8

3384 Kelimeler
*Biraz cinsel içerikli konuşmalar var bu bölümde. okurlarımı uyarıyorum.* 3.GÖZ Yolculuklar, bazı insanlar için sessiz olduğunda güzeldi. Kuzey de o insanlardan biriydi. Bu yüzden her zaman yaptığı gibi şehrin ışıklarını kendi içinde savaş veren gözleriyle izlerken, Reva ona doğru yaklaşarak fısıldadı. -Kafandan neler geçiyor?" Dikkatini çekmişti, genç adam kafasını ona doğru çevirdi. "Tek kelime etmiyorsun. Bir şeyler düşünüyorsun belli." -Evet, ama sesli dile getireceğimi sanma." Reva, onun bu kararlı ve katı cevabına göz devirdi. Kuzey, onun yüzünden düşünceliydi, çünkü Reva'yı neden evine götürdüğünü bile bilmiyordu. O ev gibi özel bir yere insanları rastgele sokmaktan nefret ederdi. Ama Reva Devran'a eve götüreceğini söylemişti, söz ağızdan çıkmıştı bir kere. Ayrıca kafasını asıl karıştıran bu da değildi. Sarhoş bir Reva kimle düzüşüyorsa düzüşseydi, neden kızı yanında götürüyordu ki? Neden sarhoş olmasını kafaya takıp evini, özelini, göz göre göre ona açıyordu? -İyi, söyleme. Ama umarım düşüncelerin yüzünden ereksiyon sorunu yaşamazsın." Dürüstlüğü Kuzey'i şaşırtırken ona doğru iyice sokuldu kız. "Gecemi mahvetmeni istemem." Sesindeki baştan çıkarıcı tonu görmezden geldi adam, hoş, bu çok zordu çünkü orada hangi adam olursa olsun, şu cümleye tepkisiz kalamazdı. -Merak etme, mahvetmem." Dedi sadece, başka ne diyeceğini bilmiyordu. Bildiği tek şey Reva'ya sarhoşken dokunmak istemediğiydi ve bildiği diğer şeyse sarhoş olmasa ona dokunmayı düşünebileceği. Bunu aklından acilen çıkarmalıydı. -Yatak örtünün siyah olduğuna adım gibi eminim. Sen de benim gibi mi uyuyorsun?" Çenesini dikleştirip yüzleri arasındaki mesafeyi azalttı. "İç çamaşırlarınla ya da çıplak?" Sesinin tonlaması insanı başlattığı konuşmaya çekiyordu. Bu yüzden Kuzey de başını eğerek onunla burun buruna geldi. -Evet. Yatak örtüm siyah ve dediğin gibi uyumayı seviyorum. Özel röpteşambır takımım olduğunu düşünmedin herhalde." Bunun fikri bile komik gelince dudakları iki yana gerildi Reva'nın. Kahretsin, gülüşü ve kısılan yeşil gözleri bu yakınlıktan daha da etkileyici görünüyordu. -Hayır... Düşündüğüm daha başka şeyler var..." tırnaklarının arsız dokunuşunu kaslı üst bacağında hissetti Kuzey. "Nasıl inlediğin ya da boşalırken nasıl göründüğün gibi." Parmakları yavaşça üste tırmanırken, delikanlı onun dudaklarına baktı kısa bir an. Bu hareketi üzerine Reva da onun dudaklarına bakmıştı. -Düşmanınla sevişeceksin yani? Seni anlamak çok zor Devran kızı." Devran kızı, hitabı hoştu.. Kız kemerini çözdü ve ne olduğunu anlamadan onun kucağında yerini aldı, Kuzey sanki hep yaptığı bir şeymiş gibi erkeksi iri elleriyle onun belini tutmuştu. -Düşman mı? Sen beni öyle mi görüyorsun?" Sorusu tuzak bir soruydu, bu yüzden sessiz kalıp sadece gözlerine baktı Kuzey. Ama Reva ellerini onun boynuna koyarken, baş parmaklarıyla adamın çene kemiğini okşamaya başladı. "Reddetmediğine göre sen de bu fikre uzak değil gibisin. Sonunda beni istediğini kabulleniyorsun yani." -Reddetmedim, çünkü çekici bir kadınsın." Kuzey'in hala kararlı ve etki altında kalmayan duruşu karşısında kendini ona intikam almak ister gibi yavaşça sürtüp kulağına eğildi kız. -Yanlış. Çünkü Revayım. Şuan düşüncesinin bile seni diğer kadınlardan daha çok etkilediğine eminim." Yaptığı tespitin haklılığı canını mümkünmüş gibi daha da sıkarken onun boynuna sokuldu Kuzey. -Evime geldik, Devran." Reva, kalkmak yerine iyice yerleşip ellerini onun boynuna sardı. "Ne yapıyorsun?" -Kucağında götür, topuklularla yürümek zor geliyor şuan." Şaka mı yapıyor diye bir süre duraksadı Kuzey ama hayır, yapmıyordu! Kız yüzüne bakmadığı gibi bir de başını omzuna yaslarken sabır çekerek onun belini tek eliyle sıkıca kavradı ve Ercan'ın açtığı kapıdan yavaşça aşağı indi. Gülüşünü omzunda hissetmişti şimdi de. Sarışın gülmeyi kesse iyi olurdu. Geldikleri site oldukça lükstü. Göğü delecek gibi görünen yüksek apartmana doğru ilerlediklerinde öfkeyle tıslar gibi konuştu Kuzey. -Yürüyemeyecek kadar yorgunsan benimle seks yaptıktan sonra tekerlekli sandalyeye mahkum kalabilirsin." Bacaklarını onun beline daha sıkı sararken, burnunu arsızca Kuzey'in boynuna sürttü Reva. -Tekerlekli sandalye diyene kadar beni azdırma konusunda başarılı ilerliyordun." Apartmanın cam kapısından girdiklerinde kıkırdadı. "İlk defa kadın kucaklıyormuş gibi sinirlenmen de cabası..." -Kimseyi eve taşımak için kucaklamadım Devran." Asansöre ilerledikleri sırada apartman güvenliği onların bu haline tuhaf tuhaf bakınca daha da sinirlendi Kuzey. Buraya ilk kez kadınla gelmesi, bu kadının Reva olması yetmiyormuş gibi bir de insanlara rezil oluyordu. -İlk oluyorum yani?" Asansör kapısından girdikleri an düğmeye basarak durdurdu Reva. "Hoşuma gitti. Bazı konularda bakirsin demek. Asansörde sevişmediğine de bahse girelim mi?" Soruyu sorarken dudaklarına gözlerini kısarak bakması detayını yok sayarak yeniden çalıştırdı asansörü genç adam. -Girmeyelim. Çünkü böyle bir şeyi tabii ki yapmadım. Halka açık yerde sevişecek kadar kendimi kaybetmedim ben." Reva, ikisinin üst dudakları neredeyse birbirine değerken konuştu. -Benimle kendini kaybetmeye alışsan iyi olur Karayev." Bordo tırnaklarını Kuzey'in kaslı boynunda gezdirdi. "Hatta şimdiden alış." Onun cümlesinden sonra Kuzey sadece siyaha çalan gözlerini kızın yeşillerine saplarken, asansörün sesiyle kata geldiklerini anladı. "Merhaba komşular, işte geliyor özel harekaaat!" Reva'nın sesini yükselterek söylediği cümle üzerine uyarıcı bir tonla konuştu Kuzey. -Sessiz ol." Ama ne yazık ki kız söz dinleyen biri hiç değildi. -Kuzey Bey'in evi ne tarafta acabaaaa?!" Sesi koridorlarda yankılanırken, Kuzey köşeyi dönmeyi beklemeden hızla soluna döndü ve kızın sırtının duvara çarpmasına, vücudunun duvarla kendisi arasında sıkışmasına neden oldu, kalçasında şaklattığı eli yüzünden yeşillerde bir alevlenme gördü. Reva, sarhoş taklidi yapmayı neredeyse bırakacaktı. Onu şaplaklamıştı değil mi? -Sana. Sessiz. Ol. Dedim." Tane tane kelimeleri vurgularken, Reva ellerini onun boynundan çekti ve tırnakları bu hızlı çekişin ardında izler bıraktı. -İndir beni." Kuzey, istediğini yaparak onu yere indirdiği anda birkaç saniye öfkeyle baktı ama genç adam arkasını dönüp bir adım attığı anda aklına gelen şeyle iki büklüm oldu. Boğazına götürdüğü iki parmağı istediği gibi midesini bulandırırken öğürerek zemine içtiği tüm içkileri kustu. Oh, canına değsindi. -Siktir!" Delikanlı, hızla ona dönmüş ve saçlarını tutmuştu. "İyi misin?" Kızmadan önce böyle bir şey sorması Reva'yı şaşırtsa da, midesi bir kere kasıldığı için ikinci kasılmayla ağzından şelale gibi kusmaya devam etti. Ellerinden biriyle saçlarını tutarken, diğeriyle onun karnını sardı Kuzey. "Tamam, rahatla.." söylediğiyle son kez öğüren kız, yerdeki pisliği arttırdıktan sonra ağzındaki tadı götürmesi için tükürdü ve doğrulmaya çalıştı. "Gel buraya." Güçlü eller bacaklarının altından ve sırtından onu kavrayarak sormadan havalandırdığında, dudaklarını yaladı Reva. -Pardon." Bir tepki görmeyi bekliyordu ama Kuzey'in yüzünde kızgınlık değil bir parça endişe görür gibi olmuştu. Ama kısa sürdü bu, tepkisiz haline dönmesi zor olmamıştı. -Dert değil. Temizlettiririm." Onun kucağında Reva bile ufak görünüyordu, cüssesi koridoru öyle doldurmuştu ki fotoğraflarını biri çekse Reva'yı olduğundan daha kısa ve çok zayıf zannedebilirdi. Ona ait olduğunu anladığı kapıya geldiklerinde, inecek gibi bacaklarından birini indirmek istercesine kaldırsa da buna engel olarak kızı kapıya yaslayarak güç aldı ve cebinden çıkardığı anahtarı kilide yerleştirirken, Reva'ya bakmadan konuştu. "Ellerini boynuma sar." Sadece bir kolunu onun boynuna tamamen sararken, ellerini tam onun boynunun önünde birleştirdi Reva. İçeri girdikleri an yanan ışık koridoru aydınlatırken, kapıdan girip bir tekmeyle kapanmasını sağladı Kuzey. Apartman dairesi demeye bin şahit isterdi. Üst kata uzanan ve oldukça hoş tasarlanmış ışıklı merdiven basamakları, tablolarla dolu duvarlar gibi simsiyahtı. Sadece yerdeki parke açık bir gri tonundaydı. Işıklandırması, aksesuarlar o kadar güzeldi ki, tam Karayevlik bir yerdi. -Duş almak istiyorum." Dedi Reva, onun kucağından indiği anda bir eliyle sendelediği için duvara tutunarak. "Sakıncası yoksa?" Onun eğilecekken bile yere düşebileceğini düşünen Kuzey, dizlerinin üzerine mecburen çökerek çizmelerinin siyah fermuarını bileklerine kadar indirdi. -Yok, alabilirsin." Ayakkabılarından biri ayağından çıkıp parkeye serilirken, genç adamın sert saç tutamlarına parmaklarını daldırarak ona doğru yaklaştı Reva. Kadınlığı onun burnunun ucundaydı. -Bu pozisyonu duşa taşımayı düşünmez misin? Diz çöktüğünde itaatkar görünüyorsun." Diğer ayakkabısını da çıkardığında ayağa kalktı Kuzey ve aralarındaki boy farkını yeniden eski haline getirmiş oldu. -Buna alışmasan iyi olur. Diz çökmeyi hiç sevmem." Cümlesindeki otoriteye karşı dudağının sağ köşesini kıvırarak kendini ona yasladı kız. Koyu gözlerinde birçok şey gizli olduğunu biliyordu ama Kuzey çok iyi bir sihirbaz gibi gizliyordu onları. -Diz çöktürmeyi mi seversin?" Reva'nın avuç içini ve yüzüklü parmaklarını kemerinin altında hissedince geri çekilmesi gerektiğini biliyordu, ama yapmadı. "Sakso çekilmesi de hoşuna gidiyor mu?" Parmak uçları organının üst bölgesinde kalın damarlarının sertleşmeye başladığı noktayı baskılayınca, aniden sırtını kapıya yapışmış buldu Reva. Ensesine sarılı el onun yüzüne daha fazla yaklaşmasını sağlamıştı. Kuzey, burunları birbirine çarparken, kızın elini pantolonunun üzerinden çekti. Ve beklemediği bir hareketi yaparak ellerini kenetledi, elleri bütün yumruk halini alıp kapıya yaslanırken, sıcak nefesi kızın dudaklarına çarpıyordu. -Üst kat. Sağdaki ikinci kapı, duşunu alabilirsin." Onu aniden bırakıp uzaklaşırken, Reva sıkıntılı bir nefes aldı. İradesini siktiğimin herifi, diye geçirdi içinden, Kuzey'in de diğer erkekler gibi yönetilebilir olmasını isterdi ama herif neredeyse kendisi gibiydi. Yine de onu on dakika sonra şaşırtmayı becermişti. Üzerindeki siyah gömleğin düğmelerini çözerek odasına giren adam, çıkardığı gömleği kapının hemen dibindeki deri koltuğun üzerine attı. Kemerinin tokasını çözerek, kayışı tokadan kurtarırken duyduğu sesle başını arkasına çevirmek zorunda kalmıştı. Ses, odasının içindeki kişisel banyodan geliyordu. Adımları oraya ilerlerken, kemerini çıkarıp parkeye fırlattı ve banyo kapısından içeri girdi. Yere düşen tokanın sesini duyan Reva omzu üzerinden başını çevirirken, banyoya giren Kuzeyle göz göze gelmişti. Cam duşakabin her zerresini gösteriyordu, başta sıcak su açtığı için oluşan buhar sonradan sadece altlarda yoğunlaştığından özel bölgesine kadar olan kısmı anca kapatmıştı, bu yetmezmiş gibi duşun cam kapısını ittirdi ve buharlar serbest kalarak dışarı taşarken, bir bacağını öne doğru atıp tüm fiziğiyle onun karşısına dikildi Reva. Bunu asla yapmazdı, asla birinin fiziğini tüm detaylarıyla incelemezdi Kuzey ama gözleri istemsizce Reva'nın sivrilen göğüs uçlarına kaydı. Çünkü sapsarı saçları, bembeyaz teni ve özel bölgesinin sağ tarafına kadar inen dövmelerin arasında o koyu pembe detay gözlerine takılmıştı maalesef. -Soğuk duşa bayılırıım." Dedi Reva keyifli bir ses tonuyla. "Misafir banyosu seçeneğini pas geçtim." Adımları düz bir çizgiyi takip eder gibi yine kedi yürüyüşüyle ona doğru atılırken, Kuzey yerinden kıpırdamadı. Reva, ıslak ve buz gibi olan elini onun sıcacık göğsüne yasladığında irkilse de geri çekilmedi. "Bana katılmak ister misin?" Sorusuna bir cevap alamayınca onun göğsündeki elini yavaşça yukarı çıkararak boynuna sardı, göğüslerini tamamen ona yasladı sarışın. Yüzünden akan damlalar çenesinden Kuzey'in göğsüne, elindeki sular adamın boynundan aşağı damlıyordu, sarı saçları geriye doğru ittirilmişti ve boynu, köprücük kemikleri tamamen açıktaydı. "Sessizsin." Parmak uçlarına kalkarak onun dudaklarına yaklaştı Reva. Kuzey hiç beklemediği bir hareketi yaparak onun vücuduna dokunmak yerine başka şeyi seçti, baş parmağını kızın çenesine yaslayıp, işaret parmağını çene altına koyarak destekledi ve başını daha çok kaldırarak doğrudan yeşillerin derinine baktı. -Ne istiyorsun Reva?" İsmini ondan bu şekilde duymamıştı Reva. O kadar koyuydu ki ses tonu, içinde arzu, karmaşa, öfke ve tüm bunların getirdiği bir sıkıntı hissetti. "Seninle sarhoşken sevişmeyeceğimi biliyorsun değil mi?" Bu defa o ton kaybolmuş yerini eski ciddiyet almıştı, ama baş parmağı kızın çenesinden yukarı, alt dudağına doğru çıktı. Alt dudağının okşarken, koyu gözleri kızın ıslak dudaklarını izliyordu. -Sarhoş olmamla olmamam arasında fark var mı?" Göğüslerini hatırlatmak ister gibi kendini ona yeniden sürttü Reva, soğuk suyla üşüyen vücudu Kuzey'in sıcaklığına çarpınca ıslak teni adamı da ıslatmış olsa da, kendisi ısınmıştı. "İki türlü de beni çok istiyorsun. Hatta..." Onun konuşmasının gittiği tehlikeli rotayı sezen genç adam, baş parmağını kızın ağzından içeri ittirdi. Dilinin üzerine kayan parmak dilini okşarken dudaklarını o parmağın üzerine kapatıp yanakları içine göçecek kadar emerek kafasını çekti Reva ve parmağı dudakların arasından çıktığı zaman da gözlerine bakmayı sürdürdü. Kuzey'in gözlerinde tutkunun kıvılcımlarını görüyordu. -Hatta?" Reva'ya sorar gibi söylemişti bunu ama gözlerini yeşillerden kaçırdı, ıslanan baş parmağı kızın çenesine oradan boynuna doğru yol çizdi. Köprücük kemiğinden belli belirsiz geçerken, göğüs ucuna kadar gelip durdu. Ve ikisi de onun parmağını gözleriyle takip ederken bu duraksama üzerine gözleri yeniden birbiriyle buluştu. Yeşil ve siyah. Ne olduğunu anlamayacağı kadar hızlı bir şekilde onu kucaklayan adam aniden lavabonun yüksek ve düz mermerine oturttu ve bir elini beline diğer elini kızın boynuna sararak konuştu. Baş parmağının nabzını okşaması -Hatta. Seninle tüm İstanbul'u inlettireceğin şekilde sevişmeyi istiyorum. Doğru mu?" Yutkunmamak için bir parça çaba göstermek zorunda kalan Reva -çünkü boynunda eli vardı hissederdi- gülümseyerek ona yaklaştı. -İtiraf ediyorsun, güzel. Ben de edeyim, boynumu tutman beni azdırıyor." Diliyle Kuzey'in alt dudağının sınırında gezindi. "Ellerin hoşuma gidiyor Kuzey." Yeşilleri siyahlara ilk kez bu kadar yakındı. "Karayev." İsmini söyleyiş şekli bile bir ereksiyon sebebiydi. Bir kadını çekici yapan fiziği değildi Kuzey için. Hatta göğüsleri ufak ya da kalçaları geniş diye kendine güvenemeyen kadınları çok aptal bulurdu. Fizik %100 önemli değildi her erkek için. Kıvrımlı bedene sahip olmayan ama özgüvenli olan bir kadın, kum saati diye tabir edilen bir kadını her şartta Kuzey için sollardı. Çünkü birinin gözlerindeki o kendinden emin tavır, sevişirken güzel göğüslerden bile daha azdırıcıydı. Reva, Kuzey'in alışageldiği göğüslere kıyasla daha ufak göğüslere sahipti, bacakları, ince, uzun ve çekici olsa da kalçaları biraz iriydi. Ama gözlerindeki o ateş, kendinden emin duruşu insanı öyle etkiliyordu ki bunların hiçbirine takılamazdı karşısındaki. Kusursuz bir tanrıça gibi görünüyordu. Tamamen mükemmel. Kaç kadın kendisinden koparacağı parayı düşünmeden, özgüven sorunu çekmeden, göğüslerini onun göğsüne yapıştırıp kendisini azdıran şeyleri söylerdi ki? Reva'nın bu özgüveni ve başını kaldırarak kendine yaslanması bile alt bölgesinde bir sertleşmeye neden olurken boynuna sardığı elini geri çekti aniden. Yoksa bunun gibi nice pozisyonda onunla saatlerce kalacaktı. Odadan çıktığında yanına gelmeyeceğini sanan Reva yanıldığını anlamıştı. Lavabodan indiği anda yanına gelen Kuzey, tişörtün ağzını başından geçirdiğinde, ne olduğunu anlamayarak kaşlarını çatar gibi olsa da sonra kollarını geçirmişti tişörte. Karayev'in tişörtü neredeyse dizlerine bile gelebilirdi. -Saçlarını kurutup aşağı gel." Başka bir şey demeden banyodan çıkarken onun giyineceğini düşündü Reva çünkü gömleğini ve kemerini çıkarmıştı ama adam bir an önce uzaklaşmak ister gibi gitmişti. Kendini bu kadar geri çekmesi çok tuhaftı. Reva, ilk kez böyle biriyle karşılaşıyordu. Şu yaptığı hareketlerin biri bile karşısındakine tüm ahlakını unuttururdu ama Kuzey kendisinden uzaklaşabiliyordu hala. Tişört, vücudunun ıslaklığı yüzünden göğüslerine yapışıp saçlarının suyunu emerken ani bir kararla tişörtü çıkarttı ve Kuzey'in siyah bornozunu aldı. Kuşağını gevşek bağladığı bornoz bileklerine değmek üzereydi. Saçlarını omuzlarından geriye attı ve banyodan çıktı. Aşağı indiğinde koridordaki tabloları inceleyerek yürüyordu ve burnuna gelen kahve kokusu Karayev'in neden aşağı gel dediğini gösteriyordu. Sonunda mutfağa geldiğinde, çıkardığı kupalara simsiyah bir kahveyi doldurmaya başladığını gördü. Her şeyi gibi tezgahı da siyah olan evin mutfağını incelerken, bir toz zerresi dahi bulamadı. -Apartmanda mı yaşıyorsun yani? Senden daha başka bir yer beklerdim." Elindeki bardaklarla ona dönen genç, Reva'nın üzerindeki gevşek bağlanmış bornozunu istemsizce inceledi. İçinde ufak ve olduğundan cılız görünmüştü. Bir kuşak. Sanki o kuşak onu durdurabilirmiş gibi... Aralarında sadece birkaç adım ve onun üzerinde sadece bir kuşakla düşecek bornoz vardı. Islak saçlarından akan sular, göğüslerinin arasına doğru süzülüyordu. -Sana tişört vermiştim." Dedi Kuzey huysuz bir sesle kahve kupasını kızın önüne koyarken. -Sana çıplak yatmayı sevdiğimi söylemiştim." İtaat etmemesi çok sinir bozucuydu. Eğer sarhoş olmasaydı ve şuanki davranışlarının tuzak olduğunu hissetmeseydi, onunla ilgili bu tezgahta çok başka fikirler edinebilirdi. "Ee sorumu cevaplamadın?" Kahveyi yudumlarken, gözlerini delikanlıya dikti. Herif kupayı dudaklarına götürürken bile kolundaki kusursuz kaslar oynuyor, elinin üstünden bileklerine belirginleşen damarlar dikkat çekiyordu. Fiziği gerçekten büyüleyiciydi. -Yalıda yaşayan birine göre mütevazi buldun sanırım?" Bunu araştırmamıştı demek ki, hayret! Kibirli bir gülüşle dudaklarını kıvırdı Reva. -Yalıda yaşamıyorum. Apartmanda kalıyorum, sadece senin daha izole bir yaşam sürdüğünü düşündüm." Onu şaşırttığını havalanan kaşlarından anlayabiliyordu. -Neden ayrı yaşıyorsun?" Kız sessiz kalınca onun sorusunu cevaplamadığını hatırlayarak ekledi. "Bu benim asıl evim değil. Diğeri şehir merkezine çok uzak. O yüzden buraya nadiren geliyorum." Reva, elleriyle tezgahtan güç aldı ve kalçarını tezgahın üzerine yerleştirip oturdu. -Ayrı yaşamayı seviyorum. Aileyle yaşayınca hesap verme durumun oluyor, gece çalıştığım için de en iyisi bu." Mantıklıydı, bu yüzden ses çıkarmadı Kuzey ve kızın üst üste attığı bacaklarıyla neredeyse özel bölgesine kadar görünen tenini görmezden gelmeye odaklandı. Eğer bu kadar iradeli ve tedbirli olmasaydı, yani bundan 6 sene öncesine gitselerdi, Revayla üçüncü seksini yapıyor olurdu. -Asıl evin nerede?" Kendini tutamayarak dümdüz bir ses tonuyla belirtti. "Ormanda mı?" İşte gerçek Reva buydu. Sesinde flört değil, öldürücü bir tını vardı. Gözlerine neşeli kıpırtılar değil, soğuk tavır hakimdi. Ve dediği... Doğruydu. Kuzey, onu o yüzden götürmemişti asıl evine. Çünkü ormandaydı. Reva'yı bir daha kendi elleriyle ormana götürebileceğini hiç sanmıyordu. "Demek o yüzden götürmedin beni? Şaşırdım, oysa üzerime gelmeyi seversin." Kahvesini yudumlayıp tezgahtan inerken, genç adam da elindeki kupayı bırakmıştı. Yüzünde pişman bir ifade vardı. -Seni o kadar etkileyeceğini bilmiyordum." Reva, ona nefret dolu bir bakış yollayıp arkasını döneceği sırada kolunu tuttu Kuzey. Kızın, sert bir karşılık vermemesine daha çok öfkelendiğini biliyordu. Ama veremezdi işte, Reva'nın o halini unutmak zordu ve düşmanca bakamıyordu artık. -Reva.." dedi çok pişman olacağı bir cümleye başlarken. "Özür dilerim." Yeşillerde hiçbir tepki görmedi, hiçbir karşılık, hiçbir duygu... Tabii göremezdi, Reva sinirlendi. O kimdi ki ona acıyordu?! -Üzgünüm canım, özrün sana acımamı sağlamayacak." dedi onun damarına basmak için. Adama doğru bir adım atıp başını dikleştirdi. "Biliyor musun? Asıl evine de geleceğim. Ormana. Çünkü şimdi, sayende, hiçbir korkum yok." Yeşillerini kırpmadan doğrudan kendisine bakarken, dürüst görünüyordu. "Sen kendi derdine yan, dua et de bir korkunu bana açık etmemiş ol. Çünkü acımayacağım." Başarmıştı. Kuzey'in pişmanlığının bu tehditkar tavır karşısında saniyeler içinde kaybolması uzun sürmedi. Asıl Devran geri dönmüştü. Reva gidecek gibi olurken elini onun önüne koydu ve kızı kendisiyle tezgah arasına sıkıştırdı. -Benimle sevişip aklıma girme ve evimi görme planların pek mutlu sonuç vermemiş anlaşılan." Dedi sesinden oluk oluk hırs akarken. "Öfkeli görünüyorsun." Reva, göğsü aldığı nefeslerle hızlı hızlı inip kalkarken aynı yüz ifadesiyle ona çevirdi başını. "Sarhoş birine dokunacağımı düşünecek kadar içtiğine inanmaya başlıyorum Devran." Kızın çenesini kavrayarak burun buruna gelmelerini sağladı. "Hatırlamayacağın bir geceyi sana yaşattıracağımı düşündüğüne göre, beni gerçekten alçak biri gibi görüyorsun." -Böyle görmekte haksız mıyım?" Dedi Reva, sesinde ne öfke vardı ne hırçınlık belirtisi. Taktik değiştirmişti, yine. Hızına yetişmek her anlamda zordu. Kuzey, afallar gibi olsa da çabuk toparladı. -Sen bana gül attın ve ben sana taş attım yani öyle mi? Savaşı beni uyuşturarak sen başlattın." Bunu söylerken çenesinde parmağını gezdirmesi ve sesini yumuşak bir tonda tutması çok hoş olsa da, düz bir sesle konuştu Reva. -Benim olana göz diken ilk sendin Kuzey." Ellerini onun göğsüne koyup, gözlerine uzun uzun baktı, ismini söyleyişi o kadar güzeldi ki... "Yerimde olsaydın, kulübü karşındakine verir miydin?" Vermezdi. Bu yüzden ses çıkarmadı. Reva, dudağının bir köşesini kıvırıp gözlerini kıstı. "Uyumak istiyorum. Kahve için sağ ol." Arkasını dönüp mutfaktan çıkarken, Kuzey de bir süre arkasından bakakaldı. Eğer onunla sevişseydi, şuan daha mutlu olacağı kesindi çünkü Reva'nın bir iyi bir kötü tavrıyla düşünceleri allak bullak olmuştu. Ona hem kızıyordu, çünkü tehdit edecek cürreti hala bulması sinir bozucuydu, hem de kızamıyordu, çünkü kendisi bel aşağı vurduğu için kötü hissetmişti. O Reva'nın birkaç boş tehdit savuracağını düşünmüştü gözleri kapalı ormandayken, ağlayacağını değil. Telefonu çaldığında, daldığı Reva dolu düşünce girdabından çıkıp aramayı yanıtladı. -Efendim, teslimat bir saat sonra gerçekleşiyor. Arabanızı hazırlatayım mı?" Kızın sadece bir iki yudum aldığı kahveye bakarken, Ercan'ın sorduğu soruya kendisinin de şaşıracağı bir yanıt verdi. -Hayır. Siz halledin, bu sefer gelmiyorum. Apartmanda bizim katı temizlemesi için birini yollamayı unutma." Oldukça büyük bir teslimattı ve Kuzey bu tür teslimatları asla kaçırmazdı, Ercan afallar gibi olduğunda cevap vermesini beklemeden telefonu adamının yüzüne kapattı. Kahvesini bitirdikten sonra adımları mutfaktan dışarı, merdivenlere yönelmişti. Misafir odasının kapısını açıp başını içeri uzattığında Reva'nın olmadığını görmüştü. Hoş, asıl onu orada görse şaşırırdı ya. Bu sefer kendi odasına doğru ilerleyip kapı tokmağını yavaşça çevirdiğinde aralıktan bile yataktaki kızı görebiliyordu. Kapının ses çıkarmadan açılmasına dikkat ederek içeri girdi Kuzey. Sarı saçları siyah örtülerin ve yatak başlığının yanında çok büyük bir tezat oluşturuyordu. Yastığın her yanına dağılan düz saç tutamlarının bazıları üzerindeki tişörtüne dağılmıştı. Tişört. Sırf inadından giymediği tişörtü şimdi gıcıklığından giydiğine, yine saatini takmış olmasıyla aynı sebepten olduğuna, emindi genç adam. Adımları ona doğru çekilirken yavaşça yatağın başına geldi ve kızı inceledi. Uyurken bile kaşları hafif çatılıydı, dudakları ön dişlerini biraz gösterecek kadar aralık... Dövmeli kolları karnında birleşmişti ve başını ay ışığının sızdığı cama doğru çevirmişti. Bembeyaz teni, dövmeleri ışığın altında parlıyordu. Onu uyandırmamaya dikkat ederek yatağa, hemen yanına, yarı uzanır pozisyonda, sırtını başlığa yaslayarak oturdu ve daha dikkatli bakmaya başladı Reva'ya. Gerçekten kimse ama hiç kimse onun uyanık halindeki manyaklığı anlayamazdı şu güzel görüntüden... Pusula dövmeli sağ eli yavaşça Reva'nın yüzüne gelen saça doğru ilerledi ve düzeltme hastalığı olan bir adam olduğuna kendini ikna ederek yavaşça o tutamı çekti. Saçları, yumuşacıktı. Ve onun gibi kokuyordu. Şampuanını da kullanmıştı, rahatlığı gerçekten şaşırtıcıydı. Kuzey, onun düşmanı değil miydi? Nasıl böyle huzurlu uyuyabiliyordu? Nasıl onun evinde rahat edebiliyordu? -Neler saklıyorsun?" Diye fısıldarken, saçlarına bir kez daha dokunmaktan alıkoyamadı kendini. Nemli tutamlar o kadar yumuşaktı ki, hiç boya işlemi görmemiş bir genç kızınki kadar ipeksiydi. "Reva Devran..." işaret parmağı kızın alnıyla saçının birleştiği noktada gezinirken, vücudunu ona doğru çevirdi Reva. Karnına koyduğu ellerinden birini öne doğru sarılmak ister gibi attı ve onun karnına iyice sardı. Uyurken onun saçlarını okşayan hep Acar olduğu için ve Kuzey o gün Acarla aynı parfümü sıktığı için bilinçsizce uyku sırasında yapmıştı bunu. Genç adamın, sarı saçlarında duran elleri kıpırdamasa da kolunun altındaki iri bedene başını yasladı. Kuzey, dikkatle aşağı kaydığı anda da başını kaldırıp, onun göğsüne, kalbinin üstüne doğru yasladı ve neredeyse yüz yüze geldi Reva. Kahretsin yakından daha da güzeldi. Bu sefer parmaklarına hakim olan Kuzey, elini saçlarından ince beline doğru kaydırdığında mırıldandı. -Düşmanın koynunda, hiç doğru değil Karayev. Hiç." •✦ ✧PUSULA - Bölüm Sonu ✦ ✧• •Düştüm, kaldırmayın... •Yorum/yıldız🌟 artık unutmayıın... SHB yarın gelecek sanırım. Alıntılar, bilgilendirmeler ve daha fazlası için, INSTAGRAM; tutkudevran Sevin, sevilin. ❤️❤️❤️
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE