Alp Tolga Noyan yirmi sekiz yaşındaydı. Sinirle çalışma odasına girdi. Han'ın mektubunu tekrardan eline alıp okurken, yanındaki silah arkadaşı pis pis sırıtmıştı. Altay;
-Ne ooo? O kağıtta ne yazıyor?
-Lanete, lanet. Lanet.
-Belki senin için iyidir?
-Ne bu ya? Evlenmek istediğimi mi belirttim?
-Kimse belirtmez ki Han ve Sultanın uygun görürler.
-Nereden çıktı bu şimdi?
-Değil mi?
Alp Tolga serçe kaşlarını çattı.
-Daha koklanacak onca gül varken amcam bana nasıl kıyabiliyor. Hiç anlayamıyorum.
Sinirle odanın içinde dolanırken, Altay'ın sırıtmasını yüzüne kazıma isteğini zor engelliyordu.
-Bana bak tepemi attırtma.
Altay'da damarına, damarına mı basıyordu ne?
-Oğlum yakışıklılıkta bir yere kadar. Azcık durul. Sıra bize geçsin nedir senden çektiğimiz. İyi oldu. Çok iyi oldu. Azcık durulursun ortam rahatlar.
-Kabul etmeyeceğim.
Altay, sırıttı.
-Boşş, konuşma.
Kızgınlıkla başını sallarken, parmaklarının arasındaki parşömeni bütün öfkesini ondan çıkartırcasına buruşturdu.
-Sen gör bak. Sen gör bakalım neler oluyor?
-Alp Tolga biliyorsun. Han demek son söz demektir. Mecburuz ve sen mecbursun dostum.
-Gidip konuşacağım.
-Bittiğini kabul et. Körmüş topalmış, bahtına.
Alp Tolga, sinirle kaşlarını kaldırıp silah arkadaşına bakındı. Ne diyordu şimdi?
-Yoksa bana buldukları öyle miymiş?
Altay kahkahasını içine attı. Gelin adayının tüm Moğolistan’daki en bet, en çirkin kadın olduğunu Söylemiş olsaydı sevgili silah arkadaşı kız gelmeden ülkeyi bile terk edebilirdi. Sonrada han ile terse düşerlerdi. Aman dedi içinden sessiz kal.
-Ne bileyim de sanki söylentiler pek hayra alamet değil dostum.
-Nasılmış başımın derdi? Gelirken yolda pusu kursalar da yok olsa bari.
-Ne bileyim oğlum. Orta kararmış ne güzel ne çirkinmiş diyorlar. Ama bak duyduklarım. Bilemem yani. Görmedim kızı. Bozkurt seni korusun.
-Ben yapacağımı biliyorum.
Odada volta atarken başını sinirle sallıyordu.
-O kız kurusu da kesinlikle bu teklife balıklama dalmıştır değil mi?
-Yaaa… Bence de oğlum. Kızın başına konan talih kuşunu bir düşün? O kızla da sen aynı odadasınız. Belki de sevgili gelinin hayallerini süslüyorsun. Tüm Moğol’un peşinde koştuğu ünlü çapkın, kızların rüyalarını süsleyen komutan… Hangi kız onun yerinde olmak istemez. Kız için çifte talih anlayacağın.
-Neee?
Bağırınca sesinden kendi de rahatsız oldu.
-Kız birde ağzından suları aka aka sana bakıp….
Altay, başını iştahla sallayınca, Alp Tolga tiksinti ile titredi.
-Iğğğ…
Alp Tolga hızla odadan çıkarken
-Yooo bu kadarı da fazla. Dayanamam. Hadi gidiyoruz.
-Nereye?
-Nereye olacak? Han’ın yanına.