Geçmişin karanlık sokakları....

2117 Kelimeler
Yetim haneye daha küçücük bir bebekken bırakılmışım ben.. Ailem kimdir sağmı , ölülermi bilmiyorum... sonra dört yaşımda , çocuğu olmamış bir aileye evlatlık olarak verilmiştim.. Çocuk aklımla o kadar seviniyordum ki ! Yetim hanenin kapısından ellerini tutarak çıktığım insanların benim kabusum olacağını nerden bilebilirdim ? Daha beni eve götürür götürmez başlamıştı eziyetleri... Hapsettikleri odada çoğu zamanım küçük bedenime indirdikleri darbelerle geçiyordu... yediğim en kaliteli yemek insafa geldiklerinde , ekmeğimin arasına koydukları bir parça peynir ve domatesli... Çoğu gecelerimi bakımsızlıktan hasta geçirirdim... İnsanlar bakmayacakları , sevmeyecekleri çocukları , neden evlat edinmek isterlerdi ki ? Ne zaman yetim haneden ya da sosyal hizmetlerden biri beni kontrol etmeye gelecek olsa , en güzel elbiseyi giydirir güzelce beni süsler , ve gelenlere hiç bir şey söylemememi tehbih ederlerdi . Eğer söyleyecek olursam da zaten onların bana küçük olduğum için inanmayacaklarını , bu evde tekrar başbaşa kaldığımızda beni daha çok dövüp , aç bırakacaklarını söyleyerek tehdit ederdi .. Korkudan ağzımı kimseye açamazdım ... Onlarda zaten güzel giyinmiş temiz gördüklerinde beni herşey mükemmel sanırlardı. Oysa ki elbisemin kolunu sıyırıp , baksalar bedenimde ki çürükleri göreceklerdi zaten...Onlar görekcek ben de kurtulacaktım güya ... on yaşıma geldiğimde üvey babam artık bana vurmuyordu . Artık beni sevmeye başladığını bile düşünüyordum . Kendi dövmediği gibi üvey annemin de bana el kaldırmasına müsade etmiyordu . Artık yediğim yemekler bile güzelleşmeye başlamıştı. Tavuk yiyordum haftada bir kere mesela ... Sabahları yumurta ... Çikolata ve sakızda getiriyordu üvey babam , ona sarılıp öpmem karşılığında sahip olabiliyordum bu ödüllere ... Günler böyle geçerken Bir gece üvey babam elinde çikolatayla odama girdi ... O anları hatırladıkca dizlerimin titremesine engel olamıyordum.. Elim ayağım buz kesmişti adeta.. Yıllardır kendime hatırlamayı bile yasak ettiğim anıları şimdi dile dökmek benim için çok zordu ... Doktor levent bey istersen biraz ara verelim ne dersin ?diye sordu... Elimle hayır işareti yaparak "devam edebilirim" iyiyim sanırım iyiyim .. dedikten sonra , derin bir nefes alarak anlatmaya kaldığım yerden devam ediyordum... Üvey babam ; Gel bakalım Hazan , gel ! diyerek beni oturduğu yatağımda yanına çağırdı.. sessizce gidip yanına oturduğumda , elindeki çikolatayı bana doğru sallayarak bunu yemek istermisin ? diye sordu . Kocaman pakette hemde fındıklı çikolata ! Gözlerim sevinçten kocaman açılmıştı...! Hı hı isterim baba diyerek elinde salladığı çikolataya uzattım elimi. Birden elindeki çikolatayı havaya kaldırıp , diğer gecelerde yaptığı gibi , sana bunu veririm ama beni öpersen dedi... Yaklaşıp öptüm yanağından ; Çok pis kokuyordu ! fakat üvey babam yanağından öpmemle yetinmediği gibi , daha da fazlasını istiyordu , çocuktum hiç bişey den anlamasamda bu durum normal gelmemişti bana , onu daha fazla öpmek istemiyordum ! ben yanaklarından öperken oda elleriyle dokunmaması gereken özel bölgelerime dokunuyor . Anlamadığım şeyler söyleyerek oda beni öpüyordu ! çok rahatsız olmuştum bu durumdan . kendimi ellerinden kurtarmaya çalışırken üvey annem girdi odama olanları az çok görmüştü. ! Üvey babam kaçarcasına odadan çıktığında öldüresiye dövmüştü beni . Öyle ağır tokatlar yemiştim ki ! bayılmışım olduğum yerde ,, uyandığımda evde kimse yoktu ... Ayağımın üstüne basamıyordum , konuşmak istiyordum , bağırıp çağırmak istiyordum sesim çıkmıyordu .. Nerdeyse dizlerimin üstünde ağlayarak can havliyle mutfaktaki balkona atabildim kendimi çıktığımda yan komşumuz Nevin teyze gördü beni ... Allah razı olsun ondan o olmasaydı halim ne olurdu bilemiyorum . Nevin teyze balkondan içeri geçip hemen bizim olduğumuz dairenin kapısına dayanmıştı...kapıyı yumrukluyor zile basıyordu. Var gücümle kapıya yürüdüğümde açamamıştım kapıyı , üzerime kilitleyip öyle gitmişlerdi . kaçmışlardı desem daha doğru olur beni öldüresiye dövdükten sonra bayılınca öldü sandılar muhtemelen... . Aradan çok geçmedi polisler geldi binaya , yanlarında getirdikleri çilingirle açmışlardı kapıyı ... Önce hastaneye götürdüler beni , nerdeyse on gün boyunca hastanede kalmıştım.. El ve ayak bileklerimde , üvey annemin bana vururken kullanığı demirden kaynaklı kırıklarım vardı.. Hastaneden taburcu olacağım gün beni sosyal hizmetlerden görevliler alıp yine yetim haneye , soğuk duvarların arasına hapsetmişlerdi... on altı yaşıma girmeme çok az bi zaman kalmıştı.. Odada beş arkadaş kalıyorduk. Bir gece görevlilerden birinin gece vakti Adı , Eda olan arkadaşımı uyandırıp yanında bir yere götürdüğüne şahit oldum.. O an çok önemli bir durum gibi gelmemişti bana... Eda iki saat sonra perişan bir halde gelmiş ağlaya ağlaya uykuya dalmıştı. Sabah olduğunda edayla konuşmayı çok denedim , fakat beni gördüğünde kaçıyor , benimle konuşmak istemiyordu nedense ...Bu gitmeler haftanın üç gecesine çıkınca , Bir gece uyuyor numarası yapıp , takip ettim edayı... Yetim hanenin bodrum katına inmişlerdi .Yanındaki görevliyle.. Bodrum katın zifiri karanlığında eskimiş eşyaların arkasına saklamıştım . Görevli edayı bir odaya sokup suratında iğrenç bir gülümsemeyle Keyfin bol olsun diyip gerisin geri bodrumdan çıkıp gitti ... Bi müddet , bodrum katında olan Edanın girdiği odayı dinlemeye başladım .. Eda sanki yalvarırcasına ağlıyor yapma ne olur yapma dayanamıyorum artık diye ağlayarak feryad ediyordu.. Yanındaki adam dan iğrenç hırıltılar geliyordu.. Bu sesleri , bu iğrenç hırıltıları tanıyordum .. Tıpkı üvey babamın beni öperken , özel bölgelerimi eklerken çıkardığı sesler gibiydi ... Topuğumdaki bütün kan adeta beynime sıçramıştı.. O an içimde engel olamadığım öfkeyle daldım odanın içerisine , Eda çırılçıplak odanın içerisindeki masaya elleriyle dayanmış , arkasındada yurt müdürü