Sıla 6 Bölüm

1035 Kelimeler
Buz gibi su bedenin'den akıp giderken gözyaşları ona eş yüzünden kayıp gidiyordu. Yaşadığı o iğrenç an her aklına düştüğünde ölecek gibi oluyordu. Bu işin sonu önü yoktu. Kocasına anlatsa katil olacağına emindi. Onun yüzünden ne kan dönmesini nede hapse girmesini istemezdi. Kemal şu hayatta tutunacağı tek dalıydı. Akan suyu kapatıp elleriyle yüzünü sildi. Ne kadar zamandır suyun içinde olduğunu bilmiyordu. Kapının ardında asılı duran mor bornozu alıp üstüne geçirdi. Saçına saç havlusunu takıp odasına geçti. Kemal camın önünde her zaman ki sakinliğiyle sigarasını içiyordu. Karanlık havaya karışan gri duman ahenkli bir ortam sağlıyordu. Karısının geldiğini hisseden adam dönüp bakmadı. Sıla'nın ondan gizlediği bir şey vardı. Yoksa durup dururken, ağlayıp bana dokunma diyecek kadın değildi. Biten sigarasını kül tablasına bastırıp eşine uzun uzun baktı. Mor bornozun içinde açıkta bıraktığı gerdanıyla muazzam görünüyordu. Kumral teni boncuk boncuk gözleri dolgun dudakları iri göğüsleri ah bu kadın iyikim dediği tek şeydi. "Amacın beni baştan çıkarmak mı karıcım?" Ses tonu fazla boğuk çıkmıştı. "Seni baştan çıkarmama gerek yok ki Kemal sen zaten beni ne zaman görsen baştan çıkıyorsun" diyip parmağıyla ön tarafını gösterdi. "Kimin suçu acaba" karısının üstüne fazla gitmek istemiyordu. "Hiç halim yok hayatım direkt uyuycam" dedi nazlı nazlı Sıla bu günü unutmayı tercih ediyordu. Yoksa kafayı yiyebilirdi. "Beni bu halde bırakamazsın gülüm" yanaklarında çıkan gamzeye kadar gülümsedi. "Yapma Kemal yorgunum canım hadi sende gel sana sarılıp uyumak istiyorum." Hızla çıkardığı geceliği giyip pike'nin altına girdi. "Hmmm ben alırım senin yorgunluğunu" Kemal üstündeki tişörtü çıkartıp karısının yamacına uzandı. "Sıla seni senden iyi tanıyorum neyin var." Çünkü karısı yine hüzünle bakıyordu. "Yok bir şeyim hayatım, sadece yorgunum" başka açıklama yapmak gelmiyordu. Ama anlatmak itiraf etmek içini dökmek istemesi bencillik mi olurdu? Kocasının sert kaslı gövdesine sarılarak başını boyun girintisine soktu. "Ah be hatunum içinde ki yangını görüyorum, avaz avaz bağırıyor. Yeşil gözlerin iyi değilsin gittin geldin siktiğimin işine ne olduysa ruh halin değişti." Kocasının ses tonu bir alçalıp bir yükseliyordu. "Kemal kendine gel ısrar etme lütfen tamam anlatacağım önce izin ver. Bunun için kendimi hazır edeyim kolay bir konu değil ki!" Derken göz yaşlarını güçlükle tutuyordu. Yüzü koca avuçlar tarafından tutulup kara gözlere sabit kılındı. "Canımın canını yaktılar değil mi?" Gözümden akan yaş avucuna damladı. "Ağlama kurban olduğum ağlama anlat bana" Sıla iç çeke çeke ağlarken yaşadıklarının etkisiyle uykuya daldı. Sila'nın masum güzel yüzüne bakıp kaybetmekten korkar gibi teninde ellerini gezdiriyordu. Az kalmıştı çıldırmasına eşinin ağlaması yeşil gözlerinin hüzünle bakması normal değildi. Kesinlikle emindi artık Sıla ondan önemli bir şey saklamıştı. Ama ne bunu bulacak ve kim karısına zarar verdiyse hesabını soracaktı. Sıla ise kesintisiz uyuyordu. Rüyalar alemine daha doğrusu kabuslar şehrine merhaba derken kendini yine ve yine o lanet şirkette buldu. Dışarıdan olanları izleyen izleyici olmak bu olsa gerekti. Çünkü şuan tam karşısında kendisi vardı. Arada tek fark vardı bu Sıla fazla açıktı. Ağzı açık kalsada merak ve korkuyla izliyordu. İçini saran o iğrenç duyguyla baş etmeye çalışıyordu. Çünkü rüyada ki Sıla şuan kırıta kırıta iş yapıyordu. İt gibi korkmak tabiri bu olsa gerekti. Patronu olacak adam işe başladığı günden beri hayatı ona zindan ediyordu. Tabi birde kıskanç mı kıskanç eşi Handan hanım resmen kadını göz hapsine almış tek hatasını gözlüyordu. Bu işe ihtiyacı vardı, kocasından boşanacak bu yüzden avukat parası biriktirmesi gerekiyordu. Eşinin başka kollarda olduğuna emindi sadece ispat etmesi lazımdı. Sinirle derin bir soluk alıp sabahları şekersiz sade kahve içen patronuna kahve yapmak için mutfağa geçip makineyi çalıştırdı. 07.30'da şirkette olması şarttı. Yoksa hem Korhan beyin hem eşinin bütün gün asık yüzlerini çekmek zorunda kalıyordu. Hoş onların ilişkisi'de tuhaftı karı kocadan çok kardeş gibiydiler. Ne samimi bakışlar ne hoş sözler. Neyse diyip hazır olan kahveyi fincana aldı. Tam götürmek için dönmüştü ki sert bir bedene çarpmasıyla kahve hem kendi üstüne hem patronun üstüne dökülmüştü. Acıyla çığlık attı. Göğüs kısmı feci halde yanıyordu. "Ahhh" Korhan Sıla'nın kolundan tutup odasına sokmuş kapıyı kilitlemişti. Odanın içinde bulunan gizli odaya geçip hem gömlek almış hem ilk yardım çantasını getirmişti. Buz dağını andıran sesiyle konuştu. "Üstünü çıkar şunu giy daha kötü olacak yanık krem sürelim" Sıla şok olmuş vaziyette bir patronuna bir uzattığı gömleğe bakıyordu. "Ben şey içeride giyinirim" hızla elindekileri alıp odaya geçerken kapıyı kapatmayı unutmuştu. Üstündeki bluzu canı yana yana çıkarırken kremi açmış hemen sürmüştü. Korhan beyin verdiği gömleği giymek için hareket ederken bedenine sarılan kollar ensesine üflenen ılık nefesle buz kesti. "Ne yapıyorsunuz Korhan bey" sesi kısıktı. Bütün bedeni taş kesmişti adeta bu adam napıyordu ona? "Sıla o kadar güzelsin ki gözlerimi senden alamıyorum. Uzak duramıyorum yanlız kalmak için fırsat kollayıp durdum" dudakları boğazı kurumuştu. "Bu bu çok yanlış lütfen bırakın beni" dese bile kendiyle savaş halindeydi. "Artık olmaz Sıla'm unut bunu karşılık ver bana" daha ne dediğini sormadan dudaklarına yapışan adamla elindekiler yeri boyladı. Dudakları hem davetkar ve fazlasıyla güzeldi. Kendini karşılık verirken bulmuş bedenleri çoktan yasak meyvenin tadına varmaya başlamıştı. Gördükleriyle midesi bulanan Sıla kusmamak için epey direnç göstermiş geri geri giderek hayır diye konuşuyor. Ama onu duyan olmuyordu. "Hayırrrrr" diyerek uykusundan uyanırken koluna dokunan elle güçlü bir çığlık atıp geriye doğru gitti. "Dokunma bana o pis ellerinle sakın dokunma gebertirim seni bırak diyorum bırak" bedeni uyanmış olsada ruhu hala kabusun etkisindeydi. Kemal şok olmuşcasına karısına bakarken onu dinlemeden kendine çekip sıkıca sarılmış alnına terden yapışan saçlarını geriye itti. "Bırak beni bırak " aynı şeyleri sayıklayan eşini sakinleştirmek isterken kendisini güçlükle tutuyordu. "Sakin ol Sıla'm benim Kemal" dese bile pek etkisi yoktu. "İstemiyorum seni rahat bırak beni" sanki hala o lanet kabusun içinde olanları yaşıyordu. "Gülüm ömrüm benim sakin ol hadi yavrum kimse sana zarar veremez korkma yanında ben varım" kocasının sesiyle yavaş yavaş kendine gelen Sıla dolu dolu gözleriyle bakıyordu. "Kemalim bırakma beni sensiz" derken sesi boğuk boğuk çıkıyordu. "Ölsem bile bırakmam seni canımın canı" saçlarına ard arda öpücükler konduruyor. Soru sormamak için güç duruyordu. Eşi şuan iyi değildi öncelik onun ruh sağlığı ve güvende olmasaydı. Ondan sonra ne olduğunu soracak bu hale onu kim getirdiyse adını alacak o itin ölüm imzasını atacaktı. Ara ara iç çekmeler düzene giren nefes sesleriyle karısının tekrar uykuya daldığına emin olmuş usulca başını yastığa koyup ısırmaktan şişirdiği dudaklara öpücük kondurup sigara paketine uzanmıştı. Gece onun için baya uzun olacaktı. Çünkü sabaha kadar karısını izlemeyi aklınca kötü kabuslardan korumayı düşünüyordu. Yarın sabah ise herşey farklı olacaktı. BÖLÜM SONU... Bu bölüm Sılanın nasıl etkilendiğini yazmak istedim. Bundan sonra ki bölümler düzenlenecek arkadaşlar...
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE