3.GÖZ
Reva, yeşil gözlerinin arasından girmeye çalışan güneş ışığına küfür mırıldanarak, elinin tersini yüzüne siper etti. Gündüzlerden nefret eden baykuşlardan farkı yoktu. Vücudunu kıpırdatmaya çalıştı ama bu imkansızdı, aslında şuana kadar ölmemesi, sol tarafının felç olmaması da şaşırtıcıydı çünkü Kuzey tamamen üstündeydi.
Bir koluyla onun gövdesini tamamen sarmıştı, diğer kolu da kızın boynunun altındaydı, başı Reva'nın hemen sol omzunun üzerinde boynuna doğru sokulmuştu ve bacakları birbirine girmişti. Biraz hareket etmeye çalıştığında, Kuzey homurdanarak pusula dövmeli elini kızın ensesinin altında oynattı ama karnına sardığı elini de iyice sıklaştırarak kendini Reva'ya bastırdı.
O kadar ağırdı ki, kız sol tarafının uyuştuğunu hissederek bacaklarını hareket ettirmeye çalıştı, tişört bile külodunun üstüne doğru sıyrılmıştı bu çabayla ama Kuzey'in bacağı hala üzerindeydi.
-Hayvan gibi yığıldı." Diye tısladı kendi kendine, çabalamanın sonuçsuzluğuyla nefesleri sıklaşırken, başını çevirip kendini hafifçe geri çekti ve onun yüzünü görmeye çalıştı.
Allah'ım, herif uyurken de kusursuzdu.
Kirpikleri o kadar sık ve gürdü ki, gözaltına gölgesi düşüyordu. Ucu kalkık burnu dümdüz bir şekilde aşağı iniyor, kalın böğürtlen dudakları kirli sakalı arasında harika görünüyordu. Her ne görüyorsa uykuda kaşlarını çattı ve mırıldanarak Reva'yı yeniden yakınına çekip boynuna sokuldu. Derin bir nefes çekip, karnındaki kolunu iyice sardı ve organının bacağına sürtündüğünü hissetti kız. Etti etmesine de hiç etkilenmiş durmuyordu, ne yani bu adam rüyasında da mı bir şeyler görüp etkilenmiyordu? Utanmasa dürtükleyecekti acaba etkileniyor mu diye ama tacize girerdi.
Oflayarak başını sağa, cama doğru çevirirken görüşüne giren iri elini inceledi. Sağ eli yavaşça onun parmaklarına doğru kaydı, elleri gerçekten çok hoştu. Kol içlerinden uzanan kabarık damarlar, bileklerinde sakinliyordu, uzun parmakları bir şeye uzanır gibi serbestti, pusula dövmesi baş parmağıyla bileği arasında bir yerde parlıyordu.
Parmaklarını hafifçe dövmenin üzerine getirdi Reva, teni pürüzlüydü. Usulca elini avucuna doğru kaydırdı ve parmak uçlarına doğru ilerledi. Kaşları hafifçe kıvrıldı çünkü Kuzey'in parmak uçları da oldukça sertti, hatta nasırlı gibiydi, işaret parmağıyla baş parmağı arasına onun baş parmağını alıp kavradı. Ve bunu yaptığı an dört parmağını onun eline kapatıp, sardı Kuzey. Reva, elinin neredeyse onda kaybolduğunu görünce güler gibi oldu.
-Hayvan herif." dedi kendi kendine eğlenirken. Başını yeniden Kuzey'e çevirdi ve onu nasıl uyandıracağını düşünmeye başladı. Bir an araları daha iyi olsaydı neler olurdu o geldi aklına, büyük ihtimalle onu okşayarak uyandırırdı çünkü birkaç gündür seks yapmamıştı ve Kuzey pek de dayanılabilir bir fiziğe sahip değildi. Ama araları iyi falan değildi, üstelik sarhoş taklidi yaptığı düşünülürse.
Bu yüzden onun kolunu üstünden büyük bir çabayla ittirdi ve bir çift zift rengi göz açıldı.
