5. Bölüm

2950 Kelimeler
Gülistan teyze neden bu kadar tedirgin olmuştu ki.. Yere düşüp kırılan tabağı toplayıp bulaşıkları makineye yerleştirmeye başlayınca aynı soruyu tekrar sordum "Ceren diyorum kim Gülistan teyze tanıyormusun sen" olduğu yerde durup ellerini birbirine geçirip duruyordu. "be..Ben tanımıyorum e...en iyisi sen Bawer beye sor olur mu kızım"peki neden bu kadar tedirgindi bu.. Kafama çok takmamaya çalışıp oturma odasına geçip televizyonu açıp vakit geçirebileceğim kanallara bakmaya başladım.. Saat neredeyse gece yarısına gelmek üzereydi. Gülistan teyze de öğrendiğime göre bahçedeki müştemilatta kalıyordu ailesiyle.. Kocası da bahçe işleriyle ilgileniyormuş.. Uykumun gelmesiyle Bawer'in beni çıkardığı odaya girip önceden düzenlediğim kıyafetlerimin içinden kendime pijamalarımı çıkarıp üzerime giydikten sonra kendimi yatağın üzerine bıraktım. Bawer hâla gelmemişti. Acaba neredeydi.. Yoksa Ceren denen kadının yanındamıydı.. Bunları düşünmemem lazım bu kadarınıda yapamaz yani yapmazdı umarım.. Gözlerim artık benden bağımsız kapanmaya başladığında yukarıya çıkan ayak seslerinden onun geldiğini anladım kapıdaki adamlar varken hırsız giremeyeceğini göre oydu.... Odamın kapısının açıldığını duysamda tepki verecek halim yoktu.. Dolabın açılıp kapanma sesinden sonra gelen kemer sesiyle kıyafetlerini çıkardığını tahmin ediyordum ki yatağın çökmesiyle burada yatacağını da anlamış oldum... Artık karanlığa karşı koyamıyordum karanlığa kendimi teslim ettikten sonra tek hissettiğim belime dolanan ellerdi.. Sabah gözlerimi üzerimde ki ağırlıkla açtığımda Bawer'in kafasını göğüslerimin üzerinde gördüğüm gibi kafasını üzerimden atıp ayaklandım. Homurdansa da umursamadan dolaptan kıyafetlerimi alıp banyoya ilerledim. Güzel bir duş aldıktan sonra üzerime beyaz ama üzerinde küçük küçük mavi çiçekler olan elbisemi giyip aşağıya indim. Saat nerdeyse dokuza geliyordu. Gülistan teyze çoktan gelmiş kahvaltı hazırlıyordu. Onu görmemle gülümseyerek yanına gidip "Günaydın Gülistan teyze "diyip yanağından bir makas aldım. "sanada günaydın kızım" tonton yanaklarını sıkmamla yüzünde tatlı bir tebessüm oluştu. Kendimi bildim bileli yaşlı insanları severdim Tabi ki dedem hariç.. "Yardım edebileceğim birşey var mı "diye sormamla kafasını olumsuz anlamda sallayıp "yok kızm bitti sayılır sen geç istersen "dediğinde bende kafamı olumlu anlamda sallayıp yerime geçtiğimde merdivenlerden inen Bawer'i görmeyi beklemiyordum . Hangi ara uyanmıştı bu.. "Günaydın Bawer bey" diyen Gülistan teyze ile kendimi tuhaf hissettim kendinden küçük birine bey demek değişik hissettirmiş olmalı.. Dedemin adamları abime bey dediklerinde bile abim siz benim abim yaşındasınız söylemeyin derdi ama dedem her fırsatta abime fırça atardı onların işi bu diye.. "sanada günaydın Zişan hanım "diyen Bawer'in sesiyle daldığım düşüncelerden sıyrılıp ona döndüm.. "benim günüm aymıyor nedense" diye homurdanıp önüme döndüğümde "nedenmiş o" diyen Bawer'e "sen varsın ya başka nedene ne gerek var" diyip kahvaltımı yapmaya başladım. Homurtu sesleri gelsede bir daha cevap vermeyip yemeğimi yemeğe odaklandım. Kahvaltı şarttı. O kahvaltısını bitirmiş olucak ki " ben çıkıyorum işlerim var gerçi zaten bunun için geldiğimizi biliyorsun sakın gezme hayalleri falan kurma" demesiyle bakışlarımı ona çevirip "merak etme hiçbir hayalimde sen yoksun ha gezme demişken ben İstanbul'u yeterince gezdim abimle beraber seninle gezmeye hiç niyetim yok bari anılarım temiz kalsın" dememle hicbirsey demeyip çıkıp gitti. Bunu hak etmişti. Gidişine aldırmadan yemeğimi yemeğe devam ettim. Hatta Gülistan teyzeyi de çağırıp beraber yaptık. Masayi toparlayıp kendimize kek yapıp pişmesini beklerken bulaşıkları hallettikten sonra kendimize yaptığımız keki ve Gülistan teyzenin özel tarifim dediği limonatayı alıp bahçeye çıkıp bahçedeki çardağın altındaki masaya oturup yemeğe başladık. Etrafta ki adamlara baktığımda hiçbirinin bizim olduğumuz tarafa bakmadığını görmemle oturduğum yere biraz daha yayıldım. Gülistan teyze dün ona sorduğum sorudan beridir benden kaçıyor sürekli her konuşmamda tedirgin tedirgin duruyordu. Yanımda çok durmamaya özen gösteriyordu. Kek yiyip limonata içerken bile zorla yanımda oturtmuş başka başka konular açıp sohbet etmeye çalışıyordum. Burada yalnızdım canım sıkılıyordu en iyisi yarın sabahtan tek başıma dışarıya çıkıp gezmek olucaktı.. Gülistan teyze akşam yemeği hazırlamak için içeriye girdiğinde bende biraz bahçeyi dolaşmak için ayallanıp dolandım. Arka bahçeye gittiğimde çok güzel bir kış bahçesi olduğunu görmemle adımlarımı oraya yönlendirdim. Bahçenin içinde birbirinden güzel gülleri görmek çok hoşuma gitti. Her renkten vardı neredeyse.. Kırmızı,sarı,beyaz, ve birçok rengi.. Orada ne kadar oyalandığımı bilmesemde Gülistan teyzenin beni çağırmasıyla içeriye girdiğimde yemeklerin olduğunu hatta sofranın bile hazır olduğunu görmemle biran için şaşırsamda çaktırmamaya çalıştım eli hızlıydı kadının kabul etmek lazımdı. "sen başla kızım korumalar haber verdi bu gece gelmeyecekmiş Bawer bey" Gülistan teyzenin dediğiyle sadece kafamı olumlu anlamda sallayıp yemeğimi başladım. Bana bir haber verme zahmetinde bile bulunmamıştı. Aman çokta umrumdaydı en azından rahat bir gece geçirebilirdim.. Yemeğimi yedikten sonra sofrayı Gülistan teyze kaldırıp kendi evine gitti. Bende odama çıkıp üzerime şortlu geceliğimi giyip aşağıya indim. Kendime zaman geçirmek adına televizyondaki kanalları dolaşsam da boştu.. Dikkatimi çeken hiçbirşey yoktu... Daha fazla duramadan odam girdim elime telefonumu alıp annemi aramayı düşünsemde saat çok geçti.. Bende biraz sosyal medyada takılmaya karar verdim. Abimin arkadaşlarından olan Özgür'ün de İstanbul'da olduğunu görmemle biraz onun profilinde dolandım. Ekrana düşen mesajıyla aktif olduğumu anlamasına şaşırmadım. Çünkü kendisi abimin arkadaşı olmasına rağmen sürekli benimle uğraşırdı. Abim ona güvendiği için sorun etmese de ben cıvık cıvık hareketlerinden dolayı rahatsız olurdum. Hele birde sürekli bana aşkım demesi yokmu kaç defa yanlış anlaşılmanın eşiğinden dönmüştüm. Onunla biraz konuştuktan sonra İstanbul'da olduğumu ağzımdan kaçırdığımda itiraz istemiyormuş yarın beraber takılıcakmışız yoksa Asrın abimi arayıp haber verecekmiş burada olduğumu.. Zaten tek başına gezmek sıkıcı olur diye düşünüp bende kabul ettim. Saat gece yarısını geçtiğinde daha damla dayanamadiman kendimi uykunun kollarına bıraktım.. Sabah Özgür'den gelen mesajla buluşup kahvaltıyı beraber yapmaya karar vermiştik. İnşallah geçen yıllar onu biraz olsun akıllanmıştır ki hâla öyle vıcık vıcık davranmıyordur. Üzerime son kez baktığımda kot bir pantolon ve siyah bir tişört yeterli olur diye düşünüyordum. Aşağıya indiğimde Gülistan teyze daha yeni içeriye girmişti. "Günaydın kızım"dedi beni gördüğü gibi. "sanda Günaydın Gülistan teyze hiç boşuna birsey hazırlama ben dışarıya çıkıyorum arkadaşımla buluşup dolaşacağız bugün " "oh ne iyi ettin gez tabi kızım ne o öyle hergün evde o zaman ben akşam yemeğine doğru gelirim"demsiyle yanına gidip tonton yanaklarını sıkıp "bugün sende kendine tatil ilan et ben akşama kadar da gelmem hadi sende evine git"diyip evden çıktım. Dışarıya çıktığımda adamlar bana tip tip baksada umursamadan önceden çağırdığım taksiye binip anlaştığımız adrese gitmeye başladım. Adamların Bawer'e haber vereceğini biliyordum ama bu benim neredeyse hiç umrumda değildi o nasıl bana haber verme zahmetinde bile girmeden adamlara söylüyorsa benim gidişimide onlardan öğrensindi bi zahmet... Geldiğim yer abiminde çok sevdiği beraber her gelişimizde geldiğimiz bir kafeydi. Sıcak bir ortamı vardı içeriye girdiğim gibi geldiğimi gören Özgür bana el sağladığına hemen onun olduğu tarafa doğru ilerledim. Yanına vardığımda ben daha konuşmadan bana sımsıkı sarıldığında ne yapacağımı bilemedim. '"merhaba Özgür " ilk aklıma geleni söylediğimde beni bırakıp "yaa kızım sen ne kadar da büyümüşsün eskiden de güzeldin simdi daha bir güzel olmuşsun ama ben o abine dedim bu kız büyüdüğünde çok canlar yakar diye ama beni dinlememişti " anladım ki yıllar geçsede bu adam akillanmazdı. "bi sakin ol nefes al görüyorum da sende hala aynısın hiçbir değişikliğin yok yine başladın mı konuşmaya durdurabilene aşk olsun" dediğimde beni tutup tekrar sarıldı. "çok özledim ya aşkım seni" yine başlıyoruz. . "sana yıllardır söylemekten bıktım hoşlanmıyorum öyle konuşmandan geldiğime pişman etme beni" kızmam lazımdı yoksa daha ilk dakikadan birşey demezsem sonu gelmezdi. "tamam sen yeter ki kızma ee ne yiyorsun gerçi ben her zaman geldiğimizde yaptığımız kahvaltıdan sipariş verdim belki sende özlemişsindir diye ama yok dersen başka birşey sipariş verelim"itiraf etmem gerekirse bende çok özlemiştim o kahvaltıyı .. "hayır çok iyi yapmışsın yoksa ben sipariş edecektim bende çok özledim"demele siparişin gelmesi bir oldu. Masamıza çeşit çeşit kahvaltılıklarla donatıldıktan sonra ikimizde hem sohbet edip hem yemeğimizi yemeye başladık. "demek amcan yüzünden evlenmek zorunda kaldın ha" evli olduğumu saklayamazdim. "ama abime söyleme olur mu haberi yok bizim oraları bilirsin ben uygun bir zamanda soyleceğim zaten lütfen kırma beni"abimin benden duyması daha iyi olurdu yoksa onu tutamazlardı bırakmazdı beni ben onun canı için kabul etmişken onun kendini ateşe atmasına izin veremezdim.. "sen nasıl istersen öyle olsun merak etme sen istemediğin sürece hicbirşey söylemem rahat ol hadi kahvaltımızı yapalım daha çok gezecek yerimiz var"diyip kahvaltimiza devam ettik. Kahvaltıdan sonra vapur turuna gitmek istemiştim Özgür de beni kırmayıp beraber vapura binmiştik.... Uzun zaman sonra ilk defa kendimi bu kadar huzurlu ve özgür hissettim.. Vapur turundan sonra gelmişken galata kulesini de gezip öyle gidelim demiştik.. Saatin nasıl geçtiğini anlamamıştım bile havanın kararmasıyla saate baktığımda akşam üzeri sekize geliyordu. "seni çok güzel bir yere götüreceğim oranın yemeklerine bayılacaksın"diyen Özgür ile kafamı olumlu anlamda sallayıp onunla beraber dediği yere gittik. Bugün biraz olsun olanları unutup eski günlerde ki gibi gezip dolaşmak gerçekten de çok iyi gelmişti. Yemek yedikten sonra Özgür itiraz istmeyip beni eve bırakmak istediğini söyleyince olmaz dememe rağmen onu ikna edemedim. Eve vardığımızda birbirimize numaralarınızı verip beni eve bıraktıktan sonra vedalaşıp ayrıldık. Eve girdiğimde tüm ışıklar kapalıydı. ışığı açmak için duvardaki düğmeye bastığımda salonun ortasında koltuğa oturmuş Bawer'i görmemle çığlık atmamak için kendimi zor tuttum. Ne ben konuşuyordum ne o.. Benim konuşmayacağım anlayınca "neredeydin" soğuk sesi biran için duraksatsada beni altta kalamazdım. "geziyordum" kısa cevabımdan sonra arkamı dönüp merdivenlere yönelmeye başladığımda arkamdan gelen sesle durup ona döndüm "daha konuşmam bitmedi" "ama benim konuşmam bitti"ditip arkamı dönüp merdivenlerden yukarıya çıktım. Odama girip çantamı komidinin üzerine bırakıp üzerime daha rahat birşeyler giyip saçlarımı bileğindeki tokatla topladığım gibi açılan kapıyla gelen Bawer'e baktım. "ne yaptığını sanıyorsun sen nasıl olurda haber vermeden çıkıp gidersin ha hemde bu saate kadar kimim ben burada ha neden haber vermedin" "neden sana haber vereyim ki sen nasıl dün beni insan yerine koyup haber vermediysen adamların gelip bana haber verdiyse benim gidişimide bir güzel onlardan alırsın dedim nasıl iyi etmişmiyim" Laflarının altında kalmayacağımı bilmesi lazımdı.. Sözlerimden sonra sabır dilenir gibi kafasını yukarıya kaldırdı. Onu orada bırakıp aşağıya inip mutfaktan su içerken mutfağa gelip kolumu tuttu. "kimdi o yanındaki adam ha yoksa eski sevgililerinden birimi söylesene" demesiyle suratına tokat atmam bir oldu. "sakin benim namusumu sorgulama benim geçmişim seni ilgilendirmez ben seninle evlendigim gün tüm geçmişimi silip attım "diyip onu orada bırakıp salona geçtim. Salona gelinde beni tutup kendine çevirip dudaklarıma yapıştı. Onu itip "sakin dokunma bana hem namusuma laf edip hem de gelip bana dokunamazsın" ona arkamı dönecekken çalan kapıyla onu orada bırakıp kapıyı açmaya gittim. Kapıyı açtığımda karşımda gördüğüm kadına olduğum yerde kaldım. "kim gelmiş Zişan" diyip yanıma gelen Bawer kapıya baktığında şaşkınlığı yüzünden okunuyordu. "hayatım senin geleceğin yok ben geleyim dedim" dedikten sonra kollarını kaldırıp Bawer'e sarılmak için kollarını kaldırınca Bawer'le bakışlarımı birleştiğinde kadının kalkan kollarını indirip. "ne işin var burada senin" sanki ben burada yokmuşum gibi davranan kadınla hâla ne olduğunu anlamaya çalışıyordum. "sen geleceğini söyleyip yanıma gelmeyince ben geleyim dedim sevgilim " Sevgilim mi demişti o .. Kadının gözleri beni bulduğunda " ha bu arada ben Ceren sen kimsin" demek ki o Ceren bu kadınmış. Bawer'e baktığımda gözlerini kapatmış kafasını yukarıya doğru kaldırmıştı. "ben de Zişan Bawer'in ka-" "kuzenim" diyen sesle kafamı o yöne çevirdim. Yanlış duymamıştım Bawer beni kuzeni diye tanıtmıştı.. "ne güzel ama aşkım neden kuzeninin geleceğini söylememiştin daha erken haber verseydin de bizde kız kıza takılırdık değil mi Zişan "ben öylece durmuş Bawer'e bakakalmıştım bu kadarı çok fazlaydı bunu kaldıramazdım. Onları orada bırakıp yukarıya çıktım. Bunu kabul edemezdim bu çok fazlaydı.. Odaya girip kapıyı kapattığım gibi kapının dibine çöküp ağlamaya başladım. Ağlamam hıçkırıklara dönünce elimle ağzımı kapatıp hemen bavulumu alıp hazırlamaya başladım. Odanın kapısının açılmama sesini duysamda oralı olmadım. "ne yapiyorsun"diyen Bawer'in sesini duysamda duymazdan gelip işime devam ettim. Bavulumun ağzını kapatıp durdum. "Bunu yapmış olamazsın bu çok fazla ben bunu kaldıramam gideceğim"dememle gözümden yaş akması bir oldu. Elimle yaşlarımı silmeye calışsamda yerine yenisi geliyordu. Arkadan belime sarılmasıyla ellerimi hemen ellerini üzerine koyup itmeye çalıştım. "şss sakin ol o senden önce de vardı. Ben bir yolunu bulana kadar idare et ve gitmekten bahsetme bile sen kana karşılık geldin nereye gittiğini sanıyorsun eğer gidersen barış bozulur ve ilk dökülen kan biricik abinin olur buna emin ol şimdi sil o göz yaşlarını da in aşağıya Ceren birşeylerden şüphlenmesin"diyip arkasına bile bakmadan çıkıp gitti. Ben bu kadar da güçlü değilim bu çok fazla. Onu dinlemeyecektim bavulumuda odada bırakıp aşağıya indim. Salona baktığımda Bawer öylece sehpada ki bibloya bakarlen Ceren denen kadın ona hararetli birşeyler anlatıyordu. Bawer'in bakışları bana döndüğünde koluma taktığım çantamı daha sıkı kavrayıp kafamı olumsuz anlamda sallayıp kapıya doğru yürüdüm. Tam kapıyı açtığımda kapıyı çalmak üzere olan Özgür ile duraksadım. "telefonun arabada kalmış fark etmedin galiba"diyip elindeki telefonumu uzattığını unuttuğumuz farkında bile değildim. "senin ne işin var burada" diyen Bawer ile "Sakin bana evlendiğin adamın Bawer olduğunu söyleme Zişan"diyen Özgürle sadece "malesef"demekle yetindim. "nasıl olur ama o Ceren ile sevgili " birbirlerini tanıdıklarına şaşırsam da bunu umursayacak durumda değildim. "Özgür senin burada ne işin var"diyen Ceren ile Özgür "Zişan telefonunu bende unutunca geç olmadan bırakayım dedim" Özgür hâla olanları anlamaya çalıştıkça gözleri bende durdu. "siz tanışıyormusunuz aa ne güzel değil mi sevgilim" kendimi tutmakta zorlamaya başlıyorudum. "lütfen gidelim Özgür "dememle durumu anlamış olan Özgür kafasını olumlu anlamda sallayıp önden gidip arabasının kapısını açıp binmemi bekledi. Bawer ise hiçbirşey yapmadan öylece bize bakıyordu. Bu kadar mı önemliydi bu kız... "nereye gidiyoruz"diyen Özgür ile sadece "havaalanına"demekle yetindim onunla daha fazla aynı şehirde kalamazdım. "biliyorum anlat desemde anlatmayacaksın o yüzden sen ne dersen o olsun seninle birlikte Urfa'ya gelmemi istermisin" Beni bu halde görmesini istemezdim ama bu sefer diğer insanların laflarıyla uğraşamazdım. Herkes kocasını orada bırakıp elin adamıyla dönmüş diye arkandan olur olmadık laflar söylemesini de kaldıramazdım. "sağ ol ama olmaz bizim oraları biliyorsun laf söz olur beni daha fazla yıpratırlar bunu da kaldıramam beni anlıyorsun değil mi"kendimi daha fazla anlatamazdım. "peki sen kendini nasıl iyi hissedeceksen öyle olsun" diyip havaalanına doğru gitmeye devam ettik.. Havaalanına vardığımızda ilk uçakla Urfa'ya bilet kesmiştim. Uçak yarım saate kalkıyordu. Ben bu kadarını hak edecek ne yapmıştım bütün yol boyunca aklımda ki tek soruydu.. Dedemden zaten sevgi görmemiştim. Babam sevgisini hiç eksik etmezdi ama dedemin benim için verdiği kararlarada karşı çıkmazdı. Annem sevgisini hep gizli gösterirdi. Gece herkes yatağına gittiğinde gelip saçlarımı okşar beni sevdiğini söylerdi. Ama dedem yüzünden herkesin içinde bunu yapamazdı yoksa dedem anneme kızmaya başlardı. Tam bir geri kafalıydı dedem abilerimi çok severdi. Welat abimi kendinden sonra kendi aşiretinin ağası yapmak için daha bir üzerine titrerdi. Asrın abim hiçbir zaman dedemin kurallarına uymayıp kafasının estiği gibi takılırdı. Zaten sırf dedemin baskısından kaçmak için gitmişti Londra'ya.. Özgür ile de İstanbul gezisinde tanışmıştı ve o gün bugündür hâla arkadaşlardı.. Anons sesiyle kendime gelip yanımda benimle beraber bekleyen Özgür ile son kez sarılıp vedalaşmak için kalktığımda "hala aynı fikirdeyim gelmemi istersen gelebilirim bu halde seni yanlız bırakmak hiç içime sinmiyor bunu bil abine ihanet ediyorum zaten evlendiğini ondan gizleyerek bir de bu halin beni gerçekten zor durumda bırakıyorsun" Ona gönderdiğim acı dolu tebessümle "gerçekten iyiliğimi istediğini biliyorum ama olmaz sende beni anla oradaki insanların biliyorsun bide onlarla uğraşmak zorunda bırakma beni lütfen abime de ihanet ettiğin falan yok bunu senden istediğim bir rica gibi düşün olur mu"diyip akan burnumu çektiğimde suratını buruşturduğunda istemeden de olsa gülümseyip burnumu hırkamı koluna doğru sildiğimi gördüğünde "Yeter artık daha fazla kendinden soğutma beni nasıl istersen öyle olsun dikkat et kendine inince haber ver"diyip sıkı sıkı sarıldı bana bende kollarımı ona dolayıp sarıldıktan sonra uyarı anonsunu duymamla ayrılıp uçağa binmek için hareketlendim. Kontrol noktasından geçip uçağa bindiğimde telefonumu kapatıp çantama geri koyduğumda Bawer'den gelen onca aramayı görmeme rağmen umursamadan telefonumu kapatıp çantama geri koydum.. Olanlar aklına geldikçe gözyaşlarıma engel olamıyordum. Ben şimdi ne yapacaktım. Boşanırsam ilk öldüreceği kişinin abim olacağını biliyordum. Amcamı bulana kadar durmazdı biliyordum.. Saat gece yarısı ikiyi geçmişti saat dört gibi eve varmış olurdum.. Uçak inişe geçtiğinde akan yaşlarımı son kez silip kendimi hazırlamaya başladım. Pilotun artik inebileceğimize dair anonsunu duyduktan sonra uzaktan aşağıya indim. Havaalanından çıktıktan sonra bir taksi çevirip konağın yolunu tuttum. Tanıdık olan yollara her baktığımda aklıma gelen çocukluk anılarımla yüzümde elimde olmadan bir tebessüm oluştu. Artık konağa vardığımızda taksicinin sesiyle kendime geldim. "geldik hanım ağam"demesiyle parasını ödeyip taksiden inip eve geldim. Kapının önündeki adamlar beni gördüklerinde şaşırsalarda kapıyı açıklarında içeri girmemle ezan okunması bir olmuştu. Avluda durup ezanı dinlemeye başladım. Birazdan Agit ağa ve Awzer hanım namaza kalkardı. "Zişan buke senin burada ne işin vardır" diyen Agit ağa ile tahminlerimde yanılmadığımı anladım. Gözlerimden akmak için bekleyen yaşlar akmaya başladı. "ne oldu sana buke Bawer nerededir"diyen Awzer hanım yanıma doğru gelmeye başladı. Seslere uyandıklarını tahmin ettiğim Asaf abi ve Zerda'yı görmemle hıçkırıklarım artmaya başladı. "kocan nerededir buke sen neden tek başına buradasın" onlara cevap vermeyip öylece durdum. Zerda yanıma gelip "ne oldu söyle artık Zişan Bawer abi nerede neden sen tek başına buradasın başına birşey mi geldi yoksa"demesiyle başımı olumsuz anlamda salladım. "Bawer nerededir de artık neden seni tek başına yolladı " kendimi toparlayıp gözlerimde ki yaşları silip "o.. sevgilisinin yanında"diyebildim sadece.. 'ne dersin sen buke Bawer nasıl böyle birşey yapar" diyen Awzer hanımdan sonra Agit ağa bağırarak "hemen ağabeyini ara buraya çağır bu ne saçmalıktır böyle gelip bu olanların ne demek olduğunu anlatsın"diyip arkasını dönüp gitti Agit ağa. "Zerda sende Zişan'ı alıp odasına çıkar bir elini yüzünü yıka da kendine gelsin"diyen Awzer hanımla Zerda "tamam jimom"diyip beni yukarıya doğru götürmeye başladı. Sanki bir robot gibiydim nereye sürüklerlerse oraya doğru gidiyordum. Odama gelirken Agit ağanın bagiris seslerini hâla duyabiliyordum. 'Zişan bana bak kuzum ne oldu şimdi bana bastan anlat bakayım ha güzelim"Zerda odaya geldiğimizde beri benimle ilgileniyordu. "buradayken telefonda biriyle konuştuğunu duydum ama pek fazla anlamadım sadece isminin Ceren olduğunu anladım üzerinde fazla durmadım belki ben yanlış anlıyorum diye ama sonra"diyip duraksamamla "sonra ne oldu kuzum ha anlat bana" "Akşam evdeyken kapı çaldı kadın geldi sevgilim diyerek ona sarıldı bende çıkıp geldim orada duramazdım bunu kaldıramazdım anlıyorsun dimi beni Zerda ha anlıyorsun" "anlıyorum canım anlıyorum bu kadarını bende beklemiyordum Bawer abiden Allah onun cezasını versin emi" diyen Zerda'ya "anma o pisliğin adını ondan zaten nefret ediyordum nefretimi giderek daha da çoğaldı onun yüzünü bile görmek istemiyorum" "tamam kuzum sen şimdi sakin ol eminim Agit ağa ona gerekli cezayı verecektir her ne kadar çocuklarına düşkün olsa da böyle birseyi asla kabul etmeyeceğini iyi bilirim ki jimomun kırmızı çizgisidir ihanet merak etme sen ha kuzum sen şimdi uyu dinlen biraz olur mu" diyip beni yatağa yatırıp üzerimi örttü Zerda. "ta..tamam"demekle yetinip gözlerimi kapattım. Zerda'nın kapıyı açıp kapatma sesinden çıktığını anladığım gibi gözlerimi açtığımda Agit ağanın "hemen buraya geleceksin Bawer eğer tüm bu olanlar doğruysa oğlum olduğunu unutup sana ona göre vereceğim cezanı haberin olsun" sözlerini duymamla gözlerimi yeniden kapattım.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE