bc

Eftelya (+18)

book_age18+
3.3K
TAKİP ET
28.3K
OKU
dark
opposites attract
badgirl
mafia
mythology
enimies to lovers
like
intro-logo
Tanıtım Yazısı

DİKKAT! ( Hikaye ağır ögeler, detaylı cinsel ve şiddet içerikleri barındırmaktadır.)

Gözleriyle bütün bedenimi inceledi.

Nefesimi tutmuş onun harekete geçmesini bekliyordum.

Elini saçlarımda gezdirip, yanağımdan, göğsüme, göbeğime ve bacaklarıma dokundurmaya başladı.

Bütün vücudum hareketsiz kalmış adete teslimiyet duygusuyla kendini bırakmıştı.

Dudaklarını boynuma yaklaştırıp minik ve ıslak dil darbeleri atıyor daha sonra ufak ufak ısırıklar bırakıyordu.

Canım acımıyor tam tersi deli gibi tahrik oluyordum.

Penisi git gide sertleşmiş vajinama dokunuyordu,

Hazırdım,defalarca olduğu gibi bütün bedenimle anın ve Cihan'ın tadını çıkartacaktım...

chap-preview
Ücretsiz ön okuma
Artık korkmuyorum çünkü kaybedeceğim hiçbir şey yok...
ÖFKE Sonunda kalan son gücümle kaldırıma oturdum, ellerimi dizlerimin üstüne koyup kafamı yere eğdim. Ne ara bu kadar yağmur yağmaya başlamıştı? Kaç dakikadır koşuyordum? Yağan yağmurla ıslanan saçlarımdan akan kanları izliyordum. Acı yok , korku yok. Sadece patlayacak gibi atan kalbimin ritmiyle yüzümde sadist bir gülümseme belirdi. Ben ne zaman böyle bir insan olmuştum? Montumun iç cebini karıştırdım sigaramı bulmayı umut ederek, Elime gelen paketle yüzüm güldü bir dal çıkarıp montumun içinde elimide siper ederek yaktım. Yağmur dinmişti,fakat sis hala sokağı kaplıyordu. Evlerin bacalarından çıkan mistik genzi yakan bir koku vardı. Sokakta bir yanıp bir sönen lambanın altında oturuyordum. Gelen geçen bir iki kişinin gözünde dehşet vardı. O kadar mı kötü haldeydim? Oysa ki bugün benim en mutlu günümdü sonunda intikamımı almıştım. Sadece bekledim, gözüm sokağın başında gelmelerini bekledim. Çok geçmedi her tarafı siren sesleri sardı, Bana doğru gelen 4 polis arabasını,sisin arasından mavi kırmızı ışıklarından görebiliyordum. Teker teker önümde durdular araç kapılarının arkasından silahlarını bana doğrulttular. O kadar çok istedim ki yok olup gitmeyi ama beklemeliydim henüz bitmemisti, söylenen emirleri yerine getirdim sigarayı attım ellerimi havaya kaldırdım yere uzandım. İki kadın polis üstüme kapandı ellerimi arkada buluşturup kelepçe taktılar karşı çıkmadım, bu en kibar kelepçelenmemdi daha beterlerini yaşamıştım. Kaldırıp araca bindirdiler, sıcaktı, nefesim sakinledi, yorgundum vücudumda ki ağrıları hissetmeye başladım adrenalin azaldıkça, acılar ortaya çıkmaya başlamıştı ve ben bundan nefret ediyordum. Yavaş yavaş inlemeye başladım, Solumdaki kadın polis öndeki erkek polise; " Bir sorun var galiba ? Ne kadar sürer hastaneye gitmemiz?" dedi. Erkek polis telefonun yan kilidini açıp; "20-25 ne oldu?" dedi. Kadın polis cevaptan tatmin olmamıştı ki iğrenmekle acımak arasındaki yüz ifadesiyle "Burnu kırık, kafasında ciddi açılma var, anladığımız kadarıyla bir iki parmağı da kırık" dedi. şu âna kadar hissetmediğim tüm bu acıları saydıkça hissetmeye başlamıştım ilk yüzümde bir sıcaklık oldu dudaklarıma değen sıvıyı yağmur damlası sanarken demir tadından hiç anlayamadım kan olduğunu, parmaklarım zonkluyor sanki tek bir parmağım 20 kilo olmuş gibi kaldıramıyordum halime acımış olmalılar ki kelepçeyi çıkartma kararı aldılar. Yardımcı olmak için eğildiğimde göğsümde bir sızı hissettim ve acı içinde çığlık atmamla gözlerimin kapanması bir oldu... -4 SAAT SONRA- Saat sesi duyuyorum, "Tik tak tik tak" dedemin evini duvara asılı büyük ahşap saati hatırlattı bana kısa bir an da olsa küçüklüğüme gitmiş olmanın hissiyatı mutlu etmişti. Göz kapaklarımın üstünde sanki 2 kilo ağırlık vardı, açmakta güçlük çektim çok mücadelede edemedim zaten, kapının açılma sesiyle gıcırdayan bir bot sesi duydum sonra bir kalın topuk sesi kundura gibiydi, -"Doktor bey, durumu nasıl? Tahminen ne zaman kendine gelir?" -"Bildiğiniz üzere hasta geldiğinde durumu pek de iyi değildi 3 kaburgasında, parmaklarında, bileğinde ve burnunda kırıklar mevcuttu. Gerekli görüntülemeler yapıldı kafa tasında açılma dışında herhangi bir tranvaya rastlanmadı dikişler atıldı fakat henüz hastamız uyanmadı, uyandığında birkaç tetkik daha yapmak istiyoruz, şuan ağrı kesicilerle uyutmak daha kolay toparlanmasını sağlayacak." -"Ben burada değildim, vücudunda başka bir darp yada kesici bir iz var mıydı?" - " Hasta bakıcı ve hemşirelerin bana aktardığı vücudunda normal bir renk olmadığıydı" -"Nasıl yani?" -"Çok fazla darp izi olduğunu bazılarının iyileşmek üzere, bazılarının da yeni oluşan morluklar olduğunu belirttiler bir iki iz var geçmişe dayalı belli ki onlarida zaten dövmeyle kapatmış". -" Üzücü, anladım bilgi için teşekkür ederim". - "Rica ederim, olası bir durumda haber vericez iyi görevler". -"Sizede doktor bey". kapının tekrar açıldığını ve kapandığını duydum fakat tek bir çift ayak sesi duyulmuştu. Diğer adam yanımdaydı. Peki kimsin sen? Gözlerimi açamıyordum, oda karanlık değildi. Kapının kapanma sesi sağ tarafımdan gelmişti sağdan sola doğru bir karartının geçtiğini gözlerimi zorla araladığımda görebiliyordum. Yerde sürüklenen sandalyenin sesini duydum, Ölümü arzulasam da birazdan boğazıma bir bıçak darbesi gelebileceğinin hayali ürküttü. Yutkundum, kan tadı midemi bulandırıyordu ama buna tepki veremeyecek kadar yorgundum. Derin bir nefes aldığını işittim; -" Duyuyor musun ? bilemiyorum. Yaşadıklarını anlamak çok zor değil, bunca işkenceye nasıl dayanabildin onu da bilmiyorum ama çok üzgünüm sana yardım edemediğimiz için yardım edemediğim için çok üzgünüm". Bir dakika biri bana üzgünüm mü? dedi. Biri benden af mı diledi? Biraz modumda olsaydım buna kıçımla gülerdim. -"Merak etme herşey yoluna girecek, dinlen ve bir an evvel iyileş". Kim bu bana masal anlatıyor siktir git! Herşey yoluna girecekmiş, zaten girmeyen bir yol kaldı... Polyannacılık oynayamayacak kadar sıçıldı ağzıma, kimsenin vicdan azabıyla uğraşmayada halim kalmamıştı. Tekrar derin bir iç çekiş sesini duydum, sesi yaşlı değildi genc gibi de değildi orta yaşlı olduğu belli. Yalan yok merakımdan kuduruyorum, yine son bir gayret sol gözümü aralamaya çalıştım fazla bulanıktı açarken giren hava gözümü yakmış ve yaşartmıstı. (Kabul göz sulandıran bir detay oldu üzgünüm🥹) Farketmiş olacaktı ki bi anda karanlık bir gölge belirdi burnumun dibinde, Nefes alış-verişi hızlandı, yüzüme ve boynuma yumuşak bir tüy gibi değiyordu. -"Uyandın! iyi misin?, biraz daha çabala ha gayret" dedi. Heyecana bak, heyecana ne ayaksın olum sen?, ama yalan yok gaza da gelmedim değil. Merakım iyice artınca diğerinide aynı şekilde açtım bulanıktı tepemdeki beyaz ışık gözümü iyice yaktı geri kapatmamla yanımda hızlı bir hareketlenme oldu etraf artık karanlıktı tekrar denedim bu sefer ışık yoktu, kapatmıştı. Sağımdaydı artık, Bir erkeğin gözlerinin bu kadar güzel olması normal mi? sakalları vardı ama özenle taranmış gibi düzenliydi arasından kalemle çizilmiş gibi dudaklarını görebiliyordum, yanlardan kısa üstten geriye doğru taranmış parlak siyah saçlarını inceledim, kaşlarını şaşkınlıkla çatmış bana bakıyordu, Gözleri şaşkınlığımı arttırdı bu kadar siyah saçın, kaşın, sakalın arasında böyle çakır gözlerin ne işi vardı? Fazlaca iriydi, kilo değil gibiydi, kollarını yatağa bastırmış bana doğru eğilmişti omuz ve kol kaslarını görebiliyordum çok kaslı erkekler hep gay gibi gelmişti bana ama bunun farklı