Istiridyenin Incisi
INCI
Bazen buradan tamamen gitmek istiyordum. Alayım başımı asla ama asla arkama bakmadan ondan ve bu bitmek bilmez azaptan kurtulayım istiyordum.
Sonra aklıma ufacık elleri olan biri geliyordu. Kalbimin tümü tamamen ona aitti. Onun için bu cehenneme katlandığımı kendime binlerce defa daha hatırlıyordum.
Ben inci..
Saf, beyaz, parlak olmam gerekiyordu ama tüm ışığım çalındı. Hemde çok seviyorum dediğim kocam tarafından bu yapıldı.
Düşünebiliyor musun? O aşık olduğun insan bir günde olmasa zamanla değişiyor ve nefretin tam olarak vücut bulmuş haline dönüyordu.
Kendimden ve ondan nefret ediyordum. Sanırım en çokta kendimden nefret ediyordum. Beni dönüştürdüğü kişilikte benden tek bir iz bile kalmadı.
Hırçın, mutsuz, solgun, kaybolmuş, yalnızım..
Nasıl bu hale geldim diye bin defa düşündüm. Bir tane bile cevap bulamadım.
Düştüğümde tutunacak dalım var sandım ama o dal çürükmüş. Bunu da çok geç anladım.
Şimdi gecenin bir yarısı mutfak masamda tek başıma otururken bunu gene düşünüyordum. Tam olarak nerede hata yaptın İnci?
Çok mu sevdin? Çok mu verici oldun?
Kesinlikle evet.
Durmadan fedakarlık yaptım. Günün sonunda da ne yaptın ki oldu.
Kariyerim kalmadı. Hayatım kalmadı. Bu evin için benim hayatım oldu.
Bu olay en başından onunla tanışmamla başladı. Kocam Sarp ile 20 yaşında aynı üniversitede okurken tanıştık. Ortak arkadaşlarımız vardı ve bizi onlar tanıştırmıştı.
Tabi şimdi o arkadaşlardan iz bile yoktu.
Sarp uzun boylu, zayıf, yakışıklı olmasa da sempatik biriydi. Esmerdi. Onu ilk gördüğümde öyle aşık felan olmadım.
Biz arkadaşlıktan sevgiliye dönüştük. Benim annem Bursa’da oturuyordu. Bende okurken yurtta kalıyordum.
Bir gün yurtta kızlardan biriyle kavga edince yurttan beni attılar. O akşam Sarp bana evini açtı. Ardından bana imalarda bulunup sevgili olmak istediğini söylemişti.
Bende kabul ettim. Böylelikle arkadaşlık aşka dönüştü. İki yıl boyunca aşırı eğlendik. Çok iyiydi aramız çünkü her şeyden önce arkadaşımdı.
Bunun asla bitmeyeceğini düşündüm.
Ta ki ben üniversitenin son yılında hamile olduğumu öğrenene kadar..
Hamile olduğumu anladığımda ben korkmuştum. Çünkü yaşım çok küçüktü. Nasıl anne olacaktım?
Sarp’a bunu söylediğimde o da korktu. Sevindi. Ne yapacağını bilemedi.
Sonra üniversite mezuniyetinden sonra biz evlendik. Sarpın ailesi çok tutucuydu. Benim hamile olduğumu öğrendiklerinde bize çok kızmışlardı. Annesi Sarp ile beni ayırmak istedi
Sonra erkek çocuğu olduğunu öğrendik ve nedense bu sefer de bizi sahiplenmeye karar verdiler.
Oğlum doğduğunda onu kucağıma aldım. Çok zor bir doğum olmuştu. Tam 8 saat sancı çekmiştim. Sen na kavuştuğumda tüm bunlara değdiğini düşündüm.
Sarp ben doğumdan çıktıktan sonra geldi. Oğluma adını ben koydum. Ayaz.
Ayaz bebekliğinde aşırı derecede zordu. Ona bakarken mahvoluyordum. Lohusalık, emzirmek ve yeni doğan bir bebek hayatımı alt üst etmişti.
Her gün ağlıyordum. Her saat hatta..
Bu sırada kocam hiç yanımda olmadı. İşini bahane etti. Beni annelere bıraktı. Kendi annesi zaten tam bir çıldırtma makinesiydi.
‘Ağlama sütün kaçar, bebeği öyle tutma, ismini de hiç beğenmedim, keşke dedesinin adını koysaydınız, senin sütünde yok gibi baksana çocuk hala zayıf, sütü yaramıyor yaramıyor’ gibi yorumlarla beni tamamen bezdirmişti.
Ben Lohusalıkla uğraşırken birde bunlarla uğraşıyordum.
Annem ise ah canım annem.. bana mı yetsin, çocuğuma yetsin yoksa akrabalara mı yetsin bilemiyordu. İyi ki vardı.
Bir kaç ay geçtikten sonra anneliğe alışmıştım.
Sarp çocuğun bakımını ve evin tüm yükünü bana yüklemişti. Tek yaptığı da para getirmekti. Onu da ben harcamaya korkuyordum.
Üzerime tek bir şey almıyordum. Yıllar geçti ve kocam tüm sorumsuzluklarına ekleme yaptı.
Çocukla asla ilgilenmedi. Ayaz sadece benimle oyun oynuyor ve eğleniyordu.
Sarp Birde benim yaptıklarımı görmezden geldi. Bana evde yattığımı ve hiç bir şey yapmadığımı söyleyip durdu.
Bizimle asla zaman geçirmedi. Akşamları zaten eve geç geliyordu. Her gün arkadaşlarıyla geceyi geçiriyordu.
Benimle ve Ayazla dışarı çıkmayı sevmediğini söylüyordu. Çünkü ayaz bağırıyor, oynamak istiyor ve hiç bir yerde durmuyordu.
Sonra ben o evin içinde yalnız kalmaya başladım.
Artık Sarpla vakit geçirmiyorduk. Hiç bir şey paylaşmıyorduk.
Kendimi de tamamen yalnız hissediyordum. Aynı evi paylaşıyor ama aynı hayatı paylaşmıyorduk. Sabahları aynı çaydanlıktan çay içip sessizce oturuyorduk. Ben saatlerce ağlıyordum, onun ise ruhu duymuyordu. Tamamen birbirimize yabancılaşmıştık.
Sarp, ben mutfakta sigara içerken eve geldi. İki artı bir evimizde minnacık mutfak vardı. Onun camı da apartman boşluğuna bakıyordu.
İçeriye girdi ve selam vermedi. ‘Hoş geldin’ dedim. ‘Hoş bulduk’ dedi.
Sağ kolumda ki saate baktım. Yıllardır kullandığım tek pahalı aksesuarım oydu. Doğru hiç bundan şikayette etmemiştim.
Saat gece 1 olmuştu. Sarp’a ’Gece bir. Bu saate kadar gelemeyeceğini haber verebilirdin’ dedim.
Sarp ‘aklıma gelmedi’ diyerek geçiştirdi.
Burnumdan ‘hıh’ sesi çıkarttım. ‘Umrunda bile değilim’ dedim.
Sarp bana dönüp ‘ne o ya? Bu saatte olay mı çıkartmak istiyorsun? Kavga mı edelim illa?’ diyerek kendini zeytin yağı gibi üste çıkartmaya çalıştı.
Sigaramdan derin bir nefes aldım. ‘Haber vermek bu kadar zor mu? Elbette değil. Ama bana haber vermek zor. Sen umursamıyorsun. Bu gece Ayaz seni bekledi. Uyumadı. Onu zar zor uyutabildim’ dedim.
Ayaz babasını seviyordu. Özellikle son zamanlarda babasına çok düşkün olmuştu. Sanırım bu büyüdükçe olan bir olaydı.
Sarp ‘Bensiz bir çocuğu bile uyutamıyor musun?’ diye çıkıştı.
Bende öfkelendim. Elimde ki sigarayı söndürdüm. ‘Ayaz’a bebekliğinden beri ne zaman babalık yaptın? Ne zaman sen ebeveyn olduğunu kabul ettin ki? O doğduğundan beri onunla ben ilgileniyorum. Üstelik tek başıma bunu yapıyorum’ dedim.
Sarp Ayaz doğduğundan beri bana hiç destek olmamıştı. Ayazı tek başıma büyütmüştüm. Lohusayken bile tektim.
Sarp ‘Sana nasıl babalık yapılacağını soracak değilim. Senin çalışmanı zaten bu yüzden istemedim. Ayaza bak diye çalışmıyorsun ama son zamanlarda belli ki sabahtan akşama kadar fazla yatar olmuşsun. Git kendine iş bul’ dedi.
Öyle öfkelendim ki..
Ben yıllar boyunca neler çekmiştim. Duş almam, eve alışveriş yapmam bile lüks kabul edilmişti. O minicik bebekle aç kalkıp aç yattığım zamanlar olmuştu.
Sabahtan akşama kadar yatıyorsun dediği de Sarp’ın eline biraz fazla para geçtiği için beni vasıfsız görmesindendi.
Üstelik ben sabahtan akşama kadar evi temizliyor, yemek yapıyor, çocuğuma bakıyordum. Emeklerim ve yaptığım her şey görünmez olmuştu.
Sarp’a harcadığımı emekleri açıklamam boşunaydı. O her zaman böyle vefasızdı.
Sarp konuşmaya devam etti. Sırtıma sağladığı bıçakları tekrar tekrar geri çıkartıp saplamaya devam ediyordu.
‘Benden boşanmıyorsun çünkü rahatın yerinde, çalışmıyorsun, her gün evde yatıyorsun, arabayı zaten yeni aldım’ diye konuştu.
Arabayı benim altınlarımla almıştı. Bu beni gerçekten öfkelendiren bir başka olay dahaydı. Hatta kullanmam izin vermiyordu. Çünkü geriye kalan taksitleri kendi ödüyordu.
Onun güzünde gittikçe yok oluyordum. Artık aramızda sevgi kalmamıştı. Evlilik sadece zorunluluk hale gelmişti.
Hayatımda yakın olduğum sırrımı paylaştığım tek bir arkadaşım vardı. O da Tuğçe. Tuğçe ile çocukluğumuzdan beri arkadaştık.
Bana her konuda destek olan tek kişi oydu. En azından dertlerimi dinler beni anlardı.
Sarp ile bu tartışmamızdan sonra ki gün Tuğçe ile konuştum. Tuğçe ‘yıllardır neler çektiğini biliyorum. Çocuğun için boşanmıyorsun bunu da anlıyorum’ dedi.
Dediğim gibi beni anlayan tek kişi oydu.
Telefonda sesli şekilde nefesimi verdim. ‘İş bulmam lazım. Ayazı da kreşe yazdıracağım. Bu şekilde idare edeceğim bir süre. Belki Ayaz anlayacağı yaşa gelir ve bende artık Sarptan boşanmayı düşünebilirim’ dedim.
Tuğçe ‘Gerçekten inanmıyorum. Sana iş bul diyor. Üstelik tüm iş bulma girişimlerini engellemiş ve kariyerini mahvetmişken bunu yapıyor’ dedi. Tam olarak öyledi. Hayatımı mahvetmişti. Be zaman iş bulsam uzak, saçma, parası az diyerek beni göndermemişti.
‘Neyse ondan bahsetmek istemiyorum. Dediğim gibi iş bulmam lazım’ dedim.
‘Tamam bir müdürümle konuşacağım. Belki burada bir şey bulabiliriz’ dedi. Tuğçe bankada çalışıyordu. Üst düzey bir yöneticinin ekibindendi.
Birlikte işletme okumuştuk ama ben hamile kaldıktan sonra kariyerime veda etmiştim o ise hala kariyerinin zirvesine tırmanıyordu.
Sarpın beni o şekilde hor görmesinden sonra artık karar vermiştim. Silkelenip kendime gelecektim. Yeter artık kendime acıdığım üzüldüğüm diye düşündüm.
5 yaşında ki oğlumu kreşe yazdıracaktım. İşe gidecektim, sporumu yapacaktım. Bu şekilde düzenli bir hayat kuracaktım.
Ardından cesaretimi topladığım zaman onunla boşanacaktım. Bu kararı vermiştim.
Yaklaşık bir hafta sonra Tuğçe beni aradı. Yöneticisi bir yerde sekreterlik yapmak için iş bulmuştu. Hemen kabul ettim.
Kısa sürede evime yakın bir ilaç fabrikasının müdürüne sekterlik yapmaya başladım. Oğlum ayazı da kreşe vermiştim.
Hayatımı düzenlemeye başlamıştım.
Hafta da üç gün spora gidiyordum. Hem düşüncelerimi hemde doğumdan kalma kilolarımı vücudumdan atıyordum.
Sarp ile aldığımız arabayı sabahları Ayazı bırakmak için kullanıyordum. Ardından getirip eve bırakıyordum ve işe otobüsle gidiyordum.
Bir kaç ay bu şekilde geçip gitti.
Ama Sarp her şeyden rahatsızdı. Beni rahatsız ediyordu yani..
Bu seferde çalışma ortamımda ki erkekleri bahane ederek beni işten çıkartmaya zorladı. Tabi ki çıkmadım.
Çünkü kavgalarımız artmıştı. Her gün ya hiç konuşmuyor ya da sadece kavga ediyorduk. Sinir krizi geçirmemek için ondan uzaklaşıyordum.
Sonunda gelip benden boşanmak istediğini söylediğinde yıkıldım. Evet evliliğim çok kötüydü ama asla beni bırakmaz sanıyordum.
Oğlumla beni asla bırakmaz diye düşünüyordum. Ama şimdi anlıyordum. Ben, bana ne yaparsa yapsın katlanmışım. Bu bizim ilişkimiz olmuş. Şimdi de be bıraktığı için yıkılmıştım. Çünkü ben bu ilişkiyi normal bir bağ ile tutmuyormuşum. O ipi tüm bedenime bağlamışım. Bunu fark etmiştim.
Bu fark edişin ardından yıkıldım. Sarp aslında ilişkimizi bitirmek isteyerek doğrusunu yapmıştı. Çünkü artık aramızda nefret ve mutsuzluk vardı. Bu çocuğumuzu da mahvediyordu.
Bunu benimde anlamam zaman aldı. Hayat beni böyle büyütüyordu. İstiridyenin inciyi doğruma sürecinde ki acıyı ben çekmiştim.
O zamandan beri aşka küsmüştüm. İşte tam olarak hayat hikayem bu noktadan sonra değişiyordu. Çünkü hayatım tam olarak yoluna girdi sanıyordum.