Memo, Memo uyan evlat. Kahvaltıyı yapalım seni bir yere götüreceğim.
Nereye gideceğiz Mümtaz dede?
Gidince görürsün evlat, görürsün.
Kahvaltıdan sonra kulübeden çıkıp bir dağa doğru tırmanmaya başladılar. Saatler sonra uçurumun olduğu yere geldiler.
Mümtaz dede, burası benim düştüğüm yer değil mi?
Evet evlat , sen ve senin gibi nicelerin düştüğü yer burası.
Benden başka düşende mi var?
Onlarca kişi var evlat. Kulübeye gelen Musa var ya işte onun kızının ve sevdiği çocuğun intihar ettiği yer burası, Eşinin eziyetinden bıkıp intihar eden Necmiye’nin yeri, Tecavüze uğradıktan sonra sevdiği çocuk kendisini kabul etmediği için intihar eden Aylin’ in yeri... Burası çok kişinin yeri oğul, kimisi pişmanlık uçurumu der ,kimisi umutsuzluk uçurumu der. Ortak yön şu dur hepsi insanların sebep olduğu ağır travmalardan dolayı intihar etti. İnsanların akıl almaz zihniyeti yüzünden intihar etti. Şimdi aileleri bu uçurumun yanına gelip ağlıyor o yüzden sanırım pişmanlık uçurumu diyorlar.
Mümtaz dede, peki hiç kurtulan olmadı mı ?
Oldu evlat.
Kim ?
Sensin evlat , buradan sağ kurtulan tek kişi sensin. Senin de yaraların çok büyük. Seni Memet çok sevdi ama annen ve kardeşlerin çok kötü davrandı. Onlar da eminim bir köşede pişmanlık çekiyordur.
***
Hatçe’nin akıl sağlığı gün geçtikçe daha kötü hale gelmişti. Kız Ayşe ise kocası ile arasında şiddetli bir geçimsizlik vardı. Ali ise hâlâ hapiste idi. Kasabalı Memo’yu unutmuştu. Arada bir isimini ansa da bu aralar Cemile’ yi konuşuyorlardı. Muhtar Salih' in karısı Cemile eşinin ölümünden sonra yatağa düşmüş gün geçtikçe durumu kötüye gidiyordu.
***
Memo ve Mümtaz dede eve dönünce yemekten sonra soba üzerinde kestane patlatıp yine koyu bir sohbete daldılar.
Memo sence seninle birlikte insanlara faydalı neler yapabiliriz?
Nasıl yani ?
Söylemek istediğim insanları bu aykırı geleneklerden nasıl kurtarabiliriz?
Bunun için küçük yerlerde yaşayan insanlar sürekli bu konuda bilgilendirilmeli.
Bence yeterli değil, bu insanlar üzerinde çok da etkili olmuyor, bizzat biliyorum?
O zaman insanların içinden taaa içinden bir şeyler değiştirmemiz gerek. Beyin ve kalp gibi yani insanların okumasını sağlayabiliriz?
Nasıl okuyabiliriz?
Burada çok fazla kitap var insanlara bu kitapları ulaştırabiliriz. Köyleri bir bir gezeriz. İnsanları bilgilendirip sonra onlara uygun kitapları veririz.
Ya okumayı bilmeyenleri ne yapacağız?
Onlara okumayı öğrenebiliriz.
Bu söylediklerin iyi fikir,fakat kadınlara aileleri ya kısıtlarsa?
Herşeye bir çözüm bulabiliriz.
Peki ya sen Memo , üniversiteye gitmedin mi?
Mümtaz dede, ilçede iyi bir lise kazanmıştım. Babam ben 1. Sınıfta iken vefat edince okulu bıraktım.
Olmaz öyle oğul, açık öğretimden liseyi tamamlayacaksın . Sonra ise üniversiteyi okuyacaksın.
Okuyabilir miyim gerçekten?
Tabi ki okursun evlat, eğitimin ve öğretmenin yaşı yoktur. Eminim güzel yerlere geleceksin. Ben senin her zaman yanında olacağım. Yarın dan itibaren başlayalım. Gidip yetkili birileri ile konuşalım desem ne zaman böyle bir şey olsa destek vermek istemezler. Sanırım insanların cahil olması işlerine yarıyor. O yüzden iş başa düşüyor. Benim bir atım var ,daha doğrusu yılkıya salınan bir atım var. Yılkıya saldıklarında bayağı kötülenmişti ama şimdi gayet iyi. İsmi Bozkır. Bu isme çok alıştı bu şekilde seslen ona mutlaka.
Tamam Mümtaz dede.
Sabah biraz at ile kitap götürürüz buraya en yakın olan kasabaya gideriz. Umarım her şey istediğimiz gibi olur.
Neden ki Mümtaz dede? Biz insanlara kitabı zaten ulaştıracağız onlar okumak istemezler mi?
Onu yarın göreceğiz evlat. Şimdi götüreceğimiz kitapları ayarlayalım. Hadi sen seç.
Bence Ömer Seyfettin kitaplarının tamamını alalım, Sabahattin Ali kitaplarını da ve mustafa kutlu, Mustafa çiftçi, Şükrü Erbaş, Yahya Kemal, cemal Süreya, Ahmet Arif ....
Tamam evlat elimizde bir yılkı atı var bunlar şimdilik yeterli. Hiç yabancı bir yazar seçmedin evlat
Evet Mümtaz dede okuyan insanlar önce bizim kodlarımız olan kitapları okusun. Bizim edebiyatımızı ve edebiyatçı kızı öğrensin. Sonra onlara sıra gelir. Olur mu?
Olur tabi evlat.
Eee okula yeniden başlayacaksın hangi mesleği olmak istiyorsun?
Ben mi?
Tabi ya sen.
Ben ... Ben ... Ben bunu düşünmedim sanırım.
O zaman bir an önce düşün evlat.
***
Sabah olduğunda Yılkı atının üzerine yani Bozkırın üzerine kitapları yüklediler. En yakın kasabaya doğru yola çıktılar. Memo ve Mümtaz dede atın yanından usulca yürüyorlardı. Kitaplar ise Bozkırın sırtında idi. Memo yol boyunca yılkı atları ile arasında ki bağlantıyı düşündü. Sürekli karşısına çıkıyordu. Şimdi yine bir yılkı atı ile birlikte yürüyordu. Kasabaya vardıklarında kasabanın ortasından bir kahvehane bulunuyordu. Mümtaz dede bir çoğunu tanıyordu. Kahvehaneye girer girmez Mümtaz dedeye selam verdiler. Sonra da birer çay söyleyip oturdular. Mümtaz dede sevilen sayılan biri olduğu için hemen insanlar etrafına toplanmaya başladılar. Mümtaz dedeyi bir bir selamladılar.
Ey gzyek insanlar buraya bir misafir ile geldim. Onun kim olduğunu bilmenize gerek yok. Sadece benim için çok kıymetli olduğunu bilin yeter. İsmi Memo. Size yılkı atının üzerinde kitap getirdi. Sizlerin kitap okumasını istiyor. Sizler için edebiyatımızın en güzel eserlerini getirdi. Eee ne diyorsunuz?
Süleyman: Bu saatten sonra elimize kitap alıp ,onu mu okuyacağız Mümtaz?
Mümtaz: Ne mahsuru var elimize kitap almamızın?
Mustafa: Bir sürü iş güç varken kitap okumanın vakti mi Mümtaz?
Yasin: Bizimle eylenme Mümtaz kardeşim.
Mümtaz: Ben şaka yapmıyorum arkadaşlar,kitap okumanın çok büyük güzel etkileri var bu yüzden sizin de okumanızı istiyoruz . Neden bu kadar garip karşılıyorsunuz?
Süleyman: Bizde şaka yapmıyoh. Şu saatten sonra elimize tesbih alsak yeter. Ne kitabı?
Mümtaz: Hepiniz mi aynı düşünüyorsunuz?
Murat: Yani bu kadar iş güç varken,kitap okumak saçma olur. Hem kitap okuyup da ne yapacağız.
Cemil: Şu saatten sonra öğretmen,doktor ya da mühendis mi olacık.
Memo: Neden olmasın, eğitimin yaşı varda ben mi bilmiyorum. Eğitimin yaşı yoktur. Kitap okumak emin olun size çok iyi gelecek. Kendinizde ki etkiyi hemen göreceksiniz.
Haydar: Ben etki metki istemem ,şu saatten sonra da gerek yok zaten.
Mümtaz dede: Şu saatten sonra diyeceğim bir şey kalmadı. Düşünün taşının karar verin. Biz sizin ayağınıza kadar kitap getirdik siz geri çeviriyorsunuz. Ne diyeyim. Hadi evlat gidelim.
Kahveci Ahmet: Çayı içmedin Mümtaz dede
Mümtaz dede: Kalsın evlat kalsın. Hadi Allah’a emanet olun.
Memo: Mümtaz dede, şimdi ne yapacağız?
Mümtaz dede: Devam edeceğiz evlat ,devam edeceğiz.
Yarım saatlik yolun sonunda B kasabasına geldiler. Yine kahvehaneye gittiler.
Mümtaz dede: Selamün aleyküm
Kahvehane de oturanlar: Ve aleyküm selam Mümtaz dede.
Mümtaz dede: Sizlere bir yılkı atı dolusu kitapla geldim. Aranızda kitap okuyan var mı?
...
Sustuğunuza göre hiç kitap okumadınız. Olsun şimdi okursunuz. Size Türk Edebiyatının en güzel eserlerini getirdik. Eminim okuyunca çok beğeneceksiniz. Hele bir kitap okumaya başlayın, görün bak ceketinizin iç cebinde ki sigara gibi size alışkanlık yapacak. Sürekli okumak isteyeceksiniz. Yeter ki okuyun. Kendinizde ki o muhteşem gelişimi ve değişimi mutlaka göreceksiniz. Ben haftalık düzenli olarak kitapları size getireceğim. Hangi konu üzerinde okumak isterseniz o konu hakkında size kitap önerisi yapacağım. İster tarih kitabı okuyun, ister tarım ile ilgili kitap ... Size hepsini ben vereceğim. Eeee ne diyorsunuz?
Mehmet: Mümtaz dede, yaş 35 olmuş şu yaştan sonra başımıza iş çıkarma.haha
Mümtaz dede: İsmin Mehmet mi ?
Mehmet: Evet dede.
Mümtaz dede: Sen Cahit Sıtkı Tarancı bilir misin, tanır mısın?
Mehmet: O kim ki?
Mümtaz dede: Edebiyatımızın şairi... O zaman sen otuz beş yaş şiirini de bilmiyorsun? Öyle değil mi?
Mehmet: Ne imiş, oku da bizde bilelim.
Mümtaz dede: Dinle o zaman okuyorum.
Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder.
Dante gibi ortasındayız ömrün.
Delikanlı çağımızdaki cevher,
Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
Gözünün yaşına bakmadan gider.
Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?
Benim mi Allahım bu çizgili yüz?
Ya gözler altındaki mor halkalar?
Neden böyle düşman görünürsünüz;
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?
Zamanla nasıl değişiyor insan!
Hangi resmime baksam ben değilim:
Nerde o günler, o şevk, o heyecan?
Bu güler yüzlü adam ben değilim
Yalandır kaygısız olduğum yalan.
Mümtaz dede: Sevdin mi devam edeyim mi?
Mehmet: Devam et hele dede.
Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız;
Hatırası bile yabancı gelir.
Hayata beraber başladığımız
Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir;
Gittikçe artıyor yalnızlığımız.
Gökyüzünün başka rengi de varmış!
Geç farkettim taşın sert olduğunu.
Su insanı boğar, ateş yakarmış!
Her doğan günün bir dert olduğunu,
İnsan bu yaşa gelince anlarmış.
Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!
Her yıl biraz daha benimsediğim.
Ne dönüp duruyor havada kuşlar?
Nerden çıktı bu cenaze? Ölen kim?
Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar.
N’eylersin ölüm herkesin başında.
Uyudun uyanamadın olacak
Kim bilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
Bir namazlık saltanatın olacak.
Taht misali o musalla taşında.
Mümtaz dede:Eeee şiiri sevdiniz mi?
Mehmet: Valla şair bey çok eyi yazmış. Ben beğendim.
Şükrü: Bende beğendim ama böyle sen okuyunca eyice, ben okuyunca bu kadar sevmem .
Mümtaz dede: Neden kendin okuyunca şiiri daha iyi yaşayacaksın. Şiiri tüm benliğinle yaşayacaksın.
Ali: Mehmet senin okuman yok diye biliyorum, öyle daaalmi ondan kendi okuyunca sevmez dede. Ha ha ha ha
Kahvehanede oturanlar: ha ha ha ha ha ha
Mehmet: Okumam yok deyip de heç yok değil ki , benim de biraz okuma yazmam var Ali . Senin heç okuman yok diye hatırlıyorum. Hele hatırla bir zamanlar senin koyunlar govellerin tarlaya girmişti seni şikayet etmişlerdi. Cenderme sana bir kağıt kalem verdi idi de kendini savunamadıydın bile ha ha ha ha .
Ali: Eyice hatırında kalmış. Sana dediydim sende yazamadıydın demek ki senin de heç mi heç okuman yok ha ha ha ha
Kahvehanede oturanlar: ha ha ha ha
Memo: Bence bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıp. Biz size okuma öğretiriz.
Dilaver: Hele sen kimsin ki genç?
Mümtaz dede: O benim misafirim. Sen okuma biliyor musun?
Dilaver: Şükür kendimizi idare edecek kadar biliyoruz.
Ali: Dilaverciğim hatırımda kaldığına göre sende ilçe de kayboldu idin . Okuma yazma bilemeyince tabi tabelalar ise yaramıyordu de mi? Ha ha ha
Kahvehanede oturanlar: ha ha ha ha
Dilaver: Sanki kendin biliyin?
Mümtaz dede: Arkadaşlar buraya birbirinize yaptığınız esprileri dinlemek için gelmedik. Lütfen beni dinleyin. Okuma yazma bilmeyenler el kaldırsın isminizi alayım hafta da 3 gün ders yapalım burada okumayı yazmayı öğretelim sizlere, ne dersiniz?
Kahvehanede oturanlar: İş güç var. Onlar ne olacak
Mümtaz dede: Arkadaşlar isterseniz akşamları ders yaparız. Ne dersiniz? O zaman tamam de mi? Memo sen isimlerini yaz hafta da üç gün burada ders yapalım.
Mümtaz dede ve Memo burada kitap okuma seferberliğini başlatmak için gelse de okuma yazma seferberliğini başlatmış oldular. Akşam üzeri olmuştu bile fakat sadece iki kasabaya uğrayabilmişlerdi. Daha da hızlanarak C kasabasına doğru hızla yol almaya başladılar. Akşam olduğunda C kasabasına geldiler. Kahvehaneye girdiler girdiler fakat kimse yoktu.
Mümtaz dede: Sanırım akşam namazı için camiye geçtiler.
Memo: O zaman camiye gidelim, hemen şurası caminin minaresi görünüyor.
Mümtaz dede: Hadi geçelim evlat.
Mümtaz dede: Selamün aleyküm cemaat
Cemaat : ve aleyküm selam.
Mümtaz dede: Biz kasaba kasaba gezip insanları kitap okumaya yönlendirmeye çalışan iki sıradan insanız. Kahvehaneye gittik ama yoktunuz, burada olabileceğinizi tahmin ettik. Arkadaşlar sizler için yılkı atı üzerinde kitaplar getirdik. Sizlerden tek isteğimiz ,bu kitaplardan okumanız. Kendinizde ki muhteşem değişime şahit olmak için okumanız gerekiyor. Biz her hafta gelip sizlere yeni kiatplar getireceğiz. Eğer okuma yazma bilmeyenler var ise onlara okuma yazma öğreteceğiz. Ne dersiniz?
Kalender Ağa: Bizimle dalga mı geçiyorsunuz?
Mümtaz dede: Hayır ,neden dalga geçelim?
Kalender Ağa: 60 yaşına gelmişim , elime alıp ta kitap mi okuyayım yani?
Mümtaz dede: Yani ki efenim, mahsuru nedir?
Kalender Ağa: Neyse işim gücüm var ben koca Kalender Ağayım . Seninle uğraşamam.
Mümtaz dede: Peki ya siz kitap okumak isteyen yok mu aranızda?
İmam: Arkadaşlar kutsal kitabımız ıkra sözü ile başlar yani oku . Bizim dinimizin kutsal kitabında dahi ilk söz oku ile başlar iken siz neden ilim talebini reddediyorsunuz. Yakışıyor mu size ? Bence hepiniz birer kitap alıp okumaya başlayın. Okuma yazma bilmeyenler adını yazdırsın. Sizlere bunu yapmak yakışır.
Cemaat: İmam efendi doğru söylüyor ama çocuk gibi okula gitmek felan bize yakışmaz. Elalem ne der sonra
Mümtaz dede: Elalemin ne dediğine neden bu kadar itibar gösteriyorsunuz?
Cemil: Dede iş güç var nasıl olacak bu iş.
Mümtaz dede: Akşamları ders yaparız. Kitapları da akşam veririz. Akşamları 2 saat ders yaparız. Okumayı yazmayı hemen çözersiniz. Hiç merak etmeyin. Çok kolay bir şekilde öğreneceksiniz.
Durak: Sen öyle diyorsan tamam
Mümtaz dede: Diğerleri neden bir şey söylemiyor. Umarım sizde olumlu düşünüyorsunuz? Hele bir kitap okumaya başlayın görün bakın tadına doyum olmaz.
Memo ve Mümtaz dede buradan da çıkıp tekrar kulübeye doğru yola çıktılar. Yolda her ikiside yorgun, endişeli ve suskundu. Bozkır da bir o kadar sessizdi sonuçta sırtından bir kitap dahi eksilmemişti. Memo büyük bir heyecanla gitmişti ama heyecanı resmen başlamadan bitmişti. İyi sonuçlar bekliyordu fakat insanlar kitap okumayı saçma ve delilik olarak görmüşlerdi bir kere onların bu kanısını değiştirmek elbette kolay olmayacaktı. Yol boyu sessizlikleri devam etti . Hafifçe ayaklarının altında ki dal kırıntılarının sesi uzaktan bir kaç köpeğin uluması ve çekirge sesleri duyuluyordu.Bu korkutucu karanlıkta Mümtaz dede yolu hiç sorgulamadan hızla ilerliyordu. Onun arkasında Bozkır ve Memo geliyordu. Biraz daha ıssız yere gelince onlara bir kaç ipek böceği yol göstermeye başladılar. Gökyüzü ise milyarlarca yıldızı ile onlara yol gösteriyor umut veriyordu. Memo usulca kafasını yukarı kaldırıp yıldızlara baktı, sonra tüm güzel havasını içine çekti. Saatlerce yolculuktan sonra yolda bir ateş yakmış yanında oturmuş bir amca ile karşılaştılar.
Mümtaz dede: Hayırlı geceler,
Yaşlı adam: Hayırlı geceler. Nereden gelip nereye gidiyorsunuz?
Mümtaz dede: Biz kasaba kasaba gezip insanları kitap okumaya teşvik ediyoruz. Okuma yazma bilmeyenleri de okuma yazma öğretebilmek için ikna ediyoruz. Bugün üç kasaba gezdik.
Yaşlı adam: Peki ya işe yaradı mı?
Mümtaz dede: İnşallah yarar , pek iç açıcı değil di . Umarım işe yarar.
Yaşlı adam: Hele oturun ,çay yaptım çay içip sohbet edelim.
Mümtaz dede: Çay yorgunluğumuza iyi gelie evlat otur hele
Memo: Tamam dede
Yaşlı adam: Buraların insanı maalesef pek okumaz, yazmaz. Tüm bilgileri kulaktan duyma ve tecrübeye dayalıdır. İnşallah bu yaptığınız şey ise yarar.
Mümtaz dede: Evet maalesef bu çok üzücü. Keşke bizim insanımız da Avrupalılar gibi okusa ,kendini geliştirse ne kadar güzel olurdu.
Yaşlı adam: Eğer bu işi yapabilir seniz bir çok sorunu gidermiş olacaksınız.
Mümtaz dede: Evet
Yaşlı adam: Çocuk yaşta evlilik bu bölge de çok fazla . Eğer kendileri bu kitaplar sayesinde geliştirebilir ve ufuklarını açabilirlerse o zaman bu iğrenç geleneklerini bırakabilirler. Elbette çok özel ve güzel gelenekler var bunlar sürdürülmeli fakat küçük yaşta evlilik, kız çocuklarına eğitim şansı tanımama, düğünlerde kırmızı kurdele... Daha bir çok şey var . Bunlardan en çok kızlar etkileniyor. Siz bozkırın ortasında büyük bir fidan ekliyorsunuz. Eğer yeşertebilirseniz herşey dah güzel olacak. Alalh yar ve yardımcınız olsun
Mümtaz dede: Bugün üç kasaba gezdik, ikisi bayağı olumsuzsu. Sonuncu biraz daha iyiydi.
Memo: Elalem ne der düşüncesi çok hâkim. Bu düşünceyi bu putu yıkmak çok zor olacak. Zor olacak ama imkansız olmayacak. Mümtaz dede, inşallah yapmak istediğimiz bu hedefe ulaşacağız.
Mümtaz dede: inşallah evlat.
Yaşlı adam: Siz iyi bir şeye niyet etmişsiniz Allah yolunuzu açar . Endişe etmeyin. Şu koca okyanus varya ,bu koca Bozkırın ortasında ki binlerce kıza ışık olacaksınız. Onları bu koca karadelikten kurtarın. Kadınlarve çocuklarda da okuma yazma bilmeyenler çok vardır. Bunlar için birşey düşündünüz mü?
Mümtaz dede: Tabi ki onlar da aklımızda ama önce erkekleri ikna edelim dedik. Ata erkil aileler bunlar, erkeklerin söylediklerine göre yaşıyorlar. O yüzden önce onları ikna edelim sonra kadınlar için onlrdan o son izni alacağız. Sonra bu Bozkırın ortasında ki tüm hanelere eşitlik de gelecek inşallah. Şimdi hayal gibi duruyor ama bunu gerçekleştireceğiz.
Memo: Kadınlara karşı insanlar neden bu kadar kaddar anlamıyorum. Onlar olmadan insanlık olmaz, aile olmaz, aşk olmaz, huzur olmaz.
Yaşlı adam: Aşk demişken evlat senin de hayatında bir kız var mı?
Memo : Yok dede ,hiç olmadı. Ben lafın gelişi söyledim.
Mümtaz dede: Memo’nun da yakında bir sevdiği olur. Şimdi onun tam sevme vakti. Ben bir kere sevdim olmadı. Onun bahtı iyi olur inşallah
Yaşlı adam: İnşallah olur.