bir havası vardı. Şaşkınlığı,gülümsemeye dönüştü süzdüğümü anlamıştı. -" Tanımıyorsun zorlama hafızayı" dedi güldü. dişleri geleceğimden parlaktı, baktıkça yeni bir şey keşfediyordum, uzun bir kaşe kabanı içinde boğazlı fitilli bir kazak vardı altında ona eşlik eden siyah bir pantalon incelemeye devam etmem yanımdan uzaklaşmasıyla son buldu sırtı bana dönüktü oldukça genişdi ne derlerdi üçgen mi ne? öyle bişeydi. Odanın kapısını açtı, dışarıya uyandı diye seslendi. Odaya ufak tefek iki hemşire girdi birinin elinde metal bir tepsi vardı diğerinde bir dosya, ardından odaya hızlı bir şekilde beyaz önlüğüyle doktor geldi, önlüğün cebinden kalem benzeri birşey çıkarttı, -"Gözlerine bakıcam,biraz yakabilir lütfen takip etmeya çalış" dedi. parmaklarıyla kapanmak için direnen gözlerimi araladı son gücümle denileni yaptım kullandığı aparatın ucundaki sarı ışık rahatsız etmişti etrafa baktığımda minik minik sarı noktalar görmeye başladım sonra yavaş yavaş yok oldular. Birkaç kontrolün ardından ellerini cebine atıp geriye doğru eğildi o sırada hemsirelerden biri serum yeniliyordu. Doktor bana bakarak; "Bu kadar erken uyanmanızı beklemiyorduk, bu iyi birşey dirençli olduğunuz belli, burda güvendesiniz elimizden gelen bütün çabayı sizler için göstericeğimizden şüpheniz olmasın dinlenmeye ve iyileşmeye bakın"dedi. Benim için fazla özgüvenli bir konuşmayı hala kafamda ki kırk tilkiyle uğraşıyordum, yanımda ki adam doktora yaklaşıp, -" dışarda konuşalım mı?" diye sordu. Beraber çıkarken bana göz kırptı, bu beni fazlasıyla sinirlendirdi. Kendimde olsam içinden geçerdim de dua et değilim. Çok acıkmış ve susamıştım en son ne zaman ne yediğimi dahi hatırlamıyorum, şuan yiyebilecek miyim? oda meçhul ama suya çok ihtiyacım vardı yutkundukça gelen kan tadı verdikleri serumun iğnelerin ağzıma gelen metal tadı midemi bulandırıyordu. Çok acıkmış olmalıyım ki burnuma yemek kokusu geliyordu offf ezo gelin gibi ama değil mercimek çorbası gibi bişey diye hayal ederek uyuya kaldım. Karnımın guruldama sesi o kadar yüksekti ki uyanmıştım bir kıkırdama sesi duydum soluma baktığımda sandalyede geriye doğru yaslanmış bir ayağı diğer bacağının üstündeydi ağa gibi bir havası vardı bana bakıp gülümsedi öne doğru eğilip dirseklerini dizlerinin üstüne koyup ellerini ortada birleştirdi. -"Umarım mercimek çorbasını seviyorsundur" dedi. yutkunmakla yetindim yanıma yaklaştı kabanını çıkarttı yatağın yanında ki kumandaya basıp sırtımı dikleştirdi, hareketli masayı önüne çekti sandalyeyi de yanıma kağıt poşetten çıkarttığı bir çorbayı önüme koydu çıkarttığı kaşığı temizledi . O mu yedirecekti ? Neyse şuan bunu sorgulayamacak kadar açtım, kapağı açtı bir kaşığı doldurdu bana yedirmesine onay vermemi istermiş gibi bir bakış attı, gözlerimi kırparak onayladım dudaklarımı aralamak için çabaladım kurumuş ve birbirine yapışmış gibiydi çorbanın çok sıcak olmaması için dua ederken ılık ılık ağzıma aktığını hissettim yutkundum bir tada bu kadar hasret olacağımı hiç düşünmemiştim bağırarak ağlamak istedim ama sadece yanaklarımın yanından göz yaşlarım akıp gidebildi. Elinin tersiyle sildi yanağımı, umut dolu bir bakış attı . -"Geçecek" dedi. Yaşadıklarımın hangi bir detayını biliyorsun acaba, Yada bilseydin bu kadar kolay diyebilir miydin? "GEÇECEK" diye? Bana kalırsa geçmeyecek, hatta yeni başlıyoruz...

editor-pick
Dreame-Editörün seçtikleri

bc

HÜKÜM

read
225.7K
bc

MARDİN KIZILI [+18]

read
529.0K
bc

AŞKLA BERDEL

read
80.9K
bc

Ne Olacak Halim (Türkçe)

read
14.4K
bc

ÇINAR AĞACI

read
5.8K
bc

PERİ MASALI

read
9.6K
bc

Siyah Ve Beyaz

read
2.9K

Uygulamayı indirmek için tara

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook