Ali avuçlarını dizlerine koymuş, elleri ter içindeydi. Nefesi duraksamış, ne diyeceğini bilemez bir halde mırıldanıyordu. Hatice ise ona gözlerini dikmiş keskin bakışlarla ona bakıyordu. Açıkcası, Hatice olan biteni anlamıştı, Belli ki, Ali’nin buradan sonrasını anlatmaya dili varmıyordu. Çocuk yaşına rağmen Tahir'in annesinin yaşadıklarını kendi gözleriyle görmüştü.. Şimdi gördükleri ve duydukları onu bile fazlasıyla sarsmıştı. Bu yüzden Tahir’in ne kadar yara aldığını tahmin bile edinemiyordu. Önünde ki sudan bir yudum daha aldı, yavaşça yutkundu. Tırnaklarını dizlerine geçirdi. “Hanım ağam,” dedi kısık bir sesle, “Gerisini anlatmasam… geçmişte olayın nerden başladığını söyledim, sadece bunu bilseniz yetmez mi?” Hatice kaşlarını çattı. Kollarını göğsünde bağladı. Bakışları ser

