Bölüm 6

2817 Kelimeler
Eva Çetin Kampüsün bahçesinde öfkeyle yürürken dönüp arkamdan gelen Ayaz'a dik dik baktım. "Sana cidden inanamıyorum Ayaz! Nasıl tek laf etmezsin?" Ondan bir cevap beklerken yumruk olan ellerimi biraz daha sıktım. Az önce o aptal dersten çıkmıştık ama ben sinirimi hala atlatamamıştım. James denen adam kendini ne sanıyordu? Bana o şekilde davranma hakkını kendinde nasıl görüyordu? Ayrıca hocanın çiftleri belirlemesi de nereden çıktı, lisede miyiz biz? "Biraz sakinleş Eva!" Ayaz'ın sert sesi ile öfkem daha da perçinlendi. "Benim sakin olmama gerek yok, sen ikimizin yerine de yeterince sakinsin!" Ayaz burun kemerini sıkıp derin nefes aldı. "Ne yapmamı bekliyorsun Eva? Profesörle kavga mı edeyim? Basit bir ödevi neden bu kadar abartıyorsun?" "Bir de soruyor musun? Belki de kokladığın kızdan seni kıskanıyorumdur!" Dibine kadar girip tıslarcasına konuştuğumda sağ kolumdan tutup iyice kendine çekti beni. "Sana partiden beri defalarca söyledim, neden hala anlamamakta ısrar ediyorsun? Derin'i özellikle koklamadım!" "Oradan bakınca boynuz takacak birine mi benziyorum Ayaz?" Kurduğum cümle ile bir anda benden uzaklaştı. "Senin ağzından çıkanı kulağın duymuyor. Ben kantine geçiyorum, biraz sakinleşelim." Dönüp arkasını gittiğinde gözlerimi kapatıp içimden saymaya başladım. 20'ye yaklaştığımda yavaş yavaş sakinleştiğimi hissettim. Gözlerimi araladığım sırada gördüğüm kızla biraz dinen öfkem daha büyük bir şekilde geri döndü. Bu kızı gördüğüm ilk günden beri sevmemiştim. Daha ilk günden beri Ayaz'a karşı olan bakışlarının farkındaydım. Bu güne kadar herhangi bir girişimde bulunma da potansiyel tehdit olduğunun farkındaydım. Ben Ayaz'ı o kızdan olabildiğince uzak tutmaya çalışırken sevgili profesörümüz kasti yapıyormuş gibi onlara baş başa olacakları bir ödeve vermişti. Bu işten hocayı vazgeçirmek için çözüm yolu düşünürken ne kadar olduğum yerde dikildim farkında değildim. "Eva, Ayaz nerede?" Kerem'in sesi beni kendime getirirken; "Ne bileyim, ben Ayaz'ın bekçisi miyim?" Diye tersledim. "Ne dedim de tersliyorsun kızım? Manyak mıdır nedir!" Kerem sinirle giderken gözlerimi devirdim. Bir de bu iki asalak vardı başımda. Zaten Ayaz'ı kendime yakın tutmak her geçen gün zorlaşıyordu, bunlar da oldu mu aramıza iyice mesafe giriyordu. Giden Kerem'in arkasından bakarken sakinleşmek için boş banklardan birine yöneldim. Bedenimi çuval misali banka bıraktığımda kollarımı göğsümün önünde ağlayıp düşünmeye başladım. Neden bu hale gelmiştik? Ayaz'ı bu kadar severken ve o da beni aynı şekilde severken neden ilişkimiz yolunda gitmiyordu? Son 2 yıldır aramız eskiye göre kötüydü. Düzeltmeye çalışsam da her geçen gün Ayaz'ın benden biraz daha uzaklaştığını anlamak zor değildi. Onu gördüğüm, aşık olduğum ilk gün aklıma geldiğinde istemsizce gülümsedim. Ayaz'ı çocukluğumdan beri tanıyordum. Hakim olan babası ile savcı olan babam birlikte birçok davaya bakmışlardı. Bizde onlar sayesinde çocukluğumuzda birbirimizi tanımıştık. İlk yıllar benim için sadece bir arkadaştı. Onunla oyun oynamayı, bisiklete binmeyi, vakit geçirmeyi seviyordum. Büyüdükçe ona olan bakış açım değişmeye başlamıştı. İlk başlarda buna isim koyamıyordum. Ayaz'ın sevgilisi olduğunu gördüğümde ilk sevgilimi yapmıştım. O zamanlar buna bir ad veremesem de şimdi kıskandığım için yaptığımın farkındaydım. Lisenin ilk yılı o farklı ben farklı bir insanlaydım. İkinci sınıfa geçtiğimizde ise benim için her şey değişmişti. Okulun futbol takımında oynayan Ayaz'ı, bahçede antrenman yaparken gördüğümde benim olacağını kafama koymuştum. Senelerdir onunla olan, onu seven bendim ve benim olmalıydı. O günden sonra elimden geleni ardıma koymadım. Önce sevgilisinden ayrılmasını sağladım, sonra da kendime aşık ettim. Beni hiç bırakmaması için yaptığım şeyi bilse acaba ne yapardı? Onun için bu kadar uğraşmışken şimdi basit bir kız yüzünden ellerimden kayıp gitmesine izin veremezdim. Bir anda aklıma gelen şeyle kafamı çevirip Kerem'in gittiği yere doğru baktım. Yüzümde sinsi bir gülümseme oluşurken çoktan kafamda planımı yapmaya başladım. Kerem ciddi anlamda Derin'den hoşlanıyordu. Enes ve Beste'nin buluşmasında beraber oturduğumuz günden beri ağzından o kızı düşürmüyordu. Eğer aralarını yaparsam tehdidi de ortadan kaldırmış olurdum. Keyfimin yerine gelmesi ile banktan kalkıp kantine doğru yürümeye başladım. Derin'e çözüm bulduğuma göre şimdi geriye Ayaz ile aramı düzeltmek kalmıştı. Kantinden içeri girdiğimde bakışlarımı etrafta gezdirdim. Ayaz ve Kerem elindeki kahvelerle cam kenarında dikilmiş sohbet ediyorlardı. Yanlarına giderken içten bir şekilde gülümsedim. "Selam." Derken parmak uçlarımda yükselip Ayaz'ın yanağına minik bir öpücük kondurdum. Ayaz anlamayan gözlerle bana bakarken Kerem'e dönüp; "Az önceki tavrım için kusura bakma Kerem, sinirliydim." Dedim. "Sorun yok." Dese de bakışlarından hala bana kızgın olduğunu anlamak zor değildi. "Bu arada Derin'e aldığın çiçekler çok güzeldi Kerem, bayıldım. Yemek için ikna edebildin mi?" Konuyu değiştirdiğim anda asık olan yüzü gülümsedi. "Henüz ikna edemedim ama bence şansım var." Derken camdan dışarı baktı. O kız ve hiç yanından ayrılmayan çocuk banklarda oturmuş sohbet ediyordu. "Bence de var. Hem her kızın biraz nazlanmaya hakkı vardır. Azıcık peşinden koş." Dediğimde Kerem bana döndü. "Derin pek ısrardan hoşlanmıyor gibi." Derken kararsız gözüküyordu. "Her kız peşinden koşulmasını sever Kerem. Güven bana." Derken en içten gülümsemelerimden birini gönderdim. Kerem bir süre dışarıda oturan kızı izledikten sonra yeniden bana döndü. "Sence ne yapmalıyım?" Dediğinde bir süre sessiz kaldım. Kızı hiç tanımadığım için fikir yürütmek zordu. Keşke konuştuğu sıralarda içten içe delirmek yerine biraz dinleseydim! "Sen Eva'ya bakma oğlum kızı rahat bırak. İki kere teklif ettin, gerisi onun kararı. Eğer kabul etmezse istemiyor demektir." Ayaz'ın konuşması ile ona döndüm. Çatık kaşları ile bana bakıyordu. "Biriniz bekle diyor, diğeriniz peşinden koş. Kafamı karıştırdınız." Kerem'in isyanı ile Ayaz uzanıp omzunu tuttu. "En iyisi sen içinden geleni yap dostum." Dediğinde Kerem başını salladı. "Ayaz'cım bana da kahve alır mısın?" "Sen neden almıyorsun Eva?" Öfkeli bakışları yüzümde gezinirken cilveyle gülümsedim. "Aşkım o kalabalığa beni mi göndereceksin? Lütfen." Gözlerini devirse de sessizce kahve almak üzere yanımızdan ayrıldı. "Kerem sen Ayaz'a bakma. Bir kadın olarak söylüyorum ki kadınlar kovalanmayı sever. Şimdi geri çekilip beklersen o kız sana evet demez. Biraz ısrarcı ol." "Emin misin Eva?" "Eminim tabi ki. Bir kadının duygularını en iyi yine bir kadın bilir." Gülümseyerek dediklerim üzerine başını salladı. "Sanırım seni dinleyeceğim." Dediğinde sırıttım. İşte böyle yola gel. Senden kurtulacağım Derin! *** Dersleri bitirdiğimizde Ayaz yorgun olduğu için yurda dönmek istemişti. Birlikte yurda doğru yürürken inatçı sevgilime içimden bir kez daha saydırdım. Enes dışında hepimiz yurtta kalıyorduk. Buraya geldiğimde Ayaz'a kaç kere eve çıkalım demiştim ama beyefendi kabul etmemişti. O burada olduğu için mecburen bende burada kalıyordum. Yurdun kapısından girdiğimizde Ayaz çardaklara yöneldi. El ele olduğumuz için bende sessizce peşinden gittim. Banka oturduğumuzda bakışlarını bana çevirdi. "Kerem'in aklını bulandırma Eva. Ne kızı ne de Kerem'i zor durumda bırakma!" Derken son derece ciddi duruyordu. Kızı bu kadar önemsemesi tepemi attırırken kaşlarımı çattım. "Hayırdır sen neden bu kızı bu kadar önemsiyorsun?" "Ne ima etmeye çalışıyorsun Eva?" "O kıza aşık mısın?" Dediğim anda Ayaz'ın gözlerinde gördüğüm öfke ile pişman oldum. "Neredeyse 6 yıldır sevgiliyiz ve bana bu soruyu mu soruyorsun?" "Ayaz ben..." "Madem güvenmiyorsun neden hala sevgiliyiz?" Lafımı keserek dedikleri ile panikledim. "Saçmalama aşkım. Tabi ki sana güveniyorum, sadece kıskançlıktan ne dediğimi bilmiyorum." Ayaz başını iki yana salladı. "Bıktım artık Eva! Senin bu güvensizliğinden, yersiz kıskançlıklarından, çevremdeki her kıza tehditmiş gibi yaklaşmandan bıktım!" "Bana bunları nasıl dersin?" Ayaz sessizce yüzüme bakarken ağlamaya başladım. "Ben her şeyimi sana verdim. İlk öpücüğümü, ilk aşkımı, bekaretimi. Seninle çıkmaya başladığımızda daha çocuktum. Şimdi nasıl bana, sırf kıskanıyorum diye bıktım dersin?" Hıçkırarak ağlamaya başladığımda Ayaz öylece beni izledi. Eskiden her ağladığımda eli ayağı birbirine giren adam şimdi tepkisiz kalıyordu. "Her kavgamızda bunları önüme sunuyorsun ama atladığın bir şey var Eva, ben bunların hiçbirini sana zorla yaptırmadım. Gelip bana aşık olduğunu ve sevgili olmak istediğini söyleyen sendin. Sana daha çok erken dememe rağmen birlikte olmak için ısrar eden de sendin. Şimdi kalkıp sanki hepsini zorla yaptırmışım gibi bunları kafama kakamazsın!" Ayaz'ın sözleri gözyaşlarımın daha da artmasına sebep oldu. Tavrı sinirlerimi bozarken neye ağladığımdan emin değildim. Genellikle gözyaşlarımı onu yumuşatmak için kullanırdım ama artık pek etkili olmuyordu. Ayaz yanımdan kalktığında panikle ona baktım. Beni bırakıp gidecek miydi? "Kendine çeki düzen ver Eva, seni tanıyamaz oldum. Beni kendine aşık eden o kıza ne yaptın sen? Karşımda abuk subuk konuşan bu kadın kim?" Ayaz sessizce konuşurken öfkem an be an yükselmeye başladı. Kaybetme korkusu sinsi bir yılan misali damarlarımda gezinirken ağzımı açtım ama tek laf edemedim. Ne diyecektim ki? "Eğer kendini toparlamazsan ilişkimizi gözden geçirmek zorunda kalacağım. Ben bu şekilde devam edemem!" Son sözlerini söyleyip giden Ayaz'ın arkasından baktım uzun uzun. Yıllar sonra bana böyle davranmasının tek sebebi o lanet kızdı! Bende Eva isem bunun hesabını o küçük kızdan sorarım! Öfkeyle yerimden kalkıp yurda doğru yürümeye başladım. "Seni buna pişman edeceğim Derin!" Derin Göktaş Odamda sessizce otururken hala olanların etkisinden çıkamamıştım. Hocanın Ayaz ile beni seçmesini, Eva'nın karşı çıkmasını, sonrasında birbirimize attığımız soğuk bakışları film izler gibi uzaktan izlemiştim. Hala daha gerçekliğine inanamıyordum. Dersten çıktığımızdan beri Eray'a devamlı; "Derste olanlar gerçek miydi?" Diye sormuştum. Ben Ayaz ile proje ortağıydım. Birlikte oturup ders çalışacak, belki de beraber saatlerce tek bir konu üzerine kafa patlatacaktık. Kalbim onunla beraber olacağımızın gerçeği ile göğüs kafesimde çırpınırken, aklım onun sevgilisi olduğunu bas bas bağırıyordu. İç dünyam her zamanki savaşını verirken öylece oturmuş hangisinin galip geleceğini bekliyordum. Beste, Enes ile beraber olduğu için odada yalnız kalmıştım. Benim için iyi de olmuştu. Şu an Beste'ye durumumu açıklayacak bir bahanem yoktu. Bazen ona her şeyi anlatıp kurtulmak istiyordum. O da bilseydi rahat olacaktım. Nasıl Eray'ın yanında duygularımı saklamaya gerek duymuyorsam Beste'nin yanında da gerek duymayacaktım. Bir türlü itiraf etmeye cesaret edemiyordum. Beste'nin yargılamayacağını bilsem de korkan yanım her seferinde engel oluyordu. Oysaki ben hiçbir şey yapmamıştım. Onun bir sevgilisi olduğunu bilmeden sessizce aşık olmuştum. Aklım onu ilk gördüğüm güne giderken yüzümde oluşan buruk tebessümle boş duvarı izlemeye başladım. Okulun ilk haftasında yeni gelenleri kaynaştırmak için küçük bir toplanma organize edilmişti. Koca sınıfta tek kız olduğum için gitmeyi düşünmesem de Eray'ın ısrarı ile katılmıştım. Acaba o toplantıda karşılıksız bir aşka sahip olacağımı bilsem yine de gider miydim? Sanırım giderdim. Çünkü Ayaz'dan gelen acı bile güzeldi. Onu o toplantıda gördüğüm ilk an aşık olmuştum. Enes, Kerem ve birkaç kişi ile oturmuş sohbet ediyor, gülümsüyordu. Gülüşünü gördüğüm an kalbime bir şeyler olmuştu. Daha önce sevgilim olsa da kalbim hiç böyle atmamıştı. İlk kez yaşadığım o hisse anlam veremezken, fark etmeden tüm gün onu izlemiştim. Her hareketini, her mimiğini izlerken farkında olmadan ona aşık olmuştum. Koca bir yılı köşeden sessizce onu izleyerek geçirmiştim. Gidip konuşmaya cesaretim olmadığı için sadece izlemiştim. Her hareketini, sevdiği şeyleri, mimiklerini ezberlemiştim. İlk yıl bitip, tatile girdiğimizde ise delice özlemiştim. O zamanlar sosyal medyada doğru dürüst fotoğraf paylaşmadığı için her şeyden habersiz okulun açılmasını beklemiştim. Ona açılacak, sevgimi anlatacaktım. Sonuç ne olursa olsun kararım netti. İkinci sınıfın ilk dönemi için İstanbul'a gelişimi hala hatırlıyorum. Kalbimde tarifi imkansız bir heyecan vardı. Gözlerim hasret kaldığı gözleri canlı canlı göreceği için sabırsızdı. Burnum üç aydır koklamadığı kokuyu duyacağı için sızlıyordu. O zaman gelip yurda yerleştikten sonra hemen kampüse gitmiştim. Amacım biran önce Ayaz'ı görüp, ona anlatmaktı. O zamanlar başıma geleceği bilseydim asla gelmezdim. Manisa'da kalır onu hep hayallerimdeki gibi saklardım. Kampüsün bahçesinde Ayaz'ı gördüğümde dünyam başıma yıkılmıştı. Yanında Eva vardı ve öpüşüyorlardı. O an ölmek istemiştim. Belki de ölmüştüm. Ayaz'ı çok seven ruhum, bu görüntüye dayanamayıp bileklerini kesmişti. İçim ağır ağır kan kaybından ölürken zorla kendimi yurda atmış ve bir hafta boyunca çıkmamıştım. Nedeninin, nasılının hiçbir anlamış kalmamıştı. Sevdiğim adam başkasını seviyor, başkasını öpüyordu. Bana da sevgimi hiç bilmeyen sevdamın arkasından yas tutmak kalmıştı. Bir hafta sonra dersler yüzünden mecburen okula gittiğimde öğrenmiştim her şeyi. Eva ve Ayaz liseden beri sevgiliymiş. Eva ilk yıl Ayaz'ın kazandığı okulu kazanamamış. Sene kaybetmemek için kazandığı okula gidip, sınavlar ile bizim okula geçiş yapmıştı. Hiç haberi olmadan tüm dünyamı başıma yıkmaya gelmişti. Bir anda odaya dolan telefon sesi ile yerimden sıçradım. Kendimi o kadar kaptırmıştım ki korkmuştum. "Efendim abicim." Telefonu cevapladığımda boğazımı temizleyip, sesimi toparlamaya çalıştım. "Derin, abim sen ağlıyor musun?" Abimin endişeli sesi kulaklarıma dolduğunda gözlerimin önüne yakışıklı yüzü geldi. Saç ve göz rengimiz ile birbirimize çok benziyorduk. "Hayır abi." Derken ben bile inanmamıştım. "Derin." Adımı söylediği an hıçkırıklarım serbest kaldı. Ayaz'ı düşünürken ağladığımı bile fark etmeyen ben, abimin sesini duyduğum an çözülmüştüm. "Güzelim ne oldu? Hadi ağlama da anlat bana." Abim sakin bir şekilde konuşurken sadece ağladım. "A-Ayaz." Zar zor söylediğim isim ile abim sessizleşti. En çok onun Ayaz'ı bilmesine seviniyordum. En azından rahat rahat onunla konuşabiliyordum. "Güzelim koca 2 yıl oldu. Yetmedi mi o çocuk için kendini üzdüğün?" Diyen abim ile göremeyeceğini bilsem de başımı iki yana salladım. "Onun yüzünden üzülmek bile güzel abi. Ondan gelen her şey o kadar güzel ki." Derken iç çektim. "Ah be Derin'im ne diyeyim ki? Çocuğa öfkeleneyim diyorum ama onunda bir suçu yok." Evet yoktu. Ne onun ne de benim hiçbir suçum yoktu. Ben sevgilisi olduğunu bilmeden aşık olmuştum ona, onun ise benden ve sevgimden haberi bile yoktu. Bu hikayede kimsenin suçu yoktu. Tek suçlu bir türlü duygularına engel olamadığım aptal kalbimdi. Sevgilisi olduğunu bile bile hala umutsuzca sevmeye devam eden aptal kalbimdeydi suç! "Abim yapma böyle bak bende çok üzülüyorum. Lütfen ağlama." Yalvaran sesi içimi sızlatırken zorla hıçkırıklarımı durdurdum. Bencillik ediyordum! Adam zaten benden uzaktaydı, aklı bende kalıyordu. Bir de ben böyle ağlayıp daha çok endişelenmesine sebep oluyordum. "İyiyim abiciğim merak etme. Bırak beni siz nasılsınız? Yengem ile yeğenim nasıl? Annemler nasıl?" Derken amacım konuyu değiştirmekti. "Hepimiz iyiyiz şükür. Sen konuyu değiştirme de, seni ne bu hale getirdi onu söyle?" Diyen abimle gülümsedim. Bana en büyük ödül sanırım abimdi. Kaç kız oturup abisi ile sevdiği çocuk hakkında konuşabiliyordu ki? Benim abim dinliyor hatta akıl bile veriyordu. "Bir şey olmadı abi. Ben eskileri düşünüp boş yere üzüldüm." "Emin misin?" Dediğinde daha fazla dayanamadım. Derste olanları, Ayaz ile ortak olduğumuzu anlatırken sessizce beni dinledi. Sustuğumda ise bir süre aramızda sessizlik asılı kaldı. "Bu durum senin açından pekiyi olmamış Derin. Bütün yıl onunla ders çalışırken hislerin daha da yoğunlaşabilir." Abimin dediklerine hak verirken ofladım. "Bundan fazla yoğunlaşırsa sanırım öleceğim. Severken ölen tek insan olarak da tarihe geçeceğim." "Derin doğru konuş!" Abimin kızması ile dudağımı ısırdım. "Ne demek ölmek abim? Bak beni oraya getirtme, gelir o çocuğu bir güzel döverim." Dediğinde kıkırdadım. "Yapma abi kıyamam." "Ah be güzelim. Bende sana kıyamıyorum. 2 yıldır o çocuk için o kadar çok ağladın ki, üzerine titrediğim kardeşimin üzülmesine dayanamıyorum." "Özür dilerim abi seni de üzüyorum." Derken içim pişmanlıkla kavruldu. Konu Ayaz olduğunda bencilleşiyordum. Sevdiklerimin beni üzgün gördüğünde ne düşüneceğini umursamadan karalar bağlıyordum. "Benim tek derdim senin iyi olman Derin. Sen iyi ol gerisinin bir önemi yok. O çocuktan da lütfen uzak dur. Sevgilisi var ve sen yakın oldukça daha çok yara alacaksın." Dediğinde alayla güldüm. "İki dönem sürecek bir proje ödevimiz var abi. Nasıl uzak duracağım?" Dediğimde sıkıntılı nefesini işittim. "Sen bana bakma abiciğim. Şimdi böyle diyorum ama onunla ders çalışırken benden mutlusu olmayacak. Lütfen aklını benimle oyalama." "Benim aklım hep sende güzelim. Annem, sen, karım ve kızım hayatımdaki en önemli kadınlarsınız. Sizi düşünmeden tek bir anım bile geçmez." Sözleri içimi ısıtırken kıkırdadım. "Sen mükemmel bir adamsın abiciğim." "Bunu arada yengene de söyle güzelim." Dediğinde kahkaha attım. Bir süre yengemden ve hormonlarından sohbet ettik. Devamlı değişen duygu durumu zavallı abimi epey bir zorluyordu. Her dakika ağlamaya programlı olan yengemi mutlu etmek için elinden gelini yapıyormuş. Yine de sonunda nasıl olduğunu bilmeden azarı yiyormuş. Anlattıklarını gülerek dinlerken keyfim yerine gelmiş, melankoli halinden sıyrılmıştım. Vedalaşıp telefonu kapattığımızda ise varlığına bir kez daha şükretmiştim. Yataktan kalkıp banyoya girdim ve yüzümü yıkadım. Ağladığım için acıyan gözlerimi umursamadan odaya döndüğümde kapının çaldığını duydum. Açtığımda karşımda gördüğüm yüz ile şaşırdım. "Eva hayırdır?" Derken o davet beklemeden odadan içeri girdi. Tavrına gözlerimi devirirken kapıyı kapatıp arkamı döndüm. Odanın ortasında durmuş öfkeli gözlerle beni izliyordu. "Ayaz'dan uzak duracaksın!" Dediğinde anlamayan gözlerle ona baktım. "Ne diyorsun sen?" "Sevgilimden uzak duracaksın! Ona aşık olduğunun farkında değilim sanma. O benim!" Kaşlarım şaşkınlıkla havalanırken robota bağlamış gibi; "Ne diyorsun?" Dedim. Bu cidden oluyor muydu? Eva gelmiş beni tehdit mi ediyordu? "Bir daha uyarmam seni küçük kız! Eğer sevgilimden uzak durmazsan çok kötü olur." Aklım kendine gelirken kollarımı önümde bağlayıp alayla güldüm. "Bu ne özgüven eksikliği Eva? Kedine hiç mi güvenmiyorsun da gelmiş beni tehdit ediyorsun?" Gözlerinde öfke geçişini an be an izlerken sadece güldüm. Cidden şaka gibiydi. "Bana bak elimde kalırsın sürtük! Sen nasıl benim sevgilime asılırsın?" Üzerime yürüyerek söyledikleri tepemi attırırken Eva beni omuzlarımdan ittirip kapıya çarpmama sebep oldu. Darbenin etkisiyle sırtım acırken kendime engel olamadım. Eva ne olduğunu anlamadan bana uzattığı bileğini tutup ters çevirdim. O çığlık atarken kolunu arkasına alıp sıktım. "N-Ne yapıyorsun?" "Sen kimsin de bana sürtük diyorsun? Beni kendinle karıştırma! Ben kimsenin sevgilisine asılmıyorum!" "Yalan söylüyorsun onu sevdiğini biliyorum!" Kolunu biraz daha sıktım. "Duygularım yok demedim asılmıyorum dedim. Ayaz ile bir iki kelimeden fazla konuşmuyorum bile!" "O benim!" "Al tepe tepe kullan, seninse bana ne! Bana bak kızım ben diğer tehdit ettiğin o kızlara benzemem. Ne sana kendimi ezdiririm ne de egonu beslerim. Benden uzak duracaksın!" Derken kolunu büktüm. Çığlık attığında daha fazla zarar vermemek için serbest bıraktım. Bana dönen Eva'nın yüzünde şaşkınlık, korku ve öfke vardı. "Ayaz ile bugün aldığım ödev dışında herhangi bir bağlantım yok, olamazda! Bir daha kendi kafanda kurup üzerime saldırırsan çok kötü olur." Eva bir süre yüzüme boş boş baktı. Daha fazla onunla aynı ortamda bulunmak istemediğim için odanın kapısını açıp çıkması için beklemeye başladım. Odadan çıkacakken bana dönüp; "Eğer o ödev sırasında Ayaz'a yaklaşmaya çalıştığını görürsem çok kötü olur! Canını yakarım Derin. Bizden uzak dur!" Dedi. Öfke benliğimi ele geçirirken dönüp giden Eva'nın son anda kolunu tuttum. Korkuyla bana baktığında tatlı tatlı gülümsedim. "Uzun yıllar savunma sporlarıyla ilgilendim. Bunu aklında tutsan iyi olur." Kolunu bıraktığımda odadan çıktı. Kapıyı arkasından çarparak kapattığımda kocaman olan gözlerimle etrafa baktım. Az önce neler olmuştu öyle?
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE