Dr .Sıla Şengül

1074 Kelimeler
Kuzey Yanardağ. Bu şehirde adını fısıltıyla söyleyenlerin sesi bile titrerdi. Yirmi dokuz yaşındaydı. Ama bakışları bir ömürden fazlasını taşırdı. Esmer teni, keskin çene hattı, yüzüne işlenmiş sertlik… Omuzlarından bileklerine kadar uzanan siyah dövmeler, geçmişinin izleriydi. Uzun boylu, kaslı, sessiz ama öldürücü bir adamdı. Geceleri sevdiği söylenirdi, çünkü karanlık onun tek dostuydu. Annesi ve babası küçükken bir çatışmada ölmüştü.Bi halası ve bir dedesi vardı. Vefalı bir adamdı onlara karşı . . . Kız kardeşi…Defne .... Bir trafik kazasında eşiyle birlikte yanmıştı. Ama herkes bunun bir suikast olduğunu bilirdi. Çünkü bu tarz adamların eşi dostu ailesi hep hedefti ... Defne ve eşi Can ... Can Kuzey'in dostu ve en yakın arkadaşıydı . Oda mafyaydı . Defne'yi çok sevdi, Defne de adamı .. ama kader onları ayırdı . Hemde Defne altı aylık hamile iken ....Oysaki ne kadar sevinç vardı Kuzey'in gözünde .Küçük kız kardeşi anne olacak , dostu ise baba.Kendisi dayı .... O günden sonra Kuzey’in içinde bir şey ölmüş, yerine başka bir şey doğmuştu: acımasızlık. Gecelerin adamı denirdi ona. Çünkü Kuzey Yanardağ uyuduğunda şehir nefes alırdı. Altan, onun sağ koluydu. Esmer, sert bakışlı, kemikli yüz hatlarıyla soğuk bir adam. Duyguları yokmuş gibi davranırdı. Konuştuğunda insanlar susardı. Silahı kadar keskin bir zekâsı vardı. Hazar ise Kuzey’in tam zıttıydı. Kumral saçlı, gamzeli, yakışıklı ve tehlikeli bir cazibeye sahipti. Gülümsediğinde insanlar yanıldığını sanırdı. Oysa Hazar’ın gülüşü çoğu insanın son gördüğü şeydi. Üçü de aynı cehennemden çıkmıştı. Üçü de mafyanın en tepesindeydi. Ama herkes bilirdi: taht Kuzey’indir. Kuzey steril bir odada uyanırken tavanın beyazlığı gözlerini yakıyordu. Yara sızlıyordu ama acıyı umursamıyordu. Altan sandalyesinde oturuyordu. Hazar camın önünde sigara içiyordu. “Ölmedin abi oh be lan ,” dedi Hazar sırıtarak. “Şanslı günündeydin.” Kuzey gözlerini kısarak tavana baktı. “Doktor?” diye sordu. Altan cevap verdi: “Hamile olan.” Kuzey’in kaşı hafifçe kalktı. Sıla Şengül. Mardinli doktor. Türkan Şoray gözlü. “Kaçırdığınız doktor hamileydi,” dedi Kuzey alayla. “Zekânız beni şaşırtıyor amına koyayım .” Hazar omuz silkti. “Kurşun senin göğsündeydi abi. Alternatif yoktu.” Kuzey yumruğunu sıktı. Kız kardeşinin sesi kulaklarında yankılandı. “Abi bebeğim erkek…” Bir an için nefesi kesildi. Altan onu süzdü. “Doktoru eve bıraktık.Takipteyiz kızı , Polis falan yok. Ama kocasından mesaj gelmiş.” Kuzey başını çevirdi. “Koca mı?” Hazar gülümsedi. “Boşanmak isteyen bir koca adayı. Adam kızın üstüne çökmüş. Tehdit ediyor.” Kuzey’in gözleri karardı. “Adını söyle.” Altan bir dosya uzattı. “Serdar Demirkıran. Yerel bir iş adamı, aşiret bağlantılı. Psikopat.” Kuzey kağıda baktı.Durdu bu isim yabancı değildi adama . Hamile bir kadını tehdit eden bir adam… Bu şehirde bu tür adamların yaşaması onun sinirini bozuyordu. “Takip edin kızı,” dedi sakin ama ölümcül bir sesle. “Kim temas ederse haberim olacak.” Hazar gülümsedi. “Abi doktor hanım seni baya etkiledi.” Kuzey sertçe baktı. “Sus lan zevzek herif , borçluyum ona lan ! " Ama zihninde Sıla’nın karnını korur gibi sarılması vardı. Bir adamın göğsünden kurşun çıkarırken bile bebeğini düşünmesi…O bir anneydi ... Tıpkı kız kardeşi gibi ... Sıla ise , hastane odasında oturmuş, karnına sarılmıştı. Telefonu tekrar titreşti. Serdar: “Saklanamazsın. Seni bulurum. O çocuk benim!” Sıla’nın gözleri doldu. “Ben senin değilim,aldattın sen beni .Hemde dostum dediğin adamın karısı ile ! ” diye fısıldadı. O sırada odanın ışıkları söndü, tekrar yandı. Kapının önünde bir gölge belirdi. Sıla ürperdi. Camdan dışarı baktığında siyah bir SUV gördü. Araba biraz durup gitti .... İki hafta sonra .... Kuzey Yanardağ için iki hafta, düşmanlarının son hazırlık süresiydi. Göğsündeki yara kapanmıştı ama içindeki yara kapanmıyordu. O yara üç yıl önce, kız kardeşinin yanarak öldüğü gecede açılmıştı. Artık ayaktaydı. Takım elbisesinin altından dövmeleri belli oluyordu. Uzun boyu ve kaslı vücudu, odadaki herkese farkında olmadan baskı kuruyordu. Kuzey yürüdüğünde insanlar susardı. Altan masasının önünde duruyordu. Hazar koltuğa yaslanmış, sigarasını izliyordu. “Doktorun kocasını araştırdınız mı?” diye sordu Kuzey, sakin ama tehditkâr bir sesle. Altan dosyayı masaya koydu. “Serdar Demirkıran. 34 yaşında. Yerel iş adamı, aşiret bağlantısı var. Karısı üzerinde psikolojik ve fiziksel şiddet uygulamış.Yetmemiş piç herif kızı , dostum dediğin adamın karısı ile aldatmış . Kız boşanmak istemiş. Adam kabul etmemiş.” Kuzey dosyadaki fotoğrafa baktı. " Şerefini siktigimin çocuğu" dedi bağırarak. Serdar’ın gözleri kibirliydi. Güçsüz bir adamın güçlü görünme çabası. “Çocuğun babası?” diye sordu. “DNA testine giremedik ama evlilik içi. Büyük ihtimalle ondan.” Hazar sırıttı. “Abi adam kıza sahiplenme hastası. ‘O çocuk benim’ diye mesajlar atıyor.” Kuzey parmaklarını masaya vurdu. “Hamile bir kadını tehdit eden bir adam…” Altan cümleyi tamamladı: “Ulan madem seviyordun kızı ne diye aldattın mal herif.Gittigi kadında bok gibi ,karısı daha güzel ” Kuzey ters ters baktı Altan'a , ayağa kalktı. Camdan şehre baktı. Geceydi. Şehir onun saatindeydi. “Takipte kalın,” dedi. “Kıza yaklaşan herkes bana rapor edilecek.” Hazar kaşını kaldırdı. “Doktor hanımı koruyor muyuz, sahipleniyor muyuz abi ?” Kuzey dönüp ona baktı. “İkiside Gülüm hadi ! ” Hazar gülümsedi. “Abi kız hamile.” Kuzey kaşını kaldırdı " Yani ? " Hazar sırıttı " Abi düşündüğüm şeyse olmaz bak yazık günah " Kuzey sertçe masaya vurdu " Kızı koynuma mı alacam mal herif! korumaya çalışıyorum .Adamın ne yapacağı belli olmaz" .Hazar ellerini kaldırdı tamam der gibi çıktı odadan . Ardından Altan . Sıla hastanenin koridorunda yürürken karnını hafifçe okşadı. Bebek tekmelemişti. Bazen bu tekmeler onu hayata bağlıyor, bazen de korkularını büyütüyordu. Tam polikliniğin önüne geldiğinde adımlarını yavaşlattı. Koridorun sonunda tanıdık bir siluet vardı. Serdar Demirkıran. Takım elbisesi kusursuzdu. Saçları taralı, yüzünde o yapay sakin gülümsemesi vardı. Ama Sıla onun gözlerini tanıyordu. O bakışlarda sevgi değil, sahip olma hırsı vardı. Sıla’nın boğazı düğümlendi. Geri dönmek istedi ama Serdar çoktan yürüyordu. “Doktor hanım,” dedi yumuşak bir sesle. “Sıla güzelim .” Sıla nefesini tuttu. “Buraya neden geldin?” diye sordu, sesi titrememeye çalışarak. Serdar yaklaştı. Karnına baktı. Gözleri bir anlık karardı. “Özür dilemeye geldim,” dedi. “Saçma şeyler yaptım. Sinirlendim. Ama seni seviyorum. Biz bir aileyiz.” Sıla istemsizce geri çekildi. “Beni aldattın, Serdar. Üstelik dostum dediğin kadının kocasıyla… Bunun adı hata değil.” Serdar’ın yüzündeki gülümseme bir an kayboldu. Ama tekrar takındı. “İnsan hata yapar. Ben seni bırakmam. O çocuk benim. Bizim.” Sesi yumuşaktı ama kelimeleri tehdit gibiydi. Sıla’nın gözleri doldu. “Ben senin değilim. Bitti.” Serdar bir adım daha yaklaştı. Elini Sıla’nın koluna uzattı. “Bitti demen bana ait olmanı değiştirmez Sıla.” " Sende o çocukta benim " ....
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE