Yürüyüş dönüşü, apartmana yaklaşmışken Yağız birden durdu. “Market?” Yüzüme baktı. O bakış… ‘hadi markete gidelim, ama senin de fikrini önemsiyormuşum gibi yapacağım’ bakışıydı. Ben ise o an sadece ayaklarımı düşünüyordum. “Islak, donmuş ve bu ayakkabının içine az önce bir su birikintisi sızdı. Ayağım şu an akvaryum gibi.” “Ayakkabımı çıkarmadan markete girmek fiziksel ve ruhsal şiddet!” dedim. Yağız gülümsedi. “Tamam, yemek yapmayalım o zaman. Dışarıdan söyleriz. Tost makinesi gibi kalbimizi de yakabilecek bir pizza olsun mesela?” Osman: “Hayır. Bu adamı bırakıp hemen en yakın çorbacıya kaç Doğa. Kelle paça huzurdur.” Ama ben ne yaptım? Sırıttım. “Peki, hızlı market turu. Sadece temel ihtiyaçlar.” İşte o an, insanlığın en büyük yalanı söylenmişti. Markete girdik. İçerisi fe

