Kalp sancısı ağır gelir taşıyamazsın o ezim duyguyu Sıla düştüğü duruma inanmak istemiyordu. Dudaklarının üzerinde ona haram, ten vardı.
Elini kaldırdığı gibi Korhanın yüzüne geçirdi. Hırsla dudaklarını silip ayağa kalkmış deli gibi çarpan kalbini görmezden gelmişti.
"Siz ne hakla beni öpersiniz" adeta sesi yeri göğü inletmişti.
Korhan ise istifini dahi bozmadan az evvel dudağında kalan tadı ıslaklığı diliyle emmekle meşguldü.
"Sıla Sıla'm bana ne yaptığın hakkında ne ufak fikrin yok" Ne saçmalıyordu bu adam!
"Kafayı yemişsiniz siz bir daha buraya ayak basmam" üzerini düzeltip kapıya adımladı. Lakin duyduklarıyla yerine çakılı kaldı.
"Gidemezsin bunu unut ha çok istiyorsan önce tazminat ödemen gerekecek sözleşmeyi unutma" dedi.
"Ne ne sözleşmesi ne tazminatı" İşin ilk günü daha doğrusu görüşme için geldiğinde ona sözleşme imzalatmıştı.
"Iki yıl dolmadan işten ayrılırsan yüklü miktarda para ödemen gerekecek"yüzünde ki gülüş hiç bir yere gidemezsindi.
"Lanet olsun" Sıla odadan çıkıp kendini şirketin lavabosuna atmıştı.
Gözlerinden akan yaşlar durmadan yanaklarına oradan boynuna iniyordu.
Şuan kendini iğrenç ve kullanılmış hissediyordu. Hırsla dudaklarını silsede o dokunuş gitmek bilmiyordu.
Aynadan aksine baktı öldürmek istiyordu kendini kocasının yüzüne nasıl bakacak nasıl ona dokunacaktı.
Ya Korhan bey hiç bir şey olmamış gibi mi davranacaktı. Yüzü gözü ağlamaktan şişmişti.
Kemal aklına geldikçe daha kötü oluyordu. Bu hissiyatın tarifi yoktu. Boktan duygular ruhunu sarmış düşünce deryasına itmişti.
Küçük bir dokunuş olsada etkisi uzun süre üzerinde kalacaktı. Ah delirmemek elde değildi.
Tekrar eski yerine geçip boş boş etrafa baktı. Ne diye duruyordu bu holdingde.
Peki o parayı nasıl bulacaktı. Kocasından istese ne diyecekti hayatım patronum beni öptü karşı çıkamadım işten ayrılmama müsade etmiyor. Ayrılırsam tazminat vermem lazım mı? İğrenç ötesi bir durumdu.
Kesinlikle eskisi gibi olması mümkün değildi. Sinirle başını ovarken karşı odadan onu kameradan izleyen adamdan bir haberdi.
Korhan parmağı hala dudağında kadının üzerinde bıraktığı etkiden kurtulamamış bir vaziyette Sıla'nın tavırlarını analiz ediyordu.
Üzgün ve mutsuzluğu yüzünden okunuyordu. İçini saran hüzüne oda engel olamadı.
Sıla şu hayatta onu etkileyen dumura uğratan ikinci kadındı. İlki eşi karısı Busesi ölüm onu oğlunun doğumunda almıştı.
İkincisi ve sonuncusu tıpkı eşine benzeyen sadece gözleri ve dudakları farklı olan kadın Sıla daha ilk gördüğü an beyninden vurulmuşa dönmüştü.
Aklına gelen en mantıklı olay karısının yaşadığı olmuştu. Ama bu tezi Sılayı araştırıp hayatını öğrenince son bulmuştu.
Kadın evli ve eşine aşıktı. Seven kadın her halinden belli olurdu. Sıla Kemal denen o asalağa aşık ve tutkundu.
İşi çok zor ve yolu uzun olacaktı. Sılaya giden önüne çıkan her engeli tek tek aşacaktı.
Buna kocası dahildi, kabul ediyordu adam ondan ve ailesinden biraz zengin olabilirdi.
Lakin Korhan Coren o aileyi bine katlayacak güce ve zekaya sahipti.
Sıla kadını ve çocuklarının annesi olacaktı. Bunu sırf eski eşine benzediği için değil kalbine giren ilk kadın olduğu için yapacaktı.
İlk olarak Sıla'yı baştan çıkarmanın yollarını arayacaktı.
Buda onun için çocuk oyuncağıydı. Koltuğunda hala daha ağlayan kadını görünce kaşlarının çatılmasına engel olmadı.
O kadar kötümüydü Korayla öpüşmek hoş her kadın Korhan Coren gibi adam isterdi.
Telefonu kulağına götürüp, tek tuşa bastı.
"Sıla bugün izinlisin git dinlen yarın işe gel" diyip yüzüne kapattı.
Sıla önce çalan telefona ardından git eve dinlen diyen adama küfürler edip şirketten ayrıldı.
Eve gitmek kocasının yüzüne bakacak cesareti tuzla buz olmuştu.
Bindiği taksiye evin adresini yinede verip gözleri kapalı yolun bitmesini bekliyordu.
Bir yolunu bulup o işte çıkması gerekiyordu. Bunun içinde patronun onu kovması gerekiyordu.
Dişlerini birbirine bastırıp duran taksiden indi.
Mahallenin önünde top oynayan çocuklara bakıp tebessüm etti.
Keşe dedi içinden zamanında çocukları olsaydı. Ailesi onları reddetmek yerine bağırlarına bassaydı.
Evin sokağını döndüğü an gördüğü yüzlerle şoka girdi.
Çünkü kocası ve ailesi kapının önünde konuşup gülümsüyordu.
Acaba ayak üstü hayal falan mı görüyordu.
Gitse bir dert kalsa ayrı dertti. Telefonun mesaj sesiyle merak edip çantasından çıkardı.
Ekranda gördüğü isim ve yazılanlar utancına utanç katmıştı.
Korhan Bey..
Hala tadın dudaklarımda...
Yok bu adamın duracağı yoktu. Mesajı silip numaraya engel attı.
Yavaşça kocasına ve ailesine yanaşıp özlemle annesine baktı.
Zuhal Hanım kızının özlemle yanan gözlerine dayanamayıp sıkıca sarıldı.
6 senedir ayrıydı yavrusundan!
"Kızım yavrum nasıl özlemişim seni" dedi.
Cemil bey ise hala daha kırgın olsada oda tek kızlarına hasretti.
"Hanım bırak azda ben hasret gidereyim "diyip kızına sarıldı.
Yaşadıkları ve aile özlemiyle ikinci defa ağlayan Sıla kocasının ona aşkla baktığını görmüş bir kez daha utanmıştı.
Ne olursa olsun Kemale anlatacak bu evliliğe nokta koyacaktı. Bu şekilde devam edemezdi.
"Anne baba siz nerden çıktınız" babası damadına minnetle baktı.
"Kemal oğlum dün arayıp küstüğe son vermek istedi. Hem özür diledi hem seni anlattı." Sıla hüzünle baktı.
"Çok özledim sizi hadi içeri geçelim" dese bile annesi kızını durdurdu.
"Yok kuzum abin hala tavırlı önce onu ikna edelim yarın geliriz beraber" üzülmeden edemedi.
"Abim çok mu kızgın" Cemil bey yanağını okşadı onun için hala minik olan kızının.
"Çok ama ben ikna ederim Zuhal hadi gidelim bizim deli bozuk oğlanı ikna etmemiz lazım" Anne babasına sarılıp yarın için yolcu etti.
Kemal Sıla'nın neden yüzüne bakmadığına anlam veremiyordu. Eve girene kadar sürdü bu kaçamak bakışmalar.
Sonunda dayanamayan Kemal karısının belinden sarılıp boynuna öpücük kondurdu.
Aniden gelen hamle üzerine irkilip çığlık atan Sıla bağırdı.
"Dokunma bana" yanlış mı duymuştu.
"Ne oluyor Sıla ne demek dokunma" Lanet okudu Korhana.
"Kemal konuşmamız lazım" yoksa kafayı yiyecekti.
"Seni dinliyorum hayatım" Kemal boğazı düğüm düğüm baktı.
"Boşanmak istiyorum" tek dediği buydu.
Gözlerinin içi karardı bu laflarla adamın.
"Şaka yapma yaşını geçtik Sıla" Boşanmak ha hemde deli gibi sevdiği kadından.
"Şaka değil değil ayrılmak istiyorum ben" başını öne eğdi.
"Beni delirtmek için hususu yapıyorsun değil mi?" Sema olayının intikamını alıyordu.
"Yeter artık Kemal neyi anlamıyorsun ya ayrılmak istiyorum o kadar." Kollarını kavrayıp yüz yüze getirdi.
"Yok ya o kadar basit yani öyle mi kızım bana geldiysen benim olduysan benden ayrılmak kolay olmaz unut bunu sen benimsin bende senin bir daha sakın ayrılık lafını açma kötü olur." Yutkunurken kocasının sertçe nefes alıp veren göğsüne baktı.
"Olmaz olmaz yapamam artık Kemal izin ver." İtiraf etse Kemal katil olurdu.
"Neye izin vereyim ulan neye ne oldu ise gittin geldin bir haller oldu sana biri bir şeymi dedi yaptı." Aklına başka ihtimal gelmiyordu.
"Hayır hayır ben iyi değilim gerçekten" Ne diyeceğini bilmiyordu.
"Görüyorum bu halinin sebebini anlatacaksın bana Sıla işe gitmeyi unut" aklına gelen ihtimali sildi attı.
"Tamam sen nasıl istersen" Sıla kabul ederken yarının bugünden daha beter olacağını hayatının girdapa çekileceğini bilmiyordu.
Eğer bilseydi hayatına son verirdi....
BÖLÜM SONU....