Alec ile beraber yokuş aşağı onun dağ evine giderken sessizdik. Eve gelmemiz akşamı bulduğu için etraf oldukça tenha ve karanlıktı. Cırcır böceklerinin sesine baykuş sesleri karışıyor uzaklardan çok uzaklardan araba sesleri geliyordu. Gergin bir nefes verirken yarını düşünüp strese giriyordum. Nate'i yüzyüze görecek olmak ve nedenini öğrenmek kalbime bir ağırlık bırakmıştı. Alec ceplerinde duran ellerini çıkardı ve birden durakladı. Ondan bir kaç adım geride yürüyordum. Ben de onunla beraber durduğumda bana döndü. "Jonas hakkında ne düşünüyorsun?" Jonas mı? Şu anda aklımda fikrimde varsa yoksa Nate vardı. Nate ve Nate'in korkutucu planları. "Bilmem. Onu pek tanımıyorum." Omuz silktim. Bana keskin gözlerle bakarken pekala dercesine kafa salladı. "Neden sordun?" "Sadece fazla laubal

