bc

TOBEY: Sonsuz Medeniyetlerin Koruyucusu

book_age12+
22
TAKİP ET
1K
OKU
killer
time-travel
powerful
bxg
bxb
gxg
mythology
friendship
superpower
school
like
intro-logo
Tanıtım Yazısı

Sıradan bir hayat süren genç üniversite harcını çıkarmak için hurdalıkta işe başlar. Orada karşısına çıkan esrarengiz bir kutu hayatını kökünden değiştirir. Tek kaygısı çalışmak ve okumak olan gencin artık en büyük kaygısı farklı evrendeki medeniyetlerin refahanı sağlamaktır. Bu yolda karşısına binlerce zorluk ve düşman çıkacaktır. Her birine göğüs gerecektir. Bu zorlu macerada hayatın ona ne getireceğini önceden tahmin etmek imkansızlaşacaktır. O artık sıradan bir genç değil.

O artık bir koruyucu

chap-preview
Ücretsiz ön okuma
SIRADAN HAYATA VEDA
Tobey, genç 18 yaşlarında yakışıklı ancak özgüvensiz biriydi. İstese bile kimseyle konuşmazdı. Kendini toplumdan soyutlamış bilgisayar oyunlarına bağımlı biriydi. On sekiz yaşına girdiğinde üniversiteye geçeceği zaman ailesinin onu maddi durumlardan dolayı okutamayacağını anlamış ve ailesinin bu yüzünden üzülmelerini ve zorda kalmalarını istemediğinden ailesi Tobey’e maddi durumları anlatmadan Tobey kendi kararıyla bilgisayar oyunları bırakıp işe girmek için babasına iş hakkında fikir danıştı. Babası Tobey’e “ Okulun başlayacak bu iş fikri nereden çıktı ? “ dedi. Tobey ise çok net bir şekilde “ Baba okula giderim ancak 18 yaşıma geldim hep bilgisayar oynuyorum ve bu çok canımı sıkmaya başladı. Okul ve bilgisayar arasındaki kurduğum bağı koparıp işe girmek istiyorum. Hem ben okulu dondurdum. Sadece sana söylemedim. Söyleseydim kesinlikle izin vermezdin. 1 Yıl okula gitmesem ne olacak hem zaten üniversite bu. Çalışıp para biriktirmek istiyorum. Diğer yıl okula rahat rahat giderim. Hem hayat tecrübelerim artar.” dedi. Tobey’in babası Dustin Tobey’in dediği fikri asla kabul etmeyecek biri ancak Dustin de bu fikri Tobey’e fark ettirmeden çok sevmişti çünkü Dustin işlerin kötü gitmesinden sonra maddi durumları kötüydü. Böylelikle hem Tobey para kazanacaktı hem de o 1 yıl içerisinde Dustin işleri toplamak için çabalayacak. Dustin eşi Mary’ye Tobey’in iş fikrini anlattığında Mary bu fikre karşı çıktı çünkü Tobey şimdiye kadar hiçbir iş yapmamıştı. Mary daha Tobey’in ne iş yapacağını bile bilmeden başına bir şey geleceğinden korkmuştu. Tobey tek evladıydı. Mary zor da olsa onay vermişti. Dustin zaten Tobey anlatırken bile onayı vermişti bile. Tobey ise yıllar sonra ilk kez kendi için bir şey yaptığı için mutlu mutlu odasına gidip ne iş yapacağını düşünmeye konuldu. Bilgisayarı açıp internet sitelerinde gezerken yanlışlıkla açtığı bir sayfada Dünya’nın ne kadar pis bir yer olduğunu anlatan bir makale yazılıydı. Tobey hiç sıkılmadan tüm makaleyi bir solukta okudu. Tobey bu kirlilik hakkında okuduğu makaleden sonra bu konu üzerinde araştırmalar yapmaya devam etti. Saatler sonra Dünya’nın yıllar içerisinde geleceği nokta, şu an ki durum, hayvanların bu durumdan etkisi, doğanın ve insanların bu olaydan etkileri ile ekosisteme etkisi hakkında çok bilgilenmişti. İşini bu yönde bir şey yaparak hem kendisine hem Dünya’ya iyilik yapmak istiyordu. Tobey en zararlı şeylerden biri olan plastik atıkların denize karışmaması için çalışmalara katılmak istiyordu ama öyle bir imkanı sağlayan kurum ya da kuruluş bulunduğu şehirde yoktu. Tobey bu sefer de doğaya atılan çöpler hakkında çalışmalara katılmak istedi ancak bu sefer de bir sonuç alamadı. Son olarak Tobey en ilgilendiği üçüncü konu olan hurdacıların geri dönüşüme katkılarını ve doğaya sağladığı iş gücü hafifliğinin farkına varmış ki hurdacıda çalışmak istedi. Babasına gece ikiye yaklaşırken koşarak gitti. Ancak babası uyuyordu. Uyandırmak istemedi ve sabahı bekledi. Tobey sabah olduğunda babasına “ Hurdacıda çalışmak istiyorum “ dedi. Dustin sert bir şekilde “ Asla “ dedi. Tobey ise babasına “ Baba hurdacıda çalışacağım ve demirlerin geri dönüşümüne katkı sağlayarak insanlığa bir faydam dokunacak. Hem hurdacı işçi arıyordu. Oraya gireceğim. “ dedi. Dustin asla dedi ancak sonradan düşündü ki başka iş yoktu ki. Dustin oğlu Tobey’e “ tamam oğlum olur. Ben ustayla konuşurum.” dedi. Tobey sevinçle annesine koşup sarıldı. Annesi Tobey’in neden bu kadar sevindiğini anlamasa bile kendi de mutlu oldu. Tobey çok fazla doğayı seviyordu. Bu yüzden doğayı bu kadar sevip kolluyordu. Neden bu kadar seviyordu kim bilir ? Tobey akşama doğru babasının eve geldiğini gördüğünde yanına koşup “ İş ne oldu baba ? “ dedi. Babası Dustin ise “ Senin iş tamamdır merak etme. Yarın 8 de işbaşı yapacaksın. Ona göre erken yat. “ dedi. Tobey babasının cümlesi bitmeden yatağa gitmek için odasına yönelmişti bile. Tobey sabah 8 de iş yerine vardığında ustasını çok sert biri gibi görmüştü. Usta Tobey’e “ ne işin var bu çöplükte ? Bide isteyerek gelmişsin amacın ne ? “ dedi. Tobey kendinden emin bir şekilde “ Ne için geldim tam emin değilim ama içgüdülerim bu işi seçti “ dedi. Usta anlamsız bakışlarını Tobey’in üzerine çevirip uzun süre baktıktan sonra arkasını dönüp odasına gitti. Tobey ustadan izin alıp etrafı gezmiş. Hurdalığın büyüklüğüne hayran kalmıştı. Çünkü bu hurdalık kıtanın en büyük hurdalıklarından biriydi. Toplam 19 kişi çalışıyordu. Tobey ustasından iş istemişti. Usta da Tobey’e iş olarak camlarını silmesini istedi. Tobey ise ustasına “ Usta bu camlar 2 ayda silinmez “ dedi. Usta banane der gibi bakarak Tobey’in işe başlamasını söyledi. Usta sertti ancak işi öğretmek istiyordu. Kendisi de doğayı sevdiğinden bu tür işlerde çalışmış ve en son bu işe gönlünü koymuş. Kim böyle işleri isteyerek yapar ki ? Deli mi bunlar ? Doğayı sevmek mi yoksa hastalık mı ? Tobey ustasına dediği gibi 2 ay sürmemişti ancak tüm camları silmek 3 haftasını almıştı. Kıtanın en büyük hurdacısının camlarının bu kadar çok olacağını nereden bilsin ? Tobey ustasında giderek “ Usta camlar bitti ancak 3 haftadır camları siliyorum ya da eşya taşıyorum. Ne zaman hurda sıkıştırma işine başlayacağım ? “ dedi. Usta da Tobey’e “ Acele etme hepsi kolay işler ancak sen bi yerleri sil. “ dedi. Tobey bunun da haftalar alacağını biliyordu çünkü yerleri silden kastı sadece beton ya da fayans zemin değil hurdalar arasındaki toprak, çakıl, kumlu yol dahil her yeri silip temizleyip kirden arındırıp temiz bir yer haline getirmesini istedi. Tobey ustasına güvendiğinden 1 ay boyunca onlarca hektarlık alanı süpürmüştü. Tobey 2 aya yakın süre sonunda hem 15 kilo vermiş hem de kaslanmıştı. Bu halinin farkında olan Tobey’in özgüveni yerine gelmiş ve artık eskisi gibi başı eğik yürümüyor etrafına karizmatik bakışlar atıyordu. Tobey 2 aya yakın süre yaptığı iş sadece 3 taneydi. Hurda alanını temizlemek, camları silmek ve eşyaları taşımaktı. Tobey ustasının yanına gidip 1 gün izin istedi çünkü haftalardır çalıştı yer o kadar büyüktü ki o kadar güzeldi ki her süpürdüğü yerde etrafına hayran kalmıştı. Tobey süpürürken çok farklı yerlere gitmiş ve belki bütün hurdaları görmüştü. Eski arabalar, beyaz eşyalar, mobilyalar, demirden heykeller ve binlerce çeşit eşya vardı. Bazı yerler hurda değil tarihi eser köşesiydi ve bu yere belki yıllardır kimse girmemişti çünkü hurda alanının merkezine çok uzak hatta belki hiç kullanılmamış bir alandı. Tobey o alanı ustasına sorduğunda 100 yıla yakın süredir kimse oraya hiçbir şey atmamış ya da almamış çünkü oradaki hurdalar hem çok ağır hem de yakında o kadar hurda varken neden uzaktan alınsın ? Tobey bu cevabı çok mantıklı buldu ve saatlerce o civarlarda dolandı hatta o kadar dalmıştı ki dolaşmaya bir ara kendini bilgisayar kullanır gibi bir oyunun içinde sanıp hurda yığınlarının en üstüne koşarak çıkmak için hazırlanan bir oyuncu gibi hissetti. O kimsenin 100 yıldan fazladır ellenmeyen hurdaların üstüne gerçekten çıkmak istedi. Çünkü o yığın çok güzel ve yüzlerce inanılmaz eser vardı. İçlerinde sanat eserleri hatta paha biçilemez eşyalar bile olduğundan emin çünkü çok fazla renkli ve temiz görünüyorlar. Tobey çıkışa yöneldiğinde saatin farkında değildi ve kapıların kapalı olduğunu, herkesin gittiğini anladığında çok heyecanlıydı çünkü kocaman hurdalıkta tek başınaydı. Tobey saatin geç olduğunu anladığında hemen annesinin merak edebileceğini düşündüğünden annesine mesaj atarak geç kalacağını bildirdi ve Tobey o heyecanla tekrar o yığına bir çocuk gibi çıktı ancak bu sefer yığının üstüne çıktığında en üstte belki de ilk araba bile sayılabilecek kadar eski harabe arabanın üstündeydi. Tobey bir çocuk gibi hurdalık tepesinde etrafı gözlerken karşı yığının iç kısmında kalan bir şey gördü. Ne olduğunu anlayamadı ancak o kadar karanlık içinde nasıl fark edilebiliyordu ? Tobey yığından inip uzun uğraşlar sonucunda gördüğü şeyin üstündeki yığınları yere indirebildiğini indirmiş indiremediğini ittirmiş çok açamamış olsa da kendine 1 saat sonunda yol açmıştı. 1 saat sonunda Tobey bulduğu şey karşısında hüsrana uğradı çünkü açamıyordu. Yığından inip dükkana giden Tobey kutuyu demirle kırmaya çalıştı, üstüne taş attı, hatta testere ile kesmeye çalıştı ancak bir türlü açamadı hatta çizik bile atamamıştı. Aslında Tobey bu kutunun çizik bile almamış olmasına şaşırmış ve kutuyu evine götürmek istemişti ancak hurda alanından o kutuyla çıkamazdı. Her tarafta kamera vardı. Usta hurda alanından parça götürülmesini kesinlikle istemezdi. Tobey onu saklayıp hurda alanından kesik tellerin altından sürünerek geçerek eve gitti. Eve gittiğinde annesi Tobey’in mutlu yüzünü gördüğünde Tobey’e “ Noldu Tobey neden bu kadar mutlusun ?” dedi. Tobey ise annesine “ İşimi seviyorum “ dedi. Tobey o gece bulduğu kutunun garipliğinden uyuyamamış. Saatlerce onu düşünmüştü. Tobey ertesi gün işe gittiğinde ustasına kutuyu tam olarak göstermeden ustaya kutuyu yığında bulduğunu ve eve süs olarak koymak istediğini söyledi. Usta kutuya hatta Tobey’e bile bakmadan “ Al ne yaparsan yap. Ancak bugün sana ücret ödemem. “ dedi. Tobey ustanın dediğini takmadı ve işine döndü. Akşam iş bittiğinde evine kutuyla dönerken tek istediği kutu açmaktı. Kendisi de neden bu kutuyu açmak istediğini bilmiyordu ancak sanki içinden bir ses açması için zorluyordu.Tobey eve geldikten yatana kadar ne yaparsa yapsın asla kutuyu açamadı. Diğer gün olduğun Tobey kutunun önemli bir şey olduğunu anlamış olcak ki iş bitimine kadar her saniye kutuyu düşündü. İş bittikten sonra ilk işi internette kutuyu araştırmaktı ancak saatlerce çalışmasına rahmen hiçbir şey bulamadı. Ümidini yitirmişti ki öylesine açtığı sekmelerden birinde bu kutunun resmi vardı. Ve kutunun ismi Tanrıların gücü idi. Sitede yazdığına göre bu kutu bir kitapta anlatılıyormuş. Kitabın ismini not alan Tobey hava kararmadan en yakın kütüphaneye giderek kitabı sordurttu ancak kitap ellerinde yoktu. Başka bir kütüphaneye koşan Tobey ne yazak ki kütüphaneyi kapalı buldu ancak orada olduğu içine doğmuştu. Diğer gün iş bitimi buraya gelmiş ve kitabı sordurtmuş ancak kitabı Tobey’e vermediler çünkü kitap el yazısı. İnsan derisinden yapılma kaplaması vardı. Kitabı ısrarla isteyen Tobey en sonunda dayanamayıp çalışana “ Kitapta bir şey bakmam gerekiyor. İnternette araştırdım ve bilgi sadece bu kitapta yazıyor. O bölümü okuyamazsam ödevimi bitiremem. Dersten kalırım. Kalırsam babam kaydımı okuldan alır diye sahte ağlamalara başladı. Görevli müdürüyle konuşup bir şartla Tobey’e o kitabı okutacaktı. Şart basitti. Kitabı müdür elleyecek, sayfaları müdür çevirecek ve sadece istenilen bölüm okunacaktı. Tobey internette araştırdığına göre kutunun ismi Tanrıların gücüydü. Müdür şaşırarak Tobey’e “ nereden biliyorsun, nasıl duydun bu kutuyu ? “ dedi. Tobey hiç taaviz vermeden “internette ödevim için araştırma yaparken bu kutuyu gördüm ve ödevimi buna çevirdim. Hem bilinmeyen bir konuydu hem ilgi çekici. Bu yüzden bunu seçtim.” dedi. Müdür sakin bir tavırla “ Hadi çek sayfaların fotoğraflarını çek ve git. “ dedi. Tobey ve müdür kitapta bu kutuyla ilgili sadece 1 sayfa yazı bulabilmiştiler. Başka bir bilgi yoktu. Tobey kütüphaneden eve giderken yazılara bakmamıştı. Evde bakmak istiyordu. Çünkü 1 sayfa olması saçmaydı. Çizik bile almayan bir kutu nasıl böyle destansı bir kitapta yazılıyor ve sadece 1 sayfadan ibaretti ? Tobey eve vardığında kutuyu eline alıp incelerken bir yandan kağıdı okumak istiyordu. O sırada annesi Tobey’i yemeğe çağırdı. Tobey’in babası ve annesi Tobey’i çok seviyorlar. Babası Tobey’e “ Oğlum iş nasıl gidiyor ? “ dedi. Tobey de “ Çok eğleniyorum baba. Sanki benim için inşa edilmiş bir yer gibi.” Dedi. Annesi de Tobey’in bu lafını o kadar çok sevmiş olsa gerek ki Tobey’in alnını genişçe öpüp “ Güzel oğlum benim sen mutlu ol yeter ki. “ dedi. Tobey ve ailesi mutlu mutlu yemeği yedikten sonra Tobey hızlıca odasına gidip bir cesaretle kağıdı eline alıp okumaya başladı. Kağıtta şunlar yazıyordu : Kutuda ne var ya da neden açılmıyor bilmiyoruz. Yüzlerce yıl binlerce insan kutuyu açmak için hatta kırmak için çabaladı ancak bir çizik bile atamadı. Onu açmanın bir yolu bir delinin dediğine göre Tanrı tarafından layık görülen birinin kutuya 2 eliyle tutup ismini söylemesi gerekiyormuş. Ancak onbinlerce insan tek tek denemesine rahmen hiçbir şekilde olmadı. Binlerce yıl açılmak istendi ancak kimse açamadı. Bir gün bir süikastçi grup kutuyu çaldı ve kaçarken nehire düşürdü. O günden beri kutudan haber yok. Düşürdükleri yılı bilmem ama MÖ 2000 yıl öncesinde o kutu kayıptı diye yazıyordu sayfada. Tobey elleri ayakları buz kesmiş bembeyaz olmuş bir şekilde yatağına uzanıp yattı. Elinde tuttuğu şey binlerce insanın zarar veremediği, onbinlerce insanın açmayı denediği, bir delinin dediğine göre tanrı tarafından layık görülen birinin açabileceği bir kutuydu. Tobey korkudan kutuyu üst çatı katına atıp haftalarca ne kutuyu düşündü ne yazıyı düşündü. Tobey çok korkmuştu ancak hayatının değişebileceğinin ihtimali ona çok heyecanlı geliyordu. Hayatı boyunca bir şeylerin parçası olmak, imkansız şeylerin başlangıcı olmak istiyordu. Tobey’in tek korkusu kutuyu kendisi açarsa neler olacağıdır. Çünkü kutu belki 100 yıldır hurdalar içinde duruyordu. Ondan önce neler yaşadı bilmiyordu. Kutuyu kendi buldu ve kutuyu kendi açarsa diye korkuyordu çünkü kutunun onu seçtiğini düşünüyordu. Tobey haftalar boyunda kutuyu düşünmemeyi başarmıştı ancak bir gün eve gelip bir cesaretle hemen kutuya koşup 2 eliyle tutup tam ismini söyleyecekti ki annesi Tobey’i yemeğe çağırdı. Tobey yemeğe gitmişti ancak aklında hep kutu vardı. Tobey yemeği yedikten sonra kutuyu açmayı denemek için odasına gitti. Odaya girdi ancak girmesiyle şaşkınlıktan kalakalması saniyeler sürdü. Belki 5 dakika boyunca kıpırdamadan kutuya bakan Tobey kutuyu açık görmüştü. Bu nasıl olabilirdi ki ? Gözlerine inanamadı. İsmini söylemedi halde kutu açıktı. Ve ismini söylese bile kutunun açılma ihtimali sonsuzda 1 bile yoktu. Nasıl oldu da kutu açıldı ? Tobey ölüm sessizliğiyle kapıda dururken kutuyu 2 elle kavrarken annesinin onu çağırdığını Ve o sırada Tobey diye bağırdığını hatırladı. Demek ki kutuyu açmak için annesi tobey demeli. Tobey ise kutuyu tutmalıydı. Tobey bu annesinin isim söyleme olayını en fazla 4 saniye düşündükten sonra kutunun açılmış olmasına saatlerce şaşırıp korkudan altına kaçıracak gibi olmuştu çünkü binlerce insan açamadı, kitabın dediğine göre layık olamadı ama Tobey kutuyu açabilmişti. Tobey kutuyu eline alıp incelerken şunları fark etti: Kutu 6 kenarlı ve her kenarında 10 tane parmak girecek kadar boşluk vardı. Her kenardaki 10 renkli bölüm aynı renkliydi. Tobey bu kutuyu birilerine söylemesi gerektiğini düşünmüştü ancak söylemek istemiyordu çünkü aynı filmlerdeki gibi olaylara şahit olmuştu ve belki de o içinden gelen ses bunla alakalıydı. Hatta ve hatta belki bir şeye sap olma, bir şeyleri başarmak gibi istediği o istekleri gerçekleştirebilirdi. Çünkü kutuyu sadece kendisi açabilmişti. Kutu 6 farklı rengi vardı ancak küp köşelerinden birinde1 tane beyaz renkli parmak delik vardı. Tobey bu deliklerin ne olduğunu bilmiyordu ancak öğrenebileceği kimsede yoktu çünkü kutuyu binlerce yıl boyunca sadece kendisi açabilmişti. Kutuyu açtığında karşısındaki 61 delikten beyaz ve tek olana parmağını geçirdi. Geçirdiği an kendisini başka bir boyuttaymış gibi bembeyaz bir gezegende buldu. Ancak korkudan olsa gerek 1 saniye sürmeden parmağını hemen çekti. Tobey neler olduğunu anlamadan kutuyu kapaklarını kapatıp hemen yatağın altına attı. Tobey korkudan titreyerek yatağına uzanmış uyumaya çalışıyordu. Konu hakkında hiç düşünmüyor ve neler olduğunu beynine getirmemeye, unutmaya çalışıyordu. Ancak günler sonra Tobey bu olayın inanılmaz bir şey olduğunu anladı. Neden kendisinin layık görüldüğünü bilmiyordu ancak Tobey kulağına gelen yönlendirici sesi dinlemek istiyordu. Tobey günler süren karışık ruh haline rahmen 8. Gün sonunda işten çıkıp evine geldiğinde kutuyu yerinden çıkarıp 2 eliyle tutup Tobey dedi ve kutunun katmanları tek tek açıldı ve kutu net bir şekilde açık hala geldi. Tobey layık görüldüğü bu işte ne yaparsa yapsın soğuk kalamayacağını biliyordu çünkü parmağını soktuğu anda kendisini başka bir gezegende bulmuştu. Ancak kulağına gelen ses Tobey’e “ sakin ol sen bu işe layıksın. Sende bir şey görmüş olmasalar layık olmazdın.” Dedi. Tobey bu sese kulak verip sakin bir tavır sergileyerek parmağını sanki normal bir olaymış gibi beyaz deliğe soktu. Tobey parmağını soktuğu an bembeyaz bir gezegende kendisini ışınlanmış gibi buldu. Tobey hiçbir şey anlamadan ilerlerken karşısına kulağına konuşan kadınla aynı seste bembeyaz ten rengine sahip bembeyaz saçlı bir kadın beliriverdi. Tobey kadına “ Sen bana konuşan kadın mısın ? “ diye sordu. Kadın Tobey’e “ Evet o benim. Sana yol göstermek için biraz konuşmuş olabilirim ancak ben yönlendirmesem son layık kişi olan seni de kaybedicektim. Hem de sen böyle kutuya bu kadar yaklaşmışken. Neyse ki kutuyu buldun ve açtın. Şimdi karşımdasın. Kutuyla ilgili ilk bilmen gerken şey şu ki. Asla kimseye söylemeyeceksin ve bilmeyecek. Kutunun amacı çok basit. Görevleri bitir. Evrenleri kurtar. Kutu içindeki tanrı güçlerine sahip ol.” dedi. Tobey Tanrı gücünün ne olduğunu merak etmişti ancak daha çok merak ettiği bir şey vardı ki o da görevler nelerdi ve kurallar var mıydı ? Bembeyazlı kadın Tobey’e kuralları ve görevleri şöyle açıkladı : Bak Tobey 60 farklı evrende 60 farklı görevle sınanacaksın ancak sakın merak etme sen görevleri yaparken kendi dünyanda yani zaman diliminde zaman geçmeyecek. Sen şu an buradasın ama senin bir kopyan aynı zamanda dünyada yani sen şu an hem burada hem dünyadasın. Zaman geçmeyecek bu yüzden 60 görevi yaparken yaşlanmayacaksın. Ancak bazı değişiklikler ileri ki zamanlarda olabilir. Neyse konumuza dönelim. Her görevi tamamladıktan sonra o delik kapanacak. Her delik kapandıktan sonra elini tekrar 2 yandan koyup Tobey diyeceksin ve inanılmaz güçlerin olacak. Şu an bu dediklerime hatta nasıl burada olduğuna inanmıyor olabilirsin ancak binlerce yıldır dünyanda bile binlerce süper canlı var ancak onları göremeyecek şekilde yaratıldınız. Bu 60 görevi yaparken yaralanırsan ya da ölürsen gerçek hayattaki bedenine bir şey olmaz ancak 1 kere bile öldürülürsen kutu kendini parçalar ve sen eski hayatına dönersin.” dedi Bembeyaz kadın. Tobey ise kafası karışık bir şekilde kadına “ özetler misin ? “ dedi. Kadın sakin bir şekilde Tobey’e “ Görevleri yapmaya açık renkliden kapalı renge doğru yap, görevleri yapma sebebin her evren döngüsünde 1 kişiye gönderilen bu tanrı güçlerine layık mısın değil misin diye kontrol edilmen gerekiyor, 1 kere bile ölürsen kutu toz olur, burada göreve yaparken gerçek zamanın akmaz ve yaşlanmazsın. Bu yüzden görevlerin süresi 1000 yıl sürse bile merak etme senin zamanında 1 saniye bile geçmiş olmayacak. Her görev farklı evrende farklı gezegenlerde geçiyor. Tüm bilgiler bunlar. Bebek oyuncağı gibi görünüyor olabilir ama unutma şeytanlarla da savaşacaksın, emanetleri de taşıyacaksın, ölümsüzleri de öldürmek zorunda kalacaksın. Senin için en yararlı ve önemli olanıysa her görevde 1 tane süper yeteneğin olacak. Sana ipucu vereyim. İlk görevinde nesneleri hareket ettirebiliyorsun.” Dedi. Tobey o kadar heyecanlanmıştı ki bunun bir çocuk oyuncağını olucağını düşündü. Çünkü seçilmiş olmanın da etkisiyle inanılmaz kendine güveni artmıştı. Tobey’in bu sevincini ve özgüvenini gören kadın Tobey’i tekrar uyararak “ Sakin ol. Çok uzun süre sürecek bu oyunu bitirebilecek misin ya da ölmeden milyonlarca kişiyle savaşabilecek misin ? Bunların hepsinin üstünden gelebilecek misin ? Çünkü 15 evren döngüsünde bu görevleri bitiren olmadı. İyice düşün. Bu kadar kendine de güvenme. Göründüğü kadar kolay olmayacak. Senin gibi çok kişi seçildi bu oyuna ancak kimse bitiremedi hatta kübün ilk yüzünü dahi bitiremeden pes ettiler ya da öldüler. Görevler zor ancak sen de milyarlarca yıldır layık olan bir avuç insandan sonuncususun, sen layıksın” Dedi. Ve kadın oradan uzaklaştı. Tobey ise şaşkın ve korkarak parmağını çekip kutuyu kapatıp gizli yerine koydu. Ve ardından yatağına bu olayları düşünmek için yattı. Kadın açıklama yaparken mutlu, heyecanlıydı, aslan gibiydi ancak şimdi korkak ördek yavrusu gibi içine sinmiş. Cenin pozisyonda yatmış bir ceylan gibiydi. Günlerce kendi kendine çok fazla soru sordu. Gerçekten bunları yapabilecek gücü var mıydı ? Layık olmasının sebebi neydi ? Yıllarca kilosu olduğu için özgüvensiz bir şekilde başını bile kaldıramayan bir çocuk nasıl olur da şimdi sonsuz medeniyetlerin koruyucusu olmuştu ? Gerçekten layık olan kendisi miydi ? Yoksa şans eseri ona mı denk gelmişti ? Kim bilir ? Ancak bir şey çok netti. Şu an layık olan oydu.

editor-pick
Dreame-Editörün seçtikleri

bc

30 Days to Freedom: Abandoned Luna is Secret Shadow King

read
317.7K
bc

Too Late for Regret

read
350.1K
bc

Just One Kiss, before divorcing me

read
1.8M
bc

Alpha's Regret: the Luna is Secret Heiress!

read
1.3M
bc

The Warrior's Broken Mate

read
148.7K
bc

The Lost Pack

read
461.8K
bc

Revenge, served in a black dress

read
157.4K

Uygulamayı indirmek için tara

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook