Salak salak etrafımdakilere bakınırken, "Yürü hadi." dedi düz lisenin reisi. Elini koluma getirdiğinde, "Çek lan elini kolunu onun bunun çocuğu!" diye bağırdım ama umurunda olmadı. Daha çok sıkıp yürütmeye başladı. "Bırak lan!" diye bağırdım yine ama ne sokakta bir eve sesimi duyurabildim, ne de Enes'in umurunda oldu. Sokakta bir Allah'ın kulu yoktu. Başka zaman olsa dedikoducu teyze topluluğu camlarda beklerdi ama bugün yoktular. Şerefsiz teyzeler. Bir daha size dedikodu söylersem ne olayım. Sokağın alt tarafındaki karanlık tarafa doğru yürümeye başladık. Yine bağırdım ama bu sefer de tokat attı eli kırılasıca. Ve hala etrafım sarılı bir şekilde yürüyorduk. Sokaktan çıktık. Buraları biliyormuşlar gibi bir yere götürüyorlardı ama nereye gidiyorduk? Yanağım yanıyordu resmen. Merakıma ve

