Üç yıldızlı bir otel odasında dizlerimi karnıma çekmiş arabada yaşanan anı başa sarıp sarıp duruyordum. Ölü gözlerle karşımdaki lcd televizyona bakıyor, filmin en heyecanlı yerini izlerken kalbim yerinden çıkacak kadar güçlü atıyordu. Aralık perdeden yansıyan güneşin ışıkları az önce batacağına işaret veriyordu. İstemsiz gözümden bir kaç damla düştü. "Anlamıyorum." "Gerçekten hiçbir şey hissetmedin mi? Ben saatlerdir aynı şeyi düşünürken şu an sen..." Çaresizce cam kenarına gidip dışarıya baktım. Oda bahçedeki otoparka bakıyordu. Boş bakışlarım etrafta dolaşmaya devam ederken o arabayı gördüm. April'in pembe arabası... Gözümdeki yaşı hızla silip perdeyi görünmeyeceğim şekilde çekerken kalbim şimdi korkudan atıyordu. Bu tesadüf olamazdı. Hızla telefonumu ve çantamı alıp odadan çıktım. M

