"Tabii hocam," dedim. Yanaklarım utançtan ve heyecandan kıpkırmızı kesilmişti. İçimde bir şeyler yerinden oynuyor, kalbim hızla çarpıyordu. Tam o sırada iç sesim devreye girdi. "Osman, sakin ol Doğa," dedi. Yağız Hoca gülümseyerek, "Tamam, sen bahçedeki masaya geç, ben geliyorum," dedi. Başımı sallayarak kapıdan çıktım. Ayaklarım yere değmeden inmişim gibi bahçeye koştum. Masaya oturur oturmaz, kalbim sanki ağzımda atmaya başladı. Elleri titreyen bir piyanist gibi parmaklarımı masaya tıklatıyor, gözüm sürekli kapıya kayıyordu. Ne zaman gelecek? Gelecek mi gerçekten? Ve sonunda... Kapıda belirdi. Onu görmemle birlikte içimdeki heyecan, göğsüme kocaman bir dalga gibi çarptı. Gözlerim büyüdü, nefesim hızlandı. O an hiçbir şey duymuyordum. Osman bile fısıldadı içimde ama sesi buğulu bir c

