Sabahında daha erken kalkan Alp Tolga Maral’ın pençelerinden yine kurtulamamıştı. Sebze sulamak için pınardan harkları yaptı. Artık Alp Tolga söylenmeyi bırakmıştı. -Ben yoruldum o yorulmadı. Tam bir hafta adamın canını aldı. Bu sırada Bala Mısır’a ulaşmıştı. Maral, kızını eski pazarda gezerken görünce gülümsedi. Alp Tolga dalgınca önündeki ateşi harlarken başını kaldırdı. -Ne o keçi? -Aman canım misafirlikte bir yere kadar. Git artık. Sıkıldım senden. Misafir dediğin üç gün konaklar. Senin gibi yayılıp durmaz. Alp Tolga hala dalgın dalgın ateşi karıştırıyordu. “Ne dedi şimdi ya?” Aklı iyice karışmıştı. -Huuu avanak daha ne kadar seni besleyeceğim. Bi git artık oğlum. Alp Tolga, hızla yerinden kalktı. -Ne dedin sen? Güldü. -Gidebilirsin fikrimi değiştirmeden.

