anlaşma yapacaklardı. Bu anlaşma için gece gündüz hazırlanmışlardı. Perihan bu anlaşmayı alacaktı. Kafasına koyduğunu yapan bir kadındı ve kolay kolay vazgeçmeyen birisiydi. Toplantı salonuna geldiklerinde KARSEL Şirketinin patronu olan Volkan BAŞAR’da onu bekliyordu. Perihan’ı ilk gördüğünde anlamıştı inatçı biri olduğunu ama sorun şuydu kendisi de bir o kadar inatçıydı. Acaba bu 2 inatçı birbirine dayanabilecek miydi?
Volkan Bey ile sonunda görüşmeyi yapabilmiştik. ‘Hoşgeldiniz Volkan Bey’ tokalaşıp yerlerimize geçtik. Anlaşmanın içeriği bir otel yapmak ile ilgiliydi. Otelde yarı yarıya kazanç sağlanacaktı, herşey önceden hazırlanmıştı sadece imzalar atılacaktı. Akel anlaşmayı önlerimize koydu ve imzaladık. ‘Hayırlı olsun Perihan Hanım’ ‘ Size de Volkan Bey ‘ el sıkıştıktan sonra ayaklaklandık ve onları uğurladık. Sonunda çıkış saati gelmişti asistanım Akel ile vedalaştıktan sonra evime doğru yol aldım. Bugün Cuma günüydü ve biraz dinlenebilecektim. Kendime dinlenme izni vermiştim 2 gün, bu süre boyunca biraz deniz kenarında kafamı dinlemek istiyordum. Ailemin ölüm yıl dönümü de yaklaşıyordu onun da biraz hüznü vardı üzerimde.
Benim sadece 2 arkadaşım vardı o da Akel ve Derya: Akel ile iş te iş ilişkisi ama yalnız kaldığımızda dert dostu oluyorduk ben onun derdini o da benim derdimi dinliyordu, Derya ile de birbirimize destek oluyorduk. Hani dost kara günde belli olur derler ya o doğru ve ben öyle dostlar bulduğum için şanslıyım. Anneannem ise köyde hayvanları ve ekinleri ile ilgileniyordu. Çocukken tek çocuk olduğum için bana bakmakta zorlanmamış. Benim herşeyim ile ilgilenirdi canım anneannem. Ailemdem kalan tek kişi.Ben bunları düşünerken evimin önüne gelmiştim. Kapıyı açıp eve girdim. Kedim Maviş beni hemen karşılamıştı. Galiba benim duygu durumumu hissetmiş gibi dibimden ayrılmıyordu. Kızımın yemek ve su durumunu kontrol edip kendime kahve yaptım. Kitap okuyacaktım, sonrada yatardım artık. Sabah erkenden uyandım saate baktığımda 6.30 du, en iyisi bir duş alıp kimsenin olmadığı bir yer ,tabi bulabilirsem, orada denize girip yüzmek. Hemen bir duş aldım ve Mavişimin suyunu değiştirdikten sonra hazırlığımı yapıp evden ayrıldım. İçime mayo üstüme yazlık elbise ve ayağıma sandelet giydikten sonra çıktım evden. Tam arabaya bindim telefonum çaldı acaba kim bu saatte uyanabildi? Telefona baktığımda Akel arıyordu.
‘Efendim Akel’
‘Oooo kraliçem size de günaydın sabah şerefleriniz hayırolsun efendim.’
‘Akel noldu da aradın beni sadede gel’
‘Tamam ya sana da takılmaya gelmiyor, gezip hava alalım mı diyecektim ya da denize gidip yüzmek he sana da iyi gelir denizi seversin sen’
‘Akel senin işlerin yok mu? Şirketi ben sana emanet etmedim mi’
‘Peri ben o işi hallettim merak etme sen hadi denize gidelim’
‘Akel bir sorun olursa şirkettte sorumlu olarak seni tutarım haberin olsun’
‘Peki sultanım ben sorumluluğu üstlenirim denize gidiyor muyuz şimdi?’
‘Ben zaten hazırlandım denize gidiyordum sen de hazırlan alayım seni’
‘Peki perilerin perisi hazırlanırım şimdi hadi öptüm’
Akel daha da uzatmadan kapattım telefonu tabi beni benden daha iyi bildiği için hemen tahmin etmişti. Akel bana yakın oturduğu için çokta yol gitmeyecektim. Biraz deniz havası almak eminim iyi gelecekti. Akelin evinin önüne geldiğimde kornaya bastım hemen de dışarı çıkmıştı. Ama o elindekiler neydi öyle ya birsürü poşetle kendini anca taşıyordu. Arabadan inip bagajı açtım ‘Bunlar ne acaba Akel’
‘Ya peri bu sıcakta yanmayı mı planlıyorsun şu poşette plaj şemsiyesi var bu poşette de yiyecek ve içecekler-‘
‘Akel akşama kadar kalacak mıyız sanki?’
‘Ne olacağı belli olmaz peri’
‘İyi hadi bagaja koyda gidelim’ Allahtan dağ arabamı almıştım da bagajı genişti. Tabi İstanbul trafiği İnşallah o kadar çok değildir…
‘Hay s.yim lan sabah sabah bu ne trafik ulan milletin hepsi mi yola çıkalım dedi bu ne lan böyle haftasonu’
‘Peri sakin ol bak derin nefes alı-‘
‘Lan başlarım derin nefesine bu ne hal lan şu trafiğe bak’
‘Şşş sakin ol bak zaten ileriye gidebildik azıcık bir şey kaldı dişini sık Peri ya’
‘Çok şükür ilerleyebildik yoksa ben en sonunda arabayı terkedip gidecektim.’
‘Yok Perim sakın ya yoksa denizde bana kim eşlik edecek?’
Şu trafik insana küfür de ettirir her bi b.ku da yaptırır Tövbe tövbe ya.
‘Hadi peri çık şu sudan da biraz yemek yiyelim!’ Akel bana doğru seslenmişti ama ben sudan çıkmak istemiyordum. İnat edip daha da uzağa yüzdüm ama bu sefer de Akel peşimden gelmeye başlamıştı ve o profesyonel yüzücüydü. Hemen de bana yetişmişti.
‘Ya kızım ne diye inat ediyorsun biraz yemek yiyelim sonra yine girersin denize hem sen acıkmadın mı ya ben çok acıktım hadi’
Zaten denizde çok kişi yoktu birkaç kişiydi yemek yedikten sonra yine yüzerdim nasıl olsa. Akel ile birlikte balık restorantına gelmiştik. İkimizde mezgit söylemiştik ve yanına kırmızı şarap, biraz rahatlamaya ihtiyacım vardı işler yüzünden kafam dolmuştu iyice.
‘Akel ben bir lavaboya gidip geliyorum.’
‘Tamam peri ben buradayım.’
Lavaboda ihtiyacımı giderip çıkmıştım ama Akel’in yanına giderken bir kadın bana çarpmıştı ve kasıtlı olarak.
‘Ne yapıyorsunuz Hanımefendi biraz dikkatli olun lütfen!’
‘Asıl siz dikkatli olun görmüyor musunuz beni ayrıca daha düz yolda yürüyemiyorsunuz bil-‘
‘Hanımefendi bana çarpan sizsiniz birde utanmadan üste çıkmaya çalışıyorsunuz siz bana diyeceğinize ilk önce insanlara çarptıktan sonra en azından affedersiniz demeyi bilin!’
‘Ay bide şuna bak bana laf anlatıyor-’
‘Evet Hanımefendi ama sağır olana laf anlatmak boşa çaba.’
Bide şöyle insanlar vardı hem suçlu hem güçlü olanlar sinir oluyorum böyle insanlara ya her neyse kendimi böyle insanlar için yoramam.
‘Ne oldu Peri orada?’
‘Of boşver ya kendini bilmez bir kadın işte’
‘Peki Peri hadi yemeklerimizi yiyelim de denize gidelim’
Yemek yiyip şarap içtikten sonra geri denizin oraya doğru gitmiştik. Şarap içtikten sonra sarhoş olmamıştık çünkü alışıktık ve fazla da içmemiştik.
‘Akel sen niye benimle yüzmüyorsun normalde yüzmen lazımdı’
‘Peri daha yeni yemek yedik hem ayrıca ben biraz manzara keyfini çıkartacağım, yarına kadar mı burada kalsak acaba gündoğumunu izleriz hem olmaz mı?’
‘İyi peki kalırız sen istiyorsan.’
‘İşte benim Perim ya iyi hadi bende yüzeyim hatta gel yarış yapalım.’
‘Peki hadi yapalım ama nesine yapacağız?’
‘Eğer ben kazanırsam benim istediğimi eğer sen kazanırsan senin istediğini yapacağım kabul mü?’
‘Kabul hadi yarışalım!’