yarı çıplak , kızarmış iğrenç suratıyla Edaya tecavüz ediyordu ! Beni gördüklerinde ikisi de şok olmuş bir vaziyette , yüzüme bakakaldılar . Edanın gözlerinde korku ve utanç Yurt müdürünün gözlerinde yarım kalan işini bitirememenin öfkesi vardı ... Olanca gücümle saldırdım yurt müdürüne ! henüz kırklı yaşlarda olan o pis sapığa gücüm yetmiyordu . Ama pes etmiyordum ! bir yandan tırnaklarımla yüzünü yırtıyor ! bir yandan da tekmeler savuruyordum heryerine ... Eda ! Kaç çabuk burdan koş ! Yardım çağır Eda ! diye bağırıyor , bir yandan olanca gücümle kendimi ve arkadaşımı o iğrenç sapıktan korumaya uğraşıyordum . Çığlıklarımıza koşan diğer görevliler , yarı çıplak müdür ile beni boğuşurken yakalamıştı. Yetim hane o gece adeta yangın yeriydi , Herkes ne olduğunu anlamaya çalışıyordu. Bense o hengamede Eda ! Eda nerde ? diye edayı arıyordum . Kulakları çınlatan o bağrışma sesiyle yurdun kapısına koşmuştuk hepimiz Eda kanlar içinde yerde yatıyordu ... Ölmüştü.. ! Zavallı arkadaşım yaşadıklarına dayanamamış , yetim hanenin çatı katından boşluğa bırakmıştı kendini .... Müdürün Mahkemesinde şahit olarak dinleniyordum... Avukatlarına bakılacak olursa , parasının gücünü burda da kullanmıştı rezil herif ! ...Bi insana , yetim hanede sorumlusu olduğu bir çocuğa tecavüz etmekten sadece on yıl ceza almıştı. Bizim değerimiz neydi ki ? zaten... Doğuştan kadersiz değilmiydik biz ! Gencecik daha ön altısında bir kız çocuğu , Rezil bir sapık , üstelik onu korumakla görevli bir müdür tarafından tecavüz edilecek öldürülmüştü... Evet katildi o ! ... Edanın intiharına sebep olan adamdı... Biz mahkeme salonundan çıkarken elleri kelepçeli yanımızdan götürülüyordu adi herif ... İki askerin kolunda , arkasına baka söylediği sözler ne kulaklarımdan , nede rüyalarımdan çıkmadı hala... "nereye kaçarsan kaç seni bulacağım Hazan! Seni bulduğum zaman ne yapacağımı biliyorsun değil mi ? İşte o gece karar verdim yurttan kaçmaya.. En pis sokaklar bile burdan daha güvenliydi artık benim için ..İki parça eşyamı bir poşete koyup gece yarısı kaçtım Yetim haneden... Doktor levent bey sözümü kesmeden ,, söylediklerimi ikiletmeden can kulağı ile dinlemişti hikayemi... Anlatırken çoğu zaman hıçkırıklara boğulduğum anlarda , tüm şevkatiyle bana gözyaşlarımı silmem için peçete uzatmış , onun dışında başka bir müdahalede bulunmamıştı... Yaşadıkların hiç kolay şeyler değil Hazan diye başladı sözlerine , şimdi göz yaşları içinde , can kulağı ile ben dinliyordum onu.. Ama biz seninle bundan sonraki hayatını iyileştirmek için her şeyi yapacağız tamam mı? Bundan sonra geçmişten korkmak yerine geleceğe odaklanacağız ... Sen çok güçlü bir insansın her zaman bunu hatırlatacaksın kendine ! Ben güçlüyüm ve her şeyin üstesinden geleceğim ! şimdi sana bir kaç tane ilaç yazacağım öncelikle seni bu kötü kabuslardan arındırmamız lazım.. daha sonra on beş gün arayla , sen buraya yanıma geleceksin ve biz seninle yine bugün olduğu gibi dertleşeceğiz anlaştık mı ?dedi.. Nedendir bilmem Levent beyin içten , samimi , ve bana verdiği güven bana çok iyi gelmişti ... seansımız bitip kapıdan çıkarken , bana reçetem ile birlikte özel numarasının olduğu kart vizitini verdi... tam dışarı çıkıyordum ki ! "Hazan ! ne zaman korkarsan ve ya tedirgin olursan , güvendiğin birinin elini tut ve beni ara ... Gülümsedim ve teşekkür ederek odadan çıktım. Melis meraklı gözlerle bekliyordu beni bekleme odasında...Ağlamaktan şişip kızaran gözlerime bakınca iyimisin ? diyerek boynuma sarıldı. iyiyim canım benim , iyi ki dinledim seni ,iyi ki geldik buraya iyiki dedim... Hastaneden çıktığımızda saat ikiye geliyordu . Bugün Melisle birbirimize söz vermiştik felekten bir gün yaşayacaktık... Önce Üsküdara salacak sahiline geçtik ... Mis gibi köfte ekmek yaptırmış , Kızkulesine karşı ayaklarımızı uzatmış keyifle yiyorduk ... Daha sonra üsküdardan vapurla Beşiktaşta inmiş AVM ve bir kaç mağaza gezip , ordanda otobüsle Gazi Osman paşaya evimize gelmiştik... Akşam yemeğimizi evde yiyecektik... Gelirken marketten aldığımız tavuk ve sebzeleri yıkayarak işe girişmiştik hemen .. Mis gibi fırında tavuk , salata sonrasında mis gibi demlediğimiz çayımızla , akşamı sonlandırmış , uyumak için odalarımıza çekilmiştik.. Bu gece ilk defa aldığım ilaçların etkisiyle , hiç rüya görmeden uyumuştum . Sabah güne o kadar güzel başlamıştım ki ! Kahvaltı sofrasını kurmuş Melisi öperek uyandırmıstım ... Güzelce kahvaltımızı yapmış , işe gitmek için evden çıkmıştık ...Aklıma gelen bütün duaları ediyordum , Allah'ım ne olur bundan sonra her şey yoluna girsin Çok çok amin.... Berzan yalısının kapısından hızla içeri giren Reha , hizmetçiye dönerek Hikmet bey çalışma odasındamı ? diye sordu... Hizmetçi Aysel hanım Hayır efendim Hikmet bey havuz başında diye cevap verdi. Yalının arka tarafında ki havuza doğru hızlı adımlarla ilerleyen Reha Hikmet beyi gördüğünde ; Hikmet bey ! Efendim bulduk ! Diye heyecanla konuşurken Okuduğu gazeteden başını kaldıran Hikmet bey in gözleri şaşkınlıkla açıldı.. Ne diyorsun sen Reha ne bulduk ! doğru düzgün anlatsana oğlum şunu ! diye bağırdı... Efendim yeğeniniz Hazan Meva hanım dün Hastanelerinizden birinde , psikiyatri kliniğinde muayene olmuş.. İsim , Soy isim herşeyi tastamam uyuyor ! Dün haber gelince emin olmak için araştırılmasını istemiştim .. Bırakıldığı yetim hane her şey aradığımız yeğeninizle birebir aynı ! Hikmet bey ! beyim iyimisiniz diyen Rehanın sesiyle irkilen Hikmet Berzan Allahım sana şükürler olsun diyebildi sadece... Adresi belli efendim , Evi , çalıştı iş yeri herşeyi biliyoruz ,Emrederseniz hemen alıp getirelim ! Hayır ben gideceğim, herşeyi anlatıp getireceğim yeğenimi buraya , ait olduğu yere.. Çekilebilirsin Reha ! Kafede işler çok yoğundu bugün, ayaklarımın üzerine basamıyordum nerdeyse , offf Allahım Bian evvel iş bitsede eve gidip uyusam diye dualar ediyordum... Şansıma bugün diğer personel Ahmet'in çocuğu hastalanmış, koskoca