Kahvaltı bitmişti ama ev hâlâ savaş alanıydı. Tost makinesi yanmış, yere kahve dökülmüş, havlular farklı köşelere fırlamıştı. Masanın üzerindekiler “aşkın kaotik izleri” gibi duruyordu. Ama ben mutluydum. Sanki yıllardır bu evde onunla birlikte uyanıyordum. Yağız kalktı, bulaşıkları toplamaya başladı. Ben gözlerimi kısarak sordum: “Bugün neden bu kadar enerjiksin? Gizli bir kutlama mı var, bana söylemediğin bir şey?” Yağız kurnaz bir gülümsemeyle göz kırptı. “Sürpriz sever misin?” “Eğer içinde patlayan tost makinesi yoksa... evet.” Osman iç çekti: “Beni bırakın, sürprizli hayat yaşayın siz... Ben en fazla ‘sabah hangi bakkal açıktır’ sürprizini kaldırabiliyorum.” Yağız gözlerimi bağlamak için mutfak havlusunu eline aldı. “Hazır mısın?” “Gözüm açık olsa bile ne olacağını bilemedi

