6- Yemek Yesek?

682 Kelimeler
Mina Elvan Bembeyaz bir yerdeydim. Çiçekler; sarı, beyaz, kırmızı... Her renkten vardı... Çok güzel duruyorlar, kokuyorlardı. Ama başka bir koku daha vardı. Enfes bir koku... Ama bu koku çiçek gibi kokmuyordu. Sanki biri parfüm sıkmış. Bu parfüm erkek parfümü gibi kokuyordu... Gözlerimi açtığımda bir göğüste yatıyordum. Ama bu kimin göğsüydü? Başımı hafifçe kaldırdım. Ama başım döndü. Ağrıyordu da. Ateşim olduğunda olurdu bunlar. Bayıldıktan sonra ateşim çıkmış olabilir. Ama benim bu göğüste olmam lazımdı. Kimindi bu göğüs? Başımı hafif kaldırdım. Gördüğüm manzara bu olmaması gerekti. Benim bu adamın göğsünde olmam gerekti. Başım dönse de ayağa kalkıp yürümeye çalıştım. Yüzüme su vurmam gerek, ben bence hayal görüyorum. Lavaboya ne tarafa olduğunu dâhi bilmiyorum. Ama odada bir kapı olduğu için ilk ona girdim. Bir yerlere tutunarak yürüyordum. Suyu açıp yüzüme su serptim. Azıcık kendime geleyim diye. Az önce bir adamın göğsünde yatıyordum ve tanımadığım bir adamdı bu. Başımı kaldırıp aynadan kendime baktım. Üstüm mü değişmiş benim? Bana yanlış geliyor olmalı. Ama benim böyle kıyafetim yoktu. İçeri geçtim. Yatak boştu. Nereye giderse gitsin. Cehennemin dibine kadar yolu var. Yere gözüm çarptı. Yerde benim mi kıyafetlerim vardı? Bana mi yanlış geliyor? Yere eğilip yakından baktım. Bunlar benim di. Bir daha üstüme baktım. Bunlar benim olmadığını biliyorum ama böyle bir kıyafetim vardır diye umursamamıştım. Gözüm başka bir şeye çarptı. İç kıyafetlerim de yatağın sonundaydı. Yerdeydi. Ne oluyordu bu evde? Yada bu oda da? İç çamaşırı elime aldım. Benim di. Ama ne işi vardı yerde? Aklıma gelen şey lütfen başıma gelmesin! Ben bu adamla ilişkiye girmedim değil mi? Girmedim ya! Ya da ben öyle hissediyorum. İnşallah ben öyle hissediyor olayım! Ne olur! Allah’a dua ede ede ayağa kalktım. Odadan çıkmak için kapıya yöneldim. Adımlarım gitmek istemiyordu. Ama ben de ayağıma inat odadan çıktım. Bendeki inada bak sen kendi ayağını bile inatlıyor Rabbim sen iç ses olarak bana sabır ver! Odadan çıkıp merdivenlere yöneldim. Konuşma sesleri geliyordu. Bu dağda hattı nasıl çekiyor? Dağın başı sonuçta! İç sesime hak veriyorum. Burda nasıl hat çekiyor? Fısıltı şeklinde, “Allah’ım bana sabır ver, benim aklım başımda değil. Bari şu iç sesi sustur!” fısıltı şeklinde söyledim. Beni duyması imkansız çünkü ben yukarda o aşağıdaydı. Zor olması gerek duymadı için. “Amin,” Diye bir ses yükselince ne zaman eğdim bilmediğim başımı kaldırdım. Tırabzan¹lara yaslanmış kollarını göğsünde bağlamış bir şekilde bana bakıyordu. Cümlenin devamını da getirdi, “Amin, sana sabır, bana para versin,” diyerek güldü. Ama bu sahte bir gülüştü. Bunu bilirim çünkü bir saniye bile sürmedi gülümsemesi. Ne diyeceğimi bilemedim. Geri bir adım atarak, “Hadi, kahvaltı yapalım.” diyerek aşağı indi. Yavaş yavaş arkasından bende indim. Ben mutfağa o ise oturma odasına girdi. Ne yapabilirim diye buzdolabına baktım. Menemenlık malzemeler vardı. Menemen yapabilirdim. Bir kaç domates aldım. Ben soğansız severdim. O yüzden soğan koymaya gerek duymadım. Yağı tavaya koydum. Yağ kızana kadar domatesleri doğradım. Yağ kızdıktan sonra biber koydum. Tabii onları da kestim. Yağsıydı, biberiydi, domatesiydi derken sonunda bitti. En son yumurta kırdım. Karıştırıp her yerine dağılmasını bekledim. Çayı da yaptım. Bunları yaparken aç değildim ama şimdi.aç kurt gibi sofra hazırlığı biran önce bitsin istiyordum. Her şey hazır olunca Aram’ı çağırayım mı diye düşündüm. Kendi de gelebildi, değil mi? Ama ben hine çağırdım. Malsın sen! İç sesime kulak vermeden, “Aram, sofra hazır!” biraz yüksek bir sesle söyledim. Ama fazla bağıran bir sesle değil. Ben yerime geçtim. Ekmekleri dağıtmadığım için kalkıp onları masanın iki ucuna da koydum. Bu sırada arkamdan ses duyunca arkama bir hışıla döndüm. Şak, Aram’la burun buruna geldik. Boku yedik! Geri gitmek istedim, ne yazık ki arkam da masa var! Allah'ım ben sana sığınıyorum. “Hadi, yemeğini ye,” diyerek yana gitmek istedim. Kollarını iki yanıma koyup bana yaklaştı. “Ne yapıyorsun?” sesim bile zor çıktı. “Ne yapıyorum? Tahmin edilmesi zor değil!” Biraz daha yaklaşınca ben geri çekilmek istesem de olmadı. Sadece başımı geri çekebildim. Vücudumla onun vücudu çok yakın duruyordu. Bir adım daha atsa değecekti. Sanki aklımı okumuş gibi bir adım atıyordu ki, “Yemek!” dedim. “Evet, yemek yiyelim. Ee, ben çok acım! Yemek yesek?” Deyerek kurtulmak istedim. Ama olmadı. “Ben seni doyuracağım!” diyerek beni kucağına aldı...
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE