Mihrimah Şahindağ Hepimiz avluda sessizce oturmuş, Asım babaların dönmesini bekliyorduk. Saatler geçmişti ama hala bir haber yoktu. Zaman geçtikçe içimdeki huzursuzluk büyüyordu. Ne hüküm verildi, ne karar alındı bilmiyorduk ama içimdeki bir ses kötü şeyler olacağını fısıldıyordu. “İnşallah yanılıyorumdur,” diye düşündüm ama bu bile beni rahatlatmaya yetmedi. Gözlerimi avlunun taş zeminine diktim. Suzan yanımda sessizce oturuyordu. Endişeli gözlerle bana baktığında, o masum bakışlarındaki tedirginliği gördüm. Gülümsemeye çalışsa da içindeki korkuyu gizleyemiyordu. Ona sarıldım, cesaret vermeye çalıştım ama aslında kendimi de avutuyordum. Dicle abla da bizimleydi, ellerini Suzan ve Sultan’ın dizine koymuştu. “Her şey yolunda gidecek,” diye fısıldadım ama içimdeki ses aksini söylüyordu.