-Kalk üstümden." Delikanlı uyku mahmurluğuyla söylediği anlayamazken tekrarladı. "Karayev, pençelerini çek diyorum." O anda nasıl uyuduğunu fark etti ve Reva'nın bile anlayamayacağı bir hızla doğruldu yerinde.
Kız alt dudağını dişlemeden edemedi, adam uykulu gözlerini ovuştururken gerilen sırt kasları çok cezbediciydi.
-Kusura bakma." Dedi pürüzlü kalın ses tonuyla, sesi odayı dolduracak kadar toktu. "Uyuyakaldım." Ona alaycı bir yorum yapacaktı Reva ama üstünü görünce anladı. Gerçekten de pantolonu vardı altında. Siyaha çalan gözleri Reva'ya döndü ve düşünceli bir sesle sordu. "İyi uyuyabildin mi?"
Kafa salladı sarışın.
-İyiydi. Neden ki?"
Çünkü kabus görüyordun.
-Hiç Devran, öylesine sordum." Dedi Kuzey, gözlerini kaçırmak zorunda kalarak. Yalan söylemekten nefret ederdi ama Reva'yı didiklemek istemiyordu.
-Buraya nasıl geldik?" sorusunu sordu neyse ki, yoksa adamın konuşacağı yoktu. Gözlerini kaçırıp kız hariç her yerde, odada, dolaştırmıştı.
-Sarhoştun, benimle olmak istedin." Yeşillerinde muzip parıltılar yanarken, dizlerinin üzerinde ona doğru yaklaştı Reva. Kuzey de başını ona doğru çevirmişti.
-Ya. Demek seni istedim?" Bu sefer dünkü gibi flörtöz değildi, daha çok avına yaklaşan bir vahşi kaplan gibi duruyordu. Kafa sallayan Kuzey'in tam yanına oturdu ve sıyrılan tişört bacaklarını, siyah külodunu sergilerken güldü. "Sende bir Hülya Koçyiğit havası seziyorum ama. Düzüşmüş gibi durmuyoruz." Genç adam gözlerini devirerek yataktan kalktı ve uzaklaştı.
-Evet, çünkü ben sarhoş biriyle düzüşmem." Dedi son kelimeye vurgu yaparak. Reva, kendisine göz devirince onun yatağında hoş durduğu düşüncesini bir küfürle başından savuşturarak saate baktı ve kaşları saniyesinde çatıldı. "Duşa giriyorum. Sana kıyafet getirilmiş olması lazım, salona bak." Reva, onun saate bakıp kızdığını görünce dakik olduğunu anlamış hemen ayaklanmıştı.
-Ne o? Soğuk duş mu yoksa?" Sesi keyifli ve dinçti, uyanalı ne kadar olmuştu merak etti Kuzey. "Hem ölçülerimi nereden biliyorsun sen?" Ona açıklama yapacağı sırada telefonu titreşince komidine doğru yürüyen adam sakin ve düz bir sesle konuştu.
-Hayır, soğuk duş almamı gerektirecek bir neden görmüyorum." Birinci gol. "Sarhoş birini düzmüyorum ama bu çıplak bir sarhoşun ölçülerini de anlayamadığımı göstermez." Telefonundaki mesajı yanıtlayıp ekranı açtığı an Reva ne yazık ki yanına gelmişti ve telefonda son açtığı şey...
-Öyle mi?" Telefonu aniden Kuzey'den kapıp sırıttı. "Soğuk duş almanı gerektirecek bir neden görmüyor musun? Ölçülerini almadan stalkladığın bir neden mesela?" Demek onun profilini kurcalamıştı... Kuzey telefonunu almak için elini uzatınca aleti yatağın üstüne attı ve ona doğru bir adım yaklaştı Reva. Dip dibelerdi, yine. "Neden fotoğraflarıma bakıyorsun ki? Kanlı canlı karşındayım." Aklına gelen şeyle tebessümü sırıtma halini aldı. "Yoksa bana bakıp mastürbasyon mu yapıyordun?" Gözleri iri iri açılan adam geriledi.
