İlahi Bakış Açısı Zozan Ana, konağın yaşayan sembolü, duvarlarında yankılanan mutlak otoritesiydi. Adını duyan herkes saygıyla karışık bir korku duyardı. Çocukluğundan beri bu konağın yükünü sırtlamış, her köşesine sinmiş tarihi iliklerine kadar hissetmişti. Bu yüzden etkisi sadece ailesiyle sınırlı kalmaz, tüm çalışanlara ve köylüye kadar uzanırdı. Ertesi sabah Zozan Ana büyük yemek salonuna girdiğinde her zamanki gibi başı dik, bakışları keskin ve dikkatliydi. Normalde avluda, açık havada yenilen yemekler, ses dışarı gitmesin diye Zozan Ana’nın emriyle salona taşınmıştı. Kahvaltı masası özenle hazırlanmıştı; taze ekmekler, ev yapımı reçeller, peynirler ve buharı tüten çay... Ancak Zozan Ana masaya otururken bir eksikliği hemen fark etti. Mihrimah yerinde yoktu. Hazar’ın yokluğu mecbur

