**Mihrimah Şahindağ** Hazar’ın ardından odada yalnız kaldığımda, içimde biriken korkular ve endişeler tekrar yükseldi, sanki odanın her köşesinden üzerime doğru geliyorlardı. Gözlerimi kapattım ve derin bir nefes aldım, ama nefes almak bile zor geliyordu. Kalbim, göğsümde ağır bir taş gibi atıyordu, her atışında derin bir acı hissediyordum. Zozan Ana… Onun adı bile içimdeki korkuları tetikliyordu. Bana soğuk, sert bakışlarla bakan o gözleri hatırladıkça, kendimi hep küçücük, korunmasız bir çocuk gibi hissediyordum. Onunla aynı odada olmak bile nefesimi kesiyordu. Ben, onun sevmediği adamın kanından gelen biriydim; bunu hiçbir zaman unutmamıştım. Ne yaparsam yapayım, onun gözünde hep eksik, hep kusurlu kalacaktım. Yaralı sırtımda hissettiğim sızı, bu düşüncelerin ağırlığını daha da artır

