Arabaya bindiğimizde Yağız Hoca sessizdi, Osman ise bir türlü susmak bilmiyordu. Kafamın içi karmakarışıktı; sonunda dayanamayıp Osman’a “Sus artık!” diye bağırdım. Bir anlık sessizlik oldu. Yağız Hoca dikiz aynasından bana bakarak, “Efendim?” dedi. Bunu gerçekten sesli söylediğimi fark ettiğimde utancımdan gülümsedim. “Hiç,” dedim sessizce. Yağız, bir bana, bir yola baktı. Sonra, sanki içimden geçenleri okumuş gibi, “Ailen çok sevinecek,” dedi. Başımı eğdim. “Evet,” dedim kısık sesle. “Ama onların öncelikleri biraz farklı,” diye ekledim. Bu sözümden sonra Yağız Hoca bana daha dikkatli, sorgular bir bakışla döndü. “Ne gibi?” diye sordu. “Onlar... psikoloğa ihtiyacım olduğunu düşünüyor.” “Neden?” Bu soruyu o kadar sade ve net sormuştu ki, susmak zorunda kaldım. Osman araya girmeye

