Güzel, esintili bir güne uyanmıştım. Vücudumdaki ağrıları görmezden gelirsem kendimi iyi hissediyordum. Kısa saçlarımı dağıtıp Laurent'in minik penceresinden bahçenin yeşilliğine bakarken içeriden bir küfür sesi duymuştum. Meraklanarak kapıyı araladığımda Alec'i ayağını ovuştururken gördüm. Kendi kendine söyleniyor, çarptığı sehpaya küfür ediyordu. Daha önce kötü kelimeler kullandığına şahit olmadığım çocuk açık renk kaşlarını çatarken bile nasıl bu kadar tatlı görünmeyi başarıyordu? Aynı hareketi ben yapsam bir yaratıktan farkım kalmayacaktı. Birden gözlerimiz birleşti. Sabahları şu mahmur bakışları yok muydu, iç geçirmeden edemiyordum. "Ayağımı çarptım... Bir şey yok." dedi ve ayağını bırakıp mutfağa gitti. Günaydına ne olmuştu da böyle bir açıklama yapıp kaçmıştı şimdi. Belki de onu b

