4.bölüm-DEMİR

3027 Kelimeler
Müjgan hanımın odayı göstermesiyle bende "Teşekkür ederim" deyip içeriye girdiğim de masada oturan Demir beye baktım. Demir bey ise önünde ki dosyalara bakıyordu. Ukala herif hem beni buraya çağırıyordu, hem de başını dosyadan kaldırmıyordu. ona bakıp kaşlarımı çatarak konuştum. "Beni çağırmışsınız Demir bey" diye sert bir sesle konuştum. Benim konuşmamla da Demir bey de kafasını kaldırıp sert bir şekilde yüzüme baktı. "Evet çağırdım. Geç otur" diye duygusuz ve soğuk bir sesle masasının karşısındaki koltuğu gösterdi. Bu şekilde davrandığı için ben de öylece ayakta durmaya devam ettim. "Sizi dinliyorum Demir bey" "Belki benden özür dilemek istersin diye çağırdım seni" diye imali bir şekilde konuşup tek kaşını tehditkar bir şekilde kaldırdığın da elimde ki çantayı sinirle sıkma ya başladım. "Ne tesadüf ki bende, sizin benden özür dilemek için çağırdığınızı düşünmüştüm" diye cevap verdim. Onun sinirli yüzüne rağmen ben yüzüme ona inat bir tebessüm yerleştirdim. Benim cevabımla o çatık kaşlarını sanki daha da mümkünmüş gibi biraz daha çatı. "Ben şimdiye kadar kimseden özür dilemedim şimdi de dilemem ama sen o tokadın özrünü dileyeceksin!!" Diye Bağırıp, sinirli ve kendinden emin bir şekilde konuşmuştu. "Özür dilemek erdemliktir Demir bey. Eğer ben özür dileyecek bir şey yapmış olsaydım dilerdim ve hiç gocunmazdım ama görüyorum ki siz bu erdemliği hiç bir zaman gösterememiş siniz. Ayrıca Siz o tokadı hak ettiniz çünkü beni namussuzlukla suçladınız birde gelmiş benden özür bekliyorsunuz. Kusura bakmayın özür falan dilemeyeceğim size iyi günler" deyip hemen arkamı dönüp hızlıca odadan çıkacakken onun konuşmasıyla yerim de durdum. "Bana olan borcun ödeyeceksin ama parayla değil" dediğin de kala kalmıştım. Gene bana iğrenç bir şey mi söyleyecekti. Sinirle hemen arkama dönüp bana ayakta durmuş bakan adama doğru yürüyüp karşısına geçtim. Bana yine iğrenç bir yakıştırma, yada teklif bulunmasını istemiyordum. "Sen ne diyorsun ne demek bana olan borcunu ödeyeceksin ama parayla değil ne demek!!"diye bağırıp sinirle konuştum. Benim bağırmam dan karşımda ki adam pek hoşnut olmadığı beliydi. Sinirden bütün yüz kasları oynuyordu resmen ama umurumda değildi çünkü ben bu adamdan daha fazla sinirliydim. "Önce bağırmayı kes. Evet hatırlarsan arabama vurdun ve bana bir borcun var ve sen bunu para vererek değil" deyip bir süre durduktan sonra devam etti "3 gün sonra katılamam gereken bir davete benimle katılıp bana olan borcunu ödeyeceksin" dediğin de şaşırmıştım. Bana gerçekten iğrenç bir teklifte bulunacak sanıyordum ama bir davetten bahsetmişti. Peki ya bu ne davetiydi? "Ne daveti" diye şaşkın bir şekilde sordum "3 gün sonra katılamam gereken bir davet. İşle ilgili çok dikkat çekmemem gerekli ve sen benimle geleceksin" dedi "Demir bey benim size olan borcum parasal tabi ki de sizinle katılmayacağım. Sürekli ne bu böyle? Abuk sabuk tekliflerle borcu ödeme mi istiyorsunuz" diye bıkkın bir şekilde konuştum. Bu adam gerçekten çok olmuştu. "Çünkü canım senin para ile değil de benimle davete gelip ödemeni istiyor, ondan, ayrıca teklifte bulunmuyorum benimle geleceksin." Diye Kendinden emin bir şekilde bana emrederek konuşmuştu. Bana böyle emrederek konuştukça ona daha fazla sinir olmuştum. "Siz kimsiniz de bana emir veriyorsunuz... Ayrıca ben sizin canınızın isteğine göre hareket etmiyorum, kendinize gelin. Karşınız da çalışanınız yok ve sizinle tabi ki de gelmeyeceğim o davete. Size olan borcumu da ödeyeceğim merak etmeyin Demir bey" diye sinirle konuştum ve daha fazla burada kalmak istemediğim için hemen arkamı dönüp gittim. Ukala herif kendini ne sanıyordu bu böyle. Aptal, Sinirle hemen bu lanet şirketten çıkıp arabama bindim. Her bu adamı gördüğümde sinirim tepeme çıkıyordu. Hızlıca arabama binip kendi atölyeme gittim. Evin dışında hiç kimsenin haberi olmadan kendime küçük bir atölye açmıştım 2 yıl önce. Kıyafet tasarlanan bir yerdi ve ileride kendi markamı oluşturup bir mağaza açmak istiyordum ve aile şirketinde kalan zamanla da burayla ilgileniyordum. Sağ olsun tanıdığım çok iyi bir ablada benim yokluğum da, benim yerime burayı çok güzel geçindiriyor. Biraz da atölyede zaman geçirdikten sonra saat baya geç olunca bende eve doğru yola çıktım. Aradan geçen dakikalardan sonra yorgun bir şekilde eve gelmiştim. Çantamdan anahtarı çıkartıp, kapıyı açıp içeriye girdim. Ayakkabılarımı çıkartıp ev terliklerimi ayağıma giyip direkt solan girdim. Annemle babada yan yana oturmuş televizyon izliyordu. "Ben geldim" deyip kendimi hemen bulduğum boş bir koltuğa attım. Çok yorgun hissediyordum. "Hoş geldim" diye ikisi bir ağızdan söylemişti. Bende tebessüm edip "Hoş buldum" dedim "Eee nasıl geçti bugün ki toplantı" diye sorduğun da babam bugün olanlar aklıma gelmişti. O uyuz adam hayata bize o işi vermezdi. "Güzeldi ama baba ben pek umutlu değilim açıkçası" dedim. Babama bugün olanları anlatamazdım ama en azından olmayacağını söyledim. "Neden?" diye merakla sordu babam çünkü bu işi ilk duyduğun da sevinmişti ve oda istiyordu en az bizim kadar. "Bizim gibi 13 atölyede katılmıştı hepsi bir birinden güzel iş çıkarmışlar bence bizden daha iyi olanlar vardı. Ondan dedim hani olur gözüyle bakıp heveslenip sizi hayal kırıklığına uğratmak istemem" dedim. Aslında bu da doğruydu çünkü bugün benim dışım da gelen bir kaç atölye gerçekten de güzel iş çıkarmıştı. "Hakkımızda hayırlısı olsun kızım. Sen elinden geleni yaptın zaten. Hadi git üzerini değiştir de sofraya geçelim" dediğin de babam tebessüm edip ayağa kalkıp babamın yanağından kocaman öptüm. "Hemen geliyorum" deyip odama geçip üzerimi değiştirecekken. Kız kardeşimin odada ders çalıştığını gördüm. "Abla hoş geldin" dediğin de tebessüm ettim. "Hoş buldum canım, ders mi çalışıyordun?" Diye sordum ve yanına gidip alnından öptüm "Evet abla yarın edebiyat sınavım var" dedi "Çok kasma kendini, sen halledersin. Hadi sofrayı annem hazırlamış bende üzerimi değiştirip geleceğin sen geç içeriye" dediğim başını tamam anlamında sallayıp çıkmıştı odadan. Bende üzerimi değiştirip elimi yüzümüzde yıkadıktan sonra masaya yanlarına gittim. Demir'den Ellerimi masama dayayıp derin derin nefes alıp veriyordum. Sakinleşmeye ihtiyacım vardı. Bu kız benimle bu şekilde konuşup sonra çekip gidemezdi. Şimdiye kadar kimse benimle bu şekilde konuşmaya cesaret edemezken bu kız fazla sınırlarını zorluyordu. Kendimi sakinleştiremeyip hemen masanın üzerinde bulan her şeyi yerle bir ettim. Geçmiyordu sinirim, geçmiyordu. Her şeyi yere fırlattığım için masanın üzerinde kalan son kalemi de alıp kapıya doğru fırlatırken birden odanın kapısı açıldı ve gelen Selim'di. Kuzenim Selim ve kalem onun kafasına gelmişti. Ailemden geriye tek kalan kişi Selim ve babaannemdi. 5 yaşındayken Annemi ve Babamı kaybetmiştim. Beni amcam ve yengem büyütmüştü Selim ise onların çocuğuydu. Selim onların tek çocuğuydu ve benim Annem babam öldürülünce Amcam ile yengem benim çocukları gibi bağrına bastılar bende Selim'i öz kardeşten ayrı görmemiştim hiç bir zaman. Birlikte büyümüştük biz benden 2 yaş küçük olmasına rağmen hiç bir şeyi bir birimizden ayrı yapmazdık. Amcam ve yengem ise ben 19 yaşındayken öldürülmüştü. Başlarda nasıl böyle kolay öldürmüş diye biliyorlar, kimseye zararımız yokken neden bize düşmanlık ediyorlar diye çok düşünüyordum ki, sonradan öğrenmiştim babam ve amcamın yer altında birer mafya olduğunu. Amcamın ölümünden sonra bütün işlerin başına ben geçmiştim. Selim daha küçük olduğu için bizim de ayakta kala bilmemiz için benim çalışmam gerekiyordu. Başlarda her şeyin başına ben geçince kimse benim pek umursamamış. Çocuk gözüyle gördükleri için yer altında beni görmezden geliyorlardı ama atladıkları bir şey vardı ben oraya intikam yemini ederek gelmiştim. Zamanla kendimi beli etmeye başlamıştım yeri gelmiş gözümü kırpmadan adam öldürmüştüm. Artık yer altında büyük bir adam olmuştum. Herkesin artık adımı bile duyduğunda korkudan titrer hale gelmiş. Annem, babam, amcam, yengem öldürülünce artık benimde kimseye karşı içim de gram merhamet kalmamıştı. Gözümü kırpmadan, acımadan, merhamet etmeden öldürüyordum. Selim de belirli bir yaşa geldikten sonra ikimiz tamamen yer altını avuçlarımızın içine almıştık. Ve artık düşmanlar hesaplayamayacağım kadar çoktu. Bende Babaannemin de diğerleri gibi ölmemesi için onu herkese bir trafik kazasında öldü diye göstermiştim. Canımı yakmak isteyenler çok olduğu için bunu da ailemle çok rahat yapacağını bildiğim için böyle bir şey yapmıştım. Zamanla sadece yer altında yer yapmadım aynı şekilde çok bilinen ünlü bir iş adamı da olmuştum bu da benim bir diğer kimliğim olmuştu zaten. Herkes beni kendi halinde başarılı bir iş adamı sanıyorken ama aslında yer altında büyük, acımasız bir mafya olduğumu bilmiyorlardı... Şimdi ise karşımda attığım kalemden dolayı kafasını tutan Selim vardı. Kapıyı kapatıp bana doğru gelip daha sonra masanın karşında ki sandalyeye oturdu ve etrafa şaşkın bir şekilde bakmaya başladı. "Abi ne yapıyorsun sen? Niye bu kadar çok sinirlendin?" diye sordu Selim Benim sinirlenince etrafı dağıttığımı çok iyi bilirdi. Beni en iyi tanıyan oydu. Kaşlarım çatık bir şekilde Selime baktım "Yok bir şey!" diye bağırmıştım "Nasıl yok abi şuranın haline bak nasıl dağıtmışsın etrafı anlat ne olduysa" demişti Selim de. "Şu şen atölyenin sahibi var ya Vera. Bu gün odama çağırdım, benden özür dilemesi için ama hanımefendi özür dilenecek bir şey yapmadığını söyledi" diye dişlerimi sıkarak konuşmuştum. Anlattıkça o kıza daha fazla sinir oluyordum. "Vera?....ha tamam hani bugün toplantıya geç gelen kız demi" diye bu kez sormuştu Selim "Evet" "Eee abi kız zaten toplantıda özür diledi neden yine odana çağırdın ki özür dilemesi için?" "Toplantı ya geç kadı diye değil. Hani biri benim arabama vurmuştu demiştim sana. Hatırladın mı?" "Evet hatırladım abi. Hatta sende toplantıya geç kalmıştın büyük bir ihaleyi kaybetmiştik o gün" dediğin de Selim o gün ki toplantı aklıma geldiğin de daha fazla sinir olmuştum. Aylarca emek verdiğim iş o gün, o kız yüzünde çöp olmuştu. "Ha o arabama çarpan o kız Vera işte. Sonra ben sahildeyken yanıma gelip arabanın parasını ödemek istediğini söyledi, bende yatağıma girmek için arabayı bahane etmene gerek yoktu dedim" deyip bir süre durdum. Aklıma Vera' ya o sözleri sahilde söylediğim de yüzünün aldığı şaşkınlık gelmişti. Çok tatlı duruyordu. Gözlerimin önüne o görüntüsü geldiğin de biraz sakinleşmiştim, sanki. Bende Selim'in karşısına oturdum ve devam ettim. "Sonra oda ban tokat atıp gitmişti. Şimdi bugün buraya gelince özür dilemesi için ve 3 gün sonra katılacağım davete, gelmesi için çağırdım odama, oda benden özür dilemediği gibi birde davete benimle gelmeyeceğini söyledi" dediğim de bugün olanlar aklıma yeniden gelince tekrar sinir olmuştum. "Lan kendini ne sanıyor bu bir de bana bağırıyor!" diye bende sonlara doğru bağırarak konuşmuştum. "Ne yani abi o kız sana tokat atı sen bir şey yapmadın sakin, sakin odana çağırdın, özür dilemesi için ve onu çok önemli olan ve katılman gereken bir davete davet ettin, oda seninle gelmek istemdi. Doğru anlamış mıyım?" diye şaşkın bir şekilde konuştu Selim "Evet aynen öyle" dedim bende "Yok artık şaka yapıyorsun. Bence de şaka yapıyorsun" deyip bir süre yüzüme daha baktığın da şaka yapmadığımı anlamıştı. "Vay anasını. Demek Demir Korhan'ı da reddeden birileri varmış. O değil de tokat atma olayı da beni baya şaşırttı. Cesur kızmış helal olsun, sana bunu yapmak yürek ister açıkçası da, sen bunlara rağmen nasıl böyle sakin kaldın, beni en çok şaşırtan o" dediğin de Selim bir süre susup daha sonra derin bir nefes alıp verdim. Normalde sinirlerimi çok kontrol edebilen biri değilimdir ve o gün gerçekten hak ettiğimi düşündüğüm için sakin kalmıştım. "O tokattı o an hak ettiğim için sese etmedim. Ama benim istediğim bir yere gelmemek onu için ölüm olur ancak. Ben istiyorsam eğer, onun benimle gelmemek gibi bir şansı olmaz" dedim emin bir şekilde. "Sakin ol abi ne yapacaksın? Kızı zorla mı götüreceksin sanki..... hem neden bu kızla o davete gitmek istiyorsun ki? Bu daveti aylardır bekliyoruz ve sen istesen o davet senin ile katılacak milyonlarca kadın var. Neden Vera?"dediğin de selim bir süre duraksadım. Bende bunun sebebini bilmiyordum ama o kızla katılmak istiyordum. Belki de sırf ona sinir oluğum içindir, bilmiyorum. Ama bunu Selim'e söylemeyecektim. "Evet biliyorum istediğim kişiyle gidebilirim ama benim orada fazla dikkat çekmemem lazım. Biliyorsun Taner itiyle karşılaşana kadar yanımda fazla dikkat çekici, yüzlerinde bir kutu boyalı, üzerlerinde iğrenç fizikleri olduğu halde seksi giyinmeye çalışan biriyle gitmek istemiyorum. Vera sıradan ve fazlasıyla itici bir kız tam istediğim gibi dikkat çekmez" diye saçma sapan bir yalan söylemiştim. Ben bile bu söylediğime inanmazken Selim nasıl inansın. Kızın güzelliği ortadaydı. "Abi saçmalama asıl Vera o davete en dikkat çekecek kız olur. Kızın yüzünü görmedin mi? Ne kadar saf ve temiz senin dediğin o kızlar tam o davetlere göre ve dikkat çekmezler yüzlerinde ki bir ton boyayla, tam o davetlere aitler ve Vera fazlasıyla güzel bir kız hiçte itici değil" dediğin de Selim ona karşı dişlerimi sıkmıştım. Bende Vera'nın güzelliğinin farkındaydım ama Selim'in böyle söylemesi beni sinir etmişti. "Sana ne oğlum kızın güzelliğinden. Kıza mı yürüyeceksin, öyle bir niyetin varsa olamasın Selim. Yakarım seni" diye sinirle konuştum. "Yok abi olur mu öyle şey ben sadece olanı söyledim hem ne zaman ben abimin beğendiği birine yürüdüm ayıp ediyorsun" diye gevşek gevşek konuşmuştu. "Ne beğenmesi lan ben kıza itici diyorum sen beğenmekten bahsediyorsun" "Valla abi sen beğenmeyi de bırak bu kızdan hoşlanmaya başlamışsın. Baksana kız sana neler yapmış senin sesin çıkmamış. Ben kıza güzel dedim diye beni öldürecek gibi bakıyorsun, kıza yürüsem beni yakacağını söylüyorsun daha ne olsun" dediğin de bir süre söylediklerini düşünüyor gibi olacaktım ki saçmalık olduğu için hemen def ettim o saçma düşünceleri. "Saçmalama Selim şuan sen değil bunu başkası söylese şuradan sağ çıkamazdı. Lan beni en iyi sen bilirsin. Ben bir kadında hoşlanacak adamıyım? İnanmam öyle hoşlanmakmış, sevmekmiş gibi saçma şeylere.....sende beni deli etme Selim" "Tamam haklısın abi ne biliyim sen öyle bir tepki verince ben öyle sandım kusura bakam" dedi Selim de hemen. "Neyse abi biz bırakalım o kızı da şu Taner iti kesin katılacak demi o davete?" "Umarım Selim umarım artık bulmam lazım o iti" dedim sinirle. Taner benim baş düşmanımdı. "Adam gerçekten adının ismini veriyor abi hayalet gibi ona ulaşmak çok zor" dediğin de Selim boynumu iki yana çeviri kütlettim sinirle. "Evet aynen öyle o bizim ne yaptığımızı adım, adım biliyor ama biz o ite ulaşamıyoruz ve bu beni daha da sinirlendiriyor." deyip elimi masaya vurdum. Taner yer altında Hayalet diye anılırdı ve ona ulaşmak çok zor oluyordu. O istediği kişiyi çok rahat ulaşıyordu ama bizim ona ulaşmamız zor oluyordu. Tıpkı bir hayalet gibiydi. Bir vardı bir yoktu. "Sakin olmalısın abi o davet de bir şey yapamazsın ona, unutma orada bir çok iş adamı olacak ayrıca gazeteciler de" dediğin de Selim başımı salladım "Biliyorum Selim bunun için orada bir şey yapmayacağım zaten ona. Ve sende gözlerini iyi aç o çıktığı an takip etmeye başlayacaksın" dedim sakin bir şekilde. "Biliyorum abi sen merak etme, gereken her şeyi hallettim ben" "Bir aksilik istemiyorum Selim" "Olamayacak abi merak etme" "Tamam" dedim. "Ha abi babaannem dedi ki o Demir olacak abine söyle ne zamandır yanıma uğramıyor gelsin uğrasın akşama yanıma" diye gülerek konuşmuştu Selim. Benim fırça yiyecek olmam onun hoşuna gidecekti. "Evet bayağıdır ihmal ediyorum kadını, tamam kalk o zaman gidelim beraber. Akşam yemeğinde yemiş oluruz sonra benim çıkmam gerekecek. Şimdi babaannem beni gene evlen diye tutturur bırakmaz sen onu idare edersin" deyip ayağa kalktım. "Yok abi ben gelmiyorum babaannem bana kızıyor sen gittikten sonra. Konuyu bana sarıyor Abin evlenmiyorsa bari sen evlen deyip duruyor" diye Selim sitem ederek konuştuğun da gülüp elimi omzuna vurdum. Ben senin abinim tabi ki beni kurtaracaksın o yüzden hadi kal gidiyoruz" dediğim de Selim bir şey diyemedi ve birlikten şirketten çıktık. İkimiz de kendi arabalarımıza binip şehir dışına doğru sürdük. Aradan geçen saatin ardında ormanlık alandaki eve gelmiştik. Etrafta ki kırımlara kısa bir baktıktan sonra evin zilini çalıp bekledik. Kapıyı çalışan Hatice hanım açmıştı. "Selam Hatice babaannem nerede" diye samimi ve gülen bir yüzle konuşmuştu. Bu çocukta sevmediği tek huyu herkesle fazla samimi olmasıydı. "Hoş geldiniz efendim salonda sizi bekliyor" diye cevap verdiğin de Hatice hanım daha kapıda beklemeden hemen salona geçtik. Salona girdiğinizde babaannem koltukta oturuyordu. "Hoş geldiniz evlatlarım" deyip kollarını bize doğru uzattığın da önce ona sarıldım daha sonra elini öpüp başıma koydum. "Hoş bulduk babaannem" dedim ve ben çekildiğimde Selim elini öptü. "Hoş bulduk sultanım" demişti daha sonra bizde koltuklara oturduk. "Niye yanıma hiç gelmiyorsunuz? Siz beni unuttunuz iyice hadi bu Selim arada geliyor, sen hiç gelmiyorsun Demir efendi" diye sitem ile konuştu babaannem "Olur mu hiç babaanne biz seni hiç unutur muyuz sık, sık gelemiyoruz biliyorsun, senin için, can güvenliğin için" diye konuştum. Bu hayata Ailemden geriye babaannem ve Selim kalmıştı ve onları korumak için canımı verirdim. "Biliyorum, biliyorum ama bende ne yapıyım bu evde kala, kala sıkıldım işte. Sizde gelemeyince gözüm sürekli siz arıyor ondan bu şikayetim oğlum kusuruma bakma" dedi babaannem "Öyle şey olur mu sultanım sen bizim başımızın tacısın ne kusuru tabi ki bize söyleneceksin" deyip hemen babaannemin omzuna kolumu atıp yanakların dan öptüm. Ben öyle öpünce Selim de hemen ayağa kalkıp kıskançlığına hergele oda öpmüştü. "Eee babaanne kalan şikayetlerini de, yemek yerken söylese olma mı? Ben çok acıktım ya" dediğin de Selim babaannem ve ikimizde gülmüştük daha sonra Selim ile birlikte babaannemin kolundan tutup masaya doğru yürüttük. Çok fazla yaşlı olduğu için ayakta desteksiz yürümesi zor oluyordu. Birlikte sofraya oturup güzelce ve sohbet ederek yemeklerimizi yedik den sonra kahveleri içmek için yeniden salona koltuklara oturmuştuk. Kahveler de geldiğin de biz içerken babaannem bana doğru dönüp konuşmaya başladı. "Ee oğlum var mı münasip bir gelin adayımız" dediğin de Babaannem derin bir nefes alıp verdim. Başlıyordum işte "Yok babaanne" diye bıkkın bir şekilde söyledim. "Bak oğlum kaç yaşına geldin ne zaman kadar böyle olacak? Bırakmıyorsun ki ben sana uygun gelin adayını bulayım" "Babaanne ben evlenmek istemiyorum. Hem sen nereden bulacaksın, evden dışarı çıktığın yok ki" diye konuştum bu kez. "Ben bulurum sen bir evet de bak gör nasıl güzel bir gelin buluyorum sana" "Valla babaannem istesin yeter abi evde bile olsa bulur" diye gülerek konuştu Selim de "Ben istemiyorum Babaanne hem sen niye beni bu kadar evlendirmek istiyorsun ki bak Selim var onu evlendir" diye sert bir şekilde konuştum. Bu tarz konular beni fazlaca geriyordu. "Hayda beni niye öne atıyorsun abi" dediğin de Selim ona kaşlarımı çatarak baktım. Birazda ölecek haberi yoktu gevşeğin. "Ben yuvan olsun evini barkını bil istiyorum, ne zamana kadar bu işlerle uğraşacaksın? Senin yolun yol değil oğlum bak herkes senin bu gazabından korktuğundan sesini bile çıkmıyor... Amcanla baban da bu yoldaydı da ne oldu bak şimdi yoklar oğullarım. Bir siz varsınız, sizde kaybetmek istemiyorum. Seni bu yolda karın olursa bir de çocukların olursa vazgeçirir bu işten ancak. Sen günaha batmışsın oğlum haberin yok senin kendinden.... Tabi ki de Selim de evlenecek zamanı gelince" dediğin de babaannem söylediklerine daha çok sinirlenmeye başlamıştım. Birden ayağa kalkıp babaanneme bakıp konuştum. "Babam ve amcam bu işteyken evliydi de ne oldu babaanne bıraka bildiler mi? Bir kadın onlara bu işi bıraktıra bildi mi? Hayır bırakamadılar. Ama arkalarında bizi bırakıp gittiler. Ben 3 yaşım da yetim kaldım Selim ise 16 yaşındayken yetim kaldı. Şimdi gelmiş bana evlen çocukların olsun diyorsun arkamda yetim bırakmak için mi evleneyim babaanne? Ben yetimliği, kimsesizliği gördüm babaanne arkamdan benim yaşadıklarımı yaşayan bir evlat bırakamam!!"diye bağırdığım da ne Selim den, nede Anneannemden tek kelime söz çıkmamıştı. Daha fazla onları da üzmek istemediğim için hemen evden çıkıp gittim. Babaannem ne kadar sen günaha batmışsın dese de yine günaha girmek ve unutmak için içmeye bir bara gittim..
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE