Yeliz Cihangir’in odasından çıktığımda ablamla karşılaştık. Bana kızgınlıkla bakıyordu. Kolumdan tutup “Benimle gel,” dedi. Beni odasına kadar peşinden sürükleyen ablama hiç direnmedim. Odaya girdiğimizde kapıyı kapatıp “Ne oluyor Yeliz?” diye sordu. “Bir şey olduğu yok.” Kaşları çatıldı. “Nasıl yok? Güpegündüz Cihangir’in odasından saç baş dağılmış halde çıkıyorsun! Dokunsalar ağlayacak gibisin. Normal mi bu?” Ablamın her detaya bu kadar dikkat etmesinden ziyade benim boşvermiş halim yüzünden sorgulanıyordum. Nasıl bir cesaretti bende ki? Sırf Cihangir’in canını yakmak için yaptığım şey deliceydi. Asıl sorun ise yine benim canım yanmasaydı. Akan gözyaşlarımı silerek “Konuşmak istemiyorum. Lütfen abla,” dedim titreyen sesimle. “Sana zorla bir şey mi yaptı? Ne bu halin Yeliz? A

