5. MAHKUM

2475 Kelimeler
Kendi kıyafetlerimi giydiğim sırada çalışanlar geri geldi mağazaya. Perdeyi açtığımda bir kadın profesyonel duruşunu korumaya çalışarak ama yarım saat öncesine nazaran daha dikkatli gözlerle bakıyordu bana. “Bir büyük bedenini alacağım” dedim ve yırtık olanı elime alıp çıktım. Kadın onu almak için uzattı elini ama geri çektim. “Bu da olacak” dediğimde garipsedi. Kaşlarını çatıp dikkatle baktı elbiseye, sonra yerdeki taşlara kaydı gözü. “Yırtılmış sanırım, değiştirelim isterseniz” “Yok, bu olacak” dedim inatla. Daha fazla ısrar etmeden diğer bedenini getirdi ve beraber kasaya gittik. Kasadaki kadın, “Para üstünüz” dedi ve ben daha ödeme yapmamışken para uzattı bana. Atahan’ın attığı paralar olduğunu o zaman hatırladım. “Gerek yok, üstü kalsın” dedim. Atahan sayesinde bugün ömrümde dağıtmadığım kadar bahşiş dağıtmış oldum. Kıyafetleri poşetlediler ve alıp çıktım. Akşam yemeği için bir yere otururken Atahan yüzünden biraz canım sıkılmıştı. Yaşadığım en iyi tecrübeydi ama bu kadar. Bu kadar kalması gerekiyordu. Muhtemelen bu deneyimi hatırlayacaktım, unutmayacaktım ama bu kadar! Duygusal bağ olmayacaktı asla. Şuan onu düşünüyor olmakta bu kurala tersti maalesef. Kafamı dağıtmak için tamirciyi aradım. Sağolsun kötü haberleriyle günüme berbat bir final yaptı. Babamı arayıp yarın öğlen yola çıkacağımı haber verdim. Bir posta daha araba bakımlarını yaptırmadığım için azar işittim. Yarınki yemeği kaçırdığım için kızmamıştı muhtemelen o fırçayı İstanbul’a saklıyordu. Yemeğim ve konuşmalarım bitince kalktım. Valizim ve poşetlerimle çarşıdaki otellerden birine gittim. Dolu olduğunu söyledi ve bir başka otele gittim. Orasıda dolu dedi. Bir diğeri de dolu dedi. Bir diğeri de! Ne şans ama! Sonunda yolum Atahan’ın oteline düştü. Kapıdan girer girmez valizimi aldılar. Resepsiyondaki çocuk ben daha birşey demeden anahtarı çıkarıp uzattı bana. “İyi akşamlar Nefes hanım” dedi gülümseyerek. “Peki!” Ne diyeceğim, kime itiraz edeceğim ki! Asansöre binip odaya çıktım. Önceki odamın iki katı büyüklüğündeydi. Valizi kenara bırakıp odanın içinde gezinirken yatağın üzerindeki küçük kutu dikkatimi çekti. Üzerinde, Ateş parçası yazıyordu sadece. Kapağı açtım ve bir dantel yığını karşıladı beni. Çıkarıp bakınca jartiyer takımı ve çorabı olduğunu gördüm. Kutunun altında bir kağıt daha vardı. 22:00 yazıyordu. Yani bir saat sonra. Aslan parçama bak sen! O tribine, yere paralar fırlatmasına karşılık ne yapmalıyım? Sinirlerimi bozmuştu para konusu ama bu gizli kıskançlık çok da tatlıydı bir yandan… Adam yatakta çok iyi ama ya! Ben nasıl trip atayım ki. Bir gece daha… Ne olacak canım! Güzel, uzun bir gece. Başta biraz süründürürdüm belki, intikamımı almış olurum… Soyunup banyoya girdim ve küvette yarım saat kadar keyif yaptım. Çıkınca saçlarımı taradım, valizimden vücut losyonlarımı çıkarıp süründüm. Saçlarım henüz kurumamıştı ki alarmım çaldı. Beş dakika kalmıştı! Yatağın üzerinde beni bekleyen takımı alıp banyoya döndüm ve çabucak giydim. Jartiyeri çoraba taktıktan sonra kaldırdım başımı ve aynaya baktım. Sütyen neredeyse bir avucu doldurmayacak kumaştan yapılmıştı. Bedeni küçüktü ve modeli sayesinde göğüs ucumun altını sarmalıyordu sadece. Tangası ise gördüğüm en ince tül olabilirdi! Çorabı ince siyah kaliteli klasik bir çoraptı. Baldırımda kalın bir dantel lastikle bitiyordu. Dantellere takılan küçük lastik askılar belimin hemen altındaki jartiyere gergince asılıydı. Valiziminden siyah sabahlığımı alıp üstüme geçirdim ve yatağa geçip bekledim. Dakikalar geçtikçe stres oldum. Saate baktım ve 22:15’i gördüm. Bekledikçe stresim yerini öfkeye bıraktı. 23:30’u gördüğümde jartiyerin çorabını çıkartıp attım ve yatağa uzandım, dakikalar sonra sinirimle başbaşa uyudum. Kapının çarpma sesiyle gözlerimi araladım. Panikle kalktım ve kapıya döndüm. Atahan paşa gelebilmişti! Başucumdaki telefona kaydı gözüm 01:08’di. “Nefes” dedi özür diler gibi ve yatağın kenarına geldi. “Atahan gelmese miydin keşke?” dedim trip atmaktan çok uzak bir rahatlıkla. “Bitiremedim işimi, kurtulamadım!” “Önemli değil, keşke buraya da gelmeseydin” “Nefes…” “Yarın yola çıkacağım dinlemem lazım Atahan, ciddiyim” “Yarın yola çıkamayacaksın” dedi ve hemen yanıma oturdu. “Neden?” “Araban hala tamir olmamış” dedi ve iyice yaklaştı. “Sabah gelecek parça” “Gelemiyormuş” dedi ve üzerime eğilmeye başladı. Göğsünden ittirip, “Gelecekti ama…” Bileğimi tutup kenara çekti, “Gelemiyormuş!” dedi ve üzerime eğilmeye devam etti. “Neden?” “Bir engel çıkmış!” “Ne engeli” dediğimde sırtım yatağa değmişti. “Ben” “Ne? Sen mi?” Bacağını diğer yanıma attı ve üzerime çıktı. “Ben daha doyamadım Nefes!” dedi ve dudaklarıma yapıştı. Göğsünden ittirdim tekrar. “Atahan olmaz, gitmem gerek!” “Acele etme” dedi ve sabahlığın kuşağını çözüp iki yana açtı. İç çamaşırıma bakıp zevk alır gibi güldü. “Çorap eksik ama neyse!” “Atahan!” “Nefes sonra itiraz et! Şuan aklım başbaşka yerlerinde” “Ya mağazada trip atıp gidiyorsun, beni oteline mecbur bırakıp randevu veriyorsun, geç kalıyorsun, arabamın tamir edilmesine engel oluyorsun ve sonra da hiçbir şey olmamış gibi sevişmeye çalışıyorsun” “Ağzın doluyken daha iyiydin” dediğinde sinirlendim ve dudaklarını ısırdım. “Ah!” “Dişlerimi hatırlatırım Atahan!” dedim sinirle. Boynumu nazikçe öptü, “Tamam, haklısın bir özürü hakettin” “Sağol ya!” “Nefes ben ömrümde kimseden özür dilemedim” “O da senin öküzlüğün” Kaşlarını çattı. “Hep aslan olacak değilsin ya!” “Sana hep aslan güzelim, hep aslan!” dedikten sonra elini ceketinin cebine daldırdı. Kalın siyah bir kumaş parçası çıkardı. “Şimdi sıra benim oyunlarımda Nefes!” dedi. Kumaşı gözüme dolarken garip bir şaşkınlıkla itiraz etmedim. “Hakkıyla özür dileyeceğim” dedi ve saten kumaşı gözlerimin arkasından bağladı. Arasına karışan birkaç saç telim koparak canımı yaktı. Karanlığın bilinmezliğiyle biraz gerildim ama Atahan’ın bu aktif halini merak ettiğimden itiraz etmek istemedim. Belimden tutup saten çarşaf üzerinde kolaylıkla yukarı doğru kaydırdı beni. “Bekle!” diye fısıldadı kulağıma ve nazikçe öptükten sonra çekildi. Yatağın hareketinden kalktığını anladım. Birkaç saniye hareketsizce bekledim ama sonra merakla doğruldum. “Bekle!” diye birkez daha uyardı Atahan. Geri uzandım ve sessizce beklemeye başladım. Yatak tekrar eğildi bir yana doğru. Bileğimi tutup kaldırdı ve elimi öptü. Bunu kibar bir dokunuş olarak algılarken bileğime soğuk bir kelepçe takılınca tüm romantizm buhar olup uçtu. Daha önce denemiştim ve enteresan bir deneyim olacaktı benim için. Yan tarafa doğru çekti kelepçeyi ve elimi yatağa yapıştırdıktan sonra bir başka zincirin sesini duydum. Birkaç kez çekiştirdi kolumu ve sağlamlığından emin oldu. “Abartma istersen Atahan. Gerçek bir makhum değilim” dedim gülerek. “Yatağıma mahkum olmanı isterdim, ebediyen…” dedi ve diğer bileğimi tuttu. Elimi öptükten sonra onu da yatağa yapıştırdı ve kelepçeyi yatağın kenarına bir yere sabitledi. Heyecanla beklemeye başladım. Yatağın sarsıldığın hissediyordum ama tenime değen hiçbir şey yoktu. Sabırsızca bacaklarımı yatakta gezdirdim ama Atahan’a ulaşamadım. “Atahan?” diye seslendim. İstemeden de olda sesim biraz titremişti. “Ateş parçam” dedi Atahan gür sesiyle. “Gözümü açsan mı en azından?” “Hayır” “Böyle geriliyorum biraz” “Ben yumuşatacağım seni merak etme” dedi. İki ayak bileğimden aynı anda tuttu ve sonunda varlığını hissetmenin rahatlığıyla derin bir nefes aldım. Bileklerimdeki elleri kuvvetlendi ve havalandırdı ikisini de. Sert bir yere koydu, omuzlarına… En sevdiğim yerine… Sağ bileğime doğru nefesi çarptı. Elleri bileklerimden dizlerime kadar okşayarak çıkarken nefesi daha da yakınlaştı. Dudaklarını hissettiğimde garip bir ürperti sardı bedenimi. O kadar ağır hareketlerle çıkıyordu dizime kadar, her saniyesini zevkle yaşayabildim. Dizlerime doğru geldiğinde Atahan’ın eğildiğini hissettim. Diz kapaklarım tam omuzuna geldiğinde önümde iyice eğilmiş olduğunu anladım. Yine bacaklarımın arasına yanaşmıştı. “O kadar direndiğin şeyi şimdi kendi isteğinlemi yapacaksın yoksa?” dedim gülerek. “Direnmem tadına varmadan önceydi Nefes’im” Kalçamı ona doğru kaydırdım ve bacaklarımı biraz daha araladım. “Bana çok hızlı hazırlanıyorsun Nefes” dedi keyifli bir gülüşle. Islaklığım gözle görülür haldeydi demek. “Sen hazır değil misin aslanım?” “Aklımdan geçmen yetiyor” Bileklerimi okşayan nefesi şimdi bacaklarımın arasına değiyordu. O ıslaklık sayesinde fazlasıyla serinliyordum. Elleri dizlerimden yukarıya kaydı sertçe. Bir eli kalçama doğru kayarken diğer eli bacağımın içine geldi. Kadınlığıma doğru ilerlerken kalbim hızlanıyordu. İki parmağını sürttü usulca ve hızlıca kayarak içeri girdikler. “Nefes” Geniş bir daire çizerek tüm vajinamın duvarlarını taradı. “Senin yüzünden eskisi kadar dar değil” “Hala çok dar, sımsıkı!” “Ya da sen fazla büyüksün bitanem” dedim içimde parmakları gezinirken. Nefesi iyice yaklaştı ve parmaklarını birbir geri çekti. Dudaklarını beklerken bacaklarımın arasına dökülen bir sıvıyla sıçradım yerimden. “Atahan?” Hafifçe doğruldum sanki görebilecekmiş gibi başımı eğdim. Atahan cevap vermek yerine dilini başka şekilde kullanmaya başladı. Bacak aramı ıslatan şeyi emmeye başladı. Alkolün keskin kokusunu yavaş yavaş anlayabildim. Tekrar arkama yaslandım ve beni cevapsız bırakan Atahan’a odaklandım. Bacaklarımın içine, üstüne, baldırlarıma sıçrayan her alkol damlasını dahi yaladı. Ama bacaklarımın arasındaki ıslaklığı bu şekilde kurutamazdı. Dünkü acemiliğinden uzak bir şekilde vücudumu ele geçiren sızının sahibi olan noktayı hızlıca buldu. Emmeye başladığında o içkiyi ben içmişim gibi uyuştum. Kelepçeleri zorlayarak ona doğru kaymaya çalıştım. Şuan başını oraya sertçe bastırmak istiyordum, “Daha güçlü Atahan! Daha sert bitanem!” Atahan daha da bastırdı başını ve diliyle damağı arasına daha sertçe baskı yaptı. “Ahh… Evet, evet!” Bacaklarımın arasına iyice sıkıştırdım başını, kalçamı sertçe kastım. Hatta sadece kalçamı değil tüm kaslarımı. Sona yaklaştığımı hissettiğim o an Atahan geri çekildi. “Atahan!” Başını olduğunu düşündüğüm yere doğru ittirdim kendimi. “Atahan! Hayır, yapma” Beni dinlemeden bacaklarımı iki yana serbest bıraktı. “Hayır hayır! Atahan yapma. Sadece birkaç saniye daha aşkım lütfen” Kalçamı sertçe sıkıp yukarıya doğru kaydı. “İntikamını alırım! Atahan!” diye bağırdım ama umrunda değildi. Karnıma bastırdı ve yatağa yapıştım tekrar. Kasıklarımda Atahan’ın kalçasını hissedince sürtünmeye çalıştım ama Atahan ustalıkla savuşturdu beni. “Bunları ödeteceğim Atahan” dedim gülerek. Göğüslerime çarpan ani soğukla irkildim yine. Tahminim yarım şişeyi boca etmişti üzerime. Küçük bir viski şişesi olmuştum adeta. Göbeğimden yukarıya doğru yalayarak çıktı, her bir alkol damlası Atahan’ın dudağından son buluyordu. Göğüslerimin arasına geldiğinde bir elini araya soktu ve araladı. Dili ağır ve yavaş bir tur attı ikisinin arasında. Daha da yukarı devam edip boynuma geldi. Kemiğin yaptığı küçücük oyuktan birkaç damladan fazla alkol birikmişti. Onu içerken çıkardığı sesleri dinledim. “Senin oyunların da epey iyiymiş ağam” Aşağı doğru kaydı tekrar ve göğüslerimi ıslatan alkolü temizledi. Uçları sanki bir viski pınarıymışcasına dakikalarca emdi. Kendimi ona ittirdiğim her seferinde hüsranla sonuçlanıyordu. “Atahan yeter! Şu s****i olması gereken yere sok artık!” diye bağırdım dayanamayarak. Koparmaya uğraştığı göğüs ucumu bir saniye olsun bırakıp “Ağzın çok bozuk sevgilim” dedi ve diğer göğüsümü doldurdu ağzına. “Atahan lütfen içime girer misin?” dedim yapmacık bir kibarlıkla. “Oldu mu böyle?” dedim. Yine çekildi göğüsümden, “Olmadı” “Sik ulan beni!” diye bağırdım. “Ağzın gerçekten çok bozuk” dedi ve saniyeler içinde tamamen kalktı üzerimden. “Atahan yapma, dur” dedim gitmesinden korkarak. “Ağzını aç!” diye emir verdi. Çekinerek açarken viski dökme ihtimali geldi aklıma. Ama dudaklarımın üzerinde bambaşka bir şey hissettim. İçime girmesini beklediğim şey yolu karıştırmıştı. Hızla ağzımda ilerlerken çenem kasıldı. Ucunu damağıma sürttüğünde gürler gibi bir sesle inledi. “Kapat dudaklarını Nefes” Emriyle kapattım. Atahan iniltiler eşliğinde dilimin üzerinde kaymaya başladı. “Em ateş parçam em!” Yine komutuna uydum ve emmeye başladım. Hızını azaltıp daha fazlasını ağzımın derinliklerine sokmaya çalıştı. Emmeye çabalıyordum ama gırtlağıma kadar sokuşturması engel oluyordu. Durdurmak için ağzımı açıp gevelemeye çalıştım. Atahan başımın arkasından tutup kendine bastırarak susturdu beni. Tek çözüm dişlerimdi… Pürüzsüz başına dişlerim değdiği anda sinirle mırıldandı Atahan. Hafifçe yana kaydı ve bu kez zorladığı duvar yanağım oldu. Derin ohhları arasında birkaç dakika ağzımı talan etti. Sonunda insafa gelip çıktı. “Senin oyununu sikiyim Atahan!” diye kızdım uyuşuk bir çene kemiğiyle. Ağırlığı tüm üzerimde hissederken gülüyordu. İki yana açtı bacaklarımı ve araya yerleşti. Göğsümde de baskısını hissettikten sonra gözümdeki kumaş gevşedi ve sonunda açıldı. “Tekrar söyle” dedi korkutucu arzu dolu bakışlarıyla. “Senin oyununu sikiyim Atahan!” dedim. “Onu değil Nefes, onu değil ateş parçam” dedi ve boynuma küçük öpücükler bıraktı. “Ağzını doldurmadan hemen önce söylediğini” derken kalçamı avuçladı. Hızlanan nabzım ve giden aklıma rağmen hatırlamaya çabaladım. Başını kaldırıp heyecanla baktı bana. Anladığımda yüzüme bir gülümseme yayıldı. “Söylersem hemen yapacak mısın?” “Zevkle” dedi. İyice yaklaştı yüzüme. Gözlerimiz birbirine değmek üzereydi. “Sik beni” dedim tekrar. Bacaklarımın arasında aletini hissettim. Yolunu arar gibiydi. Ucundaki ıslaklığı bacağıma içine sürtüp kadınlığıma doğru kaydı. Hemen önüne geldiğinde yine duraksadı. “Hadi Atahan!” dedim ve ben kendimi ona ittirdim. Kayarak başını içime alabildim ama Atahan geri çekildi yine. “Söyle!” dedi yine. “Sik beni Atahan!” diye bağırdım tekrar. Tehditkar bir gülümsemeyle baktı ve biranda tamamını içime soktu. “Ahhh!!! Hayvan herif!” Hızlıca geri çekilip tekrar daldı derinliklerime. Bacaklarım ağırlığıyla uyuşmaya başladı. İçime hızlı hızlı girip çıkıyordu. Altında savrulurken gözlerini gözlerimden hiç ayırmadı. Boynuma sardı elini ve gözlerimi ne zaman kapatsam sertçe sıktı boğazımı. “Nefes’im!” dedi ve daha da hızlandı. Bacaklarımı beline doladım. Kollarımı defalarca çekiştirdim ama kurtulamadım bir türlü. İçime tamamını soktuğunda bacaklarımı kilitledim belinde. “Dur!” dedim. Kalçamı kaldırdım ve kendimi ona bastırmaya başladım. Dairesel hareketlerle baskımı sürdürdüm. Her bir dönüşümde bacaklarımın kasılması daha da artıyordu. “Gel artık güzelim” dedi. Vajinamın içi Atahan’ı sımsıkı sarmıştı. Penisinin dışındaki kalın damarın küçük atışları benim vajina duvarına çarpıyordu adeta. Daha da bastırdım kendimi. “Hadi güzelim!” Dişlerimi sıkmaya başladım ve gözlerimi yumdum sıkıca. Boynumu saran eli umrumda olmadı zaten nefes alamıyordum. “Ah.. ahh.. ahhh… ahhhh…” defalarca kesik inlemelerin sonunda bir çığlık attım ve boşalabildim. Bacaklarımın gevşediğinde tiz sesim soluklaşmaya başladı. Benim kaldığım yerden daha hırsla devam etti Atahan. Nefesimi düzenlemeye Atahanla çarpışmamız engel oluyordu. O kasılmaların Atahan’da yarattığı etkiden olsa gerek boşalmak üzereydi ve hırsla girip çıkıyordu. Her çarpışı beni yerimden kaydırıyordu. Öfkeyle karışık bakıyordu sanki. Gür sesiyle inleyip boşalınca içimde bir volkan patladı. Boynuma yaslanıp usulca birkaç kez daha girip çıktı. Tamamen gevşediği anda üzerime ağırlığını vermeden yanıma doğru devrildi. Kendime gelmem dakikalarımı aldı. Hatta yorgunlukla uyumak üzereydim ki Atahan öptü boynumdan. “Özür dilerim” dedi kibarca. “İstediğin zaman tekrar dileyebilirsin” “Yarın akşama ne dersin?” “İstanbul’a beklerim!” dedim gülerek. “Yarın akşam buradasın bitanem, yine benim altımda” “Atahan olmaz” “Nefes’im olur” “Atahan babam bekliyor” “Bunca yıl yanındaymışsın zaten bıraksında biraz da benim yanımda kal” “İşlerim de var” “Ne işin var hallettireyim hemen” dedi güzel gözlerle bakarak. “Atahan hayatım var, görevlerim sorumluluklarım…” “Birkaç gün Nefes. Sadece birkaç gün” “Söz?” “Söz” “Tamam” dedim mecburen. Çocuk gibi güldü gözleri. Arzu dolu değil, daha sakindi bakışları. Huzur vericiydi. “Aslan parçam senin gözlerin ne söylüyor?” dedim. “Ne söylüyor?” dedi. Kalın harelerine baktım uzun uzun. Muhtemelen benimde böyle bakıyordu gözlerim! Başımıza iş alıyoruz bakışıydı bunlar… Sıçtık bakışı! “Seni tekrar istediğimi söylüyor olabilir mi?” dedi ve üzerime çıktı. Benim yapmak istediğin gibi konuyu değiştirmişti. “Bileklerimdekini çıkarmadan olmaz!” “Olur , güzelim olur” “Atahan lütfen” “Nefes’im” dedi ve dudaklarımı kapattı. Benim itirazlarıma rağmen birkez daha altında çaresiz bırakarak sevişti benimle. Saatler sonra yorgun düşüp uyuyakalmak üzereyken kelepçeleri çıkarttığını hatırlıyorum. Bir geceliğine gerçekten mahkumu olmuştum onun. Ya da mahkumiyetimin ilk günüydü…
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE