Şafak, dağların ardında belirsiz bir çizgi gibi yükselirken Elif helikopter pistinin kenarında durdu. Beton zemindeki soğuk ayakkabılarından içeri sızıyor, ama zihni ilk kez bu kadar berraktı. Çantasındaki dosyalar artık yalnızca kanıt değil; kimliğinin, geçmişinin ve seçtiği yolun net bir haritasıydı. Serdar helikopterin yanından ona doğru geldi. Omzundaki sargı tazeydi, yüzündeki yorgunluk gizlenemezdi ama bakışları kararlıydı. Elif’in yanında durdu, birlikte ufka baktılar. Rüzgâr, pervanenin dönmeden önceki o kısa bekleyişinde bile gürültülüydü. “Merkezle konuştum,” dedi Serdar. “Dosyaların tamamı güvenli hatta aktarılacak. Zincir koptu. Artık kimse bunları kapatamaz.” Elif başını salladı. “Kapatmaya çalışsalar bile… çok geç. Her şey birden fazla yere gitti.” Bir an durdu. “Babamın

