BÖLÜM ŞARKISI : MELİKE ŞAHİN - NASIR
☄☄☄
BÖLÜM 7
Çevrim içi ...
Yazıyor ...
Yazıyor ...
Yazıyor ...
Manas Destanı mı yazıyon !
Yazdı .
Ahh ..
Manas Destanı değil ama dillere destan bir cümle yazıyor .
Mehmet Han : gözlerin değdiği yeri , hep böyle güzelleştirir mi ?
Kalbim ! Eğer bir gün atmayı bırakacaksan bu şimdi olabilir mi ? Çünkü hayatımda aldığım en güzel iltifat sevdiğim beyden çıktı da .....
Şu an direksiyon başında yüzümde sirkeci köşeyi dönmüş bir ifadeyle, kafamın içinde şarkı söyleyen suratının yarısını o bal sarısı saçlarıyla kapatmış ama güzelliği hala yerinde olan Bergen ' e eşlik ediyorum . Tanrım kötü kullarını sen affetsen ben affetmem . Bunların başında da kim geliyor hadi tahmin edin...
Tabi ki de doğru bildiniz ... Mehtap su !
Kafamın içindeki Bergen ' in yanı sıra ara ara İsmail YK da görünüyor . O benim Mehtap ' a bir gün edeceğim bedduaları şarkı sözü yapmış kendine . İleri görüşlülüğe bakın. ABV .
Mehmet Han ' ın mesajından sonra neler mi oldu ? Buyrun buyrun okuyun da bana nasıl haklı olduğumu bir de siz söyleyin .
Kalbim ! Eğer bir gün atmayı bırakacaksan bu şimdi olabilir mi ? Çünkü hayatımda aldığım en güzel iltifat sevdiğim beyden çıktı da ....
Allah ' ım sen bana Nazım Hikmet ' in ' sen elmayı seviyorsun diye , elmanın da seni sevmesi şart mı ' dizelerini koluma dövme yaptırmadığın için çok teşekkür ederim . Çünkü elma da beni seviyor . Yani tamam biraz abarttım ama siz de gördünüz bana ne yazdığını .
Gözlerin değdiği yeri , hep böyle güzelleştirir mi ?
Yatağa attığım bedenimle ufaktan hoplayarak gönderdiği mesajı tekrarladım defalarca . Yatağın gıcırdayan yaylarının sesi arttıkça ben şen çocuklar gibi daha da tepiniyordum . Hadi ama .. bunu herkes yapıyordur ?
Yüzümde beliren ama göremediğim şapşal gülümsemem bir anda aklıma gelen şeyle bozulduğunda aniden doğruldum .
" İyi hoşta şimdi ben buna ne yazacağım ? "
Şey yaz ; evlilik teklifine evet diyorum .
Gözlerimi devirdim .
" Teşekkür etsem ? "
Hıı .. o da şey der 'm ütevazi kişiliğinizle de tanışmak isterim. '
Biz iç sesimle tutuştu tutuşacak kavgamıza devam ederken, elimde ne zamandır sıktığımı bile bilmediğim telefonun melodisi doldurdu kulaklarımı .
Tanımadığım bir numaraydı . Ben tüm saf düşüncelerimle belki numaramı bıraktığım yerlerden bir dönüştür umuduyla açtığım telefondan o tanıdık ama bu sefer korkmuş ve telaşlı sesten ismimi duydum .
" Zeynep ! "
Kaşlarım uzaya değecek çatılmaktan .
" Mehtap ? Sen misin ? Bu kimin numar - "
" Bırak şimdi kimin numarası olduğunu filan . Bana acilen yardım etmen gerek ! Başım dertte . "
Kalbime ağır ağır ilişen korku tüm bedenimi de etkisi altına almaya başlamıştı .
" Neredesin ? Ne oldu Mehtap ? Sağsın demi bak beni endişelendirmemek için - "
" Saçmalama Zeynep ! Sağ olmasam nasıl arayayım seni ? "
Gözlerimi devirdim . Doğruydu . İçime az da olsa su serpilmişti .
" Neredesin peki ? Yine kimin kılavuzluğunu karga olarak seçtin ? "
Sesli bir nefes aldı .
" Esenyurt ' ta terk edilmiş bir depodayım . Hani seninle geçenlerde gezmek için gelmiştik buraya ve çok beğenmiştik . Oralarda bir yerlerdeyim . Ama sakın kimseye yakalanma . "
Seslice ofladım .
" Arabayla geleceğim Mehtap . Sen merak etme yaklaştığım an arabayı katlar , büker cebime koyarım . "
" Zeynep gecikme yalvarırım . " Dedikten sonra telefon çat diye kapandı . Ne yapacağımı ilk bir kaç saniye düşündüm . Ardından yatağımın üzerinde duran gri hırkamı üzerime geçirdikten sonra telefonumu da hırkanın cebine attım .
İşte böyle . Ve ben şu an hala Mehtap'ın farklı bir numaradan attığı konumu bulmaya çalışıyorum . Attığı konum o kadar karışık ki.. navigasyonun en sonunda yeter lan gelmedik mi daha diyerek isyan etmesinden korkuyorum .
400 metre sonra sağa dönünüz.
Tamam canım . Sen sinirlenme .
Şükürler olsun bulduk . El frenini çektikten sonra cebimden yan koltuğa attığım telefonu da elime aldığımda Mehtap'ın dediği şey aklıma geldi. Sağıma soluma bakarak arabadan indiğimde telefonda bahsettiği terk edilmiş depoya baktım . Gerçekten bu salak kızın bu arada ne işi vardı ?
Ağır adımlarla depoya doğru yaklaştığımda bir anda deponun iki kanatlı büyük kapısı yüksek bir sesle açıldı . Kapının ardından yirmili yaşlarında biri mor saçlı, biri dev küpeli birkaç kişi çıktı . Ee bizim ki nerede ?
Kendimi çocuğunu okul çıkışı okuldan almaya gelmişte, her çıkan çocuğun suratına hevesle bakan anneler gibi hissediyorum . Hani benim yarım akıllı kızım ?
" Zeynep ! " ve o ötelerden gelen ses .
Bana doğru gelen Mehtap ' ın suratı size abartısız söylüyorum üzerine giydiği sarı tişörtüyle aynı renkti, sapsarı. Yanımdan geçip giden düdüklü tencere tipli insanlar bana yandan bakışlarını da esirgemiyorlardı . Aldırış etmeden Mehtap ' ın yanına bir iki adımla gittiğimde arabanın önünde buluştuk .
" Ne bu halin ? Ne işin var senin burada , bu tiplerle ? " diye sorup gidenleri gösterdim burnumun ucuyla .
Mehtap derin bir nefes alıp " Anlatacağım ama önce buradan gidelim ? " dediğinde kaşlarım olabildiğince çatıldı .
" Bu ne gizem kızım ya ! Düşük bütçeli Hollywood filmi mi çekiyoruz ? " beni tınlamadı bile , kapıları açık arabaya girdi oturdu . Baş çavuşun eşeği bile benden daha fazla söz hakkına sahip . Üstelik o .. o .. sesle ...
Ayağımı sinirle yere vurup bende sürücü koltuğuna yerleştikten sonra ağzımı açmadan gaza bastım . asfalt yol da sürdüğüm arabanın içinde ölüm sessizliği vardı . Sonunda biri intihardan vazgeçti şükür , ama o ben olmadım .
" Sana anlatacağım ama söz ver , kızmayacaksın ."
" Kesin kızacağım ,"
" Zeynep ! "
Sinirle soludum ve o bunun ne demek olduğunu çok iyi bildiğinden dökülmeye başladı .
" Geçen Demet ' le görüştük , " diyerek söze başladığında zaten daha olayın çıkış noktasının tehlike vadettiğini anlamış oldum.
Demet bizim üniversiteden arkadaşımızdı . Daha doğrusu fakültelerimiz farklıydı ama işte hacı hacıyı Mekke ' de , deli deliyi dakika da buluyordu. Biz de birbirimizi daha ilk gün bulduk. Anlayın hangi kategoride olduğumuzu . Ve tabiri caizse dört yıl boyunca yapmadığımız çılgınlık , girmediğimiz ortam kalmamıştı. Birde ikizi var Demet ' in artık kimin elinden çıktıysa yazarı çok uçuk biri onu anladık .
" Sarmal Rıfkı abi varmış bir tane , " hahladım .
" Adamın adında zaten seni bataklığa çekecek bir hava var . Ee devam et . "
Mehtap gözlerini devirip devam etti. " İşte Rıfkı abi tütüncülük yapıyor , yasal yollara başvurmuş ama bunu TAPDK kabul etmemiş. "
" Allah ' ım bu hikayenin sonunda neden Sarmal ' ın , " diyerek vurgu yaptım . " Kaçak sigara üreten bir adam çıkacağını hissediyorum . " Ben belki bir umut diyerek kurduğum bu cümleyle Mehtap başını yere eğdi . Ya neden ben düşünüyorum o zaman saçmalıyorum hipotezini yaşatamıyorum ki ?
" Kaçakçı demeyelim biz ona da .. "
Kestim sözünü. " Şey diyelim mi mesela ? Ekmek parası için kötü yola düşürülmüş ama çevresi tarafından mesleğine leke sürdürmeyen olarak bilinen emekçi Rıfkı . "
Seslice oflayıp asıl meseleye giriş yaptı . " Rıfkı abi maddi durumu iyi olmayan gençlerin önünü açmak için ürettiği sigaraları. .. " artık dayanamayıp gür bir kahkaha attım. çünkü cümlenin devamını anlamıştım. Sinirden gözüm seğirmeye başladı ve bu iyi bir şeye delalet değil.
Mehtap su kaşlarını çatarak homurdandı. " Off Zeynep ! "
" Ne of Zeynep ! " diyerek sabrımın son kırıntısı da böylelikle melek olup uçtu . " Kızım sen aptal mısın ? Senin sevgilin kim bir hatırla ! " bir yanımdaki safoza bir de dikiz aynasından arkamda kalan arabalara baktım . " ya senin sevgilin asayişte komiser komiser farkında değil misin? Kaçak sigara pazarlamakta ne demek ? "
Mehtap olayın hala dalgasında olduğunu vurgulayarak " Sarhoştum hatırlamıyorum . " Dedi . Ben İse aldırmadan devam ettim.
" Ya Serdar suçluyu neden dışarıda arıyor ki ? " diye sordum direksiyonu herhangi bir sokağa kırarak . " Gelsin tutuklasın seni , götürsün eli çatılı . Bak bir hafta .. bir hafta da ülkenin refah seviyesi nasıl artıyor. "
Mehtap gözlerini yeniden ve yeniden devirdiğinde elimdeki direksiyonu çıkartıp kafasına geçirmemek için zor tuttum kendimi.
" Abartma Zeyno . " Dedi ve konuşma eve gelene kadar onun olayın devamını anlatmasıyla sürdü. Neymiş sadece tadına bakmak için oraya gitmişmiş de, sonradan o depoda mahsur kalmış Da filan fıstık. Olayı tamamen düşük cümlelerle ve saçma sapan bir sürü ayrıntıyla anlattığı için bir yerden sonra dinlemeyi bıraktım.
Şimdi ise duştan çıkmış , yatağın üzerinde tarlası yanmış çiftçi gibi ellerimi başıma vura vura oturuyorum. Neden ? Çünkü Mehmet Han'a hala cevap veremedim. Vermeli miyim aslında onu da bilmiyorum. Şeye dönmesinden çok korkuyorum. Hani 2014 ' te oğlan yazmış ya 'merhaba' diye kızda 2016'da cevap vermiş ta. Üstelik karşılık olarak da şey demişti ' merhaba tanışıyoz mu '. Zaten artık tanışabilme gibi bir şansınız yok. Çünkü çocuk nişanlamış . Neyse ya .. Ne diyorum ben ? Yine gitti benim kafa .
Elime aldığım telefonun ışığını yandan açıp duvar kağıdım olan Sezen'in fotoğrafına baktım uzun uzun. " Şarkıların yardımcı olsa bana be Serçem ." diyerek mırıldandığım da artık delirmeye ramak kalan bu halim beynimin sol köşesinde sinyalini vermeye başlamıştı sanki.
" Napıyorsun ? " yazsam diye geçirdim içimden.
Burun kıvırdım anında bu fikre. Çünkü o iltifattan sonra görüldü attım çocuğa. O mesajını görmezden gelmek olur ancak bu. Ne yazacağım o zaman ne !
Dakikalar sonra üşüdüğümü hissettiğimde kalkıp dolabımdan iç çamaşırı takımlarımdan birini alıp giyindim. Ardından dağılmış giysi dolabıma elimi attığımda ilk gelen siyah bir eşofman altıyla, gri uzun kollu bir tişört geçirdim üzerime. Islak saçlarımı tam tepemde topuz yaptım bileğimdeki lastik tokayla . Asla kurutmayı sevmezdim saçlarımı. Kendi kendine kururlardı garibanlar . Zayıf olmayan ama birazcık bakılmazsa da solup gidecek cinsten saçlarım vardı. Çok uzun değillerdi zaten bende onları uzatmayı sevmiyordum. Hep öyle olmaz mıydı zaten . Kısa saça alıştığınız an ölünceye dek öyle uzatamayacağınızı düşünürdünüz . Bende düştüm o batağa .
Üzerimden yere düşürdüğüm bornozumu alıp tam banyoya götürecekken telefonumun bildirim sesi yankılandı boş odada. Heyecanla bornozu yatağımın üzerine bırakıp hızla aynı yerde duran telefonu elime aldım. Ekranı hızla aydınlatıp i********: ' dan gelen bildirime baktım. Bu bildirim dm ya da beğeni bildirimi değildi. Bu bildirim...
Bu bildirim Mehmet Han ' ın yer konumlu paylaştığı fotoğrafın bildirimiydi. Bana öyle bakmayın, tabi ki de Mehmet Han'ın gönderilerinin bildirimleri açık . Çünkü neden? Herkes sevdiğinin gönderi bildirimlerini açık tutar. Bu yazısız bir gönül kuralıdır.
Mehmet Han bir kaç -kızlı erkekli- bar görünümlü bir yerde ki yer bildirimi de Tekila Bar & Kafe olarak yapmış , neyse işte öyle bir yerden fotoğraf atmış. Bu cümlede kilit kısım neresi sizce ? Tabi ki de KIZLI kısım. Fotoğrafta üç adet hemcinsim var. Hem de Mehmet Han'ın mabadına yapışmış bir vaziyette. Neden bu insanlar ölmeyi bayılmak sanarlar ki ? Neden yani ?
Aslında şu Mehmet Han'ın yanındaki ben bir çakma doldurulmuş tavşanım diyen adamı tanıyorum. Bu Mehmet Han'ın arkadaşı Cenk. Üstelik yakın arkadaşlarından sadece biri. Allah'ım tipi de şey gibi.. Gazoza ilaç atan adamın 2020 versiyonuyum der gibi.. Tabi Allah herkesin karşısına iyi insanlar çıkartmıyor. İyi görünümlü pezevenkler çıkartıyor. Olsun.. Üzülme Mehmet Han.. Senin çekip çıkartacağım ordan aslanım. Sen Güzin ' ine güven.
Ani bir hareketle oturduğum yerden kalkarak, saatin henüz erken oluşuna ve bu yüzden Mehtap ' ın uyumadığına güvenerek Mehtap'ın odasına dan diye girdim. Şu an karşımda gördüğüm manzaraya yüzümü buruşturdum. Mehtap yatağın üzerinde oturmuş, kucağında benim laptopumla asla anlamlandıramadığım o saçma ağır dram içeren bir izliyor. Üstelik salya sümük ağlayarak.
Kafasını kaldırıp loş odada gözlerini benimkilerle buluşturduğunda içini çekerek " Gel Zeynep Gel , " dedi " Şu pisliğin yaptığına bak. Kızı koynuna aldıktan sonra ben aşkı yanlış kollarda aramışım diyerek kızı terk etti . Hangi kitaba sığar lan bu ! " diyerek bir anda yükseldi .
" Şşş sus kız , komşular çıkacak şimdi. " diyerek içeriye tamamen kendimi sokup loş ortamı aydınlatarak ışığı yaktım. Yanına geçip oturduğumda ağlamasına ve sanki ateşe düşmüş de sadece kalbi yanmış gibi hıçkırmaya devam ediyordu.
" Bak Zeynep , " deyip ekranda parmağıyla muhtemelen filmin başrol yakışıklı oyuncusu olduğunu düşündüğüm o ilahi varlığı gösterdi. " Bu pezevenk ! Neymiş efendim ben sana göre değilmişim de ... Seni daha iyileri mutlu eder de. "
" İyi de ," dedim ekrana düşerken " Bu beni de ayartsa sesimi çıkartmam. Adamda ki boya endama bak . "
" Salak ," diyerek çemkirdi Mehtap. Bu kızın ani çıkışları beni panik atak krizleri geçirtmeye zorluyor. " Her şey güzellik mi ? Boy mu endam mı ? Pezevenklik önemli değil mi ? "
Başımı ekrandan çekip burnunu hâlâ sanki bir şey varmış gibi çekmeye devam eden ve muhtemelen regl oldu olacak arkadaşımın yüzüne dikip " Haklısın bebeğim , " dedim elimi saçlarına uzatıp . Buna kötekle gitmek hele ki bu döneminde... Asla sağlıklı olmaz benim için . " Sen hep haklısın . O yüzden bu haklılığını kutlamak için seni şimdi bara götüreceğim. Hadi hazırlan. " benim ağzımdan bu bir çocuğu kandırıyormuş gibi çıkan söylediklerimle yemin ederim gözlerinin içi anında parladı . Neden ? Çünkü göz yaşlara hele ki bu dönemdeki göz yaşlara en iyi gelen şey ya tekiladır ya da sevgili kolları . Şu an bendekinin sevgilisi var ama o büyük ihtimal devriye de . Değilse şimdi burada şu an şu saçma sapan filmin başrol oyuncusuna kendisi sövüyordu .
Arkada o başrolün senin canını çok yakacağım repliği yankılanırken benim dudaklarıma çoktan şeytani bir gülüş peydah olmuştu. Ellerimi Mehtap'ın dağılmış turuncu saçlarına götürüp onları daha da karıştırırken içimi kaynar kazanlara çeviren şu cümleleri kurdum. " Bu gece çok eğleneceğiz Mehto. Mehmet Han ' ı çok yakından göreceğim bu gece . "
Ehehehehehe ?
Nasılız bakalım? Bölümlerden memnun musunuz?? Diğer hikayemde bolca sohbet ederdik burda neden yapmıyoruzz shdhfjfjfjf
Sizi seviyorum.
Kendinisi belli ediiiinn..
Öpptüm ?