kalabalık kafede tek garson ben kalmıştım.. Benden zaten şans olsaydı ! O masadan o masaya koşturuyordum ..Böyle giderse gece birden önce çıkamam da burdan .. Nihayet bütün masaları toplamış, yerleri paspaslamıştım ... Resmen ayakta uyuyordum ... Kasayı toplayan Ahmet Amcaya Ahmet amca ben çıkıyorum bir diyeceğim varmı ? diye sounca hesaplardan başını kaldıran ve en az benim kadar yorgun olan Ahmet amca ; Tamam Hazan kızım , kusura bakma aksilik işte bugün bi başına kaldın çok yoruldun yarın biraz geç gel , dinlen olurmu kızım... Allah senden razı olsun Ahmet amca ...Çok baba adamsın vallahi diyerek yanağına bir öpücük kondurdum .. Gecenin karanlığında , otobüse binmek için Taksim meydanına doğru yola koyuldum ... İstiklal caddesinde hızlı adımlarla ilerlerken duyduğum sesle olduğum yerde kaldım.. Sahafların olduğu , ara sokaktan geliyordu ses ...Adımlarımı istemsizce sesin geldiği yöne çevirip , bir kaç adım yürümüştüm ki ! Aman Allahım yerde bir adam yatıyordu! Cenin pozişyonunda , elleri karnında adeta kıvranıyordu ..Ayak seslerini duyduğundan mıdır ? nedir kafasını kaldırıp olan kuvvetiyle "Ne olur yardım et bana Korkma benden sana zarar gelmez dedi " Olduğum yerde donakalmıştım.. hemen başını kaldırıp dizlerime yatırdım onu.. Vurulmuştu ! yerdeki kırmızı yığından belliydi çok kan kaybetmişti ... Tamam ! tamam ! sana yardım edeceğim tamam sen kendini yorma! ailen kimsen varmı arayalım hemen ama önce ambulans ! Evet hemen bir ambulans çağırmalıyım diye panikle kendi kendime konuşurken olanca gücüyle susturdu beni.. "telefonun bana telefonunu ver ! Tamam diyip çantamdan çıkardığım telefonu eline verdim , kimi aradı bilmiyorum , Ağzından son kez duyabildiğim fısıltı halindeki sesiyle , birazdan adamlarım burda olacak ! dedi ve kendinden geçti.. Ben bi yandan ne yapacağımı bilmez bir halde ambulansı aramış , bulunduğumuz yerin adresini vermiştim... Ambulansı beklerken aradan kaç dakika geçti bilmiyorum .. Bulunduğumuz sokakta ardı ardına dört tane lüks araç durdu.. Yorgunluk , uykusuzluk derken birde kucağımda ölmek üzere olan bir adamla İstiklal caddesinin karanlık izbe bir sokağında kalakaldığım yetmemiş gibi , etrafım da mafyadan bozma izbandut gibi adamlarla çevrilmişti... Kucağımda ki adamı apar topar almış arabanın arkasına yatırmışlardı.. Ne yaptığınızı sanıyorsunuz siz ! Adam ölmek üzere yaralı görmüyormusunuz ? Ambulans çağırdım ! Şimdi karakolu arayacağım dağ başımı burası ! diye bağırarak , bindikleri arabaların camlarını yumrukluyordum var gücümle ! o sırada sert bir el tarafından sıkıldı kolum Benide apar topar , karga tulumba bindirmişlerdi yaralı bulduğum adamın yanına .. Korkudan ve panikten her yerim titriyordu! Ne yapmaya çalışıyorsunuz siz ! Bırakın beni ! diye bağırmalarım boşunaydı , o an sinek ısırığı kadar canımı yakan bir acıyla irkildim ! Dönüp arkama bile bakamadan olduğum yerde kapandı gözlerim....
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE