Kollarımı sıkıca bedenime sarmış, kendime sığınacak yer arıyordum. Saat gece yarısını geçiyordu. Yağan yağmur ucu kırılmış bıçak gibi tenime değse de yaralamıyordu ama acıtıyordu. Eğik olan başımı biraz daha eğdim. yüzüme gelen yağmur görüşümü bulanıklaştırıyordu. Hızlı hızlı yürüdüğüm bu boş sokakta gecenin sessizliği hakimdi ama bir o kadarda gürültülüydü. Yağmur sertçe yeryüzüne düşmesi bir yılanın tıslamasını andırıyordu. Yılan, sokaktı. Çatallı dilinin ayrılan kısımları; sessizlik ve gürültüydü. Rüzgar sertçe esti ve ben o an parmak ucuma kadar titrediğimi hissettim. Kışın en çetin günlerinden sadece biriydi bugün. Kalacak ve hatta zorda olsa kendimi ısıtacak bir yerim vardı. Bu yazın başlarında yaptığım minik yuvamı mahallenin serserileri el koymuştu. Büyük demir belediye ye ait