-Siktir oradan, hayır yapmadım. 14 yaşında gibi mi duruyorum?" Reva, tatlı bir şekilde kıkırdadı. Çok sevimli ve umursamaz bir kıkırdamaydı.
-Hayır, dedi dilini dişleri arasında bir anlık kıstırarak, hayır hiç de 14 gibi durmuyorsun." Bunu söyledikten sonra Kuzey'i baştan aşağı soyar gibi süzerken, bakışlarını kaçırdı delikanlı. "Karayev'i utandıran Devran hanesine 50 puan!"
-Sen zır delisin." Kuzey, banyoya ilerlerken, kahkaha patlattı Reva.
-Harry Potter izlemedin mi? Tüh! Senden çok iyi, huysuz bir Snape olurdu." Bunu söylerken onun arkasından geliyordu ve banyonun önüne geldiği anda kapıyı yüzüne çarptı genç adam. "Heeey! Vazgeçtim. Sen tam sikik Voldemort olurdun. İkinizde de içi boş bir ego var ve bel altı vurmayı seviyorsunuz. Nasıl ama?" Onun bu laf sokmasına karşılık pantolonunu çıkaran Kuzey söylenmeden edemedi.
-Orman konusunda pişman olduğumu söyledim Devran ama yaptığımı geri alacak bir icadın yoksa çeneni kapat." Kapı aniden açılarak duvara çarpınca istemsizce arkasını döndü genç adam. "Siktir, çıplağım." Reva, çakmak çakmak gözleriyle kafa salladı.
-Siktir, görüyorum!" Dedi alaylı bir tavırla ve lavaboya doğru ilerledi. "Duşunu alabilirsin, ben diş fırçalayacağım." Tam ona çantasını yanına almadığını söyleyecekti ki, kendi siyah otomatik fırçasına diş macununu TAM ORTADAN sıktı ve başlığını ağzına soktu. Kuzey'in hareketlenmediğini görünce başını çevirdi ve ne var gibisinden salladı.
-İnanılmazsın. İnanılmaz." Kuzey, öfkeyle tıslayıp cam duş kapısını hırsla kapatırken, Reva gülmeden edemedi. Onu sinirlendirerek güne başlamak keyifliydi, Karayev'in bu takıntılı halleri ayrı komikti. Ağzını çalkalayıp yüzünü de yıkadıktan sonra saçlarını köşedeki fırçayla biraz tarayıp şekillendirdi.
-Diş fırçanı kullanmamdan rahatsız mı oldun?" Kuzey, duşunu almış cam kapıyı açarak havluya uzanmışken ondan önce kaptı ve önüne geldi Reva. "Sana bir soru sordum?!" Gerçekten asla laf dinlemeyen, gıcık bir kız nasıl olurdu? Böyle işte. Çünkü kimse, hayatında kimse Kuzey'e dırdır yapacak kadar uzun süre yanında kalmamıştı. Genelde bu saatte hep yalnız kalmayı tercih ederdi ve bu kadar geç kalmazdı! Programı şimdiden 30 dakika gecikmişti.
-Evet oldum." Reva, onun özel bölgesine bakmamaya çalıştı. Ama vücudu bu kadar heybetli olan bir adamın... Yeşilleri saniyelik bir şekilde yoklarken, süzülen damlalar V şeklindeki kas çukurlarından inerek organının üzerinden kayıyordu. Ama Kuzey bunu fark etmedi bile, havluyu beline sarmıştı.
Cam kapıdan çıktığında bir adım gerilemek zorunda kaldı Reva. Öfkeli olan Kuzey'in ne yaptığını anca çöp kovasının metal kapağı kapanınca anlamıştı.
-Ne?! Kullandım diye attın mı yani?" Adam, ıslak saçları için ufak bir havluyu köşedeki demir bölümden alırken, kollarını göğsünde kavuşturup "hıh" gibisinden bir ses çıkardı kız. "Merak etme, kimseye sakso çekmiyorum."
-Ne?" Anlamadığını onun koyu gözlerinde görmüştü bu yüzden açıkladı.
-Ağzımdan tiksinmene gerek yok yani diyorum, ben kimsenin önünde eğilmem." Kapıya doğru yürüyecekken kolundan kavradı Kuzey.
-Tiksinmedim. Eşyalarımın kullanılmasından hoşlanmam." Reva, tek kaşını kaldırdığı an bunu hiç söylememesi gerektiğini o zaman fark etti.
-Ama bana tişörtünü verdin?" Acilen bir cevap düşünmeliydi ve ne yazık ki en aptalca olanını seçti.
-Çünkü tişörtün yoktu." Onu köşeye sıkıştırmak keyifliydi. Bu yüzden ona doğru yürürken gülümsemeye başlamıştı kız sinsi sinsi.
-Diş fırçam da yoktu?" Kuzey, ne diyeceğini bilemeyerek etrafa bakındı ama sonunda itiraf etmenin daha doğru olacağına karar verdi.
-Ağzını ağzımda hissetme fikri tuhaf. Oldu mu?" Arkasını dönüp banyodan çıkarken Reva'nın kahkahalarını duymuştu ne yazık ki. Ah, bu evi sessizken daha çok seviyordu. Nereden almıştı başına bu belayı?
-Bunu düşündün mü gerçekten? İnanamıyorum. Bir de bana sapık muamelesi yaparsın." Kuzey, huysuz bir şekilde kaşlarını çattı.
-Öyle bir muamele yaptığımı hatırlamıyorum Devran." Saçlarını kurulamayı bırakmıştı ve giyinme odasına doğru ilerlemişti ama Reva da onu maalesef takip ediyordu!
-Yapıyorsun, yaptığını gözlerinde görebiliyorum! Sana yaklaştığım her zaman geri çekiliyorsun. Eh ilgini çektiğimi de öğrendiğime göre, demek ki aslında utanıyorsun." Kuzey, havluyu hiç beklemediği bir anda indirip kendisine sinirle döndüğünde gözleri bu sefer doğrudan oraya kaydı kızın.
Vay be. Mal da mal hani.
İçindeki sese bir ayar verirken, onun bakışlarını fark eden genç adamın gözleri keyifle ışıldadı.
-Dilin mi tutuldu?" Reva'nın yeşilleri kendi gözlerine dönünce bu sefer gülme sırası ondaydı. "Sessizleştin." Kız, yalandan mahçup bir tebessümle gülümsedi. Ama oraya attığı kaçamak bakış Kuzey'in canını sıkmıştı.
Çünkü oraya yeşillerin dönüp durması ve Reva'nın kendi tişörtü içindeki bu hali ona bambaşka fikirler veriyordu.
Sadece bir adım ona doğru atıp, siyah kü...
Hayır hayır hayır.
-Sen de fanteziler kuruyor gibisin. Gözlerinin rengi koyulaştı." Arkasını dönüp bir boxer çıkardı cevap vermek yerine Kuzey. Dolaptan çoktan hazırlanmış bir takımı çıkaracakken hızla yanına geldi Reva. "Hayır hayır, takım elbise giyme!" Nedenini soran bakışlara sanki salakmış gibi göz devirdi. "Bugün salı."
-Yani?" Tuna'nın iç sesi içinde haykırırken, keyifle söyledi.
-Salı sallanır! Yani serbest giyeceksin. Dur bir saniye. Çekil." Kalçasını kasıklarına bastırarak onu arkaya ittirince hemen geri çekildi delikanlı. Kız, askıları karıştırdı, elindeki askıyı bir köşeye attı -Kuzey hemen fırlattığı askıyı dağınıklığı sevmediğinden kaldırmıştı- ve kıyafetlerde göz gezdirdi. Asıl evinde kaç kıyafet vardı Allah bilir... "Şu tişörtü giy, beyaz. Altına da şunu alalım. Tüh, keşke biraz yırtık olsaydı, neyse. Çekilsene. Hıh. Eh, bu da güzel. İş adamı ayakkabılarından iyidir. Aksesuarın var mı? Kolye, bandaj falan?" Kuzey kendisine tek kaşını kaldırarak bakınca göz devirdi. "Giy şunları geliyorum."
Kızın verdiklerine göz gezdirince kötü olmadıklarını düşündü. Hem zaten hepsi kendi tarzıydı. Sadece hafta içi spor giyinmek garip gelmişti. Salı sallanır da neyin nesiydi...
Kıyafetlerini giydiğinde, belki de hiç giymemesinin daha iyi olduğunu düşündü, neden takım elbisesini giymemişti? Belki de o da bir değişiklik yapmak istemiş olabilirdi, Reva'nın hala gelmemesi üzerine kaşları çatıldı ve odaya doğru girdi ama iç çamaşırlarıyla onu görmeyi beklemiyordu.
-Pardon." dedi arkasını çabucak dönerken. Reva da onu görmeyi beklemiyormuş gibiydi ama şaşkınlığını atıp güldü.
-Dön arkanı Karayev. Birbirimizi yeterince gördük." Doğruydu, keşke doğru olmasaydı çünkü onun vücudunu bilmek rahatlatıcı bir şey değildi aksine kafa kurcalıyordu ama sessiz kaldı Kuzey.
Ercan aracılığıyla getirttiği ince askılı siyah dar elbise oldukça kısa ve tam da Reva'nın tarzıydı. Altına ince bantlı ayakkabıları geçirip, yatağa otururken, saçları tek omzundan aşağı sarkıyor dizlerinin üzerine dökülüyordu. Ayakkabının tokalarını takıp ayaklandığında Kuzey izlediğini fark etmemesi için telefonuna doğru yürüdü.
-Al bakalım." Yanına gelen kız, kollarını boynuna uzatarak başından uzun bir zinciri geçirdi ve gülümsedi. "Hediyem olsun. Reva Devran koleksiyonundan."
Göğüslerinin altına kadar inen uzun gümüş zincirin ucunda ufak bir parlayan kılıç figürü vardı ve oldukça hoş görünüyordu.
-Saçlarını kurutmayacak mısın?" Gözlerini kolyeden çekerken kızın sorusunu yanıtladı.
-Evet. Sen aşağı in, kahvaltı hazırlanmıştır." Reva, sabahın çok erken saati olmasına rağmen karnının iyice acıktığını hissederken kafa sallayıp kapıya doğru ilerledi ve ona bakmadan duramadı Kuzey.
Harikaydı. Sarı hafif dalgalı saçları beline dökülmüştü, elbisenin sıkıca sardığı kalçaları, uzun bacakları ve içinde harika yürüdüğü topuklu ayakkabılarıyla bir kuğu gibi zarif ve güzeldi. Kollarındaki dövmeler ise onu olduğu naiflikten çıkarıyor, daha vahşi, seksi bir görüntü çiziyordu.
-Kalçalarımı izliyorsun." Arkasına bakmadan söylediği cümlenin hemen ardından başını çevirirken Kuzeyle göz göze geldi. Göz kırparak kapıdan çıkıp giderken, genç adam saate bakıp bir küfür mırıldandı ve hızla banyoya yollandı.
Neyse ki saçları düzdü de hızla bir şekle sokup kurutabilmişti. Fırçaya kaşlarını çatarak baktığında birkaç sarı tel görünce siniri yüzünden gülmeden edemedi. HER ŞEYİNE dokunmak zorunda mıydı? Zaten sabaha geç başlamış olması yetmiyor muydu?
Bu kız manyak listesinin bayrak sallayanıydı.
Aşağı indiğinde kahvaltı hazırlayan Janset Hanımla Reva'yı sohbet ederken buldu.
-Dediğim gibi burada durmam..." Kuzey'in içeri girmesiyle sessizleşen kadın, buruşuk ince elleriyle adama doldurduğu koyu kahveyi masanın üzerine koydu ve başıyla selamladı. "Günaydın, Kuzey Bey." Cevap vermeden yerine geçen adamın kabalığına göz deviren Reva elindeki çay fincanını bırakıp boğazını temizledi.
-Şş Kuzey, Janset abla bizimle otursun istiyorum. Ama senin kızacağını düşünüyor." Kadının yanakları kıpkırmızı olurken, Kuzey'in bakışları üzerine dönünce açıklama ihtiyacı hissetti.
-Reva Hanım çok nazik, ancak ben bunun olmaması gerektiğini kendisine ilettim efendim." Kafasını kıza çevirip devam etti. "Kuzey Bey, yalnız kahvaltı etmeyi tercih eder." Adam, zaten kadın gerekli açıklamayı yapınca hiçbir şey söylemediğinde Reva alttan onun baldırına bir tekme vurdu ve göz göze geldiklerinde kaşlarını çattı.
-Janset abla, bence Kuzey Bey bunun için zaten geç kaldı, nasıl olsa şuan yalnız değil. Hadi geç sen." Kadını bileğinden çekerek yanındaki sandalyeye oturttu ve ayaklandı. "Ben sana çay koyayım. Açık mı içersin?"
Kuzey'in öfke dolu bakışları neyse ki kıza dikilmişti de kadın o gözlerin hedefinde olmadığına şükretti.
-Açık." Dedi sessizce, çünkü Reva kendisine cevap bekler gibi bakmıştı. Kız çayı sanki yıllardır eviymiş gibi dolaptan çıkardığı bardağa doldururken, gülümsedi.
-Kahvaltı harika! Annem de böyle özenir, sofrada bir kuş sütü eksik." Janset'in çayını önüne koyup, bir de servislerden birini masaya açarak yanına oturdu. "O da Kuzey Bey büyüme gelişmesinin süt aşamasını tamamladığı için olsa gerek." Kadın gülmemek için kendini zor tutmuştu.
-Kuzey Bey, günaydın." İçeri Ercan elinde gazetelerle girdiğinde Reva bir dilim ekmeğe bolca kaymak sürüyordu.
-Ooo Ercan, gelsene. Hoşgeldin." Keyifli ses tonu Kuzey'in sinirlerini alt üst ederken bardağını sertçe masaya koydu ve sessizliğe neden oldu.
-Çalışanlarımla yemek yemek adetim değil Devran. Saygı duyup kahvaltını yaparsan iyi olur. Çünkü kimseyi kovmak istemiyorum." Ercan, sessizce gazeteleri adamın elinin yanına koyarken tek kaşını kaldırdı Reva da.
-Öyle mi? Kovabilirsin. Janset ablayla Ercan benimle çalışabilirler. Hatta Ercan'a teklif ettim ama seni seviyor sanırım, reddetti." Söylediği alelade bir şeymiş gibi reçelini ekmeğin üzerine sürdü ve yeşillerini adamın gözlerine dikerek koca bir ısırık aldı.
Kuzey, onu görmezden gelmeye karar vermişti çünkü bu kızla uğraştıkça sinirleri daha çok bozulmuştu.
Bu yüzden kahvesini yudumlayıp gazeteleri okumaya devam etti, arada sadece yulaflı omletinden birkaç çatal alıyordu, ikinci dilim ekmeğine kaymak süren Reva'ya çaktırmadan baktı. Oldukça iştahlıydı ve kendisinin bugüne kadar çok az dokunduğu şekerli kahvaltılıkları keyifle tüketiyordu.
Bir yandan da Jansetle yemek hakkında konuşmaya başlamıştı. Kadının anlattıklarını keyifle dinliyordu, sanki gerçekten de yemek konusu çok ilgisini çekiyormuş gibi...
-Ne o? Niye bakıyorsun?" Aniden Kuzey'e dönmüştü. Ekmekten koca bir ısırık alıp, lokma sağ yanağını şişirken çiğnedi. "Hiç yemek yiyen bir kadın görmedin mi?" Kuzey, dudağının bir köşesini kıvırırken kahve dolu kupayı dudaklarına götürdü.
-Böylesini görmedim." Janset, onların arasındaki bu atışmaya gülümsemişti. Kuzey'i ilk kez sinirli görmemişti elbette ama ilk kez dudaklarını kıvırırken, keyifli, görünüyordu biraz önce sinirlenmesine rağmen. "Janset'in bütün reçellerini bitirmeye kararlısın." Reva, son lokmasını ağzına atarken dudaklarını büze büze, tadını çıkararak yedi. Kalan reçeli dudaklarından silmek için dudaklarını yalarken, parmağında kalan reçeli de diliyle silmişti ve Kuzey gözlerini kaçırdı.
Bilerek mi yapıyordu?
-Eh enerji toplamam lazım, bilirsin Janset abla, Türkiye'nin en iyi kulübünü işletmek kolay değil. Her gün türlü türlü insanla uğraşıyorum." Kadın, takdirle kafasını sallarken, Kuzey ayaklandı.
-Evet, zamanlama gibi bir probleminin olmamasından belli. Senin yüzünden geç kaldım, kahvaltın bittiyse artık kalk." Reva, bir an sırf onun gıcığına daha çok yiyeceğini söyleyecekti ki yapılması gereken işler aklına gelince derin bir nefes alarak ayaklandı.
-Tabii, biraz bekle. Masayı kaldıracağız önce." Ona ciddi mi diye gözlerini iri iri açarak bakarken, tabakları üst üste koymasından ciddi olduğunu anladı Kuzey.
Biri. Bu. Kızı. Öldürebilir. Miydi? Kendisi hariç herhangi biri?
-Şaka yapıyorsun? Bırak şunları, Janset toplar!" Kadın da panikle kahvaltılıkları bambu tepsiye yerleştirirken kafasını salladı bu kükremeye karşılık.
-E-Evet Reva Hanım, lütfen. Ben hemen hallederim." Reva, omuz silkerek toplamaya devam edince tabakları lavabonun yanına götürdü omzu üzerinden Kuzey'e baktı.
-Sen de yardım edersen çabuk hallederiz, daha çok gecikmezsin." Janset, Kuzey'i tanıyordu ve böyle baktıktan sonra iyi şeyler olmayacağı kesindi. Çünkü koyu renkteki gözleri alev alevdi ve Reva'yı, kadına el kaldırmama sözü olmasa, orada boğacakmış gibiydi.
-Hemen gelmezsen Janset'in izin günlerini iptal ederim. Ve benimle olan anlaşmasına göre en az 5 sene daha benimle birlikte çalışmak zorunda." Reva, doğruluğunu sorgulamak istercesine yanındaki orta yaşlı kadına bakarken, kadının mavi gözlerinin iri iri açılmasından doğru olduğunu anlamıştı. "O yüzden ya şimdi gelirsin..."
Reva, cümlesinin devamını beklemeden kapıya doğru ilerledi ve tısladı.
-Hayvan herif."
Kuzey, onun arkasından yürürken öfkesi bedenini terk etmeye başlamıştı. Söz dinlediği zaman bu kız daha mı çekiciydi ne?
-Reva Devran'ın dönmüş olması güzel."
Hasta olduğunda bile her zaman dakik olan ve evden tam olarak sekizde çıkan biriydi, ama Reva yüzünden saat neredeyse dokuza geliyordu ve anca çıkmışlardı.
Kız planlarının ortasına bir bomba gibi düşüp sabah düzenini bile bozmuştu ve inatçı karakterine bakılırsa bunun devamını getireceği de kesindi.
•✦ ✧PUSULA - Bölüm Sonu ✦ ✧•
Kuzey🔥Reva?
Alıntılar, bilgilendirmeler ve daha fazlası için,
INSTAGRAM; tutkudevran
400 yıldız&yorum istiyorum. 🖤 Bu hikayeye feci düştüm şu aralar...
Sevin, sevilin. ❤️❤️❤️