Mihriban 3 Bölüm

1156 Kelimeler
Aşkın kaç türü var deseler herhalde doğru dürüst cevap veremezdi. Aşkı bildiğini sanırken aslında koca bir hiçe kalbi ev sahipliği yapmış Bunu da yeni fark etmişti. Nefes nefese kalsada kendini sahilin en sessiz kimselerin olmadığı tarafa geçip denize doğru bağırdı. "Aaaaaaaaaaaaaa" boğazı acıyana kadar bir yandan bağırıyor bir yandan ağlıyordu. Çünkü beş senedir hissettiği aşkın sadece hayranlık olduğunu şu bir kaç günde anlamış olması zoruna gitmişti. Dinçerin tek gülüşüne kalbi adeta taklalar atmış karnında heyecandan karıncalar oluşmuştu. Bu duygular ona çok çok yabancıydı. İlk defa korktu hissettiği duygulardan çekindi utandı. Evlilik kararı vermiş olmasına rağmen Dinçeri tanıyor oluşuna rağmen onu sanki yıllardır içinde gizli saklı seviyor oluşu çok koymuştu. Aptal kafası Ömere hissettiği sahte aşkla o kadar meşguldü ki gözünün önünde ki gerçek sevginin ancak farkına varmıştı. Elleri soğuktan titremeye başlarken, denizin kıyıya çarpan dalgaların sesi kulağına ninni gibi geliyordu. Dinçer Mihriban'nın ardından bir kaç saniye şaşkın şaşkın baktı. Şaşkınlığı geçer geçmez, sevdiğinin peşinden koşarken onu sahilin en sessiz sedasız yerinde omuzları sarsılarak ağlayarak buldu. Yüreği bu görüntü karşısında acırken eli ayağı birbirine dolanmış ne yapacağını bilemez hale gelmişti. Neden ağladığını niye acı çektiğini tahmin edemiyordu. Korktuğu tek şey evlilik kararı vermesinden dolayı duyacağı pişmanlık olurdu. Yine'de Mihribanın daha fazla ağlamasına gönlü razı gelmedi. Iki üç büyük adımda tam arkasında durdu. Eli havaya kalkıp omzuna dokunmak istedi. Öylece havada asılı kalan elini geriye çekildi. Boğazını saran o acımsı tada yabancı değildi. Mihribanı sevdiği günden beri hem yüreği hem ruhu zaten azap çekiyordu. Gözlerini saniyelik yumup açtı ne zormuş sevdiğine teselli verememek, göz yaşını silip ağlama demek sarılsa belinden çekse kendine ağlama gönül yangınım dese tersler miydi acaba? Kalbinden geçen dürtüye engel olamadı. Sıkıca sarıldı kafasını siyah saçlara bastırıp o mis kokuyu içine çekti. Kolları arasında sıçrayan kadınla istemsizce göz pınarları doldu. Çok seviyordu vanilya kokulusunu kafasını kaldırıp başını bu kez kadının omzuna koydu. "Benden kaçma can özüm bana kız kır dök ama yine bana gel sığın içini delen o duyguyu paylaş benimle" tane tane konuşuyordu. Mihriban kuruyan dudaklarını diliyle ıslattı. Dinçerin kolları arasında olmak o güveni tatmak hissetmek çok başka bir duyguydu. "Dinçer ben korkuyorum" korktuğu şey elbette başına gelen yeni tattığı o duyguydu. "Neden korkuyorsun benden mi yoksa evlenmekten mi?" Canı yana yana sordu. "Bilmiyorum içimde bir sıkıntı var tarif edemiyorum. Seninle evlenmeye karar verdim pişman değilim ama seni gülerken görmek bende bazı şeyleri uyandırdı." İtiraf etmekten asla çekinmezdi. "Peki o zaman sorun ne gülmem mi eğer istemezsen bir daha hiç gülmem" Yapardı eğer Mihriban isterse gülmezdi. Mihriban kendine engel olamayarak kahkaha attı. Dinçer kadının gülen sesine eşlik edip tebessüm etti. Onun bir tebessümü bile adamı mutlu etmeye yetiyordu. "Hayır hayır gülmek sana çok yakışıyor Dinçer aslında bir tek benim yanımda gülsen yeter. Başkalarının yanında sana gülmek yasak" kıskançlık damarı fena kabarmıştı. Duyduğu sözleriyle mest olan Dinçer daha'da sıkı sardı sevdiğini. "Ah can özüm senin yanında gülen iş yerinde somurtkan sert bir patronum ve emin ol senden başkası gülüşüme şahit olmadı." Çok nadir gülerdi. Ne ailesinin nede arkadaşların yanında daima olarak sert ifadesini korur ona göre davranırdı. "Bunu duyduğuma sevindim senden kaçmadım duygularımdan kaçtım. Akşam yemek yerken daha detaylı konuşalım mı? Artık şu yüzükleri alalım ne dersin" eski neşesine geri dönmüştü. "Olur tabi can özüm gidelim bak Mihriban bir daha sakın ne olursa ne yaşarsan yaşa ilk önce bana gel sor." Diyip elinden tuttuğu kadınla yürümeye başladı. Huzur şuan iki gencin hissettiği huzur ve güvendi. Girdikleri hayat yolunda önlerine çıkan engelleri tek tek aşıp birbirlerine daha sıkı sarılacak kenetleneceklerdi. Beş dakika sonra tekrar arabaya binip bu kez kuyumcu Salih abinin yerine sürdü. Mihriban çalan telefonunu çantasından çıkarıp ekrana baktı. Arayanın Selin olduğunu görünce içinden of çekti. "Efendim Selin" dedi açar açmaz kısa kesse iyi olurdu. "Mihriban neden bana evleneceğini söylemedin" tiz sesi duymasıyla yüzü buruştu. "Vaktim olmadı malum Ömer abiyle baya dokuydun" hem vakti yoktu hemde haber vermek istememişti. "Aşk olsun ya arkadaşım değil misin söze geleceğim istemede yanında olacağım Ömer söylemese ruhum duymayacak hoş ona da kızdım." Abim seni hayatta eve almazdı. "Offf Selin abimi biliyorsun aile arasında olacak üzgünüm seninle sonra görüşsek şuan işim varda." Bir an evvel kapatsa iyi olurdu. "Asaf yani şey Asaf abi sever beni ben de aileden sayılırım. Yarın akşam sendeyim kurtuluşun yok" pat diye yüzüne kapanmıştı. Alık alık ekrana bakan Mihriban yanı başından gelen soruyla Dinçere baktı. "Asaf kızacak bu duruma Mihriban" Oda farkındaydı. "Emrivaki yaptı abimde katlansın bir gece " kızı kovacak değildi ya! "Asaf bu belli olmaz o kızdan gram hoşlanmıyor. Tabi bende çok sinsi biri dikkat et hatta mümkünse arkadaşlığını kes" oldukça ciddiydi. "Ne kötülüğünü gördünüz onun" Tamam parayı fazla seviyordu ama o kadar. "Yavrum bu kadar saf olma o kız seni kullanıyor. Asaf onu neden sevmiyor sence hiç sordun mu abine" iyice merak eden Mihriban tamamen Dinçere döndü. "Neden ve hayır sormadım" eğer sorsaydı cevap alamazdı zaten. "Bunu abinden duysan daha iyi olurdu. Ama madem öğrenmek istiyorsun anlatayım sana Selin abine aşık ona yakın olmak için hem seni hem Ömeri kullanıyor ha Ömer 'de bunun farkında lakin görmezden geliyor." Ağzı açık bakakalan Mihriban bir süre sessiz kaldı. "Ama bu nasıl yani Selin abimi seviyor ama aynı zamanda Ömerle beraber evlenecek bilerek" bu durum çok kötü ve iğrençti. "Selin paraya meftun abine aşık Ömeri sadece para için seviyor Asafı ise gönülden ona üç ay önce abine akla zarar bir teklif sundu. Hem Ömerle evli kalıp hem abine birliktelik teklif etti. O yüzden o kızdan uzak dur ara gelmemesini söyle" daha ne kadar şaşırabilir. Yada midem bulanabilirdi. "Ah inanmıyorum ya hadi Selin tamam peki Ömer abi neden hala onunla ki" diye saf merakla sordum. "Selin iki buçuk aylık hamile Ömer onunla gizlice yarın nikah kıyacaktı. Ailesi kızı kabul etmiyor ee ortada bebek var mecbur nikah kıyacak" hayal kırıklığına uğramıştım. İyiki Ömere aşık değildim sadece hayranlık beklemişim ona! "Offf başım ağrıdı benim akşam ararım gerekeni yaparım canım" ağızdan çıkan o cümle ılık ılık aktı Dinçerin kalbine. "Canım diyen ağzını öperim kadın" öperdi ama önce sağa çekip durması lazımdı. Daha o şoku atlatamadan Dinçer aracı sağa çekip durdurmuş Mihribanın ensesinden tuttuğu gibi dudaklarını sertçe kırmızı dolgun bal dudaklara bastırıp öpmeye başladı. Anın şaşkınlığı geçer geçmez aldığı tatla ağzını aralayan Mihriban karşılık vermeye başlamış bu kez diller birbirine değmişti. Tutku aşk şehvetin yoğunluğuyla daha hırsla öpen Dinçer zorlukla geriye çekilip dağılan ifadesiyle konuştu. "Seni severim kalbime saklar orada tutarım bırakma beni Alaca sensiz koyma sakın" ıslak ve şişmiş dudaklara tekrar yapışmak istiyordu. "Bırakmam artık değil" iki kalp bir olurken ruhları birbirine sonsuza kadar aşık olmuştu. "Bu işin dönüşü yok sana fena tutkunum bu istek asla geçmez" diye itiraf etti. "Dinçer" henüz karşılık veremiyordu. "Dudakların sussa gözlerin konuşuyor. Farkına var gizlediğin duyguların sen beni seviyorsun güzelim" diyen adamla dolu dolu ona baktı. Ortamı bozan ise Dinçerin çalan telefonu oldu. Ağzından küfür savuran adam hızla ekrana bakmış sertçe telefonu açıp konuşmuştu. "Ne var yine Sinem" halbuki bugün rahatsız edilmemesini söylemişti. "İyide banane bundan sen nasıl asistansın babama dua et şimdi kapat bir dahada arama" diyip suratına kapattı. "Sinem kim Dinçer" Hadi bakalım cevap ver. Dinçer sustu ama ne susma... BÖLÜM SONU...
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE