Güneş ormanın derinliklerine çekildiğinde, yerini mor ve lacivert bir alacakaranlığa bıraktı. Poyraz, üşüyeceğimi hissedip beni kucağına aldığı gibi verandanın köşesindeki o geniş, ahşap salıncağa götürdü. Beni yumuşak minderlerin üzerine bırakıp battaniyeyi üzerimize örttüğünde, başım onun sarsılmaz göğsüne yerleşti. Kalp atışını dinlemek en güvenli limanımdı. Salıncak hafifçe sallanırken, kafamı kaldırıp gökyüzüne baktım. Yıldızlar o kadar parlaktı ki... "çok güzeller" diye fısıldadım. Poyraz’ın göğsünde derin, hırıltılı bir nefes hapsoldu. Bakışları gökyüzünde sabitlendi ama o an gözlerinde hiç görmediğim kadar soğuk ve keskin bir nefret parıltısı yakaladım. "Babamla izlerdik," dedi, sesi bir anda buz kesti. "Ona hayrandım Sıla. Benim kahramanımdı. Dürüstlüğü, gücü, bana bakışı... H

