Akşam olduğunda çok fazla yorulmuştum Hülya teyze, sarmasız olmaz diyip sarma da sardırınca, gerçekten boynum bile ağrıdan nasibini almıştı. Saat yedi olduğunda Hülya teyze, Rüya’yla ikimize de duş almamızı ve hazırlanmamızı söyledi. Duş alıp üzerimdeki yemek ve ter kokusunu attığımda rahatlamıştım. Hemen siyah iç çamaşırlarıma gitti elim, onları giydikten sonra siyah kalem elbisemi giydim. Siyah topuklularla hazırdım bile. Gözüme bir eyeliner, dudaklarıma kırmızı bir ruj. İddialı olduğu kadar abartısız ve temiz. İşte bu kadar. “Hazırsın Afra!” diyip aynadan kendime göz kırparken Rüya, zümrüt yeşili iddialı bir elbiseyle, elinde yeşil taşlı küpelerini bana uzatarak geldi. “Ne o düğünüm mü var?” diye takıldım. “Düğünün değil de cenazen varmış gibisin Afra, çok konuşma da şu küpeleri tak

