Odanın kapısı arkasından kilitlendiğinde, Berçim kendini yere bıraktı. Sırtını soğuk duvara yasladı, bacaklarını karnına çekti. Karanlık, bir yorgan gibi üzerine örtülmüştü ama bu yorganın altında üşüyordu. Zihni, bir savaş alanıydı. “Ne bekliyordun ki?” diye fısıldadı içindeki o acımasız ses. “O Araf. O, duyguları bir zayıflık, insanları ise birer piyon olarak gören adam. Baron'un getirdiği ses kaydının yankılarıyla kaldığında, sadece bir kadının kalbi kırılmıyordu; bir polisin tüm kariyeri, kimliği ve inancı da yerle bir oluyordu. “Değersiz bir et parçası...” Bu kelimeler zihninde dönerken, Berçim ellerine baktı. Bu eller, akademide silah tutmayı öğrenmişti. Bu zihin, suç dünyasının en karanlık labirentlerinde iz sürmek için eğitilmişti. Araf’ın yanına sızarken tek bir amacı v

