27.Yanımda

924 Kelimeler
Baran sabah hazırlanıyordu. Gözlerimi açtım, kapıya doğru yürüdüğünü gördüm. “Gidiyor musun, Baran?” dedim sessizce. Döndü, yüzüme baktı. “Evet meleğim, gidiyorum,” dedi. Boğazım düğümlendi. “Kaç gün?” dedim yine. “Dün söyledim ya… üç, dört gün,” dedi gülümseyerek. Başımı eğdim, bir şey diyemedim. O yanıma geldi, saçımı okşadı. “Bak, gözlerini öyle yapma,” dedi. “Dönücem.” Ama içimde garip bir sıkıntı vardı… sanki bu gidiş biraz uzun sürecekti. Baran gittikten sonra ev sessizleşti. İlk gün hiç konuşmadım. Sadece onun kokusunun kaldığı yastığa sarıldım. Sonra her gün aynıydı… Sabah kalkıyor, yüzümü yıkıyor, bahçedeki odaya inip kahvaltımı ediyordum. Baran’ın sandalyesi hep boş kalıyordu. Yemekten sonra biraz bahçede oturuyordum, rüzgâr estiğinde gözlerim hep kapıya kayıyordu — sanki birazdan dönecekmiş gibi. Akşam olunca odama çıkıyor, biraz televizyon izliyor, sonra sessizce uyuyordum. Her gün aynı, sessiz, eksik bir şekilde geçiyordu. Baran gideli üç gün olmuştu. İlk aradığı gün sesi yorgundu ama gülüyordu. “Ne yapıyorsun meleğim?” dedi. “Evdeyim,” dedim. “Her şey aynı.” Kısa konuştuk. Sanki acele ediyordu. Sonraki günlerde de aradı arada sırada… bazen akşam, bazen sabah erkenden. Her seferinde aynı soruyu soruyordu: “Beni özledin mi?” Ben de her defasında gülüp “Ne dersin?” diyordum ama sesim hep titriyordu. Bazen konuşmalarımız kısa sürüyordu, bazen sessizlik oluyordu aramızda. Ama o her “seni seviyorum” dediğinde içimde biraz huzur oluyordu. Yine de… telefonu kapattıktan sonra ev daha da sessizleşiyordu. Günler yavaş yavaş geçiyordu. Her sabah bahçedeki odaya iniyor, yemek yiyor, sonra odama çıkıp sessizce uyuyordum. Ama içimde bir telaş vardı… sanki zamanı sayıyordum. Bir sabah telefon çaldı. Ekrana bakınca Baran’ın adını gördüm. Kalbim bir anda hızlandı. “Merhaba meleğim,” dedi. Sesi biraz yorgundu ama mutluydu. “Merhaba,” dedim. Sesim titriyordu. “Yakında geliyorum,” dedi. “Seni görmek için sabırsızlanıyorum.” O konuşmadan sonra günler biraz daha uzun ama bir o kadar da umutla geçti. Her akşam pencereden dışarı bakıyor, yolunu gözlüyordum. Gittiği o günlerden sonra bir hafta kadar daha aradı arada sırada, her seferinde bana sadece “yakında görüşeceğiz” demesi yetiyordu. O anı düşündükçe kalbim hem sevinçle hem de biraz korkuyla doluyordu. Dönüş günü yaklaştıkça… her şey biraz daha heyecanlı, biraz daha sessizleşmişti. Akşam olunca odama çıktım, her zamanki gibi sessizce uyumaya çalıştım. Gözlerimi kapattım, ama kalbim hâlâ Baran’ı düşünüyordu. Gece sessizliğinde evin kapısından sessizce girdim. Her adımımda kalbim deli gibi atıyordu. Dicle uyuyor olmalıydı… Yanına vardım, yatağın kenarına oturdum bir an, sadece onu izledim. Uyurken bile ne kadar güzeldi. Baran'ın anlatımıyla Sonra sessizce yanına uzandım. Onun nefesini hissetmek, saçlarını elime almak… içimden bir şeyler kopuyordu, ama aynı zamanda huzur doluyordu. Sessizce yanına sarıldım, o da fark etmeden daha sıkı sardı beni sanki. Sabah gözlerini açtığında beni görünce hafifçe irkildi, ama sonra gözlerindeki şaşkınlık yerine sıcak bir gülümseme belirdi. İçimde tarifsiz bir mutluluk vardı. “Güzel meleğim,” dedim sessizce, “sana dokunmak, yanına gelmek istedim… bir an bile bekleyemedim.” Gece sessizliğinde evin kapısından sessizce girdim. Her adımımda kalbim deli gibi atıyordu. Dicle uyuyor olmalıydı… Yanına vardım, yatağın kenarına oturdum bir an, sadece onu izledim. Uyurken bile ne kadar güzeldi. O an, sessizliğin içinde sadece biz vardık. Göz göze geldiğimizde, hiçbir kelimeye gerek yoktu; her şey oradaydı. Ben yanındaydım ve bu yetiyordu. O an, sessizliğin içinde sadece biz vardık. Göz göze geldiğimizde, hiçbir kelimeye gerek yoktu; her şey oradaydı. Ben yanındaydım ve bu yetiyordu. Dicle'nin anlatımıyla Gözlerimi açtığımda ilk hissettiğim sıcaklık ve nefesti. Yanıma bakınca Baran’ı gördüm, sessizce yanımda yatıyordu. Bir an donakaldım, kalbim deli gibi atıyordu. “Baran?” dedim fısıldar gibi. O gözlerini açmadan sadece gülümsedi, yüzü hâlâ uyku izleriyle doluydu. Yanına sarıldım, nefesini hissetmek bile içimi ısıtmaya yetiyordu. “Sen… nasıl geldin buraya?” diyebildim sonunda. “Geleceğim dedim ya, bekleyemedim meleğim,” dedi yumuşak bir sesle. O an her şey sustu. Sadece biz vardık ve sessizlik bile mutlulukla doluydu. Yanımda olduğuna inanamıyordum. Kalbim hem şaşkın hem de sevinçle çarpıyordu. O sabah, Baran yanımdaydı ve hiçbir kelimeye gerek yoktu; her şey gözlerimizdeydi. yanında eğilerek. Sıkıca sarıldım, yüzüne baktım ve dudaklarından hiç ayrılmak istemeden, sıkı sıkı öptüm. O da bana karşılık verdi, ama hafifçe gülümsüyordu. O an zaman durmuş gibiydi. İçimdeki tüm özlem, tüm bekleyiş, o tek öpüşmede erimişti. Kalbim hem heyecan hem de huzurla doluydu. Yanımda olduğuna inanmak zor ama bir o kadar da gerçekti… ve ben bir an olsun bırakmak istemiyordum. Öpüştükten sonra biraz kendimize geldik. Hâlâ yan yana oturuyorduk ama gülümsemelerimizi saklayamıyorduk. “Hadi kahvaltıya inelim,” dedi Baran yumuşak bir sesle. Başımı salladım, elini tuttum ve birlikte bahçedeki odaya indik. Masada her şey hazırdı. Sabah ışığıyla birlikte sıcaklık, sessizlik ve hafif kahkaha karışıyordu. Baran yanımda otururken, gözlerini bana dikmiş, hâlâ biraz uykulu ama mutlu bir şekilde gülüyordu. Ben de ona bakarken içimden sadece “Yanımda olduğu her an güzel,” diyordum. O sabah, kahvaltı bile sıradan bir yemek gibi değildi. Yanımda Baran vardı ve bu bana yetiyordu. 4 ay sonra Zaman hızla geçmişti. Baran hâlâ yanımdaydı ama karnım iyice büyümüştü, artık hareket etmek bile zorlaşmıştı. Doktor kontrolünden yeni gelmiştik, her şey yolundaydı ama kalbim hem heyecan hem de biraz tedirginlikle doluydu. Her sabah kahvaltıya iniyor, sonra yavaşça odama çıkıyor ve dinleniyordum. Baran hep yanımdaydı, elleriyle karnıma dokunuyor, bazen konuşuyordu: “Merak etme meleğim, her şey yolunda olacak. Bebeğimizle tanışacağımız günü sabırsızlıkla bekliyorum.” Ben de ona bakıp gülümsüyordum. İçimde bir huzur vardı, ama her gece uyumadan önce biraz endişeleniyordum. Oysa Baran yanımda olunca, korkularım biraz daha küçülüyordu. Doğuma bir ay kalmıştı ve artık her hareketimiz, her konuşmamız onun gelişini bekleyen bir ritüel gibi olmuştu. İçimde hem heyecan hem de sevgi dolu bir sabırsızlık vardı…
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE