O sarsıcı fırtınanın ardından odada asılı kalan tek şey, terli tenlerin birbirine değen yakıcı sıcaklığı ve ikisinin de göğüs kafesini zorlayan o düzensiz nefeslerdi. Poyraz, Sıla’nın boynuna gömdüğü başını yavaşça kaldırıp bakışlarını darmadağın olmuş, dudakları mühürlendiği o zevkin iziyle kızarmış kadının yüzünde gezdirdi. Sıla’nın gözleri yarı baygın, kirpikleri ıslak ve ruhu tamamen teslim olmuş bir haldeydi. POYRAZ Vücudumdaki her bir hücrenin yatıştığını, o dinmek bilmeyen öfkenin ve açlığın yerini ağır, kurşun gibi bir yorgunluğa bıraktığını hissettim. Sıla, kollarımın arasında dağılmış bir kale gibiydi ve ben o kaleyi az önce en derininden fethetmiştim. Yavaşça, sanki bu büyülü anın bozulmasından korkuyormuş gibi geri çekildim. Sıla’nın içinden çıktığım o an, ikimizin de dudakl

