Üç saat önce... Mina, büyük salonun halısına oturmuş, Rüzgar'la lego oynuyordu. Ama bakışları bir taraftan hazırlanan Ege'ye odaklanmıştı. Muhtemelen bir yere çıkıyordu. Yavaşça Rüzgar'ın saçını okşadı ve "Sen oyna, ben hemen geliyorum bebeğim," diyerek ayağa kalktı. Kendine kahve yapmak için kalkmış gibi mutfağa yöneldi. Ege onun bakışlarını fark etmişti. Bıyık altından sinsi bir gülüşle mırıldandı. "Seni götüremem sevgilim.İş toplantısı," dedi. Mina, bu psikopatın her "sevgilim" diyişinde sinirden eti çekiliyordu ama rol yapmaya mahkumdu. "Hımm, Al Rasid mi geldi?" diyerek kahve makinesini çalıştırdı. Ege'nin yüzünde tanıdık bir ifade vardı. "Hayır. Sana kızgın. Muhtemelen bir süre bizden uzak durur," dedi. Mina, flörtöz bir bakışla sırtını tezgaha dayadı. Düşündüğü tek şey bu sa

